Diplomasi
Çinli profesör Weiwei’den Avrupa’ya: Kendi çıkarlarınıza zarar veriyorsunuz
Fudan Üniversitesinden Prof. Zhang Weiwei, Schiller Enstitüsü panelinde yaptığı konuşmada, Avrupa’nın ABD’nin “vasalı” haline gelerek kendi çıkarlarına zarar verdiğini belirtti. Weiwei, Batı’nın “böl ve yönet” felsefesine karşı Çin’in “birleş ve zenginleş” ilkesini savunduğunu ve Kuşak ve Yol Girişimi gibi projelerle bunu kanıtladığını ifade etti.
Fudan Üniversitesinden Prof. Zhang Weiwei, Schiller Enstitüsü tarafından düzenlenen panelde yaptığı konuşmada, dünyanın halihazırda çok kutuplu bir yapıya kavuştuğunu belirterek Avrupa’ya yönelik sert eleştirilerde bulundu.
BRICS’in satın alma gücü paritesine göre toplam GSYİH’sinin G7’yi geride bıraktığını ifade eden Weiwei, “Çok kutupluluk zaten burada. BRICS’in satın alma gücü paritesine göre toplam GSYİH’si G7’den çok daha büyük; dünya GSYİH’sinin yaklaşık yüzde 40’ına tekabül ederken, G7’nin payı yüzde 33,” dedi.
“Avrupa artık özerk değil”
Çin-Avrupa ilişkilerindeki sorunlara dikkat çeken Weiwei, Avrupa Birliği (AB) tarafında Çin’e karşı “derinlere kök salmış bir güvensizlik” olduğunu belirtti.
Weiwei, “Çin’in bakış açısına göre, Avrupa bugün artık o kadar özerk değil, bağımsız olduğundan bahsetmiyorum bile. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un da belirttiği gibi, ABD’ye bir tür vasal statüsünde. Gerçek Avrupa çıkarlarından ziyade Amerikan çıkarlarına hizmet etmeye çalışıyorlar,” ifadelerini kullandı.
Avrupa’nın enerji politikalarını eleştiren Weiwei, Çin’in yüzde 85’lik enerji kendine yeterlilik oranına ulaştığını, Avrupa’da ise bu oranın yüzde 40 civarında olduğunu söyledi.
Weiwei, “Bu tür bir enerji kendine yeterlilik seviyesiyle, Kuzey Denizi’ndeki boru hatlarının bombalanmasına ve yok edilmesine göz yumup soruşturma bile açmıyorsunuz. Bu bir utanç. Bu kabul edilemez ve tabii ki Alman sanayisine ve bir bütün olarak Avrupa’ya zarar veriyor,” diye konuştu.
“Çin’in felsefesi: Birleş ve zenginleş”
Weiwei, Çin’in Afrika’daki faaliyetlerinin jeopolitik rekabet olarak görülmesini eleştirerek, bu yaklaşımların temelinde felsefi bir ayrım yattığını vurguladı.
Çinli profesör, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Batı’nın fikri ‘böl ve yönet’tir, ki bu çok aptalca. Biz ‘birleş ve zenginleş’i teşvik etmeliyiz. Bunu son yıllarda kendi ülkemizde yaptık. Şimdi bu fikri tüm dünyaya yayıyoruz. Çin ve ABD arasındaki temel fark, ABD ve genel olarak Batı için felsefenin ‘dost ya da düşman’ olmasıdır. Çin felsefesi ise ‘dost ya da potansiyel dost’tur. Bütün farkı yaratan da budur.”
Weiwei, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Afrika’da 10 bin kilometreden fazla demiryolu inşa ettiğini veya modernize ettiğini ve 100’den fazla liman yaptığını belirterek, bu projelerin “birlikte tartışma, birlikte inşa etme ve birlikte faydalanma” ilkesine dayandığını ve Afrika’da iyi karşılandığını söyledi.
“Taklamakan Çölü’nü yeşerttik”
Çin’in “yapabiliriz ruhu” ile hareket ettiğini ve somut projelerle sonuç aldığını belirten Weiwei, Avrupa’nın ise genellikle tartışmakla yetindiğini savundu.
Weiwei, ülkesinin yeşil enerji ve çölleşmeyle mücadeledeki başarılarını örnek gösterdi.
Weiwei, “Schiller Enstitüsü’nün 1970’lerde ortaya koyduğu Vaha Planı, bugünün teknolojileri ve yeşil finansmanıyla gerçekleştirilebilir. Çin, dünyanın en büyük çöllerinden biri olan ve Almanya büyüklüğündeki Taklamakan Çölü’nü yeşil kuşakla çevreledi. Bu, 46 yıllık kesintisiz çabanın bir ürünüdür. Bu yeşil kuşağın içinde, milyonlarca güneş panelinin kurulduğu fotovoltaik tarlalarımız var. Altında ise kuraklığa dayanıklı bitkiler bulunuyor. Bu sayede Sincan, Çin’in en büyük tahıl, buğday ve mısır üreticilerinden biri haline geldi. Bu inanılmaz bir başarı,” dedi.
Weiwei, bu tecrübenin, ekipmanın ve yeşil finansman imkanlarının Vaha Planı’nı gerçeğe dönüştürmek için kullanılabileceğini sözlerine ekledi.