Görüş
Çin ekonomisi yüzde 5 hedefine nasıl ulaşacak?
Yüzde 5.2’lik büyüme Çin ekonomisi için sürpriz değil; para ve maliye politikalarının bir sonucu.
1.4 milyar nüfusa sahip bir ülke, koskoca bir altkıta… Küresel ekonominin üretim üssü ve en büyük tedarikçisi, her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye istihdam sağlaması için en az yüzde 5 ve üzeri büyümesi gereken bir ekonomi… Aynı zamanda finans ve teknoloji alanında dünya liderliğine oynayan bir gelişen ekonomi… Çin Halk Cumhuriyeti halen satın alma gücü paritesi esas alındığında, dünyanın lideri, kısa bir süre sonra ise pek çok göstergede ABD’yi geçerek küresel ekonomi liginde liderlik koltuğuna oturacak. Ondan sonra bu liderlik yarışında rakibi gelişen ekonomilerin yükselen yıldızı Hindistan olacak.
Bu dev ülke, özellikle özellikle Covid-19 pandemisinden bu yana bir yandan Batı Bloku’nun saldırganlaşan çevreleme politikasıyla mücadele ederken, diğer yandan da birikmiş yapısal ekonomik sorunlarla boğuşuyor. Piyasa sosyalizminin planlı büyüme stratejileri ve akılcı para ve maliye politikaları sayesinde, görünen o ki son iki beş yıldır gün yüzüne çıkan ekonomik sorunların üstesinden bir ölçüde gelinebilmiş. Bunu rakamlar da teyit ediyor.
ALINAN ÖNLEMLER SONUÇ VERMEYE BAŞLAMIŞ GİBİ…
Çin Halk Cumhuriyeti, yılın ilk yarısında istikrarlı ekonomik büyümeye ulaştı ve önümüzdeki aylarda istikrarı korumak ve büyüme ivmesini sürdürmek için adımlar atmaya devam ediyor. Çin Ulusal İstatistik Bürosu’nun verilerine göre, Çin’in gayri safi yurtiçi hasılası (GSYH), 2025’in ilk yarısında yıllık bazda yüzde 5.3 büyüdü. İkinci çeyrekte ise ülkenin GSYH’si yıllık bazda yüzde 5.2 artış kaydetti. Bu veri, Pekin’in 2025 yılı için hedeflediği yüzde 5’lik büyüme oranının aşılabilmesinin de mümkün olduğunu gösteriyor.
Özellikle pandemiden sonra gittikçe belirginleşen birikmiş yapısal sorunlar ve iç talepteki yetersizliğin tüm önlemler ve teşvik paketlerine rağmen beklentilerin altında kalmasından endişe eden Pekin, anlaşılan o ki, bu uygulamaların sonuçlarını geç de olsa almaya başlamış görünüyor.
Bu yılın ilk altı ayında Çin’in sanayi üretimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6.4 artarken, ekipman imalatı ve yüksek teknoloji üretim sektörleri hızlı büyüme kaydetti. İç tüketim dönem boyunca yükseliş trendini sürdürdü ve tüketim malları perakende satışları ilk yarıda yıllık bazda yüzde 5 arttı. Bu artış, ilk çeyrekte kaydedilen büyümeden 0.4 puan daha hızlı gerçekleşti.
Sabit kıymet yatırımları ilk altı ayda yıllık bazda yüzde 2.8 artışla büyümeye devam etti. Özellikle imalat sektöründeki yatırımlarda kayda değer bir büyüme görüldü. İşgücü piyasası da genel olarak istikrarlı bir seyir izledi. Kentsel işsizlik oranı ilk yarıda ortalama yüzde 5.2 seviyesinde… Bu oran, ilk çeyreğe göre 0.1 puanlık bir iyileşmeyi işaret ediyor.
