Rusya
Berlin’deki Rus Evi için kapatma süreci başlatıldı

Almanya Dışişleri Bakanlığı, Berlin’de faaliyet gösteren Rus Evi kültür merkezinin hukuki statüsünü incelemeye aldı. İnceleme, Rusya’nın kültürel değişim alanında çalışan Alman kuruluşlarına yönelik adımları gerekçe gösterilerek başlatıldı. Fransa İçişleri Bakanlığının kurumu istihbarat kılıfı olarak niteleyen belgesi ve yaptırım ihlali iddiaları sonrası kurumun kapatılması ve binasına el konulması yönündeki çağrılar arttı.
Almanya hükümeti, Berlin’de bulunan Rus Evi’nin faaliyetlerinin hukuki dayanağını inceliyor. Welt gazetesinin haberine göre Almanya Dışişleri Bakanlığı, “Rusya’nın kültürel değişim alanında çalışan Alman kuruluşlarına karşı attığı adımlar nedeniyle” kurumun faaliyetlerine dair uluslararası hukuk temelinin “kapsamlı” biçimde denetlendiğini duyurdu.
Rus Evi, iki ülke arasında 2011 yılında imzalanan anlaşma kapsamında faaliyet yürütüyor. Almanya’nın bu anlaşmadan Haziran 2027 itibarıyla ayrılabilmesi için Moskova’ya 6 Aralık tarihine kadar resmi bildirimde bulunması gerekiyor.
Kurum, Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığına bağlı olan ve Ukrayna’daki savaşın başlamasının ardından Avrupa Birliği’nin (AB) yaptırım listesine dahil edilen Rossotrudniçestvo tarafından yönetiliyor.
Rus Evi, yaptırımların yürürlüğe girmesinden bu yana banka hesabını yalnızca Almanya Merkez Bankası (Bundesbank) denetimi altında kullanabiliyor.
Diplomatik dokunulmazlığı bulunmayan kurum bünyesinde sergiler, film gösterimleri, konserler ve diğer kültürel etkinlikler düzenleniyor, ayrıca Rusça dil kursları veriliyor.
İstihbarat ve yaptırım iddiaları kapatma çağrılarını artırdı
Almanya’da Rus Evi’nin kapatılmasına yönelik çağrılar, Fransa İçişleri Bakanlığının yayımladığı bir belgenin ardından yoğunlaştı.
Söz konusu belgede, Rus istihbarat servislerinin bu kuruluşu paravan olarak kullandığı iddia edildi.
Yeşiller partisinden Federal Meclis (Bundestag) Milletvekili Robin Wagener, bu suçlamaların gerçeğe uygun olduğunu savundu.
Wagener, kültür merkezinin bir “enformasyon savaşı aracı” haline geldiğini belirterek “Biz de bu evin faaliyetlerinin masum dil kurslarıyla sınırlı olmadığını biliyoruz” dedi.
Wagener, Rus Evi’nin ayrıca yaptırımları ihlal etmesi sebebiyle kapatılması gerektiğini söyledi. Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin (SPD) Berlin Hükümet Başkanlığı adayı Steffen Krach ise binaya el konulmasını talep etti.
Rossotrudniçestvo’ya yönelik AB yaptırımları nedeniyle Rus Evi’nin para kabul etme yetkisi bulunmuyor. Ancak kuruma kira ödemeleri yapılmaya devam ediyor.
Berlin Savcılığı, dış ticaret kanununun ihlal edilmiş olma ihtimaline karşı bir soruşturma yürütüyor.
Berlin Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesi’nin haziran ayında yayımladığı raporda, Rus istihbarat servislerinden kaynaklanan tehdit potansiyelinin “değişmeksizin yüksek” olduğu iddiası yer aldı.
Raporda Rus Evi’nin adı doğrudan geçmese de Rus ajanlarının büyükelçilik ve konsoloslukları örtü olarak kullanmasının giderek zorlaştığı, “bu işlevlerin biçim değiştirerek diğer resmi ve yarı resmi Rus yapıları tarafından yerine getirildiği” ifade edildi.
Almanya Dışişleri Bakanlığı, Rus Evi’nin kapatılması yönünde alınacak bir kararın, Rusya’daki Alman kültür kurumlarının faaliyetlerine yansımasından endişe duyuyor.
