Dünya Basını

CIA’in eski Rusya analisti Beebe: Avrupa kamuoyunda bir tür kitlesel hipnoz yaşanıyor

Yayınlanma

Merkezi İstihbarat Teşkilatının eski Rusya analizi direktörü George Beebe, Norveçli siyaset bilimci Glenn Diesen ile gerçekleştirdiği mülakatta, ABD’nin küresel stratejisindeki öncelik değişimlerini ve Ukrayna krizinin tırmanma dinamiklerini değerlendirdi. Washington yönetiminin askeri varlığını Avrupa’dan çekmesinin taşıdığı riskleri ele alan Beebe, diplomatik bir uzlaşı sağlanmadığı takdirde kıtanın topyekun bir istikrarsızlık sarmalına sürüklenebileceğini ifade etti.

Norveçli siyaset bilimci Glenn Diesen, gerçekleştirdiği yayında, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının eski Rusya analizi direktörü ve Quincy Sorumlu Devlet Yönetimi Enstitüsünün mevcut büyük strateji direktörü George Beebe’yi ağırladı.

Görüşmede, küresel güç dengelerindeki değişimler, Washington yönetiminin askeri öncelikleri ve Ukrayna üzerinden şekillenen Rusya-Avrupa gerilimi ayrıntılı biçimde ele alındı.

Siyaset bilimci Glenn Diesen, ABD’nin çok kutuplu güç dağılımına uyum sağlamak zorunda kaldığını, artık her bölgede aynı anda bulunamayacağını ve belirli coğrafyalara öncelik vermesi gerektiğini belirtti. Washington’ın mantıksal olarak kendi yarım küresine ve en büyük rakibinin yer aldığı Doğu Asya’ya öncelik verdiğini kaydeden Diesen, tarihte ilk kez Avrupa’nın birinci öncelik olmaktan çıkarak uzak bir üçüncülüğe gerilediğini ifade etti.

Bu durumun, başkanın kim olduğundan bağımsız olarak ABD’nin Avrupa’dan eksen kaydırmasını zorunlu kıldığını vurgulayan Diesen, Donald Trump sonrasında da bu eğilimin sürmesinin beklendiğini aktardı.

Diesen, Beebe’nin yakın zamanda kaleme aldığı, Almanya’dan Amerikan askerlerinin çekilmesinin mantıklı olduğunu fakat bunun öngörülemeyen veya tahmin edilebilir sonuçlar doğurabileceğini ele alan makalesini hatırlatarak mevcut durumu nasıl değerlendirdiğini sordu.

“Askeri çekilme düzenli ve kontrollü bir şekilde yürütülmeli”

George Beebe, ABD’nin Avrupa’daki varlığını ve taahhütlerini azaltmasının stratejik açıdan gerekli olduğunu, ancak bunun zeminini hazırlaması gerektiğini belirtti.

Bu sürecin Avrupa’yı harap, istikrarsız ve çatışmaya eğilimli bir halde bırakacak şekilde değil, yönetilen ve düzenli bir yöntemle yapılması gerektiğini vurgulayan Beebe, şu ifadeleri kullandı:

“Trump yönetiminin aniden ve fevri bir kararla Avrupa’dan askeri tenkisata gitmeye karar vermesi, uzun vadede buradaki Amerikan varlığının azaltılması ve transatlantik ilişkilerinin yeniden dengelenmesi hedeflerine hizmet etmiyor.”

Varlığın bu şekilde azaltılmasının Avrupa’daki istikrarsızlık riskini artıracağını dile getiren Beebe, istikrarsız bölgelerin ABD’ni yeniden kendi içine çekme eğilimi taşıdığını ve buralardan bağları koparmanın çok güç hale geldiğini söyledi.

Almanya’dan birkaç taburun geri çekileceğine dair duyurunun görünüşte bir tenkisat adımı gibi algılandığını belirten Beebe, bu açıklamadaki asıl önemli unsurun Joe Biden yönetiminin Almanya topraklarına orta menzilli füzeler yerleştirme kararının iptal edilmesi olduğunu kaydetti.

Beebe, bu hamlenin yüzeyde Avrupa’daki yükümlülükleri azaltma yönünde bir adım gibi durduğunu, ancak nihayetinde daha büyük bir istikrarsızlığa yol açmasından ve transatlantik ilişkilerinin her iki tarafı için de çok daha zor bir süreç üretmesinden endişe ettiğini vurguladı.

