Diplomasi
Avrupa üçlüsü, İran’a yönelik BM yaptırımlarını yeniden devreye soktu: Sırada ne var?
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile nükleer tesislerine yönelik denetimleri de kapsayan işbirliğini askıya aldığını duyurdu.
Tesnim haber ajansının aktardığına göre, Tahran’ın 14 Eylül’de onayladığı bu işbirliğinin durdurulma kararı, BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) 19 Eylül’de İran’a yönelik yaptırımların yeniden devreye sokulması mekanizmasını (snapback) engellememesi üzerine alındı.
Yaptırımların geri getirilmesi sürecini, 2015’te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (KOEP) taraflarından olan “Avrupa üçlüsü” (İngiltere, Fransa ve Almanya) başlatmıştı.
Söz konusu ülkeler, ABD’nin 2018’de çekildiği anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerine uymamakla suçladıkları İran’a karşı harekete geçti.
BMGK’de yapılan oylamada, İran’a yönelik yaptırımlardan feragat süresinin uzatılmasını öngören karar tasarısına Rusya, Çin, Cezayir ve Pakistan “evet” oyu verdi. Ancak tasarı, gerekli dokuz oya ulaşamadı. Danimarka, Fransa, Yunanistan, İngiltere, Slovenya, ABD, Panama, Sierra Leone ve Somali ise tasarının aleyhinde oy kullandı.
Bu sonuçla birlikte, Avrupalı ülkelerin mekanizmayı tetiklemesinden bir ay sonra, 28 Eylül itibarıyla İran’ın varlıklarının dondurulması, nükleer teknoloji üretimi yasağı ve silah ambargosu gibi uluslararası yaptırımlar otomatik olarak yeniden yürürlüğe girecek.
Moskova, yaptırımların yeniden başladığını kabul etmiyor
Rusya Dışişleri Bakanlığı, oylamanın ardından yayımladığı açıklamada, BMGK dönem başkanı Güney Kore’nin müsamahasıyla usul ihlalleri yapıldığını savundu. Moskova, Avrupa üçlüsünün BM’ye yaptığı “snapback” bildiriminin fiilen geçersiz olduğunu belirtti.
Bakanlık açıklamasında, “Güney Kore’nin karar tasarısına ilişkin oylama sonuçları, belgenin destek bulmadığını ve gündemden kaldırıldığını gösteriyor. Bu durum, diğer devletlere İran’a yönelik eski kısıtlamaları yeniden canlandırma konusunda hiçbir yükümlülük getirmiyor. Söz konusu ‘snapback’in gerçekleştiği kabul edilemez,” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, Batılı ülkelerin aksi yöndeki iddialarının, “daha önce 2231 sayılı kararı (KOEP’i destekleyen) ağır şekilde ihlal etmelerini meşrulaştırma ve dünyanın geri kalanını çatışmacı ve temelden hatalı politikalarına tabi kılma” arzusunu yansıttığı vurgulandı.
Rusya’ya göre, ABD ve Avrupalı ülkeler için İran konusunda bir “hakikat anı” yaşanıyor. Moskova, bu aktörlerin siyasi-diplomatik bir çözüm mü aradıklarını, yoksa İsrail ve ABD’nin haziran ayında İran’ın nükleer tesislerine düzenlediği saldırılara benzer yeni bir trajediyle Orta Doğu’yu bir girdaba sürüklemeye mi hazırlandıklarını sorguladı.
Rusya ayrıca, Pekin ile birlikte KOEP anlaşmalarının uzatılması ve diğer tüm eylemlerin altı ay süreyle dondurulmasını içeren bir BMGK karar tasarısı sunduklarını hatırlattı.
Avrupa’nın şartları ve İran’ın müzakere arayışı
Axios haber portalı, Ağustos 2025 tarihli bir haberinde, Avrupalı ülkelerin iki şartın yerine getirilmemesi durumunda yaptırımları geri getirme konusunda ABD ile anlaştığını bildirmişti.
