Bizi Takip Edin

Avrupa

Almanya’da erken seçim sesleri

Yayınlanma

Almanya’da trafik lambası koalisyonunu oluşturan partiler, kendi gündemleri doğrultusunda Alman iş dünyası liderleri ile bir araya geliyor. Parti liderleri, faaliyetlerini “koordine etmemek” ile suçlanıyor.

Almanya Şansölyesi Olaf Scholz bu ay, ülkenin kötü giden ekonomisinin nasıl kurtarılacağını tartışmak üzere endüstri liderlerinden oluşan bir zirve düzenleyeceğini duyurdu.

Bir hafta sonra Yeşil Ekonomi Bakanı Robert Habeck kendi önerilerini ortaya koydu. Ardından FDP’li Maliye Bakanı Christian Lindner salı günü  başka bir iş zirvesi yapılacağını duyurdu.

Reuters’a göre Almanya’nın SPD, FDP ve Yeşiller’den oluşan koalisyonu içinde giderek artan işlevsizliğin altını çizen bir kakofoni içinde, duyuruların hiçbiri birbiriyle koordine edilmedi ya da karşılıklı onayla karşılanmadı.

Üst düzey parti ve hükümet yetkilileri, gelecek yıl yapılacak federal seçimler için kampanyanın gayri resmi olarak şimdiden başladığını ve iktidardaki üç partiyi karşı karşıya getirdiğini söylüyor. Koalisyonlarının dağılma riski her zamankinden daha yüksek.

Habere göre son bölgesel seçimlerde FDP ve Yeşiller’in bazı eyalet parlamentolarına girememesine neden olan kötü performansları nedeniyle partiler içinde yaşanan panik, liderlerine daha az taviz vermeleri ve kendi gündemlerini daha iyi dayatmaları için baskı yapmalarına neden oluyor.

FDP’nin zor tercihi: Hükümetin içinde mi, dışında mı kalacak?

Özellikle şu anda federal parlamentoya girmek için gereken %5’lik barajın altında oy alıyor görünen FDP topun ağzında. Reuters’a konuşan üst düzey FDP kaynakları, partinin haftalardır hükümet içinde mi yoksa dışında mı oy oranını artırma şansının daha yüksek olduğunu tartıştığını söyledi.

Adının açıklanmasını istemeyen bir hükümet yetkilisi, FDP lideri ve Maliye Bakanı Christian Lindner’in koalisyonu bozmak istemediğini fakat partisi içinde artan bir baskıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Yakın zamana kadar, üç koalisyon partisinin de düşük oy oranları analistler tarafından yeni seçimlere gitmeleri için çok büyük bir caydırıcı unsur olarak görülüyordu.

Lindner bu dönemi “kararların sonbaharı” olarak nitelendirerek hükümetin ekonomiyi canlandırmak ve bütçe açığını kapatmak için önemli tedbirleri kabul etmesi gerektiğini söyledi.

CDU liderinin seçim çağrısına Scholz’dan ret

“Almanya için istikrar büyük önem taşıyor,” diyen Lindner, bu ayki Masa Başı Brifinglerinde, bir noktada hükümetin kendisinin de sorunun bir parçası haline gelebileceğini kabul etti.

Lindner, Yeşil Ekonomi Bakanı Robert Habeck’in vergi indirimi yoluyla yatırımları teşvik etmek için geçen hafta açıkladığı politika önerilerini “kavramsal çaresizliğin işareti” olarak nitelendirdi ve hükümet içerisindeki sorunları kamuoyu önüne taşıdı.

“Koalisyondaki çıkmazı şimdi açık bir yumruklaşma mı izleyecek? Bu bir yıl daha devam etmeli mi?” diye soran ana muhalefet partisi Hıristiyan Demokratların (CDU) lideri Friedrich Merz ise erken seçim çağrısında bulundu.

Scholz bu çağrıyı reddederek, “Birisi bir yetkiye sahipse, görevlerini yerine getirmek için çalışmalıdır,” cevabını verdi.

Bütçe komisyonundan çıkacak karar kritik

Hükümetin sorunları şimdi mali açıdan “şahin” FDP ile daha fazla harcama yanlısı SPD ve Yeşiller arasındaki farklılıkları ön plana çıkararak üst üste ikinci yıl daralmaya hazırlanan bir ekonomiyi canlandırmaya kaymış durumda.

Üst düzey bir FDP kaynağı, 2025 bütçesini parlamentodan geçirip geçiremeyeceklerinin koalisyonun yaşayabilirliği için bir turnusol testi olacağını söyledi. Bütçe komisyonu 14 Kasım’da toplanacak.

Reuters’a konuşan kaynak, “Bu belirleyici toplantıdan önce hükümetin, son vergi tahminlerinin de ışığında, iktisadi ve mali politikada bir sonraki adımlar konusunda ortak bir anlayışa varması gerekiyor. Önümüzdeki haftalar belirleyici olacak,” dedi.

Lindner geçen hafta yaptığı açıklamada, Almanya’nın 2025 bütçe taslağında öngörülen açığın bu tahminlerin bir sonucu olarak 12 milyar avrodan 13,5 milyar avroya çıktığını söyledi.

“Hükümete artık güven yok”

Bir FDP hükümet yetkilisi Scholz, Habeck ve Lindner arasında üçüncü bir müzakere turuna ihtiyaç duyulabileceğini söyledi. Yetkili, “Ruh hali hiç iyi değil, artık güven yok,” dedi.

Analistlere ve yetkililere göre en olası senaryo, politikalarının meyve vermeye başlayacağı umudu ve Almanya’nın istikrara olan eğilimi nedeniyle koalisyonun 28 Eylül 2025’te yapılacak bir sonraki federal seçime kadar bir arada kalması.

Fakat SPD’nin yeni genel sekreteri Matthias Miersch bu ay, FDP ya da Yeşiller’in koalisyondan erken ayrılması halinde bir azınlık hükümeti kurulması ihtimalini gündeme getirdi.

Miersch, “Bütçe vaktinden önce onaylanırsa bu bir sorun olmaz,” dedi.

Trump’ı beklerken…

Fakat hükümetin popülaritesinin düşüklüğü göz önüne alındığında, yeni seçimler için yapılan baskılara direnmekte zorlanması muhtemel. Böyle bir hamle için önce başbakanın güvensizlik oyu istemesi gerekecek, böylece cumhurbaşkanı parlamentoyu feshedebilecek.

Yine de koalisyonun bir araya gelmesine neden olabilecek bir dış olay var: İthalata yüksek gümrük vergileri getirme ve NATO müttefiklerine desteği şarta bağlama tehdidinde bulunan eski ABD Başkanı Donald Trump’ın 5 Kasım’da yeniden seçilme ihtimali.

Birinci hükümet yetkilisi, “Dünyanın üçüncü büyük ekonomisi böyle bir zamanda lidersiz kalma riskini göze alamazdı. Bunu herkes biliyor, Lindner bile,” diyerek kritik duruma işaret etti.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English