Glenn Diesen, artan istikrarsızlık ortamında ABD geri çekilirken, Avrupa ülkelerinin Ukrayna savaşından vazgeçmeye hazır olmadıklarını ve gerilimi tırmandırma eğilimi gösterdiklerini ifade etti.

Avrupalı liderlerin, Rusya topraklarının derinliklerini vurmak üzere kitlesel insansız hava aracı üretimi yaptıklarını gururla ilan ettiklerini hatırlatan Diesen, artık silah tedarik etmedikleri veya hedef seçimine yardım etmedikleri yönündeki iddiaların tamamen ortadan kalktığını belirtti.

Mevcut tablonun doğrudan Rusya’ya karşı yürütülen bir savaşa benzemeye başladığını kaydeden Diesen, Avrupalıların bu tırmandırma hamleleri karşısında Rusların da misilleme yaparak caydırıcılıklarını yeniden tesis etme yönünde daha büyük bir baskı altına girdiklerini söyledi.

ABD’nin geri çekildiği bu dönemin, Rusya açısından misilleme yapmak ve caydırıcılığı geri kazanmak için uygun bir fırsat gibi göründüğünü aktaryan Diesen, Moskova’nın son dört yıl boyunca gösterdiği itidalin karşı tarafta bir zayıflık olarak yorumlandığını ve düşmanlarını cesaretlendirdiğini ifade etti. Diesen, bu durumun kasıtlı olmasa bile tarafları doğrudan bir savaşa doğru sürükleyebileceğini dile getirdi.

“Rusya askeri ateş gücünün büyük kısmını henüz kullanmadı”

George Beebe, bu analize bütünüyle katıldığını ve tarafların çok istikrarsız, krizlere gebe bir döneme doğru ilerlediğini teyit etti. Rusya’nın Ukrayna’da askeri ateş gücünün önemli bir kısmını kullanmaktan bilerek kaçındığını belirten Beebe, bu durumun birçok insana tuhaf gelebileceğini ancak gerçeği yansıttığını ifade etti.

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı devreye sokabileceği çok büyük bir hava gücüne sahip olduğunu ancak bunu yapmadığını söyleyen Beebe, bunun ilk sebebinin NATO ile doğrudan bir çatışmaya girmekten kaçınmak, ikinci sebebinin ise ABD ile uzlaşmaya dayalı bir çözüm ve ilişkilerin normalleşmesi kapısını açık tutmak istemesi olduğunu dile getirdi.

Beebe, ilişkileri normalleştirmenin Vladimir Putin için jeopolitik başta olmak üzere pek çok nedenden ötürü önem taşıdığını kaydetti.

Putin’in, ABD ile ilişkilerin normalleşmesinin artık mümkün olmadığı yönünde bir kanaate varması durumunda bu dengenin değişeceğini vurgulayan Beebe, Rus liderin Trump yönetiminin ilişkileri normalleştirecek güce sahip olmadığını düşünebileceğini söyledi. Beebe, şu sözleri aktardı:

“Putin’in bu aşamaya tamamen geldiğini düşünmüyorum, ABD-Rusya ilişkilerinin normalleşebileceğine dair umudunu henüz tamamen kesmedi. Ancak Trump’ın hem İran’daki savaş hem de iç siyasi durum nedeniyle çok zayıf düştüğü ve Washington’daki Rusya karşıtı havayı kırıp bu normalleşmeyi yönetemeyeceği sonucuna varırsa, Ukrayna’ya bir ders verme ve caydırıcılığı yeniden tesis etme motivasyonu çok yükselecek.”

“Moskova’da iç siyasi baskılar her geçen gün artıyor”

Putin’in iç siyasette de bir şeyler yapması yönünde ciddi bir baskı altında olduğunu ifade eden Beebe, Rusya’daki pek çok insanın bu savaşın bitmesini istediğini ancak bunun her ne pahasına olursa olsun gerçekleşmesini kabul etmediğini aktardı.

Rus kamuoyunun ya makul, uzlaşmacı bir çözüm istediğini ya da Putin’in Ukrayna’ya karşı çok daha sert askeri adımlar atarak onları Rusya’nın hak iddia ettiği topraklardan tamamen söküp atmasını talep ettiğini belirten Beebe, bu iç baskının giderek büyüdüğünü kaydetti.

Bu baskının bir yönünün de internete yönelik kısıtlamalara verilen tepkilerle ilgili olduğunu dile getiren Beebe, bu kısıtlamaların Ukrayna’nın insansız hava araçlarıyla hedef tespiti yapmasını engellemek amacıyla yürürlüğe konduğunu hatırlatmakta fayda gördü.

