Dünya Basını
Alman profesör Vahrenholt: Almanya enerji politikasında her şeyi yanlış yaptı
Almanya’nın önde gelen enerji uzmanlarından Prof. Dr. Fritz Vahrenholt, federal hükümetin enerji politikalarına tepki göstererek ülkenin “elektriği ödenemez hale getirdiğini” ifade etti. Finans uzmanı Marc Friedrich’e konuşan Vahrenholt, nükleer enerjiden çıkışın tarihi bir hata olduğunu vurgularken, Almanya’nın beş yıl içinde yeni nükleer santraller inşa etmek zorunda kalacağını ifade etti.
Almanya’nın enerji vizyonuna ilişkin temel bir soru sorulması gerektiğini belirterek konuşmasına başlayan Prof. Dr. Fritz Vahrenholt, “Enerji politikasında her şeyi doğru mu yaptık yoksa her şeyi yanlış mı yaptık?” sorusunu yöneltti.
Almanya’da elektriğin ödenemez hale getirildiğini savunan Prof. Dr. Vahrenholt, “En geç beş yıl içinde Almanya’da yeni nükleer santraller inşa etme kararı alacağız. Bu kaçınılmaz olarak gerçekleşecek” dedi.
Küresel ölçekte olağanüstü durumlar yaşandığını saptayan finans uzmanı Marc Friedrich, İran’daki savaşın petrol fiyatlarını yukarı çektiğini ve Hürmüz Boğazı’nın kısmen kapalı kalmaya devam ettiğini hatırlattı.
Friedrich, Almanya’da enerji politikası açısından neler yaşanacağını, “otomobilsiz günler” görülüp görülmeyeceğini ve diğer ülkelerdeki gibi rasyonelleştirme veya kısıntıların gündeme gelip gelmeyeceğini sordu.
Prof. Dr. Vahrenholt, bu sorulara cevaben benzin ve dizel fiyatlarının yanı sıra doğalgaz fiyatlarının da patladığını belirtti. Katar ile yapılan gaz görüşmelerine değinen Vahrenholt, Ekonomi Bakanı’nın Katar Emiri’ne sadece yedi yıllık gaz ihtiyacı olduğunu söylediğini, ancak Katar’ın 20 yıllık sözleşme istediğini hatırlattı. Vahrenholt, “Sonuçta Katar gazını biz değil, İtalyanlar aldı” ifadesini kullandı.
“Akaryakıt fiyat artışından en çok devlet kâr ediyor”
Petrol fiyatlarındaki artıştan en büyük kazancı devletin sağladığını vurgulayan Prof. Dr. Vahrenholt, 1,50 avroluk bir benzin fiyatının yaklaşık 1,03 avrosunun vergilerden oluştuğunu kaydetti. Enerji vergisi, CO2 vergisi ve katma değer vergisinin (KDV) bu yükü oluşturduğunu belirten Vahrenholt, “Petrol fiyatı arttığında KDV de artıyor. Sonunda bu durum bir ‘hırsızı yakalayın’ oyununa dönüyor” dedi.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin yaklaşımını örnek gösteren Vahrenholt, Meloni’nin böyle bir durumda vergileri derhal düşürerek litre başına 20 sentlik bir indirim sağladığını anımsattı. Almanya’nın ise CO2 ve katma değer vergilerini yüksek tutmaya devam ettiğini, ardından “aşırı kâr vergisi” gibi yöntemlerle parayı vatandaşa geri verme vaadinde bulunduğunu söyledi.
Prof. Dr. Vahrenholt, “Bu tipik bir Alman çözümü; devlet parayı cebimizden alıyor ama suçu ‘kötü kapitalizme’ atmaya çalışıyor” dedi.
Berlin’deki asıl sorunun, bu süreçten bir ders çıkarıp çıkarılmayacağı olduğunu belirten Vahrenholt, enerji politikasının bütünüyle sorgulanması gerektiğini dile getirdi.
Nükleer enerjiden çıkış, yerli gaz çıkarma imkânları ve ithalata bağımlılık sürerken kömürden çıkışın doğruluğu üzerine sorular sordu.
Birincil enerjinin yüzde 80’inin fosil yakıtlara dayandığını ve büyük kısmının ithal edildiğini hatırlatan Vahrenholt, “Wadden Denizi’ndeki tek petrol platformumuz bile Deutsche Umwelthilfe tarafından mahkeme yoluyla durduruldu” siteminde bulundu.
“Nükleer enerjiden çıkış fevkalade yıkıcı bir karardır”
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in nükleerden çıkışın ağır bir hata olduğuna dair geç gelen itirafına değinen Vahrenholt, von der Leyen’in 2011’de bu karar alındığında çalışma bakanı olduğunu hatırlattı.
Başbakan Friedrich Merz’in ise von der Leyen’in bu görüşüne katılmasına rağmen “durumun böyle olduğunu” söylemekle yetindiğini belirtti.
Hükümetin şebeke genişletme çalışmalarına odaklanmasını eleştiren Prof. Dr. Vahrenholt, “Şebeke genişletmenin doğalgaz arzına ne faydası var? Tek yapacağımız elektriği Almanya’da ödenemez hale getirmek. Şebeke yatırımları 680 milyar avroya mal olacak ve bu maliyet işletmeleri ve hane halklarını ezip geçecek” uyarısını yaptı.
