Diplomasi
Arnavutluk’ta Kushner’ın projesine karşı Flamingo Devrimi
Arnavutluk’ta ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’a ait yatırım şirketinin koruma altındaki doğal alanda planladığı lüks tatil köyü projesine yönelik eylemler siyasi krize dönüştü. Flamingo Devrimi adı verilen protestolarda on binlerce kişi Başbakan Edi Rama’nın istifasını talep ederken, Avrupa Birliği ve yargı da devreye girdi.
Arnavutluk’ta ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’a ait yatırım şirketinin koruma altındaki doğal yaşam alanında yapmayı planladığı 4,6 milyar dolarlık lüks tatil köyü projesine karşı eylemler büyüyor. Başkent Tiran ve ülkenin güneybatı kıyılarında etkili olan protestolarda on binlerce Arnavut, Başbakan Edi Rama’nın istifasını talep ediyor.
Koruma altındaki sulak alanlara yönelik yerel bir çevre endişesi olarak başlayan tepkiler, yaklaşık 13 yıldır iktidarda olan Başbakan Edi Rama hükümeti için tam teşekküllü bir siyasi krize dönüştü. Eylemlerini “Flamingo Devrimi” olarak adlandıran protestocular, perşembe günü hükümet merkezine yürüyerek “Arnavutluk satılık değildir” yazılı dövizler taşıdı ve Rama’nın istifasını istedi.
Göstericiler, Rama hükümetini yabancı yatırım çekme uğruna Arnavutluk’un doğal mirasını Trump ailesinin ticari çıkarlarına peşkeş çekmekle suçluyor. Söz konusu proje; üzerinde yerleşim bulunmayan Sazan Adası ile koruma altındaki Vjosa-Narta lagünü ekosistemini 10 bin otel odası, lüks villalar ve bir yat marinasından oluşan ultra lüks bir yerleşim bölgesine dönüştürmeyi hedefliyor.
Ivanka Trump’ın yat turuyla keşfedilen kamu arazisi
Küresel ölçekte de tepki çeken projenin keşif hikayesi de dikkat çekiyor. Ivanka Trump, 31 Mayıs’ta verdiği bir röportajda, bölgeyi eşiyle birlikte yat gezisi yaparken keşfettiklerini belirterek, “Bir arkadaşımızın teknesindeydik ve yüzmek için durduk. Aslında burayı bu şekilde bulduk” ifadelerini kullanmış ve adanın zirvesine çıplak ayakla tırmandıklarını eklemişti.
Çevre aktivisti Besjana Guri, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada bu duruma tepki göstererek, “Sazan, Arnavutluk’ta kamu arazisidir. Akdeniz’in el değmemiş son deltalarından birini neden riske atıyoruz” sözleriyle projeyi eleştirdi.
Tartışmalar, geçen ay yüklenici firmanın flamingolar, nesli tükenmekte olan Akdeniz fokları ve deniz kaplumbağalarının yuvalama alanı olan koruma altındaki Zvernec kıyı şeridine dikenli teller çekmesi ve özel güvenlik görevlileri konuşlandırmasıyla alevlenmişti. Kamuoyu baskısı sonrası teller kaldırılsa da çevre örgütleri, nisan ayında başlayan inşaat çalışmalarının ekosisteme şimdiden geri dönülemez zararlar verdiğini belirtiyor.
Yasal düzenlemeler yatırımcıya göre mi ayarlandı?
Arnavutluk’un en eski doğa koruma kuruluşu PPNEA’nın Direktörü Aleksander Trajce, projeyi “arazi gaspı ve ekosistemin yok edilmesi” olarak nitelendirdi.
Trajce, Arnavutluk hükümetinin 2024’te Koruma Alanları Yasası’nda değişiklik yaptığını hatırlattı. Muhaliflere göre bu adım, Kushner’in yatırımının önünü açmak amacıyla atıldı. Trajce ayrıca yüklenici firmaya istişare yapılmadan “stratejik yatırımcı” statüsü verildiğini belirtti.
Birçok protestocu için bu lüks proje, ülkede on yıllardır süregelen siyasi yolsuzluk, kitlesel göç ve yönetim başarısızlıklarına karşı biriken öfkenin patlama noktası oldu.
Avrupa Birliği ve yargı devreye girdi
Projenin yarattığı uluslararası yankı üzerine Avrupa Komisyonu, Tiran yönetimini çevre yasalarına derhal uyması konusunda resmi olarak uyardı ve bu kalkınma hamlesinin Arnavutluk’un AB üyelik sürecini tehlikeye atabileceğini bildirdi. Eş zamanlı olarak Arnavutluk Yolsuzlukla Mücadele Özel Savcılığı (SPAK) da arazi kullanım haklarındaki usulsüzlük iddialarına ilişkin geniş kapsamlı bir soruşturma başlattı.
Başbakan Edi Rama ise protestocuları “iyi niyetli ancak yanlış bilgilendirilmiş kişiler” olarak nitelendirerek geri adım atmayacağını ilan etti. Reuters’a konuşan Rama, “Ben bu projeleri hayata geçirmek için seçildim” diyerek kararlılığını vurguladı.
Ancak her gün düzenlenen kitlesel yürüyüşlerin geri çekilme emaresi göstermemesi, “Flamingo Devrimi”ni Rama iktidarının son yıllarda karşılaştığı en büyük meydan okuma haline getirdi. Eylemciler, hükümet anlaşmayı iptal edip istifa edene kadar sokakları terk etmeyeceklerini belirtiyor.