Kısıtlamalara maruz kalan Moskova ve St. Petersburg’daki Goethe Enstitülerinde yalnızca az sayıda personelin kalabildiği ve dil eğitiminin fiilen imkansız hale geldiği belirtiliyor.
Rusya’nın Almanya Büyükelçisi Sergey Neçayev de benzer bir misilleme senaryosunun gerçekleşebileceği konusunda uyarıda bulundu.
Rusya
Lüksemburg Mahkemesi, Rus varlıklarında AB tüzüğü yorumunu geçersiz saydı

Lüksemburg İdare Mahkemesi, AB yaptırım listesinde yer almayan Rus şirketine ait menkul kıymetlerin iadesini reddeden Maliye Bakanlığı kararını mevzuat yorumunu hatalı bularak iptal etti. Kararda, yaptırımlardan önceki sözleşmelere dayalı ödeme kavramının menkul kıymet devirlerini de kapsadığı ve ret tarihinde şirketin yaptırım altında olmadığı kaydedildi.
Lüksemburg İdare Mahkemesi, Avrupa Birliği (AB) yaptırım listesinde bulunmayan Rus şirketine ve müşterilerine ait menkul kıymetlerin blokajının kaldırılması talebini reddeden Lüksemburg Maliye Bakanlığının kararını iptal etti.
Mahkemenin 30 Ekim tarihli kararına göre, Lüksemburg Maliye Bakanlığının AB yaptırım mevzuatına getirdiği yorum hatalı bulundu.
İsmi açıklanmayan Rus şirketi, AB’nin Ulusal Takas Depozitosu’na (NRD) Haziran 2022’de uyguladığı yaptırımların ardından bloke edilen kendi varlıkları ile müşterilerinin varlıklarının iadesi için hukuk mücadelesi yürütüyordu.
Rus şirketi, Aralık 2022’de Lüksemburg Maliye Bakanlığına başvurarak varlıkların serbest bırakılması için izin talep etti ancak ret cevabı aldı.
Bakanlık, ret kararını Eylül 2023’te yeniden teyit etti.
Lüksemburg Maliye Bakanlığı ret gerekçesinde, 269/2014 sayılı AB Tüzüğü’nün 6. maddesinin yalnızca yaptırımlardan önce akdedilen sözleşmeler kapsamındaki ödemelere izin verdiğini, menkul kıymetlerin devrini kapsamadığını ileri sürdü.
Mahkeme, bakanlığın bu yorumunu geçersiz bularak AB tüzüğündeki ödeme kavramının yalnızca para transferleriyle sınırlı olmadığını, menkul kıymetlerin hak sahiplerine iadesini de kapsadığını karara bağladı.
İdare Mahkemesi ayrıca, Lüksemburg Maliye Bakanlığının ret kararı verdiği tarihte ne şirketin ne de müşterilerinin AB yaptırım listesinde yer almadığını tespit etti.
Mahkeme, bu gerekçelerle bakanlığın ret kararını hukuka aykırı bularak iptal etti.
2022 yılı başı itibarıyla Rusya’nın dondurulan egemen varlıklarının tutarı yaklaşık 300 milyar dolar olarak hesaplanıyordu.
Rusya’nın Avrupa’daki rezervlerinin büyük bölümü Belçika merkezli Euroclear depozitosunda tutuluyor.
Avrupa Birliği, Aralık 2025’te Rusya’ya ait 210 milyar euro tutarındaki varlığı süresiz olarak dondurdu.
Batılı ülkeler son aylarda dondurulan bu kaynakların Ukrayna’ya yardım amacıyla kullanılmasını yeniden tartışmaya açtı.
Moskova yönetimi ise yurt dışındaki varlıklarına yönelik her türlü adımı yasa dışı olarak nitelendiriyor ve hukuki sonuçlar doğuracağı uyarısını yapıyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, eylül ayı başında yaptığı açıklamada, Rus varlıklarını açıkça çaldıkları gerekçesiyle Batılı ülkelere duyulan güvenin tamamen kaybolduğunu belirtti.
Lavrov, “Gizlice çalıyorlar, bildiğiniz üzere açıkça da yağmalıyorlar. Batı şu anda hem varlıklar hem de sözde gölge filo konusunda açık bir yağma yürütüyor” ifadelerini kullandı.
Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) Basın Bürosu ise AB’nin Rus kaynaklarını ele geçirme girişimlerinin Avrupa genelindeki kurumlara güveni sarsacağını duyurdu.
SVR’ye göre Avrupa ülkeleri, Rusya’nın varlıklarına el koymadan Ukrayna’yı süresiz finanse edemeyeceklerinden endişe duyuyor.
Rusya
Ermenistan’da iş insanı Samvel Karapetyan ve yeğeninin evinde arama

Ermenistan Soruşturma Komitesi, Taşir Grubu Başkanı Samvel Karapetyan ve yeğeni milletvekili Narek Karapetyan’ın evlerinde arama başlattı. Soruşturma, Taşir Vakfı üzerinden aktarıldığı öne sürülen 4,4 milyon dolar ile 230 bin euroluk kaynak ve kara para aklama iddialarıyla bağlantı taşıyor.
Ermenistan Soruşturma Komitesi müfettişleri, Taşir Şirketler Grubu Başkanı ve Güçlü Ermenistan Partisi Genel Başkanı Samvel Karapetyan ile yeğeni milletvekili Narek Karapetyan’ın evlerinde arama başlattı.
Aramaların Karapetyan ailesiyle bağlantılı diğer adresleri de kapsadığı bildirildi.
Gelişmeyi Güçlü Ermenistan Partisi Sözcüsü Agavni Sukiasyan sosyal medya hesabından duyurdu.
İnterfaks ajansının aktardığına göre Sukiasyan, “Ermenistan Soruşturma Komitesi müfettişleri, sabah saatlerinden itibaren Güçlü Ermenistan Partisi Genel Başkanı Samvel Karapetyan ve Meclis Grubu Başkanı Narek Karapetyan’ın evlerinde arama yürütüyor. Aramalar Karapetyan ailesiyle bağlantılı diğer adreslerde de sürüyor.” açıklamasını yaptı.
Karapetyan hakkındaki kara para aklama suçlaması
Aynı zamanda Güçlü Ermenistan Partisi Meclis Grubu Başkanı olan Narek Karapetyan’ın evi, bir ceza soruşturması kapsamında 31 Temmuz 2026 tarihinde de kolluk kuvvetlerince aranmıştı.
Aramadan bir hafta önce Ermenistan Merkezi Seçim Komisyonu, Başsavcılığın Karapetyan’ın milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması yönündeki talebini onaylamıştı.
Narek Karapetyan’a bu süreçte nitelikli kara para aklama suçlaması yöneltildi.
Sputnik Ermenistan’ın aktardığı bilgilere göre soruşturma, partinin destekçilerinden Aleksan Aleksanyan hakkındaki suçlamalarla bağlantı taşıyor.
Soruşturma makamları, Aleksanyan’ın Karapetyan’a ait Taşir Vakfından hediye ve kredi adı altında yaklaşık 4,4 milyon dolar ile 230 bin euro aldığını öne sürüyor.
Taşir Şirketler Grubunun sahibi olan iş insanı Samvel Karapetyan hakkında ise Haziran 2025’te Ermenistan’da yönetimi zorla ele geçirmeye yönelik kamuoyu önünde çağrıda bulunma suçlamasıyla dava açılmıştı.
Soruşturmanın sonraki aşamalarında Karapetyan’a ayrıca nitelikli vergi kaçırma ve kara para aklama suçlamaları yöneltildi.
İş insanı kendisine yöneltilen üç suçlamayı da reddetti. Güçlü Ermenistan Partisi, Şubat 2026’da Karapetyan’ı parlamento seçimleri için başbakan adayı olarak göstermişti.
Rusya
Lukoil’in 22 milyar dolarlık yabancı varlığı için takas planı

Amerikalı milyarder Todd Boehly öncülüğündeki konsorsiyum, Rus enerji şirketi Lukoil’in yurt dışındaki milyarlarca dolarlık varlıklarını nakitsiz bir hisse takası yöntemiyle devralmaya hazırlanıyor. Bir banka aracılığıyla Batılı fonların elindeki dondurulmuş menkul kıymetleri toplayan konsorsiyum, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’daki rafineri ile akaryakıt tesislerini portföyüne katmayı amaçlıyor.
