Avrupa
AP’nin en büyük grubu EPP “İslamcı ağların” haritalandırılmasını destekliyor
AP’nin en büyük siyasi gücü olan Avrupa Halk Partisi (EPP), salı günü ayrı ayrı kararlarla sığınma ve İslami ağlara yönelik geniş kapsamlı eleştirilerde bulundu.
İslam konusundaki kararda, bu dinin Avrupa demokrasisini zayıflatmak amacıyla “gizli sızma” yoluyla siyasi olarak istismar edildiği iddia ediliyor.
Ursula von der Leyen’in de mensup olduğu EPP, yetkililerden İslamcı örgütlerin ağlarını haritalandırmalarını, sivil topluma sağlanan finansmanı kesmelerini ve dinle ilgili daha fazla istihbarat toplanmasını sağlamalarını istiyor.
Kararda, “Avrupa’daki demokratik süreçlere yönelik siyasi-dini müdahaleyi, demokratik süreçlere yönelik dışsal ve haksız bir müdahale olarak görüyoruz,” denilerek, bu durumun Rusya ve Çin’in müdahalesiyle eşdeğer olduğu belirtiliyor.
Daha önce AB’nin Müslüman Kardeşler’e dolaylı olarak finansman sağladığına dair iddialar gündeme gelmişti.
“Avrupa Irkçılık Karşıtı Ağı” isimli STK, kararın Müslümanları Avrupa kurumlarına yönelik potansiyel tehditler olarak gösteren ırkçı imaları yinelediğini ve onlara yönelik artan denetim, dışlama, şüphe, ırkçılık ve şiddeti meşrulaştırdığını savunuyor.
Ağ, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Karar, tam tersini yapan politikaları meşrulaştırmak için özgürlük ve toplulukların korunması dilini kullanıyor. Ayrıca, EPP kararı gibi siyasi araçlara yerleştirilmiş çarpıtılmış anlatıların sonucunun, Avrupa’daki Müslümanların kapana kısıldığı bir ikilem olduğunu belirtmek de aynı derecede önemlidir: Eğer siyasete katılmaya ve aktif vatandaşlık sergilemeye cesaret ederlerse, ‘İslamcı’ ya da tehdit olarak etiketlenirler.”
Göç konusundaki EPP kararı, ikincil koruma statüsünün kaldırılmasını öngörüyor.
Kararda, bunun amacının “menşe ülkelerindeki iç savaşın sona ermesinden sonra mültecilerin daha hızlı geri gönderilmesini sağlamak” olduğu belirtiliyor.
AB’nin istatistik ofisi Eurostat’a göre, 2024 yılında 155.000’den fazla kişiye ikincil koruma statüsü verilirken, geçen yıl 72.000 kişiye verildi.
Prensip olarak, ikincil koruma, AB iltica kuralları uyarınca mülteci statüsüne hak kazanamayan fakat geri gönderildikleri takdirde ciddi zarar görme riskiyle karşı karşıya kalacak kişilere verilebilir.
AB’nin Malta merkezli sığınma ajansı (EUAA), bu tür zararın idam cezası veya infaz ile işkence ya da insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezayı içerebileceğini belirtiyor.
Ayrıca, uluslararası veya iç silahlı çatışma durumlarında ayrım gözetmeyen şiddetten kaynaklanan ciddi ve bireysel tehditle karşı karşıya kalan kişileri de kapsıyor.
AB İçişleri Komiseri Magnus Brunner, kararların alındığı grubun Viyana’daki siyasi genel kurulunda açılış konuşmasını yaptı.
Brunner, göç politikası konusunda EPP liderliğini övdü ve yakın zamanda kabul edilen sınır dışı etme yasasına atıfta bulunarak, grubun göç konusunda “yeni bir zihniyet değişikliği” yarattığını belirtti.
Göç kararında ayrıca, AB’nin “araçsallaştırma” olarak tanımladığı durum kapsamında, dış sınırı geçmeye zorlanan hiç kimseye sığınma hakkı verilmemesi öneriliyor.
Bu bağlamda, Belarus gibi bir ülkenin göçü Polonya’yı istikrarsızlaştırmak için kullandığı öne sürülüyor.
Brunner konuşmasında bu konuya değinerek, dinleyicilere Belaruslu yetkililerin göçmenleri sınırın ötesine ittiğini ve bu şekilde “göçmenleri Avrupa Birliği’ne karşı bir silah olarak kullandığını” şahsen gördüğünü söyledi.