Dünya Basını

Blumenthal: Trump yönetimi Ortadoğu’da İsrail’in stratejik çıkarlarına teslim oldu

Yayınlanma

Gazeteci Max Blumenthal, ABD Başkanı Trump’ın İran ve Gazze politikasının tamamen İsrail ve belirli finansal çevrelerin kontrolüne girdiğini belirtti. Blumenthal, “Barış Kurulu” adı altında yürütülen faaliyetlerin bölgeyi yeni bir çatışma döngüsüne sürükleme potansiyeli taşıdığını vurguladı.

Gazeteci Max Blumenthal, Andrew Napolitano’ya verdiği mülakatta, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri yığınağının ve bölgedeki genel stratejisinin arkasındaki temel dinamikleri değerlendirdi.

Blumenthal, Trump’ın bölgede barışçıl bir çıkış yolu bulma ihtimalinin giderek zayıfladığını belirterek, “Netanyahu ve Amerika’daki bağışçı sınıfın, Trump’ın İran sınırı yakınında topladığı askeri teçhizattan barışçıl bir şekilde geri adım atmasına izin verip vermeyeceği sorusu hayati önem taşıyor” dedi.

Blumenthal, Washington’daki American Petroleum Institute (Amerikan Petrol Enstitüsü) toplantısında edindiği bilgileri paylaşarak, petrol endüstrisinin İran’da bir rejim değişikliği savaşına oldukça sıcak baktığını kaydetti.

Rapidan Energy Group analisti Bob McNally’nin ifadelerine atıfta bulunan Blumenthal, McNally’nin “O petrolü hemen alabiliriz ve bu endüstrimiz için bir zafer olur” diyerek rejim değişikliği arzusunu açıkça dile getirdiğini aktardı.

Netanyahu Trump ve İran arasındaki müzakereleri sabote ediyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Washington ziyaretini “başkanlık düzeyinde güvenlik önlemleriyle donatılmış bir sabotaj girişimi” olarak nitelendiren Blumenthal, Netanyahu’nun Trump ile İran arasındaki her türlü müzakere ihtimalini ortadan kaldırmaya çalıştığını ifade etti.

Blumenthal, Trump’ın “Barış Kurulu” toplantısındaki üslubuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:

“Trump, İran’ın bir anlaşma yapmak için temel olarak on günü olduğunu, aksi takdirde işlerin çok kötüye gideceğini belirtti ve B2 bombardıman uçaklarını neredeyse erotik bir dille tarif etmeye başladı. Şu noktada İran’ın Trump ve Netanyahu’yu memnun edebilecek tek hamlesi, Ayetullah Ali Hamaney’in Barış Kurulu’na katılarak Trump’ın önünde eğilmesi gibi görünüyor; bu da asla gerçekleşmeyecek bir ihtimal.”

Blumenthal, İran’ın balistik füzeler ve bölgesel ittifaklar konusunda net kırmızı çizgileri olduğunu, Netanyahu’nun ise Trump’ı bu çizgileri ihlal etmeye zorladığını bildirdi.

ABD ordusunun bölgedeki mevcut konumlanmasının bir “gövde gösterisinden” çok daha fazlası olduğunu vurgulayan Blumenthal, “ABD donanma varlıklarının üçte birinden fazlası bölgede veya bölgeye hareket halinde. Bu uçaklar sadece güç gösterisi için değil, avcı bombardıman uçakları arasında koordinasyon sağlamak için orada bulunuyor ve harekat için konumlandırılıyor” diye konuştu.

“Barış Kurulu” Gazze’yi finansal bir laboratuvar olarak görüyor

Blumenthal, Beyaz Saray’da düzenlenen ve “Barış Kurulu” olarak adlandırılan toplantıların içeriğine dair sert eleştirilerde bulundu. Gazze’nin yeniden inşası adı altında sunulan planların aslında bir “finansallaştırma ve mülksüzleştirme” projesi olduğunu savunan Blumenthal, Apollo Global Management’tan Mark Rowan gibi isimlerin Gazze kıyı şeridini bir “gayrimenkul projesi” olarak pazarladığını belirtti.