PEK ÇOK OLUMSUZ ETMENE RAĞMEN…
Kişi başına düşen kullanılabilir gelir, ocak-haziran döneminde 21,840 yuana ulaşarak, bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 5.4 arttı. Bu, özellikle küresel ekonomide yaşanan keskin değişimler ve ikinci çeyrekten bu yana artan tarife savaşları başta olmak üzere, artan korumacı önlemler, Batı Bloku’nun kuşatma ve izolasyon stratejisi, küresel siyasetteki gerilimler dikkate alındığında, kayda değer bir başarı olarak öne çıkıyor.
Çin, özellikle Covid-19 pandemisinden itibaren, küresel dalgalanmalara ve siyasi gerilimlerin ülke ekonomisine olumsuz etkilerini bertaraf etme amacıyla, iç talebi artırmayı temel öncelik haline getirmişti ve 2025’in ilk yarısında tüketimi teşvik etmek için bir dizi önlemi uygulamaya aldı. Bu süreçte iç talep GSYH büyümesine yüzde 68.8 oranında katkı sağlarken, nihai tüketim harcamaları yüzde 52’lik payla büyümenin ana itici gücü oldu.
İç tüketimin en temel göstergesi olan perakende satışlar mayıs ayında yüzde 6.4’lük artış kaydetti. Haziran ayında bu oran yüzde 4.8’e geriledi. Haziran ayında büyümede görülen görece düşüşün sebebi ise Çin yetkililerine göre, ‘618’ adı verilen alışveriş festivalinin ardından harcama ivmesinde yaşanan organik azalma… Yani geçici bir eğilim.
Ulusal İstatistik Bürosu’nun verilerine göre, 2025’in ilk yarısında büyümenin yüzde 52’si nihai iç tüketimden kaynaklanıyor. Yılın ilk çeyreğine göre ikinci çeyrekte ulaşılan yüzde 52.3’lük oran bu eğilimin devam edeceğinin de bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
TÜKETİM MALLARI TAKAS PROGRAMI
Bu önlemler arasında, tüketimi teşvik etmenin en önemli adımlarından biri de, bu yılın ilk yarısında daha fazla ürün çeşidini kapsayacak şekilde genişletilen ve perakende satışların artmasında hayati rol oynayan ‘tüketim malları takas programı’ oldu. Çin Ticaret Bakanlığı verilerine göre, bu yılın ilk beş ayında takas programı kapsamında 1.1 trilyon yuanlık satış gerçekleştirildi. Takas programının istikrarlı ve dengeli bir şekilde ilerlemesini sağlamak amacıyla, Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu ile Maliye Bakanlığı’nın sırasıyla temmuz ve ekim aylarında ek kaynak tahsis etmesi planlanıyor. Bu da iç tüketimin kaldıraç işlevi göreceği bir sürdürülebilir büyümeyi garanti altına almayı amaçlıyor.
Çin, daha önalıcı bir maliye politikasının yanı sıra, 2023 yılından bu yana ekonomisini küresel ekonomide ve küresel ticaret ikliminde yaşanan dalgalanmalardan korumak ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek amacıyla; planlı, kontrol edilebilir ve gevşek bir para politikasını benimsedi. Çin Halk Cumhuriyeti’nin merkez bankası Çin Halk Bankası’nın aldığı önlemler arasında; zorunlu karşılık oranının düşürülmesi, yapısal para politikası araçlarına uygulanan faiz oranlarının düşürülmesi ve bilimsel ve teknolojik inovasyon ve dönüşümü desteklemek amacıyla yeniden finansman kotasının artırılması yer alıyor.
KATMA DEĞERLİ ÜRETİMDE YÜZDE 9.5’LİK ARTIŞ OLDU
Bu politikanın sonuçları yavaş yavaş görülüyor. 2025 yılının ilk yarısında Çin’in yüksek teknoloji sektörleri hızlı bir büyüme yaşadı ve yüksek teknoloji imalatında katma değerli sanayi üretimi yüzde 9.5 arttı. Bu büyüme oranı, aynı dönemdeki genel sanayi üretiminden 3.1 puan daha yüksekti.
