Dünya Basını

Amerikalı gazeteci Greenwald: Propagandanın senaryosu hiç değişmiyor

Yayınlanma

Araştırmacı gazeteci Glenn Greenwald, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırganlığını, onlarca yıl boyunca birikmiş Amerikan savaş propagandasının son halkası olarak tanımladı. Greenwald; Tahran’daki petrol rafinerisinin bombalanması, kız öğrencilerin hayatını kaybettiği okul saldırısı ve tatlı su kaynaklarını hedef alan hava harekâtlarını tek tek irdelerken, “Bu kurtuluş değil; özgürleştiriyoruz diye bombalıyorlar” dedi.

Araştırmacı gazeteci Glenn Greenwald, kendi YouTube kanalında son yayınında İran’a yönelik ABD ve İsrail operasyonunu onlarca yıl boyunca birikmiş Amerikan savaş kültürünün prizmasından geçirdi.

35 yaşın üzerindeki her Amerikalının olağanüstü bir savaş propagandasına maruz kaldığını vurgulayan Greenwald, “Irak’ın işgaline ve işgale yol açan manipülasyonlara, hiçbir kazanım sağlamayan 20 yıllık Afganistan işgaline, Libya’yı mahveden savaşa, Suriye’yi yıllarca kasıp kavuran çatışmaya bakın. Bunlara Venezuela kıyılarındaki gemi bombardımanlarını ve Ukrayna’daki savaşın sonsuz silahlanmasını ekleyin” diye konuştu.

65-70 yaş üzerindekiler için bu tablonun başına Vietnam’ı koyduğunu belirten Greenwald, “Hükümet o savaşa bizi yalan söyleyerek soktu, sonra da kazanmak üzere olduğumuza dair yalanları aralıksız sürdürdü; oysa Pentagon belgelerinin ortaya koyduğu gibi içeride bunun mümkün olmadığını zaten biliyorlardı” dedi.

Greenwald’a göre Amerikan savaş propagandasının en çarpıcı özelliği, onlarca yıl boyunca değişmeden kalmış olması.

“Propagandanın senaryosu hiç değişmiyor. Bu senaryonun bileşenleri o kadar apaçık yanlış ve yanıltıcı ki saatler boyunca sayabilirim” diyen Greenwald, buna karşın söz konusu propagandanın işe yaradığını, çünkü insan psikolojisine yönelik biçimlendirildiğini vurguladı.

Greenwald, “Bu propaganda, yüzyıllar içinde geliştirilerek kabileci dürtüler ve diğer ilkel duygular başta olmak üzere en temel içgüdülerimizi harekete geçirmek için tasarlandı. Buna dünyanın halklarını baskıdan kurtarmak için orada olduğumuz iddiası da dahil; tüm bunlar açık bir yalan” diye konuştu.

ABD’nin bugüne kadar desteklediği ve finanse ettiği hükümetlerin gezegenin en vahşi yönetimleri arasında yer aldığını hatırlatan Greenwald, çelişkinin boyutlarını gözler önüne serdi.

“İran’ı kurtarıyoruz diye halka bomba yağdırıyorlar”

Greenwald’a göre propagandanın en etkili ve en çok çürütülmüş öğesi şu: Savaşa gitmenin gerekçesi olarak sunulan, halka özgürlük ve demokrasi getirme iddiası.

Greenwald, “ABD ve İsrail hükümetlerinin İranlılara, İranlı kız çocuklarına ya da başkalarına en ufak bir ilgi duyduğunu sanmıyorum. Hem de bunun çok ötesinde: Bu hükümetler umursamadığı için, açıkça öne sürülen bu amaçlarla hiçbir ilgisi olmayan bir savaş yürütecekler” dedi.

Greenwald, gerçek amacı şöyle özetledi: “Savaş, saldırdığımız ülkenin halkını kurtarmak ya da özgürleştirmek için değil; ülkeyi parçalara bölmek, kontrol altına almak ve oraya kendi çıkarlarımıza hizmet eden zayıf bir yönetim kurmak için tasarlandı. Bunu yapabilmek için de kurtardığınızı ve özgürleştirdiğinizi iddia ettiğiniz kitleleri büyük ölçüde yaralamanız ve öldürmeniz gerekiyor.”

Savaşın yalnızca ilk haftasında yaşananları aktaran Greenwald, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in angajman kurallarına, yani savaş hukukuna artık bağlı olmadıklarını açıkça ilan etmesiyle söze girdi.

Gazeteci, “Pete Hegseth, Lindsey Graham ve hatta Trump, daha önce hiç görülmemiş serbestlikte öldürme eyleminden açıkça zevk alır, hatta bundan eğlenir gibi görünüyor” dedi.

“Özgürleştirmek için petrol rafinerisini mi bombalıyorlar?”

