Amerika

Anket: ABD’deki Ortadoğulu gazeteciler Gazze savaşı sonrası baskı ve otosansürle karşı karşıya

Yayınlanma

Arap ve Ortadoğulu Gazeteciler Derneği’nin (AMEJA) araştırmasına göre, Gazze savaşının başlamasından bu yana ABD’deki Ortadoğu ve Kuzey Afrika kökenli gazeteciler, haber merkezlerinde artan düzeyde baskı, otosansür ve çifte standartla karşılaşıyor. Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu, tepki çekme korkusuyla kendilerini sansürlediklerini ve objektiflik standartlarının etnik kökene göre farklı uygulandığını belirtiyor.

Arap ve Ortadoğulu Gazeteciler Derneği (AMEJA), Gazze savaşının başladığı Ekim 2023’ten bu yana ABD’deki Ortadoğu ve Kuzey Afrika kökenli gazetecilerin çalışma ortamlarında “endişe verici değişiklikler” yaşandığını ortaya koyan bir araştırma yayımladı.

Araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 68’i editörlerin haberleri sunma veya Ortadoğu’yu çerçeveleme biçiminde değişiklikler gözlemlediğini ifade etti.

Yüzde 85’i ise bölgeyle ilgili haberlerinde “daha yüksek bir tarafsızlık standardına” uymak zorunda hissettiklerini belirtti.

Katılımcıların dörtte üçü ‘çifte standart’ görüyor

Yaklaşık 70 gazetecinin yanıtlarına dayanan araştırma, katılımcıların dörtte üçünün haber merkezlerindeki “objektiflik” standartlarının etnik köken veya kimliğe göre eşit uygulanmadığına inandığını gösterdi.

Aynı oranda gazeteci, tepki çekme endişesiyle kendi içeriklerinde otosansür uyguladıklarını dile getirdi.

Katılımcıların yüzde 44’ü ise son bir yılda çevrim içi tacizlerin arttığını bildirdi.

‘Sorun hakkında konuşmak yerine somut veri istedik’

AMEJA Başkanı ve Slate dergisi yazarı Eymen İsmail, Gazze’de ateşkesin yürürlüğe girdiği bir dönemde yayımlanan raporun, savaşın haberleştirilme biçimini yeniden değerlendirme fırsatı sunduğunu söyledi.

İsmail, “Biz gazeteciler olarak hakikati ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Sorun hakkında konuşmak yerine somut veriler görmek istedik; bunun ne kadar yaygın olduğunu anlamaya çalıştık” diye konuştu.

Liderlik pozisyonlarında ‘zayıf’ temsil

Eymen İsmail, katılımcıların yüzde 60’ının Ortadoğu ve Kuzey Afrika kökenli gazetecilerin kurumlarındaki üst düzey pozisyonlarda “zayıf biçimde temsil edildiğini” düşündüğünü belirtti. Bu durumun, haber merkezlerinde bu grubun hangi konularda görevlendirildiğini de doğrudan etkilediğini ifade eden İsmail, “Haberleri kimin yazdığına, kimin düzenlediğine ve doğruluğunu kimin kontrol ettiğine baktığınızda, bu boşlukların neden oluştuğunu anlıyorsunuz” değerlendirmesini yaptı.

İsmail, bölgeden bir gazetecinin katkısının önemini şu sözlerle vurguladı:

“Bir Arap ya da Ortadoğulu gazetecinin bölgeyle ilgili meseleleri yazması, yayınlara benzersiz bir erişim ve kültürel sezgi kazandırır. Özellikle dili bilen ve toplumun dinamiklerine hâkim birinin katkısı paha biçilmezdir.”

İsmail, iyi haberciliğin kökene bağlı olmadığını ancak kültürel bağları olan seslerin varlığının editöryal anlayışı zenginleştirdiğini ve bazı Batılı haberlerde görülen kültürel önyargıları azalttığını da ekledi.

Dernek, raporunda çözüm önerilerine de yer verdi. İsmail, çevrim içi tacizlerin azaltılması için haber merkezlerinin, çalışanlarının kişisel bilgilerini internetten kaldırabilecek kaynaklar sağlaması gerektiğini söyledi.

İsmail, “Bu sorunlar çözülebilir. Onları görünür kıldığımızda, sadece muhabirlerin değil, genel olarak bölgeye dair haberciliğin kalitesini artırmak için ortak bir irade oluşacaktır” ifadelerini kullandı.

AMEJA, araştırma sonuçlarının ABD medyasında Ortadoğu’ya dair konularda ifade özgürlüğünün daraldığına dair bir uyarı niteliği taşıdığını vurguladı.

Dernek, farklı kimliklerden gelen gazetecilerin temsilinin ve çeşitliliğin korunmasının, “uluslararası haberlerin güvenilirliği açısından hem mesleki hem de etik bir zorunluluk” olduğunu belirtti.

Çok Okunanlar

Exit mobile version