2024 yılında ülkenin yeni sanayileri, yeni iş formatları ve yeni iş modellerinin katma değerinin toplam GSYH’nın yaklaşık yüzde 18’ini oluşturdu. Sosyal medyada neredeyse her hafta yeni bir buluşun haberine rastlamak mümkün. Birkaç örnek verelim… Sadece robotların üretim yaptığı ve aydınlatma gereksinimi olmayan ‘karanlık fabrikalar’, toryum yakıtlı ve nükleer kaza riski asgari olan nükleer santraller, şarj edilmesi gerekmeyen piller, saatte 1,000 kilometre hıza erişebilen yüksek hızlı trenler… Bunlar sansasyonel olan teknolojik başarılar, ancak çok daha fazla sansasyonel olmayan, ancak her bir sektörün yeni ‘oyun kurucusu’ olan pek çok buluşçu teknolojiye imza atıyor Çin firmaları. Bu eğilim, yüksek teknoloji temelli yeni bir büyüme ivmesinin yerleştiğinin göstergesi gibi de okunabilir.
‘OYUN KURUCU’ BULUŞLAR
Sanayi ve Enformasyon Teknolojileri Bakanlığı, bu ayın başlarında, bilgi teknolojilerinin Çin’in sanayileşmesiyle bütünleştirilmesini amaçlayan bir çalışma planı yayınladı. Planda, özellikle imalatta ileri teknolojilerin benimsenmesini hızlandırmak ve küçük ve orta ölçekli işletmelerin dijital dönüşümünü desteklemek amacıyla, ülke genelindeki şehirlerde pilot programların başlatılması öngörülüyor. Küresel ölçekte yeni ekonominin bel kemiğini oluşturacak yapay zekada da ABD sermayeli rakipleriyle yarışan Çin firmaları, DeepSeek örneğinde olduğu gibi çok daha düşük maliyetlerle çok daha kullanışlı ve sofistike ürünleri piyasaya sürebiliyor. Benzer bir teknolojik atılımın savunma sanayii için geçerli olduğunu da hatırlatmakta fayda var ki, bu da küresel siyasette hem ‘oyun bozucu’ hem de ‘oyun kurucu’ bir role sahip olmak anlamına geliyor.
Çin’in bilim ve teknolojide üst düzey sürdürülebilir kendine yeterlilik ve güç arayışı artarak sürüyor. Tabii ki bu iş sadece bilim insanlarının başarılı performansıyla hayata geçemez. Büyük yatırımlar gerektiren Ar-Ge çalışmalarının finansmanını sağlamak da gerekli. Bu alanda da Pekin’in yaratıcı girişimleri var. Bu finansman için yeni iç borçlanma araçları geliştiriliyor. Bilim-teknoloji inovasyonuyla ilgili riski dağıtan tahviller bunlardan biri…
Çin ekonomisinin istikrarlı seyri göz önüne alındığında, Goldman Sachs, Deutsche Bank ve Morgan Stanley gibi bazı küresel finans kuruluşları, ülkenin 2025’teki ekonomik büyüme oranına ilişkin tahminlerini yakın zamanda yükseltti. Deutsche Bank uzmanları ülkede daha kaliteli hizmetlere olan talebin artacağı bir gelişme aşamasına ulaşmış olabileceği yorumunu yapıyor. Yaşam kalitesini yükseltecek yaşlı bakımı, sağlık hizmetleri, eğitim ve turizm alanlarında yeni yatırımlar gündeme gelebilir.
