Bizi Takip Edin

Amerika

Biden Vietnam’da çip yatırımına odaklandı

Yayınlanma

ABD Başkanı Joe Biden, Vietnam ziyareti kapsamında Başbakan Pham Minh Chinh ile görüştü.

Biden ve Pham Minh Chinh yaptıkları görüşmede, ABD merkezli uçak üreticisi Boeing’in Vietnam Havayollarıyla 7,8 milyar dolarlık anlaşma imzaladığını ve bunu memnuniyetle karşıladıklarını duyurdu.

Ayrıca, ABD ile Vietnam arasındaki kapsamlı stratejik ortaklığı ele alan ikili, karşılıklı yatırım fırsatlarını da değerlendirdi.

Görüşmede, Biden, Cninh’i eylül sonunda New York’ta yapılacak Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantılarında görmeyi sabırsızlıkla beklediğini belirtti.

Vietnam-ABD İnovasyon ve Yatırım Zirvesi

Yarı iletken, teknoloji ve havacılık sektörlerindeki üst düzey ABD ve Vietnam firmalarının yöneticileri de, Biden’ın uçak ve yapay zeka konusunda yeni anlaşmalara sahne olan Hanoi ziyareti sırasında iş ortaklıkları kurmak amacıyla pazartesi günü bir araya geldi.

Toplantı gündemine göre, Google (GOOGL.O), Intel (INTC.O), Amkor (AMKR.O), Marvell (MRVL.O), GlobalFoundries (GFS.O) ve Boeing’den (BA.N) üst düzey yöneticiler Vietnam-ABD İnovasyon ve Yatırım Zirvesine katıldı.

Zirvede, Vietnam’dan Nasdaq’ta listelenen elektrikli araba üreticisi VinFast, Vietnam Havayolları (HVN.HM), teknoloji şirketi FPT (FPT.HM), kullanıcı sayısı bakımından ülkenin en büyük e-cüzdanı MoMo ve ağustos ayında ABD’de halka arz için başvuruda bulunan internet firması VNG’nin de aralarında bulunduğu yarım düzine şirketin yöneticileri vardı.

Biden toplantıda iki ülkenin bulut bilişim, yarı iletkenler ve yapay zeka alanlarındaki işbirliğini derinleştirdiğini yineledi ve Vietnam’ın kritik mineral tedariki için çok önemli olduğunu vurguladı.

Ülke, elektrikli araçlarda ve rüzgar türbinlerinde kullanılan nadir toprak elementleri bakımından dünyanın en büyük ikinci rezervlerine sahip.

Pazar günü diplomatik ilişkilerin yeni bir noktaya ulaşmasını takip eden toplantı, ABD’nin Çin’le rekabetin ortasında Vietnam’ın teknoloji tedarik zinciri konusunda küresel rolünü artırma arzusunun altını çizdi.

Beyaz Saray ayrıca Microsoft’un “Vietnam ve gelişmekte olan pazarlar için özel olarak üretilmiş yapay zeka tabanlı bir çözüm” üretme planlarını da duyurdu.

Nvidia’nın da Vietnam’ın FPT, Viettel ve VinFast’ın ana şirketi Vingroup ile ülkede yapay zeka konusunda ortaklık kuracağı belirtildi.

Beyaz Saray ayrıca, Marvell ve Synopsys’in ülkede çip tasarım merkezleri kurma planları da dahil olmak üzere, ABD firmalarının Vietnam’daki çip ile ilgili yatırımlarının sayısını da vurguladı.

Hanoi yakınlarında çipleri monte edecek, paketleyecek ve test edecek 1,6 milyar dolarlık yeni bir Amkor fabrikasının ekim ayında faaliyete geçeceği belirtildi.

Yatırım değeri, Intel’in ülkenin güneyindeki 1,5 milyar dolarlık çip montaj tesisi ile aynı seviyede – şirketin dünya çapındaki en büyük tesisi.

Kapsamlı stratejik ortaklık

Biden ziyaret kapsamında önceki gün de Vietnam Komünist Partisi (VKP) Genel Sekreteri Nguyen Phu Trong ile görüşmüştü. Bu görüşmede, iki ülke ilişkilerinin düzeyinin “kapsamlı stratejik ortaklığa” yükseltilmesinde anlaştı.

Biden, ilişkilerin düzeyinin yükseltilmesinden memnun olduğunu belirterek, bunun ABD ve Vietnam arasındaki ekonomik ilişkilerin genişletilmesi için önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Bu sayede kritik ve gelişmekte olan teknolojiler hususunda, özellikle daha dayanıklı çip tedarik zinciri oluşturulmasında işbirliğinin derinleşeceğini dile getiren Biden, iki ülke ilişkilerinde yeni bir sayfa açılmasını dört gözle beklediğini ve bu ziyaretin Hint-Pasifik bölgesi ile dünya için tarihi bir öneme sahip olduğunu söyledi.

Vietnam lideri Nguyen Phu Trong da yeni ortaklık sayesinde ABD ile Vietnam arasındaki ilişkilerin ekonomik, ticari ve yatırım işbirliğinin teşvik edilmesi yoluyla daha yüksek bir seviyeye çıkarılacağını ifade etti.

‘Çin’i çevrelemek üzere bir ziyaret değil’

İki lider görüşmeden sonra başkent Hanoi’de basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Vietnam’a ilk ziyaretini yapan Biden, Çin’le “soğuk savaş” başlatmaya çalışmadıklarını vurgulayarak, amacının ABD’nin Vietnam ve diğer Asya ülkeleriyle bağlarını geliştirerek dünya çapında istikrar sağlamak olduğunu iddia etti.

Vietnam gezisini Çin’i “çevrelemek” amacıyla yapmadığını ifade eden Biden, Çin’le “bağları kesmek istemediğini” söyledi.

ABD ile Çin arasındaki ilişkileri yeniden rayına oturtma konusunda samimi olduğunu savunan Biden, G20 sırasında Çin Başbakanı Li Qiang ile görüştüğünü hatırlatarak, “İstikrar hakkında konuştuk. Hiç de çatışmacı bir konuşma değildi” dedi.

Biden’ın bu açıklamalarının ‘samimiyeti’ ise Çin kamuoyunda sorgulandı.

Son dönemde Çin’in bölgedeki artan nüfuzunu ve askeri varlığını dengelemek üzere mevcut ittifaklarını yeni bağlantılarla güçlendirmeye çalışan Biden yönetimi, yeni ittifak ortaklıkları kurma yönünde adımlar atıyor.

ABD, İngiltere ve Avustralya arasındaki nükleer denizaltı teknolojisinin paylaşımını öngören AUKUS Anlaşması; ABD, Hindistan, Japonya ve Avustralya arasındaki Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) ve geçen ay Camp David’de yapılan zirveyle perçinlenen ABD, Japonya ve Güney Kore üçlü savunma işbirliği, bu yöndeki girişimler olarak değerlendiriliyor.

Öte yandan Washington, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ülkelerinden halihazırda savunma ortaklıkları bulunan Filipinler ve Tayland dışında Endonezya ve Vietnam ile ikili düzeyde askeri işbirliğini artırma arayışında.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English