Trump’ın Avrupa’dan çekilmesinin ve Avrupalılara “Rusya ile bir çatışmayı kışkırtırsanız yanınızda olmayacağız” mesajı vermesinin Putin’in karar alma süreçlerini etkileyeceğini söyleyen Beebe, bu durumun Rus lideri doğrudan Avrupalılara karşı olmasa bile çok kararlı ve sert adımlar atmaya teşvik edebileceğini belirtti.

Putin’in ilk etapta gerilimi geniş bir Avrupa çatışmasına dönüştürmeden, Ukrayna’ya karşı çok ağır askeri darbeler vurarak işe başlayabileceğini ifade eden Beebe, ABD’nin kalan nüfuzunu kullanarak Ukrayna çatışmasını çok yakında uzlaşmacı bir çözüme doğru yönlendirememesi halinde durumun son derece tehlikeli bir hal alacağını vurguladı.

Beebe, sonbahar aylarına gelindiğinde Rusların hem adım atma yönünde büyük bir baskı hissedecekleri hem de ABD ile doğrudan çatışmaya girme kaygısını daha az taşıyacakları bir tehlike bölgesine girileceğini beyan etti.

Siyaset bilimci Glenn Diesen, yakın zamanda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e, Boris Yeltsin’e ve Mihail Gorbaçov’a danışmanlık yapmış olan Sergey Karaganov ile bir mülakat gerçekleştirdiğini aktardı. Karaganov’un Kremlin’in nükleer doktrinini değiştirmesinde önemli bir rol oynadığını hatırlatan Diesen, Rus uzmanın diplomatik çözüm yolları hususunda eski dönemlerin uzlaşı ruhunun tamamen bittiğini düşündüğünü belirtti.

Karaganov’un, Batı’nın Ukraynalıları kullanarak Rusya’ya karşı bir savaş yürüttüğü gerekçesiyle Avrupalıların doğrudan vurulması gerektiği fikrini savunduğunu kaydeden Diesen, Rus uzmanın ilk aşamada Almanya’ya yönelik bir Oreşnik füzesi darbesini veya Avrupalıları cezalandırmak amacıyla taktik nükleer silah kullanımını dışlamadığını ifade etti.

Karaganov’un iki yıl önce nükleer doktrinin değiştirilmesini talep ederken küçük bir azınlığı temsil ettiğini ancak bugün ezici bir çoğunluğun kendi tarafında olduğunu söylediğini aktaran Diesen, Putin üzerindeki sertleşme baskısının arttığını belirtti. Diesen, gerilimin tırmanma basamaklarının nasıl şekilleneceğini ve Rusya’nın bir önceki gece bin 600 insansız hava aracı ve füze kullanarak savaşın rekorunu kırdığını hatırlatarak Avrupalıların nasıl hedef alınabileceğini sordu.

Diesen, bu saldırıların arkasında kimin olduğunun gizlendiği stratejik bir belirsizlikle mi yoksa doğrudan üstlenilerek mi yapılacağını öğrenmek istediğini dile getirdi.

“İlk aşama Ukrayna tahkimatlarının tamamen yıkılması olacak”

George Beebe, tırmanma merdiveninin ilk basamağının Ukrayna’ya karşı çok daha yıkıcı askeri operasyonlar düzenlemek olacağını ifade etti.

Putin’in, Rus ordusunun Donbass’taki faaliyetlerini Kiev tarafından dayatılan faşist yönetimden insanları kurtarma hamlesi olarak sunmak istediğini belirten Beebe, kurtarma söyleminin arka planda büyük bir yıkım bırakmama şartını beraberinde getirdiğini kaydetti.

Rusya’nın Donetsk’te Ukrayna kontrolündeki tahkim edilmiş kale şehirleri enkaza çevirmek istemediğini, çünkü bunu yaparken aynı zamanda oradaki halkı özgürleştirdiklerini iddia etmenin mümkün olamayacağını söyleyen Beebe, şu ifadeleri kullandı:

“Ancak Putin üzerindeki kesin sonuç alma ve Ukrayna işgalindeki toprakları geri alma yönündeki baskı arttıkça, Rus lider ilk adım olarak hava gücünü çok daha yıkıcı bir biçimde devreye sokarak o kale şehirleri moloz yığınına çevirme yoluna gidebilir.”

Bu aşamadan sonra Rus kara unsurlarının çok az kayıpla bu şehirleri ele geçirebileceğini belirten Beebe, Moskova’nın hak iddia ettiği Donbass topraklarında askeri kontrolü sağladığını ilan edebileceğini dile getirdi.

