Dünya Basını
Çin tarihçi Jiang: Amerika bu savaşı kaybedecek ve Ortadoğu’dan çekilecek
Çinli tarihçi ve analist Prof. Jiang Xueqin, sunucu George Galloway’in programında verdiği röportajda ABD-İran geriliminin kara harekâtına dönüşebileceğini öngördü; bu harekâtın başarısızlıkla sonuçlanmasının ise ABD’nin Ortadoğu’dan çekilmesini ve nihayetinde Amerikan imparatorluğunun çöküşünü tetikleyeceğini söyledi.
Çinli tarihçi ve analist Profesör Jiang Xueqin, sunucu George Galloway’in programına verdiği röportajda Ortadoğu’daki mevcut çatışmanın seyrini ele aldı.
Jiang’ın öngörüleri, bölgesel bir savaşın ötesinde küresel ekonomik düzenin kalıcı biçimde değişeceğine işaret ediyor.
Jiang, “Şu an ABD ile İran fiilen savaş halinde ve belirli bir noktada ABD’nin kara harekâtı başlatmasını bekliyorum. 82. Hava İndirme Tümeni’nin konuşlandırıldığına, eğitimlerinin iptal edildiğine ve intisap emirleri aldığına dair söylentiler var; bunlar henüz doğrulanmış değil ama yoğun bir dedikodu trafiği mevcut” dedi.
Ancak asıl çarpıcı öngörü bu değil. Jiang, kara harekâtının başarısızlıkla sonuçlanacağını ve bunun Amerikan imparatorluğunun çöküşüne zemin hazırlayacağını açıkça ifade etti:
“Bu kara harekâtının başarısız olacağını ve Amerikan imparatorluğunun çöküşüne yol açacağını öngörüyorum. ABD Ortadoğu’dan çekilecek ve ABD Merkezi Komutanlığı (CENTCOM) fiilen İsrail’in kontrolüne geçecek.”
“Büyük İsrail projesi Nil’den Fırat’a uzanıyor”
Jiang, bu tablonun İsrail açısından stratejik bir fırsat yarattığını vurguladı ve “İsrail’in Büyük İsrail projesini hayata geçireceğini değerlendiriyorum. İsrailliler, Ortadoğu’nun ataları İbrahim’e Tanrı tarafından vaat edildiğine inanıyor. Bu projenin haritasına bakıldığında Nil’den Fırat’a uzanan, Lübnan’ı, Suriye’yi, Türkiye’nin bir bölümünü, Suudi Arabistan’ın bir bölümünü ve Mısır’ın bir bölümünü kapsayan bir coğrafya görülüyor” dedi.
Bu bağlamda eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in bir açıklamasına da dikkat çekti: “Bennett, Türkiye’nin yeni İran olacağını söyledi. Yani İran’a karşı bu savaşın ardından Türkiye tehdit olarak konumlandırılacak.”
Jiang, İsrail’in nihai hedefini ise şu sözlerle tanımladı: “İsrail, Kudüs merkezli bir ticari, finansal ve teknolojik imparatorluk olan Pax Judea’yı kurmayı planlıyor. Bu, İsrail’in Kutsal Kitap’taki kehanetin yerine getirilmesi olarak gördüğü bir vizyon.”
“Nükleer seçenek masada ama olası değil”
Galloway’in nükleer saldırı ihtimalini sorması üzerine Jiang, meseleyi askeri doktrin açısından değerlendirdi.
Jiang, “Taktik nükleer silah kullanımı, İran’ın yeraltındaki füze üslerini mühürlemek amacıyla ABD ve İsrail’in askeri stratejilerinin bir parçası. Ancak ben bu ihtimalin gerçekleşeceğine çok ikna olmuş değilim” dedi.
Jiang bu görüşünü üç temel gerekçeye dayandırdı. Birincisi askeri doktrin meselesi:
“İsrail’in ‘Samson Seçeneği’ adını verdiği bir nükleer doktrini var. Buna göre İsrail’in varlığı tehdit altına girdiğinde tüm nükleer cephanelik devreye giriyor. Ancak bu stratejik bir nükleer caydırıcı; taktik nükleere dönüştürülmesi hiç de kolay değil.”
İkinci gerekçe ise eskatolojik bir paradoks. Jiang, “Pek çok Amerikalı askerin bu savaşı Hz. İsa’nın dönüşünü hızlandırmak için yürüttüğüne inandığını düşünürsek, eskatoloji ABD’nin bu savaşı kaybetmesini gerektiriyor. Çünkü ABD yenilirse, İsrail Ortadoğu’nun egemen gücü olarak ortaya çıkar. İsrail’in İran’ı yenmesine gerek yok; sadece ABD ile İran’ın birbirini tüketmesi yeterli” dedi.
Üçüncü engel ise Rusya. Jiang, “Washington Post, Rusya’nın İranlılara hedefleme istihbaratı sağladığını bildirdi; bu tıpkı ABD ve NATO’nun Ukrayna’da Rusya’ya karşı yaptığının aynısı. Dışişleri Bakanı Lavrov ise İran’ı ‘vazgeçilmez müttefik’ olarak tanımladı. Putin’in bir noktada İran’ı Rus nükleer şemsiyesi altına alacağını öngörüyorum; yani İran’a yönelik herhangi bir nükleer saldırı, Rusya’ya doğrudan saldırı sayılacak” dedi.
“82. Tümen’i 93 milyonluk İran’a atmak intihar olur”
Galloway’in kara harekâtının pratik boyutlarını sorması üzerine Jiang, coğrafi ve demografik gerçekleri masaya yatırdı. “İran’ın içine herhangi bir miktarda asker indirmek saf bir intihar olur. Yakalanır ya da öldürülürler ki bu Trump ve Netanyahu için tam bir utanç olur” dedi.
