Avrupa
AP, sert iltica yasalarını kabul etmeye hazırlanıyor
Aşırı sağın göç üzerindeki etkisine ilişkin endişelerin artmasıyla, yeni sığınma karşıtı yasalar Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından onaylanacak gibi görünüyor.
Strasbourg Meclisi, 10 Şubat Salı günü, sığınma talebinde bulunanları Avrupa dışındaki ülkelere sınır dışı etmeyi yasal olarak kolaylaştıracak iki yeni yasayı büyük olasılıkla kabul edecek.
Her iki yasa da yabancı devletlerin işbirliğine bağlı olsa da, “güvenli” kavramları, Avrupa’nın sığınma konusunda daha sert bir tutuma doğru önemli bir dönüşümü işaret ediyor.
Sağcı Avrupa için Vatanseverler (PfE) sözcüsü Alonso de Mendoza Asensi geçen hafta gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu iyi bir haber. Görünüşe göre Avrupa göç politikasını değiştiriyor,” diye konuşmuştu.
Oylamaya sunulacak önlemler, “güvenli menşe ülkeleri” ve “güvenli üçüncü ülkeler” kavramlarını kapsıyor.
AB’nin “güvenli üçüncü ülke” kuralı uyarınca, yetkililer bir sığınma başvurusunu reddedebilir ve başvuru sahibini başka bir ülkeye, muhtemelen Batı Balkanlar veya Afrika’ya transfer edebilir.
Bu, başvuru sahibi o ülkeye hiç gitmemiş, sadece transit geçiş yapmış olsa bile veya ülke belirsiz bir şekilde tanımlanmış “etkin koruma” sunabilecek durumda olsa bile gerçekleşebilir.
Öte yandan, AB’nin “güvenli menşe ülkeleri” listesi, hükümetlerin Bangladeş, Kolombiya, Mısır, Hindistan, Kosova, Fas ve Tunus gibi ülkelerden gelen sığınmacıları hızla reddetmesine ve geri göndermesine olanak tanıyor.
Önemli olarak, menşe hükmü aynı zamanda İtalya’nın Arnavutluk ile yaptığı tartışmalı göç anlaşmasının önündeki yasal engelleri aşarak yolu düzleştiriyor.
Her iki kavram da, geçen aralık ayında Uluslararası Göçmenler Günü’nde tek bir müzakere sonrasında eş yasama organları arasında geçici olarak kabul edildi, bu da ikisinin birbiriyle yakından uyumlu olduğunu gösteriyor.
Fakat salı günü AP milletvekillerinin oylaması ile bu kavramların kabul edilmesi ve üye devletlerin bir dizi yeni AB çapında sığınma ve göç kuralını uygulamaya koyacağı haziran ayı sonundan önce yakında yasa haline gelmesi muhtemel.
Merkez sağ Avrupa Halk Partisi (EPP) sözcüsü Daniel Köster, her iki “güvenli” kavramında da aşırı sağın görüşlerini yineledi.
Köster, “Güvenli bir ülkeden geliyorsanız veya güvenli bir ülkeden geçiyorsanız, bu sığınma değil,” dedi.
Merkez ve aşırı sağın söylemlerinin birleşmesi, geçen ay AP sivil özgürlükler komitesindeki oylama eğilimlerine de yansıdı.
EPP, PfE, Avrupa Muhafazakârları ve Reformcuları (ECR) ve Egemen Uluslar Avrupa’sı (ESN) güçlerini birleştirerek her iki güvenli ülke kavramını da komite düzeyinde kabul ettirdiler. BU, AP’deki tüm sağ grupların birleşmesi demek.
Fransız Yeşil Parti milletvekili Mélissa Camara, bir basın açıklamasında, oylamanın EPP’nin “göç politikası gibi hassas konularda üç aşırı sağcı grupla çoğunluk oluşturmaktan utanmadığını ve ‘güvenlik kordonu’ndan geriye kalan azıcık şeyin de ortadan kalkmasına neden olduğunu” gösterdiğini söyledi.
İlerici ve sol eğilimli güçler komitede her iki kavramı da reddederken, liberal Renew Europe bir oylamada büyük ölçüde çekimser kaldı.
Salı günü Strazburg’da yapılacak genel kurulda, merkez ve aşırı sağ siyasi güçler arasında benzer bir oy ittifakı oluşması muhtemel.
Brüksel’deki İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) savunma direktörü Iskra Kirova, bu kavramları AB’de sığınma hakkına bir darbe olarak nitelendirdi.
Bu ayın başlarında verdiği bir röportajda, “Bu, Avrupa Birliği’nin, sığınma hakkı olabilecek kişilerin sığınma başvurularını offshore’a taşıma kararı,” dedi.