Greenwald, ardından İsrail’in Tahran’daki büyük petrol rafinerisini vurduğunu ve bu saldırının neden özellikle çarpıcı olduğunu şöyle açıkladı:

“İran ekonomisinin bel kemiği olan ve halkın refahını besleyen petrol ekonomisini yerle bir etmek, o ekonomiye bağlı bir ülkenin halkını kurtarmak istiyorsanız yapılacak en tuhaf şeydir.”

Saldırıların ardından Tahran sakinlerinin gördükleri sahneleri aktaran Greenwald sordu:

“Çocuklarınızla birlikte arabanızdaysanız ve bunu gördüyseniz, buna yangın bile demek istemiyorum; ormanlık alanı değil, yoğun yapay biçimde simsiyah dumanlar saçan zehirli bir cehennem alevi gördüyseniz, çocuklarınıza şunu mu söyleyeceksiniz: ‘Bakın, özgürleşiyoruz; bu bombaları atan ülkelere minnettarız?'”

Görüntülere atıfta bulunan Greenwald, “Bana göre bu kurtuluşa benzemiyor” dedi.

Tahran’ın kara bir dumana büründüğünü aktaran Greenwald, sahadan gelen bilgilere değindi: Sabah yağmurunun siyah ve yağlı yağdığı, su birikintilerinde ve sokak yüzeylerinde yağ kalıntısı bulunduğu gözlemlendi.

Greenwald, “Risk yalnızca bugünle sınırlı değil” diye vurguladı:

“Yoğun nüfuslu bir şehrin ortasındaki petrol rafinerisini ateşe verdiğinizde, kurtarmaya çalıştığınızı öne sürdüğünüz İranlı çocuklar da dahil, büyük kitlelerin uzun süre acı çekeceği tartışmasız bir gerçek.”

“ABD kendi yaptığını İran’a yıktı”

Greenwald’ın analizinin en ağır kısmını 170-180 kız öğrencinin hayatını kaybettiği okul saldırısı oluşturuyor. Araştırmacı gazeteciye göre ABD, başlangıçta soruşturma başlattığını açıklayarak sorumluluğu kabul etmedi.

Trump’ın kamuoyu önüne çıkarak “İran kendi okulunu bombaladı” dediğini aktaran Greenwald, “Pete Hegseth bile Trump’ın bu iddiasını doğrulamadı; ‘Efendim, soruşturuyoruz’ demekle yetindi” diye konuştu. Hemen ardından ekledi: “Ancak kanıtlar artık ezici biçimde ABD’ye işaret ediyor.”

Greenwald, kendi eleştirdiği Bellingcat’in analizine de dikkat çekti: “Batı istihbarat kurumları tarafından finanse edildiği için ABD hükümetine yakın duran Bellingcat bile görüntüleri inceleyerek şu sonuca ulaştı: Yeni çekilen görüntüler, 28 Şubat’ta bir ABD Tomahawk füzesinin Minab’daki İslam Devrim Muhafızları Ordusu tesisine çarptığını ortaya koyuyor; aynı görüntüler kız okulunun bulunduğu bölgeden yükselen dumanı da açıkça gösteriyor.”

Drop Site News ise araştırmacı Trevor Ball’ın tespitini aktardı: Bellingcat tarafından incelenen ve coğrafi konumu doğrulanan görüntüler, ABD Tomahawk füzelerinin güney İran’daki kız ilkokuluna çarptığını ve büyük çoğunluğu çocuk olan 180 kişinin hayatını kaybettiğini kanıtlıyor. Sonuç netti: İsrail’de Tomahawk füzesi yok; ABD’de var.

Reuters de konuya ilişkin özel bir haber yayımladı. Ajansa göre ABD’nin kendi yürüttüğü soruşturma, sorumluluğun Washington’a ait olduğu sonucuna ulaşıyor.

“Tatlı su arıtma tesislerini bombalıyorlar, Trump ‘kimin umurunda?’ diyor”

Greenwald, harekâtların yalnızca okullarla sınırlı kalmadığına da dikkat çekti. New York Times’ın haberine göre ABD ya da İsrail’in İran’daki tatlı su arıtma tesislerini de vurduğunu aktaran Greenwald, Trump’ın bu konudaki tutumunu aktardı: Tesis bombardımanları sorulduğunda Trump, “Kim umursar? Bunlar dünyanın en kötü insanları; kadınları ikiye bölüyorlar, bebeklerin başlarını kesiyorlar” dedi.

Greenwald, buna karşılık verdi: “Trump burada İsrail’in 7 Ekim hakkında yaydığı ve hiçbiri doğrulanmayan yalanları tekrarlıyor. Tatlı su arıtma tesisleri bölge halkının içme suyu kaynağıdır; bunları bombalamak, İranlıları ve İranlı çocukları özgürleştirme söylemiyle hiçbir şekilde bağdaşmıyor.”