Jiang, İran’ın iç direncinin beklenenden çok daha güçlü olduğuna da dikkat çekti:
“Haziran ayındaki 12 günlük savaş İsrail’in istihbarat ağlarını büyük ölçüde deşifre etti. Seçici suikastlar başlangıçta etkili oldu; pek çok general, bilim insanı ve üst düzey yetkili hedef alındı. Ancak bu saldırılar hem İsrail’in kaynaklarını tüketti hem de İran halkını kenetledi. İran hükümeti İsraillilerin öngördüğünden çok daha dirençli ve kararlı çıktı.”
Vekil güç kullanma seçeneğinin de giderek daraldığını vurgulayan Jiang, Kürtlerin ABD’nin teklifi reddettiğini hatırlattı:
“Kara harekâtı için en az yarım milyon askerin bölgeye intikal ettirilmesi gerekiyor. Oysa şu an Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri drone ve balistik füze saldırıları altında. Kuvvetlerin konuşlandırılması son derece güç.”
“Bu artık topyekun savaş, eski dünya geri dönmeyecek”
Çatışmanın tırmandığı ve tarafların artık sivil altyapıyı hedef aldığı noktaya değinen Jiang, tablonun küresel sonuçlarını da özetledi.
Tarihçi, “Tırmanma merdiveni hızla çıkılıyor. Önce askeri hedefler vardı; şimdi ekonomik hasar yaratmak için sivil altyapı hedef alınıyor. ABD İran’daki bir tuzdan arındırma tesisini vurdu; İran da Bahreyn’deki bir tesise karşılık verdi. Bu artık toplam savaş anlamına geliyor: birbirlerini yok etmek için birbirlerinin ekonomilerini tahrip etmeleri gerekiyor” dedi.
Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının dünya ekonomisi üzerindeki etkilerini de değerlendiren Jiang, özellikle Japonya’nın kırılganlığına dikkat çekti:
“Japonya, petrolünün yüzde 75’ini Hürmüz üzerinden alıyor. Başbakan Takaiachi bir konuşmasında Japonya’nın 78 ay içinde enerji rezervlerini tüketeceğini açıkladı. Önümüzdeki bir iki yıl içinde pek çok ülke sanayisizleşme sürecine girmek zorunda kalacak. Küresel büyük depresyon ufukta beliriyor ve hayatımız boyunca bir daha göremeyeceğimiz eski küresel ticaret düzeni artık tarihe karıştı.”
“Trump Pekin’e gidiyor; büyük pazarlık kapıda”
Çin meselesine de değinen Jiang, beklenen senaryonun aksine bir ABD-Çin yakınlaşmasının gündemde olduğunu söyleyerek “Önümüzdeki iki ila üç ayda insanların Çin’i ve dünyanın nasıl işlediğini algılayış biçimi köklü biçimde değişecek. Trump’ın bu ayın sonunda Pekin’e devlet ziyaretinde bulunması planlanıyor; ikinci dönemindeki ilk devlet ziyareti bu olacak. Bu yıl içinde üç ziyaret planlandığını biliyoruz” dedi.
Jiang, iki ülkenin karşılıklı bağımlılığının bir anlaşmayı kaçınılmaz kıldığını değerlendirdi:
“ABD ve Çin küreselleşmeden en çok kazanan iki ülke. Birbirlerine muhtaçlar. ABD pazara, Çin ise ihracat ekonomisine sahip. Çin enerjisinin yüzde 60’ını Ortadoğu’dan alıyor. Trump ile Şi’nin bir büyük pazarlık üzerinde uzlaşacağını ve Çin’in İran petrolü yerine Amerikan petrolü almayı kabul edebileceğini öngörüyorum.”
“ABD İran’ı taş devrine döndürmek istiyor”
Son olarak olası bir çıkış yolu bulunup bulunmadığını değerlendiren Jiang, müzakere sürecini de aktardı:
“ABD, İran’a üç yerine getirilmesi imkânsız talep sundu: Sivil amaçlar dahil sıfır uranyum zenginleştirme; Husi, Hizbullah ve Irak’taki Şii milisler dahil tüm vekil yapıların terk edilmesi; balistik füze programının sona erdirilmesi ya da ciddi ölçüde kısıtlanması. Bunlar temelde ‘kendini savunma hakkından vazgeç, belki sana saldırmayalım’ demek. Üstelik yaptırımlar kaldırılmayacak.”
Müzakereci kadroyu da sorgulayan Jiang, “Trump’ın müzakerelerdeki temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’dı; her ikisi de Netanyahu’ya yakın, ateşli Siyonistler. Witkoff, müzakereler sırasında televizyona çıkıp İranlıların silah sınıfı uranyum zenginleştirmesine bir iki hafta kaldığını söyledi; yani kötü niyet iddiasını bizzat gündeme taşıdı” dedi.
Tarihin nasıl ilerlediğini ise şu sözlerle özetledi:
“İsrail’in saldırısından birkaç saat önce Oman Dışişleri Bakanı televizyona çıkıp İran’ın sıfır uranyum zenginleştirmeyi kabul ettiğini, vekil güçler ve balistik füzeler konusunda da müzakereye açık olduğunu açıkladı. Ardından ne oldu? Birkaç saat sonra Amerikalılar ve İsrailliler İran’ın Yüksek Liderini öldürdü. Yani her şey son derece bariz: ABD ve İsrail savaşa kararlı. İran’ı taş devrine döndürmek, etnik enklavlara bölmek ve İsrail’in yönetimine teslim etmek istiyorlar. Bu savaşın nihai amacı bu.”