Amerikalı milyarder Todd Boehly liderliğindeki konsorsiyum, Rus petrol devi Lukoil’in yurt dışı varlıklarını devralmak amacıyla nakit içermeyen bir hisse takası planlıyor.
Reuters haber ajansının müzakerelere yakın dört kaynağa dayandırdığı habere göre, taraflar arasındaki anlaşmanın birkaç hafta içinde tamamlanması bekleniyor.
Ajansa konuşan kaynaklardan üçü, konsorsiyum adına hareket eden bir bankanın, Rus şirketinin yurt dışındaki varlıklarıyla takas etmek üzere Batılı yatırım fonlarının elindeki milyarlarca dolarlık dondurulmuş Lukoil menkul kıymetini satın aldığını belirtti.
Söz konusu hisselerin yaklaşık on Amerikan ve İngiliz yatırım fonunun yanı sıra bireysel yatırımcılar adına saklama hizmeti veren ABD mevduat bankalarından, her bir dolar değerine karşılık 30 sent ödenerek toplandığı kaydedildi.
Süreç olumlu sonuçlanırsa, Lukoil’in yurt dışı varlıkları için bir yılı aşkın süredir devam eden satış trafiği noktalanacak.
İlk aşamada 22 milyar dolar değer biçilen portföy; Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’daki petrol sahalarını, rafinerileri ve akaryakıt istasyonlarını kapsıyor.
Ancak Reuters’a konuşan iki kaynak, bazı tesislerin faaliyetlerini durdurması nedeniyle portföyün toplam piyasa değerinin gerilediğine dikkat çekti.
Forbes verilerine göre 9,2 milyar dolarlık serveti olan Todd Boehly, yatırım şirketi Eldridge Industries’in kurucu ortaklığı, yönetim kurulu başkanlığı ve icra kurulu başkanlığı görevlerini yürütüyor.
Los Angeles Dodgers ve Los Angeles Lakers spor kulüplerinde hisseleri olan Boehly’nin liderlik ettiği konsorsiyum, 2022 yılında Rus milyarder Roman Abramoviç’in elindeki Chelsea futbol kulübünü satın almıştı.
Konsorsiyumda Boehly’nin yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri merkezli International Holding Company (IHC) ve Al Hail Holding yer alıyor.
Girişime Suriye ve Katar kökenli Al-Khayyat kardeşler ile ABD Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kurumu (DFC) da destek sağlıyor.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Rusya ile ABD arasında Lukoil’in yurt dışı varlıklarına dair temasların yürütüldüğünü doğrulamıştı.
ABD yönetimi, 22 Ekim 2025 tarihinde Lukoil ve bağlı ortaklıklarına yaptırım uygulama kararı aldı.
Şirket, Ocak 2026’da Kazakistan’daki projeler hariç tutulmak kaydıyla yurt dışı varlıklarının Carlyle grubuna satışı konusunda anlaşmaya vardı.
ABD Hazine Bakanlığı dahil düzenleyici kurumların onayına bağlanan süreçte şirket, diğer potansiyel alıcılarla temaslarını sürdürdü.
Financial Times gazetesi eylül ayında yayımladığı haberde, Carlyle ile yürütülen yaklaşık 20 milyar dolarlık satış sürecinin ABD’deki kurumlar arası onay aşamasında tıkandığını yazdı.
Habere göre Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) anlaşmayı onaylasa da dönemin ABD Başkanı Donald Trump yönetiminden nihai onay çıkmadı ve sözleşme temmuz ayı sonunda yürürlükten kalktı.
Gazete, Boehly’nin Lukoil varlıklarını devralmak için hem ABD hükümetinin hem de Körfez’deki etkin yatırımcıların onayını aldığını kaydetti.
Diplomasi2 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Söyleşi2 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Asya1 hafta önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hudson: ABD’nin Körfez’deki seksen yıllık himaye devri resmen bitti
Ortadoğu2 hafta önceYBŞ, Irak ordusuna katılacak
Dünya Basını1 hafta önceGünah keçisi olarak Netanyahu
Avrupa2 hafta önceSırbistan seçimleri: Dört sütunlu illüzyonun dağılışı
Asya2 hafta önceÇin, ticari sırlarını ‘yabancı kuruluşlara’ karşı korumak için yeni kurallar hazırladı