Rusya’nın bu noktada kritik bir karar vermek zorunda kalacağını ifade eden Beebe, ilhak edilen ancak tamamen kontrol edilemeyen diğer iki bölgenin üzerine gidilmesi veya tek taraflı ateşkes ilan edilerek mevzilerin tahkim edilmesi seçeneklerinin masada bulunacağını söyledi.

Beebe, Rusya’nın savaşı tam bir barış antlaşmasıyla bitirmese bile, kendi talepleri kabul edilmeden Ukrayna’nın geri kalanının yeniden inşa edilmesini engelleyecek bir pozisyon alabileceğini kaydetti.

Sürecin genel bir Rusya-Avrupa çatışmasına evrilip evrilmeyeceğinin tamamen Avrupalıların vereceği yanıta bağlı olduğunu vurgulayan Beebe, Avrupa ülkelerinin Rusya topraklarının derinliklerine yönelik büyük bir insansız hava aracı kampanyası başlatması durumunda Rusların gerilimi daha da tırmandıracağını belirtti.

Bir sonraki adımın Kiev ve diğer nüfus merkezlerine yönelik, geçmişte görülmemiş ölçekte kitlesel bombardımanlar ve füze saldırıları olacağını söyleyen Beebe, Ukrayna’nın bunu engelleyecek bir hava savunma sistemine sahip olmadığını ve yakın zamanda ABD veya Avrupa’dan böyle bir kabiliyet edinme şansının bulunmadığını aktardı.

Beebe, Ukrayna hava savunmasının fiilen işlevsiz kalacağı bu ayların Rusya’ya büyük bir hareket alanı sağlayacağını ifade etti.

“Nato topraklarındaki askeri fabrikalar hedef alınabilir”

Avrupa ülkelerinin gerilimi daha da tırmandırması halinde Rusya’nın lojistik tedarik zincirlerini ve doğrudan Avrupa topraklarındaki, yani NATO coğrafyasındaki fabrikaları vurmayı düşünebileceğini kaydeden George Beebe, Ukrayna’nın kullandığı insansız hava araçlarının tamamının Ukrayna topraklarında üretilmediğini, Avrupa’dan gelen pek çok bileşenin bu sürece dahil olduğunu belirtti.

Rusların tırmanma riskinden ötürü bu tesisleri vurmaktan kaçındığını ancak gerilimin bu aşamaya gelmesi halinde buraları hedef alabileceğini söyleyen Beebe, şu değerlendirmede bulundu:

“Böyle bir senaryo transatlantik ittifakı içinde çok büyük bir kriz yaratacaktır. Müttefikler Washington’a dönerek Rusya’nın kendilerine saldırdığını belirtecek ve Washington Antlaşması’nın beşinci maddesinin yürürlüğe konmasını talep edecektir.”

Bu durum karşısında Trump yönetiminin Rusya ile doğrudan askeri bir çatışmaya girip girmeme konusunda çok zor bir dönemeçte kalacağını ifade eden Beebe, Washington’da Avrupalıların Ukrayna’ya barış getirmek için çalışmadığı, Rusya ile bir uzlaşıya karşı durduğu ve Moskova’nın tamamen teslim olması için askeri, iktisadi ve diplomatik baskıyı artırmaktan başka bir şey istemediği yönünde bir algının bulunduğunu belirtti.

Beebe, bu algı sebebiyle Trump yönetiminin Rusya ile bir çatışmaya dahil olma konusunda isteksiz davranabileceğini ve Avrupalılara yönelik büyük bir sempati beslemeyebileceğini kaydetti.

Glenn Diesen, Avrupa medyasındaki temel başlıkların Rusya üzerindeki baskıyı artırma yönünde olduğunu, bunun intihara meyilli bir yaklaşım gibi durduğunu ifade etti.

Avrupa’nın geleceğine bakıldığında ekonomik ve askeri gerilemenin yanı sıra siyasi istikrarsızlığın ve radikalleşen bir liderlik anlayışının öne çıktığını belirten Diesen, Avrupalı yöneticilerin Rusya’nın aynı şekilde karşılık verebileceğini hesaba katmadan savaşı Rus topraklarına taşıma konusunda bir saplantı içinde olduklarını kaydetti.

Alman liderlerin Rusya’ya acı çektirmek amacıyla uzun menzilli füzelerin kitlesel üretimine geçilmesi gerektiğini savunduklarını hatırlatan Diesen, Moskova’daki öfke birikiminin Avrupa’da yeterince idrak edilmediğini söyledi.

