Avrupa
Alman hükümetine “Rheinmetall’i kayırıyorsunuz” eleştirisi
Avustralyalı bir savunma sanayi şirketi, Alman silah grubu Rheinmetall’in, kendi şirketinin halihazırda tedarik edebileceğini söylediği anti-drone lazer teknolojisini geliştirmek üzere seçilmesinin ardından, bu şirketin “gücü ve etkisine” sert tepki gösterdi.
Financial Times’a (FT) konuşan Electro Optic Systems’ın (EOS) CEO’su Andreas Schwer, geçen ay, tank ve topçu üreticisine, açık ihale yapılmaksızın “doğrudan ihale” yoluyla Alman donanması için üç prototip lazer sistemi geliştirmesi için 390 milyon avro verilmesi planını öğrenince hayal kırıklığına uğradığını söyledi.
Schwer, Avrupa ülkelerinin insansız hava araçlarına karşı savunma açıklarını kapatmak için yarışırken, Alman tedarik kurumunun aldığı kararın “paranın karşılığını vermeyeceğini” iddia etti.
FT’ye verdiği demeçte, “Açık ihale yapılmadan tek kaynaktan tedarik, Alman vergi mükelleflerinin çıkarına olamaz,” dedi.
EOS’un çok daha güçlü lazerler ürettiğini söyleyen Schwer, “Yarı fiyatına, yarı sürede iki kat daha fazla güç sunabiliriz,” dedi.
Almanya’da bir iştiraki bulunan Canberra merkezli EOS, bu yıl Hollanda ile 71 milyon avroluk bir anlaşma imzalayarak ülkeye teknolojisini sağladı. Ayrıca diğer bazı NATO üye ülkeleriyle de görüşmeler yürütüyor.
Eleştiriler, Alman milletvekillerinin doğrudan ihale, özellikle de yeni ürünlerin geliştirilmesi konusunda tepkisiyle birlikte geldi.
Bu durum, Alman savunma harcamalarındaki büyük artıştan yararlanmak için rekabet etmesiyle, savunma sanayindeki rekabetin nadiren kamuoyuna yansıyan bir örneğini de temsil ediyor.
AB’nin en büyük ekonomisi, 2029’a kadar beş yıl içinde savunmaya 650 milyar avro harcamayı planlıyor. Bu, 2020’den 2024’e kadar harcadığı miktarın iki katından fazla.
Rheinmetall, Almanya’nın en büyük silah şirketi ve ülkesindeki savunma harcamalarındaki artışla birlikte büyüme sürecindedir. Kendisi de eski bir Rheinmetall yöneticisi olan Schwer, doğrudan ihale kararının “Rheinmetall’in pazar gücü”nden kaynaklandığını belirterek, şirketin “saf iktisadi gücü ve etkisi”nin Alman devletini şirkete oldukça bağımlı hale getirdiğini ekledi.