Amerika
Brezilyalı profesör Caruso: ABD, Venezuela’da ani bir kopuş istemiyor
Rio de Janeiro Federal Enstitüsü (IFRJ) Profesörü Danilo Caruso, ABD’nin Venezuela’ya yönelik ofansif stratejisinin sınırlarını, ülkedeki petrol üretiminin istikrarını koruma ihtiyacının belirlediğini söyledi. Caruso’ya göre Washington, Chavezci tabanını kontrol edebilecek tek güç olan Bolivarcı yönetimi tamamen tasfiye etmek yerine, petrol tedarikini güvence altına alacak şekilde baskı altına almayı tercih ediyor.
Rio de Janeiro Federal Enstitüsü (IFRJ) Profesörü Danilo Caruso, petrolün Venezuela ekonomisindeki merkezi konumunun, Amerika Birleşik Devletleri’nin ülkeye yönelik saldırı stratejisinin sınırlarını anlamada kilit rol oynadığını belirtti.
Akademisyene göre, Chavezci hükümetinin ani bir şekilde devrilmesi, petrol üretimini kısa, orta ve uzun vadede etkileyecek bir istikrarsızlık senaryosu yaratabilir; bu da Washington’ın çıkarlarına hizmet etmeyen bir sonuç doğurur.
Bu bağlamda Caruso, ABD için en etkili stratejinin, olası bir Chavezci tabanın tepkisini kontrol etme veya yönetme kapasitesine sahip tek güç olan Bolivarcı hükümetin kadrolarına baskı uygulamak olduğunu değerlendiriyor.
Başkan Donald Trump’ın ülkede siyasi bir geçişi zorlamama tercihi de bu okumayı güçlendiriyor.
Brezilya merkezli Opera Mundi gazetesine konuşan Caruso, “Venezuela siyaseti ve ekonomisi, 20. yüzyılın başlarından bu yana petrol etrafında dönüyor ve bugün de durum farklı değil. ABD’nin çıkarlarını dayatması için en iyi senaryo, Bolivarcı yönetimi taviz vermeye zorlamak. Zira sadece bu yönetim olası bir Chavezci tabanın tepkisini önleme veya kontrol etme koşullarına sahip. Trump’ın María Corina Machado veya muhalefetten başka bir ismi iktidara getirme olasılığını peşinen reddetmesi bunu açıkça ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.
Donald Trump yönetimi, bu hafta anlaşmanın resmi detaylarını sunmadan, Delcy Rodríguez liderliğindeki geçici yönetimin ülkeye 30 ila 50 milyon varil petrol teslim etmeyi kabul ettiğini duyurdu.
Venezuelalı yetkililerden konuya ilişkin henüz bir doğrulama gelmedi.
Trump’a göre, Güney Amerika ülkesinin petrolü piyasa fiyatından satılacak, depolama gemileriyle taşınacak ve ABD limanlarına boşaltılacak. ABD Başkanı ayrıca satıştan elde edilecek kaynakların kontrolünün kendisinde olacağını belirtti.
Caruso, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırganlığının, ülke içindeki senaryoyu aşan ve küresel jeopolitik rekabete oturan daha geniş stratejik çıkarlar üzerinden okunması gerektiğini vurguladı.
Caruso, “Uluslararası hukuka, Venezuela’nın egemenliğine ve Bolivarcı Devrim’e yönelik bu çok ağır saldırının ötesinde, bu aynı zamanda Çin’in yükselişi karşısında emperyalizmin bize biçtiği rolün -ABD hegemonyasını desteklemek için bizi sömürgelere dönüştürmek- açık bir işaretidir. Bugün Venezuela petrolü; yarın nadir toprak elementlerimiz, su kaynaklarımız veya Amazon” değerlendirmesinde bulundu.
Geçen hafta ABD’nin düzenlediği saldırı, 80’den fazla kişinin ölümüyle ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores’in kaçırılmasıyla sonuçlanmıştı.
Venezuelalı lider ve First Lady, yasa dışı yollarla New York’a götürülerek burada narko-terörizm suçlamasıyla mahkeme karşısına çıkarıldı.
IFRJ Profesörü, Washington’ın kaçırma eylemini meşrulaştırmak için sunduğu suçlamaların “kırılgan” olduğuna işaret etti.
Caruso, “Güneşler Karteli (Cartel de los Soles) diye bir yapının gerçekten var olduğuna dair hiçbir kanıt yok. Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi’nin (DEA) ana akım medyada sürekli atıfta bulunulan ‘isimsiz kaynakları’ dışında, bunların örgütlü bir grup oluşturduğuna dair hiçbir delil bulunmuyor” diye konuştu.
ABD Adalet Bakanlığı da Maduro’nun Güneşin Karteli lideri olduğu yönündeki suçlamayı geri çekerek, bunu artık “uyuşturucu kaçakçılığını koruyan ve teşvik eden” üst düzey Venezuelalı sivil ve askeri yetkililerden oluşan bir “yolsuzluk kültürü” olarak tanımlıyor.
Bu tanım, Trump’ın askeri saldırıdan aylar önce propaganda ettiği söylemden farklılık gösteriyor.
Profesöre göre, Maduro’ya yönelik doğrudan suçlama daha da az inandırıcı.
Devletin petrol gelirleri üzerindeki kontrolünün yasa dışı yapılarla herhangi bir ilişkiyi gereksiz kılacağını vurgulayan Caruso, “Maduro’nun bu sözde suç örgütünün parçası olduğu fikri daha da az inandırıcı. Maduro için bir ‘yargılama’ olmayacak, sadece yargısız ve gayrimeşru bir mahkûmiyet kararı verilecek” dedi.
Karakas ve Washington arasında anlaşma mı var?
Caruso, Washington ile Venezuela ordusunun üst kademeleri arasında olası bir anlaşma yapıldığına dair anlatıları da yorumladı.
Bu algının henüz kanıtlanmamış olmasına rağmen siyasi ağırlığına dikkat çeken akademisyen, yeni güç dengesinin zorluklarına işaret etti.
Caruso, “Pragmatik açıdan bakıldığında, ‘ihanet’ söylentisi sokaklarda şimdiden konuşuluyor ve Venezuela hükümeti petrole ilişkin gelecek anlaşmalarda taviz verirse bu durum ‘kanıtlanmış’ olacak” dedi.
Geçici hükümetin son derece hassas bir çizgide yürüdüğünü belirten Caruso, “Geçici hükümetin şimdi üzerinde hareket etmek zorunda kalacağı bıçak sırtı durum bu” değerlendirmesini yaptı.
Caruso’ya göre ulusal egemenlik, Venezuela kimliğinin kurucu unsuru olmaya devam ediyor. Akademisyen, “Milyonlarca kişi, bunun ABD tarafından uygulanan ekonomik yaptırımların devamı anlamına geleceğini bile bile Maduro’ya oy verdi” diyerek, bu tavrın Venezuelalıların dış boyunduruğa boyun eğmeme konusundaki kararlılığını gösterdiğini vurguladı.