‘KUŞAK VE YOL GİRİŞİMİ’
YOLUNA DEVAM EDİYOR
Batı Bloku’nda giderek artan neo-merkantilizm ve küreselleşmeye karşı korumacı politikalara karşın Çin ekonomisinin ana itici gücü olan ihracatta da veriler hiç fena değil. Çin ocak-haziran döneminde, 190’dan fazla ülke ve bölgeye yaptığı ihracatta artış yakaladı. 61 ticaret ortağının her birinin 50 milyar yuandan (6.97 milyar dolar) fazla ticaret yaptı, ki bu geçen yılın aynı dönemine göre ticaret hacminde yüzde 5’lik bir büyüme anlamına geliyor. Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre, dış ticaret bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2.9 artış göstererek 21.79 trilyon yuana ulaştı. İhracat yüzde 7.2 artarak 13 trilyon yuana yükselirken, ithalat yüzde 2.7 oranında azaldı ve 8.79 trilyon yuana geriledi. Kuşak ve Yol Girişimi de Batı Bloku’nun doğrudan ve dolaylı baskılarına karşın gelişimini sürdürüyor. 2025 yılının ilk yarısında Kuşak ve Yol Girişimi’ndeki ticaret hacmi yüzde 4.7 artarak 11.29 trilyon yuana erişti. Bu rakam, Çin’in dış ticaret hacminin yüzde 51.8’ine denk geliyor.
‘GRİ GERGEDANLAR’
HÂLÂ CİDDİ BİR TEHDİT
Ancak tüm bu verileri görüp de her şeyin güllük gülistanlık olduğunu söylemek mümkün değil. Çin ekonomisini tehdit eden üç temel etmen var; emlak balonu, bankacılık sistemini zorlayan şişkin kredi hacmi ve yerel yönetimlerin karadeliğe dönen borçları… Ekonomiyi tehdit eden sorunlara Çinliler, ‘gri gergedanlar’ adını veriyor. Bunlar birikimli sorunlar olarak artık ciddi bir risk oluşturuyor. Emlak sektörü kriziyle başlayalım… Çin ekonomisi için en büyük risk, şimdiye kadar büyümenin neredeyse dörtte birini oluşturan şişirilmiş emlak sektöründen kaynaklanıyor. Emlak sektöründeki yüksek borç seviyelerinin oluşturduğu sorunlar artık krize evrilmiş durumda. Burada teselli, Çin’in krizleri atlatmadaki geçmiş başarıları. Bazı düzenlemeler ve yeni konut edindirme teşvikleriyle bu sorunun orta vadede bir risk olmaktan çıkması mümkün.
YEREL YÖNETİMLERİN
YÜKSEK BORÇ YÜKÜ
Bir diğer mesele yerel yönetimlerin devasa borç yükü… Çin gibi nüfusu ve yüzölçümü büyük bir ülkede, 1980’lerde başlayan, 2000’lerde hız kazanan kalkınma atılımına rağmen hâlâ yerel yönetimlerin yapması gereken pek çok yatırım var. Yapıyorlar da… Ancak bunun bir karşılığı var, borçlanarak yapılan yatırımların geri ödemeleri… Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) verilerine göre, Çin’in borcu 2022 GSYİH’nin yüzde 300’üne yaklaşıyordu. Bu borcun büyük bir kısmı, yerel yönetimlere ait… Sonuçta dev nüfusun gereksinimlerini karşılamak ve gerekli altyapıyı inşa etmek için harcamalar artırıldı. Harcamalar, yerel yönetimlerin elindeki arazilerin satışlarından elde edilen gelirle finanse ediliyordu. Ancak emlak krizi nedeniyle araziye olan talep düştü. Bunun yanı sıra, Covid-19 salgınında yerel yönetimlerin sosyal destek başta olmak üzere çok ciddi harcamaları oldu ve borçlar şişti.
YAPISAL SORUNLAR
SIRASIYLA ÇÖZÜLEBİLİR
Bir diğer mesele de bankacılık sisteminin karşı karşıya olduğu kredi hacmi ve iç borçlanma senetleri kaynaklı sorunlar… Bu aynı zamanda parasal genişlemenin negatif dışsallıklarından biri. Ancak, Çin ekonomisi kısa, orta ve uzun vadeli planlamalarla ekonomisine yön verebilme yetisine sahip. İç tüketimde artış sürdürülebilir bir hâl aldığında ve deflasyon sorunu göreli olarak çözüme kavuştuğunda, kademeli bir parasal sıkılaştırmayla bu sorunu çözebilecek gibi görünüyor.