Geçmişte Amerikalıları pervasız ve saldırgan bulan, kendisi ise temkinli davranan Avrupa’nın bugün çok daha radikal bir konuma savrulduğunu vurgulayan Diesen, George W. Bush’un 2008 yılında Ukrayna’yı NATO üyesi yapma girişimini o dönem çok tehlikeli bulan Avrupa ülkelerinin şimdi tamamen farklı bir çizgide olduğunu belirtti.

“Avrupa kamuoyunda bir tür kitlesel hipnoz yaşanıyor”

George Beebe, Avrupa’nın mevcut düşünce yapısında mantıklı bir açıklama bulmanın zor olduğunu ve kıtada adeta bir kitlesel hipnoz durumunun hüküm sürdüğünü ifade etti.

İnsanların Rusya ile mücadelenin tek yolunun daha fazla baskı ve caydırıcılık olduğuna inandıklarını belirten Beebe, tehditleri azaltmak ve çatışma ihtimalini düşürmek amacıyla Rusya ile diplomatik temas kurma fikrinin Avrupa genelinde tamamen dışlandığını kaydetti.

Bunun çok tehlikeli bir hata olduğunu vurgulayan Beebe, şu ifadeleri kullandı:

“Soruna yalnızca caydırıcılık prizmasından yaklaşırsanız, kontrol dışına çıkabilecek bir tırmanma sarmalını körüklemiş olursunuz. Bu nedenle caydırıcılık ile diplomasinin bir arada yürütülmesi gerekiyor fakat Avrupalıların şu an bu netlikte düşünebildiğinden emin değilim.”

Sürecin pragmatizm, soğukkanlılık ve Rusya ile üretken bir şekilde angajmana girilebileceğine dair bir özgüven gerektirdiğini belirten Beebe, Avrupa’da Ruslarla konuşmanın bile kıta içi birliği ve istikrarı sarsacağına dair büyük bir korkunun mevcut olduğunu dile getirdi.

Glenn Diesen, Avrupa Birliği içindeki yirmi yedi ülkenin ortak bir dış politika üzerinde uzlaşmasının zor olduğunu, bu nedenle uzlaşının konuyu tamamen siyah ve beyaz, iyi ve kötü şeklinde sunarak sağlandığını ifade etti.

Rusya’nın bir şer imparatorluğu, liderinin ise yeni bir Hitler olarak sunulmasıyla her türlü farklı sesin ahlak dışı ilan edildiğini kaydeden Diesen, diplomasi kapısı açılıp Rusya’nın güvenlik kaygıları konuşulmaya başlandığında bu yapay birliğin dağılacağından korkulduğunu belirtti.

Walter Lippmann’ın devletlerin halkı savaşa seferber etmek için her şeyi iyi ve kötü savaşı olarak sunduğu ancak barış zamanı geldiğinde bu propagandanın çöktüğü yönündeki tezini hatırlatan Diesen, kötüyle uzlaşılamayacağı için uygulanabilir bir barışın imkansız hale geldiğini söyledi.

Savaşın kışkırtılmamış bir işgal olduğu anlatısı üzerine kurulması sebebiyle Rusya’ya verilecek her tavizin bir yatıştırma politikası olarak görüldüğünü aktaran Diesen, Avrupa Birliği’nin başına Kaja Kallas gibi Rusya’yı parçalara bölmekten açıkça bahseden en uç figürlerin getirildiğini, bu anlatı tuzağının barış ihtimalini tamamen kilitlediğini ifade etti.

“Avrupa’nın büyük aktörleri sorumluluk almaktan kaçınıyor”

George Beebe, Walter Lippmann atfının tamamen doğru olduğunu ve bu anlatı tuzağının Avrupa Birliği içi birlik arayışından çok daha büyük bir sorun teşkil ettiğini belirtti.

Avrupa’da geleneksel olarak Fransa, Almanya ve İtalya gibi büyük aktörlerin liderlik yaptığını ve diğer büyük güçlerle olan hayati ilişkilerin küçük devletlerin konsensüs arayışlarına rehin bırakılmasına müsaade etmediklerini hatırlatan Beebe, mevcut durumda bu büyük devletlerin sorumluluk almadıklarını kaydetti.