Bu şartlar, İran’ın yüzde 60 saflıkta zenginleştirilmiş yaklaşık 400 kilogram uranyumu ülke dışına çıkarması ve UAEA denetimlerine izin vermesiydi.
İran Dışişleri Bakanlığı da “snapback” mekanizmasının tetiklenmesindeki ana gerekçenin, eylül ayında yeniden başlamasına rağmen UAEA ile işbirliğinin eksikliği olarak gösterildiğini belirtti.
BMGK’deki oylama günü Amwaj portalı, İran’ın yeniden müzakerelere başlamak istediğini iddia etti. Habere göre Tahran, önce yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının seyreltilmesini içeren geçici bir anlaşma, ardından ise ABD’den güvenlik garantileri alması karşılığında zenginleştirilmiş uranyumu imha etmeye başlayacağı nihai bir anlaşma hedefliyordu.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi bu bilgiyi yalanladı, ancak yalanlama sadece teklifin ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile doğrudan görüşmelerde iletildiği kısmıyla sınırlı kaldı.
Uzmanlar bölünmüş bir uluslararası tepki bekliyor
Öte yandan Vedomosti gazetesine konuşan Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü Orta ve Yakın Doğu Ülkeleri Araştırma Merkezi kıdemli araştırmacısı Vladimir Sajin, 27 Eylül’e kadar İran ile Avrupa üçlüsü arasında yeni müzakerelerin tamamen göz ardı edilemeyeceğini söyledi.
Sajin, bu tarihten sonra uluslararası yaptırımların otomatik olarak yürürlüğe gireceğini, zira bunun zamanında Rusya ve Çin’in de desteklediği 2231 sayılı kararın bir paragrafında belirtildiğini ifade etti. Sajin, “Moskova şimdi Avrupalıların bu mekanizmayı kullanamayacağını, zira kendilerinin de anlaşmaları ihlal ettiğini savunuyor. İran ise buna karşılık, zaten çerçeve niteliğinde olan UAEA anlaşmasını askıya aldı,” diye konuştu.
Uzman, bu durumda en muhtemel senaryonun, Avrupalılar ve ABD’nin aksine Rusya ve Çin’in İran’a yönelik yaptırımlara uymaması olacağını belirtti. Sajin, halihazırda ulusal kısıtlamalarla boğuşan Tahran için sert uluslararası yaptırımların ağır bir ek yük getireceğini ve İran’daki ekonomik, mali ve siyasi durumun zaten çok karmaşık olduğunu vurguladı.
Sajin, “Rejimden memnun olmayan çok sayıda insan olduğu göz önüne alındığında, ülkedeki gelişmelerin seyrini tahmin etmek oldukça zor. Haziran ayındaki İsrail-Amerikan saldırganlığı İran toplumunu birleştirdi, ancak bu birleşme Humeynicilik temelinde değil, daha ziyade milliyetçilik temelinde oldu ki bu da yetkililerin hoş karşılamadığı bir durum,” dedi.
Strateji ve Teknoloji Analiz Merkezi kıdemli araştırmacısı Yuriy Lyamin ise Tahran’ın “snapback” mekanizmasına yanıt olarak Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’ndan (NPT) çekilme olasılığını resmi olarak değerlendireceğini taahhüt ettiğini söyledi.
Lyamin, bunun seçeneklerden sadece biri olduğunu ve Rusya, Çin ve diğer bazı ülkelerin yaptırımları tanımaması halinde olumsuz etkinin büyük ölçüde azalacağını kaydetti.
Lyamin, “Ancak İran yine de bir seçimle karşı karşıya kalacak: NPT’den çekilmek için bu önemli gerekçeyi kullanarak hukuken elini rahatlatmak ve müzakere pozisyonunu güçlendirmek. Öte yandan, aynı adım gerilimin tırmanması riskini de beraberinde getiriyor. UAEA ile ilişkileri dondurmakla yetinme cazibesi ise gelecekte daha sert adımların atılmayacağı anlamına gelmiyor,” değerlendirmesinde bulundu.