Marc Friedrich’in olası enerji kesintileri ve rasyonelleştirme sorularına yanıt veren Vahrenholt, Slovakya, Macaristan ve Çekya’nın Drujba boru hattına bağımlı oldukları için farklı bir durumda olduklarını, Almanya için kısa vadede bir arz sorunu beklemediğini ifade etti. Sanayi kuruluşlarının genellikle sonraki iki yıl için enerji stokladığını, bu nedenle kısa vadeli dalgalanmalardan hemen etkilenmediklerini ancak yüksek maliyetlerin zamanla enerji arzına ve bütçeye nüfuz edeceğini belirtti.
“Kaya gazına yönelik kampanya Rusya tarafından finanse edildi”
Almanya’nın Avrupa’nın en büyük şist gazı (shale gas) rezervlerine sahip olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Vahrenholt, Kuzey Almanya ovasında, Aşağı Saksonya, Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern bölgelerinde devasa rezervler bulunduğunu söyledi. Vahrenholt, “Elimizde 30 yıl yetecek kadar gaz var ve bu gaz Amerikan veya Katar gazından çok daha ucuz olurdu” dedi.
Fracking teknolojisine karşı yürütülen kampanyaların arkasında Rusya’nın olduğunu ifade eden Vahrenholt, “Putin, Brüksel ve Almanya’daki yeşil organizasyonlara 82 milyon avro dağıtarak fracking’i imkansız hale getirdi. Gazprom Germania üzerinden büyük bir kampanya yürütüldü çünkü kendi gazlarını satmak istiyorlardı” yorumunda bulundu. Alman siyasetinin bu tuzağa düşerek 2017’de bu yöntemi yasakladığını anımsattı.
Şansölye Scholz’un “Almanya hızı” (Deutschland-tempo) ile altı ayda sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) terminalleri kurabildiğini belirten Vahrenholt, aynı hızla yerli gaz çıkarma işlemlerine başlanabileceğini kaydetti.
“Kendi gazımızı çıkarmak sadece istihdam yaratmakla kalmaz, ticaret dengemizi düzeltir ve enerjiyi ucuzlatırdı” diyen Vahrenholt, nükleer enerjiden çıkıştan sonra Alman ekonomisini ayakta tutan şeyin ucuz Rus gazı olduğunu ancak artık bu imkanın kalmadığını belirtti.
“Yenilenebilir enerjinin maliyetini vatandaş ödüyor”
Güneş ve rüzgar enerjisinin yetersiz kaldığı anlarda sisteme yedek enerji gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Vahrenholt, “Berlin’de nihayet geceleri güneşin doğmadığını fark ettiler” değerlendirmesini yaptı.
Hidrojen enerjisinin çok pahalı olduğunun anlaşıldığını belirten Vahrenholt, Ekonomi Bakanlığı’nın doğalgaz santralleri kurma planının ise gaz ithalatını iki katına çıkaracağını ifade etti.
Eski Bakan Vahrenholt, mevcut 27 büyük kömür santralinin devreye alınması ve CO2 vergisinin düşürülmesi durumunda Almanya’da sanayinin tekrar canlanacağını açıkladı.
CO2 sertifikalarından elde edilen gelirlerin vatandaşın cebinden çıktığını ve “İklim Fonu”na gittiğini belirten Vahrenholt, bu paranın elektrik fiyatları düştüğünde güneş ve rüzgar santrali operatörlerine aktarıldığını söyledi.
Profesör, “Vatandaştan alınan 16-18 milyar avro her yıl bu operatörlere transfer ediliyor. Bu döngü kırılırsa herkesin imreneceği bir elektrik fiyatına sahip oluruz” dedi.
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki yeniden sanayileşme sürecine dikkat çeken Vahrenholt, ABD’nin yapay zeka (YZ) yarışını kazanmak için enerji ihtiyacını nükleer, kömür ve gaz ile karşıladığını belirtti. Google, Microsoft ve Amazon gibi devlerin kendi nükleer ve gaz santrallerini kurduğunu hatırlatan Vahrenholt, Almanya’nın bu treni kaçırmaması gerektiğini vurguladı.
“Beş yıla kalmaz nükleer enerjiye geri döneceğiz”
Nükleer santral sahalarının korunması gerektiğini savunan Prof. Dr. Vahrenholt, “Almanya’da 17 santral lokasyonu var. Burada hatlar, soğutma suyu ve tüm altyapı hazır. En önemlisi buraların çevresinde bir güvenlik çiti var. Beş yıl içinde yeni nükleer santraller inşa etme kararı alınacağından eminim çünkü bu teknoloji en rekabetçi ve ucuz yöntem olarak kendini dayatacak” dedi.
Mevcut lokasyonların eğlence parkına dönüştürülmesine karşı çıkan Vahrenholt, “Çekya, Polonya ve Hollanda nükleer santraller inşa ederken biz onlardan gelecek elektrik için dileneceğiz” ifadesini kullandı. Hükümetin benzin fiyatlarıyla uğraşmasını “küçük siyaset” olarak niteleyen Vahrenholt, federal yönetimin enerji krizinden doğru dersleri çıkarması gerektiğini belirtti.
Ekonomi Bakanı Katherina Reiche’nin nisan sonunda yaşanabilecek yakıt kıtlığı uyarılarını değerlendiren Vahrenholt, İran’ın Çin’e sevkiyatları serbest bırakmasının dünya piyasasını rahatlatabileceğini söyledi.
Rusya’ya yönelik ambargonun esnetilmesi gerekebileceğini de belirten Vahrenholt, “Lâmbalarımız sönmeden önce pragmatik davranmalı ve ambargoyu kademeli olarak sonlandırmayı düşünmeliyiz” dedi. Krizlerin alışkanlıkları sorgulamak için bir fırsat olduğunu ancak bunun için cesaret gerektiğini ifade ederek sözlerini tamamladı.