Dünya Basını

Askeri analist Krapivnik: Avrupa’daki medeniyetler savaşı ve toplumsal çözülme derinleşiyor

Yayınlanma

Eski ABD ordusu mensubu ve askeri analist Stanislav Krapivnik, Rusya ile ABD arasındaki diplomatik temasların “yüzeysel” kaldığını ve Ukrayna’daki mevcut elitlerin çatışmayı sonlandırma niyetinde olmadığını vurguladı. Krapivnik, Batı dünyasındaki medeniyet krizinin, kontrolsüz göç ve “woke” ideolojisi üzerinden toplumsal bir yıkıma doğru ilerlediği uyarısında bulundu.

Dialogue Works YouTube kanalına mülakat veren askeri analist Stanislav Krapivnik, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un son açıklamalarına atıfta bulunarak, Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki görüşmelerin istenen sonuçtan uzak olduğunu ifade etti.

Lavrov’un “müzakerelerin yanlış yöne gittiği” yönündeki tespitini değerlendiren Krapivnik, bu durumun temel nedeninin taraflar arasındaki metodolojik uyuşmazlık olduğunu kaydetti.

Krapivnik, mevcut görüşme trafiğini “müzakerelerin fast food hali” olarak nitelendirerek şu ifadeleri kullandı:

“Bu ciddi bir müzakere süreci değil. Donald Trump’ın yaklaşımı, hiçbir temel hazırlığın yapılmadığı, tarafların kendi içlerinde belirledikleri ve karşı tarafın gereksinimlerini karşılamayan noktaların tartışıldığı bir yapıdan ibaret. Rusya ile Ukrayna arasında herhangi bir orta yol bulunmuyor. Kaybeden taraf olan Ukrayna, henüz teslimiyet noktasına gelecek kadar çaresiz kalmadı.”

Ukrayna elitleri çatışmanın uzamasından kazanç sağlıyor

Ukrayna’daki siyasi ve iktisadi elitlerin savaşı bitirme konusunda hiçbir motivasyona sahip olmadığını savunan Krapivnik, bu kesimlerin çatışmayı bir gelir kapısı olarak gördüğünü belirtti.

Ukrayna yönetiminin halkın refahını gözetmediğini ifade eden Krapivnik, “Ukrayna’daki elitler, bu savaştan mümkün olduğunca çok para kazanıp ülkeden ayrılmayı hedefliyorlar. İnsanları ‘kıyma makinesine’ göndermeye devam ettikleri sürece daha fazla kazanç elde ediyorlar. Herhangi bir barış şartı, onların gelecekteki lüks yaşam planlarını sekteye uğratacaktır” diye konuştu.

Analist, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin askeri veya siyasi bir zorunluluk oluşmadığı sürece masaya oturmayacağını ifade ederek şunları ekledi:

“Zelenskiy için birkaç milyon Ukraynalının ölmesi bir sorun teşkil etmiyor. O, bir gün Amerika veya Londra’da en iyi hayatını yaşayacağını biliyor. Aynı şekilde Keith Kellogg gibi isimler de bu süreçten kazanç sağlıyor. Kellogg’un kızı, Ukrayna’da ölen veya yaralanan Amerikalıların tahliyesini gerçekleştiren bir sivil toplum kuruluşu üzerinden para kazanıyor. Bu, tamamen ticaret odaklı bir süreç haline gelmiş durumda.”

Trump yönetiminin dış politika stratejisi istikrarsızlık arz ediyor

Donald Trump’ın dış politika ekibinin profesyonel diplomatlardan değil, iş dünyasından gelen isimlerden oluşmasını eleştiren Krapivnik, bu yapının ulusal çıkarları ve stratejik derinliği kavrayamadığını vurguladı. Trump’ın pozisyonunun “jöle” gibi değişken olduğunu belirten analist, kararların o gün konuşulan kişiye veya bağışçılara göre değiştiğini savundu.

Krapivnik, ABD heyetindeki isimlerin niteliğine ilişkin şunları kaydetti:

“Kushner gibi iş insanları veya yatırım bankerleri gönderiliyor. Bu kişiler arazi satışı veya büyük bir iş anlaşması müzakere etmeyi biliyorlar ancak profesyonel diplomat değiller. Karşılarındaki Ukrayna heyeti de aslında Amerikalılardan oluşuyor; çoğunun cebinde ABD pasaportu var. Kimin kimi temsil ettiği belirsiz. Rus tarafı ise bu durumu sadece ‘süper güçlerin konuşuyor olması’ bakımından bir artı olarak görüyor, ancak Trump’ın kelime oyunları oynadığının da farkındalar.”