Greenwald, Financial Times’ın haberine de atıfta bulundu: Tahran sakinleri, gece boyunca petrol depolama tesislerinin vurulmasının ardından zehirli gaz solumaktan kaçınmaları için uyarıldı.

“Bu yalnızca İran devlet medyasının söylediği değil; her çevreci ve petrol uzmanı aynı uyarıyı yapıyor” diye konuşan Greenwald, durumu şu cümleyle özetledi: “Görünüşe göre İranlı kız çocuklarını okullarını bombalayarak, havalarını zehirleyerek ve tatlı su kaynaklarını yok ederek özgürleştiriyoruz.”

“Şok ve yıldırma bu kez de çalışmayacak”

Greenwald, ABD ve İngiliz kuvvetlerinin Bağdat’ı “şok ve yıldırma” stratejisiyle bombaladığı dönemi hatırlattı. “Bu strateji, eşi görülmemiş bir hava gücü gösterisiyle yalnızca İran ordusunu değil sivil toplumu da çok kısa sürede alt üst edecek ve teslim olmalarını sağlayacak bir yıkım yaratmayı hedefliyordu” dedi.

Greenwald’a göre tarih bu konuda çok net bir yargı veriyor:

“Çalışmadı. Onları korkuttular ama teslim alamadılar. Kurtarıcı olarak karşılanacağımız kehanetini de çürüttü; çünkü genel olarak insanlar bunu başlarına getirenleri kurtarıcı olarak görmez.”

Pete Hegseth’in önceki Amerikan savaşlarında çok fazla kısıtlandıkları gerekçesiyle angajman kurallarını geri çektiği açıklamasına da değinen Greenwald, “Vietnam’da napalm kullandık, Agent Orange döktük; kanser ve hastalıklara yol açtık. Fallujah’ta da aynısını yaptık. Ama bu yeni savaşın gerekçesi ‘bu kez farklı olacak, çünkü öncekiler çok kısıtlıydı'” diye konuştu.

Greenwald, savaşın stratejik bir sonucuna da değindi: ABD, İran’ın dini lideri Hamaney’i harekâtın ilk gününde öldürdü. Hamaney’in ölümünün ardından İran Uzmanlar Meclisi, liderliğe onun oğlunu seçti.

Greenwald bu tercih üzerinde özellikle durdu: “Oğlunun yalnızca genel olarak babasından daha sert çizgide olduğu söylenmiyor; geçen hafta babasını İsrail hava saldırısında kaybetti, eşini, kardeşlerini ve diğer akrabalarını da.”

Ardından sordu: “Bu kişinin ABD ile müzakere etmeye hazır olacağını, Amerika’nın isteklerine uyum sağlayacak bir lider olacağını mı düşünüyorsunuz? Babası, eşi ve akrabalarını hava bombardımanında kaybeden birinin ABD’ye ve İsrail’e nasıl bakacağını düşünün.”

Greenwald, sonucu keskin bir ironiyle özetledi: “Lider değişimi için rejim değişikliğine gittik; babadan oğula geçtik. Oğul daha sert. Ve açıkçası bu şaşırtıcı değil.”

Tahran’ın Devrim Meydanı’ndaki kalabalığa da dikkat çeken Greenwald, “Farsça bilmeseniz bile anlaşılıyor: Bu kalabalık ABD ve İsrail’i kutlamak için orada değil. Yeni lideri selamlıyorlar, ülkelerine yönelik saldırı karşısındaki öfkelerini ve kararlılıklarını dile getiriyorlar” dedi.

Hemen ardından şunu ekledi: “İran’daki herkesin ya da çoğunluğun bu duyguları taşıdığını iddia etmiyorum. Bunu bilemem. Ama bu duygunun büyük kesimler arasında var olduğu çok açık ve neden böyle olduğunu anlamak için spekülasyon yapmaya gerek yok. Kendi ülkesine bu yapılanı gören her toplum benzer biçimde tepki verir.”

“Bu savaşı ahlaki buluyorsanız son 25 yıla bakın”

Greenwald, analizini sert bir uyarıyla noktaladı:

“Bu savaşın soylu, ahlaki ya da özgürleştirici olduğunu, ya da ABD’nin misilleme şiddetinden muaf kalacağını düşünüyorsanız son 25 yılın savaş tarihine bakmanızı öneririm. Vietnam’a bakın, Irak’a bakın. Yaşananlara en temel bir bakış bile sizi oldukça çabuk fikir değiştirmeye ikna edecektir.”

Savaşı destekleyenlere de ayrıca seslenen Greenwald şunu söyledi: “Keşke en azından bunu gerçekten o ülkedeki insanlara duyduğunuz insancıl kaygıdan yaptığınızı iddia etmeseydiniz.”

Çok Okunanlar

Exit mobile version