Görüş

Ateşkes anlaşması: Savaşın sonu ve dönüşümün başlangıcı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump tarafından sunulan plan çerçevesinde gerçekleştirilen Gazze’deki ateşkes anlaşması, Filistin-İsrail çatışmasının seyrinde belirleyici bir dönüm noktasını temsil ediyor.

Bu anlaşma sadece iki yıllık yıkım ve kan dökülmesine son vermekle kalmıyor, aynı zamanda Gazze’nin, Hamas’ın ve genel olarak Filistin meselesinin geleceğini yeniden tanımlayabilecek yeni bir siyasi dönemin kapılarını açıyor.

Önceki girişimlerden farklı olarak Trump’ın planı, savaşı sonlandırmayı ve yeni bir siyasi ufuk açmayı hedefleyen açık bir Arap ve İslam desteğiyle birlikte, geniş uluslararası ve bölgesel bir ivmeyle ortaya çıktı.

Ancak planın özü, gerçek bir barış anlaşmasından ziyade, krizi yönetmeye ve dondurmaya yönelik kırılgan bir denge politikası üzerine kurulu. Bu denge, siyasi kontrolü Washington ve Tel Aviv’in elinde tutarken, insani baskıyı kısmen hafifletmeyi amaçlıyor.

Planın başlangıcından itibaren birçok gözlemci, bunu iki devletli çözümün uygulanmasına ilişkin New York Konferansı’nı baypas etme girişimi ve Filistin Devleti’ni tanıyan ülkelerin artan dalgasını dizginleme çabası olarak değerlendirdi. Bu anlamda, ABD’nin amacı çatışmayı çözmek değil, onu yeni koşullar altında yeniden yapılandırmaktı.

Buna rağmen, Filistin tarafının ateşkesi kabul etmesi, özellikle Hamas’ın karara katılması, Gazze’nin çöküşünü önlemek ve daha geniş bir siyasi sürecin kapısını aralamak açısından pragmatik ve gerekli bir adım olarak görülüyor. İki yıllık yıkıcı savaşın ardından, siyasi arenaya geçişin artık taktiksel bir tercih değil ulusal bir zorunluluk olduğu açıkça ortaya çıktı.

Bu yeni tutum, Hamas’ın Arap ve İslam dünyasındaki imajını da güçlendirdi. Hareketin kararı, yenilgi değil, siyasi sorumluluk üstlenme isteği olarak değerlendirildi. Bu da Hamas’ın Filistin ulusal sistemine yeni temeller üzerinde dâhil edilmesi yönündeki tartışmaları yeniden canlandırdı.

Fakat Hamas’ın geleceği, savaş sonrası dönemdeki rolünü yeniden tanımlama; silahlı direnişten, birlikte yönetilen Filistin siyasal sistemine katkı sağlayan bir aktöre dönüşebilme kapasitesine bağlı olacak.

Bu bağlamda, anlaşma Gazze’de karmaşık bir geçiş sürecinin başlangıcını işaret ediyor. Bu sürecin, Arap ülkeleri ve uluslararası tarafların gözetimi altında, teknokratlardan oluşan bir Filistin komitesi tarafından yürütülmesi bekleniyor.

Filistinli taraflar, Türkiye’nin de içinde yer aldığı bölgesel temas grubunun desteğiyle bölünmüşlüğü aşmayı başarırsa, Gazze ulusal birlik ve kurumsal meşruiyetin yeniden inşası için bir platforma dönüşebilir. Ancak bu süreç kötü yönetilirse veya bölgesel güçler arasında rekabet artarsa, Gazze kısmi bir uluslararası vesayet ya da iç istikrarsızlık riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu da fiilen işgalin başka araçlarla yeniden üretilmesi anlamına gelir.

Trump’ın planı, savaşı durdurma ve sıkı güvenlik düzenlemeleri getirme iddiasıyla sunulmuş olsa da, iki devletli çözüm konusundaki küresel tartışmayı yeniden alevlendirdi. Yine de, Filistin Devleti’ne giden yol hâlâ zorluklarla dolu.

İsrail, Gazze ile Batı Şeria arasındaki bölünmeyi kalıcı hale getirmeye ve Filistin egemenliğini sembolik kılacak uzun vadeli ekonomik ve güvenlik düzenlemeleri dayatmaya çalışıyor.

Bugün siyasi fırsat, bölgesel ve uluslararası ivmeden yararlanarak, 152 ülke tarafından tanınan Filistin Devleti’nin hukuki meşruiyetine dayalı birleşik bir müzakere sürecini yeniden canlandırma olasılığında yatıyor. Ancak bu, iç güvenin yeniden tesis edilmesi ve ulusal projenin ortaklık ve birlik temelinde yeniden inşa edilmesi olmadan mümkün olmayacak.

Sonuç olarak, ateşkes anlaşması bir dönemin sonunu ve diğerinin başlangıcını temsil ediyor.

Savaşı durduruyor ama çatışmayı sona erdirmiyor; Filistinlilere ve Araplara ulusal duruşlarını yeniden inşa etmek için kısa bir fırsat penceresi sunuyor.

Doğru yönetilirse, bu süreç Filistin meselesinin bölgesel ve uluslararası düzeyde yeniden merkezî konuma taşınması için tarihi bir fırsata dönüşebilir. Fakat kötü yönetilirse, bu sadece kırılgan bir ateşkes olur ve yeni bir şiddet döngüsüne veya Filistin meselesinin tamamen tasfiyesine yol açabilir.

Sonuçta umut, Filistinlilerin bilincinde ve birliğinde yatıyor. Bu ateşkesi, sonsuz bir savaşın geçici bir molası değil, yeni bir siyasi başlangıç haline getirme becerilerinde gizli. Tehlike hâlâ büyük, eğer gerçekçilik slogandan, birlik bölünmeden ve ulusal vizyon hizip çıkarından öne çıkarsa fırsat da aynı ölçüde mevcut.

Çok Okunanlar

Exit mobile version