Avrupa ve Baltık ülkelerindeki demografik kriz ve siyasi baskılar

Krapivnik, Avrupa’nın doğusunda, özellikle Polonya ve Baltık cumhuriyetlerinde aşırı bir Rusofobi hakim olduğunu, ancak bu ülkelerin ekonomik ve demografik olarak çöktüğünü ifade etti.

Baltık ülkelerindeki siyasi elitlerin çift pasaportlu olduğunu ve bir savaş durumunda ülkede kalmayacaklarını belirten analist, Estonya örneği üzerinden bölgedeki baskıcı politikaları eleştirdi:

“Estonya’da Rus nüfusu resmi rakamların çok üzerinde, muhtemelen yaşayan nüfusun yüzde 50’sine yakın. Ancak bu insanlar vatandaşlık alamıyor, ‘gri pasaport’ ile seyahat haklarından mahrum bırakılıyorlar. Kendi gençleri ülkeden kaçarken, kalan nüfus üzerinde ağır bir baskı uygulanıyor. Elektrik hatlarını Rusya’dan koparıp İsveç ve Finlandiya’dan pahalı enerji almaya başladıklarından beri faturalar üç buçuk kat arttı. İşletmeler kapanıyor, ekonomiler çöküyor. Tek satabildikleri şey, bir sonraki savaş için kendi topraklarını birer platform olarak sunmak.”

Medeniyetler savaşı ve Rusya’nın geleneksel değerler savunusu

Dünya genelinde bir “medeniyetler savaşı” yaşandığını savunan Krapivnik, ABD ve Avrupa’nın sunduğu medeniyet modellerinin artık birer “çıkmaz sokak” olduğunu ifade etti.

“Amerikan Rüyası”nın 2000’li yıllarda öldüğünü ve yerini “güçlü olan haklıdır” anlayışına bıraktığını söyleyen analist, Avrupa Birliği’nin ise halkına tepeden inme, yabancılaştırıcı bir ideoloji dayattığını belirtti.

Rusya’nın yeni bir civilizational (medeniyet) devlet fikri inşa ettiğini kaydeden Krapivnik, bu modelin diğer uluslar için daha çekici olabileceğini savundu:

“Rusya, diğer ülkelerin iç işlerine ve kültürlerine müdahale etmeme sözü veriyor. Bizim sunduğumuz fikir; aile değerlerini, geleneksel muhafazakarlığı korumak ve ekonomik olarak birlikte büyümek üzerine kurulu. Batı’nın ‘woke’ ideolojisi, biyolojik cinsiyetten aile yapısına kadar her şeyi yıkmayı hedeflerken, Rusya rasyonel bir gelenekçiliği savunuyor. Diğer uluslara, ‘Size bir şey dayatmayacağız, gelin ticaret yapalım ve kendi geleneklerinizle yaşayın’ diyoruz. Bu, Bricks yapısının da temelini oluşturuyor.”

İngiltere’nin Avrupa üzerindeki orantısız etkisi

Birleşik Krallık’ın ekonomik ve askeri gücünün çok üzerinde bir siyasi etkiye sahip olduğunu belirten Krapivnik, Londra’nın Avrupa genelinde “ipleri elinde tutan” bir aktör olduğunu ifade etti.

İngiliz elitlerinin insanları birbirine düşürme ve etik açıdan yozlaştırma konusunda tarihsel bir yeteneğe sahip olduğunu savunan analist, ülkenin kendi içindeki sorunlara dikkat çekti:

“İngiltere bugün kaynaklarından yoksun, ordusu ve donanması zayıflamış, iç savaşın eşiğinde bir ülke. Bir yanda radikal unsurlar, diğer yanda milliyetçiler arasında sıkışmış durumdalar. Buna rağmen bankacılık sistemi ve tarihsel ‘büyük oyun’ tecrübesiyle Avrupa siyasetini yönlendirmeye devam ediyorlar. Ancak Avrupa’nın başındaki liyakatsiz ve cahil elitler, bu oyunun bir parçası olmaktan öteye gidemiyorlar.”

Krapivnik, Avrupa’nın kontrolsüz göç ve asimilasyon başarısızlığı nedeniyle büyük bir sosyal patlamaya gebe olduğunu, bu sürecin sonunda kıtanın ciddi bir çatışma matrisi içinde kalacağını belirterek sözlerini tamamladı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version