Diplomasi
Birleşik Krallık, DTÖ’yü canlandırma çabasında Trump’tan ayrılıyor
Birleşik Krallık, uluslararası ticaret anlaşmazlıkları sistemine katılma planlarını doğruladı. Bu hamle, Birleşik Krallık’ı AB’ye yaklaştırırken, ABD’yi kızdırma riski taşıyor.
Londra çarşamba gecesi, Birleşik Krallık’ın Dünya Ticaret Örgütünün (DTÖ) Çok Taraflı Geçici Temyiz Tahkim Anlaşmasına (MPIA) katılacağını duyurdu.
Bu mekanizma, ABD’nin yeni yargı atamalarını engellemesinden bu yana işlevini yitiren DTÖ’nün temyiz mahkemesi olan Temyiz Organına alternatif olarak 2019 yılında kurulmuştu.
Anlaşmazlık sistemi, AB, Kanada, Avustralya ve Çin dahil 27 DTÖ üyesini kapsıyor fakat ABD bu üyeler arasında yer almıyor.
Perşembe günü açıklanacak yeni Ticaret Stratejisini tanıtan bir basın açıklamasında, Birleşik Krallık hükümeti MPIA’ya katılmanın “etkili, kurallara dayalı bir uluslararası ticaret sistemine” olan bağlılığının bir göstergesi olduğunu söyledi.
Bu hamle, mekanizmanın önemli bir destekçisi olan AB tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanacak fakat haber, Trump yönetimi tarafından pek hoş karşılanmayabilir.
Sussex Üniversitesi Hukuk Fakültesinde İngiltere Ticaret Politikası Gözlemevi eş direktörü Emily Lydgate, POLITICO’ya verdiği demeçte, “Brüksel, Birleşik Krallık’ın MPIA’ya katılmasından memnun olacaktır. Birçok kişi bunun çok geç kalınmış bir adım olduğunu düşünüyor,” dedi.
Çin de MPIA’nın bir tarafı, bu nedenle Birleşik Krallık, Washington ile ticaret anlaşmaları yapmak ve diğer önemli ticaret ortaklarıyla yapıcı bir şekilde çalışmak arasında zorlu bir dengeyi sürdürüyor.
Cambridge Üniversitesi uluslararası hukuk profesörü Lorand Bartels’a göre, Birleşik Krallık’ın MPIA’ya katılma kararı, ABD’nin tutumuyla uyumlu olan DTÖ ticaret anlaşmazlık sistemi hakkındaki önceki tutumunda bir değişiklik olduğunu gösterdi.
Bartels, “Birleşik Krallık, [MPIA’ya] katılmama nedeninin DTÖ uyuşmazlık çözüm sisteminin kalıcı reformuna odaklanmak istediği olduğunu söylüyordu. Bu, ABD’nin de ifade ettiği görüşüydü ve Birleşik Krallık’ın bu konuda ABD ile aynı çizgide olmasının sadece ikna olduğu için değil, aynı zamanda ilişkileri sürdürmek için de makul görünüyor,” dedi.
Bartels, bu hamlenin ABD ile ilişkiler üzerinde bir etkisi olup olmayacağının net olmadığını söyledi ve “ABD’nin MPIA konusunda eskisi kadar endişeli olmaması mümkün. Fakat durum böyle olmasa bile, Birleşik Krallık artık ABD ile ticari ilişkilerinin MPIA’ya katılmak için yeterince istikrarlı olduğuna karar vermiş olmalı,” ifadelerini kullandı.
Bartels’a göre alternatif bir açıklama da şu: Birleşik Krallık ABD yerine AB’yi tercih etti.
Öte yandan WorldTradeLaw.net Başkanı ve Baker Enstitüsü araştırmacısı Simon Lester, Birleşik Krallık’ın kararını “DTÖ uyuşmazlık çözümünden tam olarak yararlanabilmek için atılmış mantıklı bir adım” olarak nitelendirerek, bu karara fazla anlam yüklememek gerektiği konusunda uyarıda bulundu.
Lester, “Brüksel ve Washington’daki bazı kişiler, bu kararı Birleşik Krallık’ın ittifakları ve hizalanmasıyla ilgili daha geniş bir açıklama olarak yorumlamaya çalışabilir. Fakat Birleşik Krallık’ın MPIA’ya katılma kararının etkisi oldukça dar ve örneğin Birleşik Krallık hükümetinin Trump yönetimi ile yakın zamanda imzaladığı önemli ticaret anlaşmasından çok daha sınırlı olduğu için, bunu bu şekilde yorumlamak muhtemelen bir hata olur,” diye konuştu.
ABD Ticaret Temsilciliğinin DTÖ konularındaki tutumuna aşina olan üst düzey bir danışman, “Onların tutumu, şu anda temyiz organının yeniden kurulması konusunda baskıya karşı bağışık oldukları yönünde. Çin, AB ve Hindistan anlamlı bir DTÖ reformu önerisi sunana kadar, hiçbir adım atılmayacak,” dedi.
Anonim kalmak koşuluyla konuşan danışman, “Birleşik Krallık’ın açıklaması hoşlarına gitmeyecek olsa da, daha önemli sorunları var; en önemlisi de, önümüzdeki iki hafta içinde tamamlanması gereken tüm ikili anlaşmalar,” diye ekledi.