Avrupa

Avrupa kendi nükleer caydırıcılık stratejisini geliştiriyor

Yayınlanma

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile ilişkilerin Donald Trump’ın Grönland’ı ilhak etme tehdidi gibi çıkışları nedeniyle gerilmesi, Avrupa başkentlerinde nükleer savunma tartışmalarını alevlendirdi.

Üst düzey Avrupalı yetkililerin aktardığı bilgilere göre kıta ülkeleri, son haftalarda nükleer güçlerin takviye edilmesi konusunda “yoğun ve verimli” görüşmeler yürütüyor.

NBC News televizyonuna konuşan üst düzey bir Avrupalı yetkili, özellikle Rusya’dan gelen tehditlere dikkat çekerek, “Avrupa’yı, ABD’nin katılımı olsun ya da olmasın nükleer caydırıcılıkla nasıl koruyacağımızı tartışıyoruz” dedi.

Üç farklı resmi kaynağın verdiği bilgilere göre Avrupalı liderler, savunma konusunda ABD’ye olan bağımlılığı azaltmak için masadaki birkaç farklı senaryoyu değerlendiriyor.

Teknoloji paylaşımı ve üretim kapasitesi gündemde

Değerlendirmeye alınan senaryolardan ilki, nükleer silah programı bulunmayan Avrupa ülkelerine bu silahları edinebilmeleri için gerekli teknik imkanların sağlanması.

Kaynaklar, nükleer silah üretimi için gereken teknolojilere sahip olmanın 1970 tarihli Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’nı ihlal etmeyeceğini ancak yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum üretimi gibi somut adımların antlaşmaya aykırı olacağını belirtiyor.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre Avrupa’da şu an yalnızca iki ülke nükleer silaha sahip.

Fransa’nın denizaltı ve uçaklardan fırlatılabilen yaklaşık 290 nükleer başlığı bulunurken, Birleşik Krallık denizaltılarda konuşlandırılmak üzere 225 başlığa sahip.

Nükleer güç dengesinde Rusya ve ABD üstünlüğü

Dünya genelindeki nükleer cephanelikler kıyaslandığında mevcut tablo Avrupa için dengesiz bir görünüm sergiliyor.

Rusya, envanterden çıkarılan ancak henüz imha edilmeyenlerle birlikte 5 bin 580 başlıkla dünyanın en büyük nükleer gücü konumunda bulunuyor.

Rusya’yı 5 bin 328 başlıkla ABD, 500 başlıkla ise Çin takip ediyor.

Avrupa’nın tartıştığı ikinci seçenek ise Fransa’nın nükleer kapasitesinin modernize edilmesini içeriyor.

Bu plan kapsamında, Fransa’nın nükleer silah taşıma kapasitesine sahip bombardıman uçaklarının ülke sınırları dışına konuşlandırılması ve NATO’nun doğu kanadındaki Fransız ve diğer Avrupalı konvansiyonel birliklerin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Avrupa ülkeleri Trump’ın Grönland tehdidi nedeniyle ABD ile istihbarat paylaşımını kısıtlıyor

“Paris ve Londra’nın ateş gücü Rusya’yı durdurmaya yetmez”

Eski bir üst düzey Amerikalı yetkili, Paris ve Londra’nın sahip olduğu cephaneliğin Rusya’yı tek başına caydırmak için yetersiz olduğunu savundu.

Fransız ve İngiliz nükleer stoklarını “yetersiz” olarak nitelendiren yetkili, bu iki ülkenin onlarca yıldır nükleer kapasitelerini geliştirmek yerine ABD’nin nükleer şemsiyesine güvendiğini belirtti.

Geçtiğimiz yıl Mart ayında Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin Fransız nükleer koruması altına girmesi konusunu Paris ile “ciddi şekilde görüştüklerini” açıklamıştı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da daha önce yaptığı bir açıklamada, Fransa’nın Avrupalı müttefiklerini korumak için nükleer silah kullanımına kadar gidebilecek sorumluluklar almaya hazır olduğunu ifade etmişti.

Konunun önümüzdeki haftalarda daha somut bir hal alması bekleniyor. Avrupalı yetkililer, Macron’un Fransa’nın nükleer politikası üzerine “önemli bir konuşma” hazırlığında olduğunu ve Paris’in Avrupa savunmasını güçlendirmek için neler yapabileceğine dair net bir yol haritası sunacağını bildiriyor.

Çok Okunanlar

Exit mobile version