Blumenthal, “Mark Rowan, fiili bir toplama kampına dönüşmüş olan Gazze’nin sahil şeridini finansallaştırmayı teklif ediyor. Bölgenin değerinin 115 milyar dolar olduğunu, sadece bu değerin kilidinin açılması ve finanse edilmesi gerektiğini savunuyorlar” ifadelerini kullandı.

Gazze’nin o sırada hala İsrail saldırıları altında olduğunu hatırlatan Blumenthal, bu kurulun ateşkes ihlallerini ve devam eden yıkımı görmezden geldiğini kaydetti.

Planın askeri ve idari boyutuna da değinen Blumenthal, 9 bin kişilik bir uluslararası istikrar gücünün Gazze’yi silahsızlandırmak için gönderilmesinin planlandığını ve bunun aslında yeni bir savaş anlamına geldiğini vurguladı.

Blumenthal, “Jared Kushner’in Gazze planı için hazırladığı reklam filmi, Gazze gençliğinin ‘programlanmasını’ da içeriyor. Amaç, onların artık kendilerini Filistinli veya mülteci olarak görmemelerini sağlamak ve onları bölgedeki ‘Epstein sınıfının’ Arap kölelerine dönüştürmek” dedi.

Tucker Carlson’ın İsrail’de alıkonulması bir gözdağı girişimi

Gazeteci Tucker Carlson’ın Tel Aviv’deki Ben Gurion Havalimanı’nda alıkonulmasına ilişkin haberlere de değinen Blumenthal, Carlson’ın bir “propaganda tuzağına” çekilmek istendiğini ifade etti.

Carlson’ın pasaportuna el konulmasının teknik olarak bir gözaltı olduğunu belirten Blumenthal, “Carlson, politikaların eleştirmeni olduğu için alıkonuldu. İsrail, kendi gazetecimizin de asılsız suçlamalarla hapse atıldığı ve sert muamele gördüğü korkutucu bir yer haline geldi” dedi.

Blumenthal, İsrail’in bu tür eylemlerle muhalif sesleri susturmaya çalıştığını ancak Carlson’ın bu tuzağa düşmeyerek havalimanından ayrıldığını kaydetti. Napolitano’nun paylaştığı mesajda Carlson’ın İsrail hava sahasından çıktıktan sonra durumu “otoriter ve kirli” olarak tanımladığı aktarıldı.

Latin Amerika ve Ortadoğu’da rejim değişikliği hayalleri

Mülakatın sonunda, Senatör Ted Cruz ve diğer neocon isimlerin İran, Venezuela ve Küba’da rejimlerin çökeceğine dair öngörülerini değerlendiren Blumenthal, bu isimlerin “büyük petrol ve büyük İsrail” tarafından beslendiğini savundu.

Blumenthal, Küba ve İran’ın on yıllardır bu tür tehditlere karşı hazırlandığını ve toplumsal bir bilinç geliştirdiğini belirtti.

Blumenthal, “Fidel Castro’nun yıllar önce uyardığı gibi, bir araştırma merkezine sahip olmak bile saldırı için yeterli bir bahane sayılıyor. Bugün Trump yönetimi altında, ‘Barış Kurulu’ gibi Orwellvari isimler taşıyan yapılar aracılığıyla bağımsız kalan son ulusları da tasfiye etme çabası görülüyor” dedi.

Blumenthal, özellikle Küba örneğinde, Miami merkezli grupların Küba halkının acılarından beslendiğini ve adayı geçmişteki mafya yönetimindeki günlerine döndürmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi.

Blumenthal’e göre, ABD dış politikası şu anda stratejik bir dönüm noktasında bulunuyor ve önümüzdeki birkaç aylık süreç, bölgedeki dengelerin kalıcı olarak değişip değişmeyeceğini belirleyecek kritik bir zaman dilimi teşkil ediyor.

Çok Okunanlar

Exit mobile version