Almanya ve Fransa’nın Rusya ile angajman kurma konusunda hiçbir çaba sarf etmediğini, sadece konuşma ihtimali üzerine çok erken aşamada bazı zayıf diyalogların döndüğünü belirten Beebe, bu yönde bir ivmenin Estonya veya Polonya’dan değil, ancak Avrupa’nın ağır sıklet ülkelerinden gelebileceğini fakat şu an o iradenin bulunmadığını söyledi. Birleşik Krallığın Avrupa Birliği üyesi olmadığını ve ortak dış politika uzlaşısı zorunluluğuna tabi bulunmadığını hatırlatan Beebe, buna rağmen İngilizlerin de Rusya ile diplomatik temasa en sert şekilde karşı çıkan aktörlerin başında yer aldığını, bunun yapısal bir kural sorunundan ziyade bütünüyle bir zihniyet problemi olduğunu vurguladı.

Diesen ise İngiltere’nin Birleşik Krallığın Avrupa Birliğinden ayrılması sürecinin ardından kıtada kendine yeni bir askeri rol biçmek ve Churchill rolünü yeniden oynamak adına bu sertliği göstererek durumları daha da kötüleştirdiğini ekledi.

“Amerika’nın çıkarı Ukrayna’da uzlaşmacı bir çözümün sağlanmasındadır”

George Beebe, ABD’nin ulusal çıkarlarının Ukrayna’daki savaşı uzlaşmaya dayalı bir barışla sonlandırmaktan geçtiğini çok güçlü bir şekilde dile getirdi.

Çatışmanın Avrupa’ya ihale edilerek ABD’nin devreden çıkması durumunda Rusya ile Avrupa arasında olağanüstü yıkıcı bir savaş riskinin yükseleceğini belirten Beebe, bunun Washington’ın lehine olmayacağını ifade etti.

Genişleyen bir Avrupa-Rusya geriliminin Moskova’yı Pekin ile daha yakın bir stratejik ittifaka zorlayacağını kaydeden Beebe, şu sözleri paylaştı:

“ABD’nin çıkarı, hem Çin hem de Batı dünyasıyla ilişkileri olan daha özerk ve bağımsız bir Rusya’nın varlığındadır. Bu durum, Çin’in oluşturduğu meydan okumalarla mücadele etmeyi Washington için çok daha basit hale getirecektir.”

Avrupa’nın sürekli bir çatışma içinde ve zayıf kalmasının ABD’nin Hint-Pasifik gibi daha yüksek öncelikli alanlara odaklanmasını engelleyeceğini belirten Beebe, Amerikan liderlerinin, kabine üyelerinin ve Beyaz Saray yönetiminin zaman ve dikkat sınırlarının olduğunu, dünyadaki her krizin bu dikkati dağıttığını söyledi.

NATO’nun amacının değişmesi ve ABD ile Avrupa arasında yüksek teknoloji işbirliğine, kritik minerallere, çiplere, tedarik zincirlerine, uzay çalışmalarına, kuantum bilgisayarlara ve yapay zekaya odaklanması gerektiğini vurgulayan Beebe, Çin’in bu alanda ölçek avantajına sahip olduğunu, transatlantik ittifakının ise birlikte çalışarak bu avantajı dengeleyebileceğini ve Batı’nın teknolojik refahını büyütebileceğini kaydetti.

Avrupa’nın daimi bir savaş içinde kalması halinde bu işbirliğinin imkansızlaşacağını belirten Beebe, stratejik olarak hayati olan bu unsurları hayata geçirmek için Ukrayna’daki savaşın bir an önce uzlaşıyla bitirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Glenn Diesen, transatlantik ilişkilerinin yeniden tanımlanması gerektiğini, Avrupa zihniyetinin ya tamamen ABD’nye tabi olmak ya da keskin bir Amerikan karşıtlığına savrulmak şeklinde uçlarda gezindiğini ifade etti. Çok kutuplu dönemde ortaklığın faydalarını koruyarak bağların yeniden şekillendirilmesi gerektiğini söyleyen Diesen, Avrupa basınında Ukrayna’nın yeniden kazanmaya başladığı yönündeki propagandaların sürdüğünü kaydetti.

Rus ordusunun 9 Mayıs askeri geçit töreninde ağır silahlar sergilememesinin törene saldırı davetiyesi çıkarmamak için değil, silahı olmadığı için yani zayıflıktan kaynaklandığı iddialarının ortaya atıldığını belirten Diesen, Putin’in yeniden ölümcül bir hastalığa yakalandığı yönündeki söylentilerin savaş desteğini tahkim etmek için üretilen anlatılar olduğunu dile getirdi.

Çok Okunanlar

Exit mobile version