Amerika
Demokrat Senatör Murphy’nin Katar’daki askeri üsse girişi engellendi

ABD Senatörü Chris Murphy, İran savaşının bölgedeki etkilerini incelemek üzere çıktığı Körfez turunda Katar’daki El Udeyd Hava Üssü’ne girişinin Pentagon tarafından engellendiğini duyurdu. Ziyaret sırasında paylaşılan Kongre Araştırma Servisi raporu savaşta en az 81 Amerikan askeri hava aracının imha edildiğini veya hasar aldığını, CENTCOM verileri ise maliyetin 43,6 milyar dolara ulaştığını gösterdi.
ABD Senatosu Dış İlişkiler ile Tahsisatlar komisyonlarının üyesi Demokrat Senatör Chris Murphy, Başkan Donald Trump yönetiminin gizlemeye çalıştığını savunduğu İran savaşının yol açtığı hasarı ortaya çıkarmak amacıyla geçen hafta Ortadoğu’ya gitti.
Connecticut Senatörü Murphy, bölgeye gerçekleştirdiği heyet ziyareti kapsamında Katar ve Suudi Arabistan’da üst düzey yetkililerle bir araya geldi.
Murphy, perşembe günü gazetecilerle yaptığı telefon görüşmesinde, mart ayı başında düzenlenen bir insansız hava aracı saldırısının ABD’nin Riyad Büyükelçiliğinde yol açtığı “olağanüstü” hasarı bizzat yerinde gördüğünü açıkladı.
Murphy, heyet ziyareti sırasında bölgede 10 bine kadar Amerikan askerine ev sahipliği yapan en büyük askeri tesis konumundaki Katar’daki El Udeyd Hava Üssü’ne girişine izin verilmediğini bildirdi.
Trump yönetiminin 28 Şubat tarihinde İran’a karşı savaşı başlatmasından bu yana söz konusu üs, İran güçlerinin tekrarlanan saldırılarına hedef oluyor.
Pentagon’a savaşın bilançosunu gizleme suçlaması
İran savaşına yönelik sert eleştirileriyle tanınan Murphy, Pentagon’un kendisinin ve diğer milletvekillerinin üsse girmesini ve bölgedeki savunma yetkilileriyle görüşmesini kasıtlı olarak engellediğini savundu.
Demokrat senatör, bu tutumun yaklaşık sekiz aydır devam eden çatışmaların gerçek maliyetini ve faturasını gizleme çabasından kaynaklandığını dile getirdi.
Murphy, konuya ilişkin açıklamasında, “Hasara dair bilgileri gizlemek, can kayıpları ve yaralanmalara ilişkin raporların akışını yavaşlatmak ve savaşın gerçek maliyetini perdelemek adına hasarı görmemiz için gereken erişimi reddetmek de dahil olmak üzere ellerindeki her aracı bir örtbas kampanyasının parçası olarak devreye sokuyorlar” değerlendirmesini yaptı.
Ziyaret öncesinde üsse erişim talebini resmi bir yazıyla ilettiğini ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Oramiral Brad Cooper ile şahsen görüştüğünü belirten Murphy, Kongre’deki 20 yıllık siyasi kariyeri boyunca ilk kez denetim ve gözetim amacıyla bir askeri üsse girişinin engellendiğini kaydetti.
Geçmişte Irak ve Afganistan’daki savaşların en yoğun dönemlerinde bu ülkelere yaptığı seyahatleri hatırlatan Murphy, mevcut durumla o dönem arasındaki tezatı şu sözlerle anlattı:
“Afganistan’da tam da Taliban saldırısı altında olduğu sırada ordu tarafından ileri harekat üssüne uçakla götürülmüştüm. Neden? Çünkü bir savaşı finanse etmeye, finansmanını kesmeye ya da savaşa yetki vermeye karar veren merci Kongre’dir; savaşın sahadaki sonuçlarını bizzat görmeden de görevimizi yerine getiremeyiz.”
Körfez bölgesindeyken Amerikan askeri liderlerinden brifing almayı da talep ettiğini ancak Pentagon tarafından bu talebinin geri çevrildiğini aktaran Murphy, konuyu Cooper ile de görüştüğünü söyledi.
Murphy, “En azından bir bilgilendirme toplantısı yapılmasının mümkün olup olmayacağını araştırmak üzere geri döneceğine söz verdi. Benim edindiğim izlenim, kendisinin üslere erişimi reddetme ya da brifing vermeme politikalarını desteklemediği yönündeydi. Ancak anlaşılan o ki Savunma Bakanı Pete Hegseth’in fikrini değiştirmeyi başaramadı” ifadelerini kullandı.
Pentagon ise senatörün ofisinin ziyaret öncesinde El Udeyd Üssü’ne erişim izni alamayacağı konusunda bilgilendirildiğini savundu.
Üst düzey bir Pentagon yetkilisi, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada Hegseth’in mart ayında yayımladığı bölgeye yönelik seyahat kısıtlamaları talimatına işaret ederek, “Bu karar, Yasama İşlerinden Sorumlu Savaş Bakanlığı Ofisi aracılığıyla önceden bildirilmişti. Bakanlık, Sayın Bakan’ın yönergesini herkese eşit biçimde uygulamaktadır” dedi.
Rapor: 81 Amerikan hava aracı imha edildi ya da hasar gördü
Murphy’nin ziyareti, yedi aydan uzun süre önce başlayan savaşta İran’ın yol açtığı yıkımın boyutlarına ilişkin yeni ayrıntıların kamuoyuna yansıdığı bir döneme rastladı.
Kongre Araştırma Servisi (CRS) tarafından milletvekilleri için hazırlanan yeni bir raporda, savaşın başlangıcından bu yana en az 81 Amerikan askeri uçağının ve insansız hava aracının hasar gördüğü ya da imha edildiği bilgisi yer aldı.
Rapora göre bu kayıplar arasında 45 adet MQ-9 Reaper insansız hava aracı, üç adet MQ-1 Predator insansız hava aracı ve bir adet uzun menzilli MQ-4C Triton uçağı yer alıyor.
Çatışmalar, ABD’nin uzun menzilli füze ve hava savunma önleme füzesi stoklarını ciddi biçimde tüketirken Washington’ı bölgedeki askeri varlığını küçültme ihtimalini değerlendirmeye mecbur bıraktı.
Savaş ayrıca Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Basra Körfezi’ndeki dört ülkede Amerikan diplomatik misyonlarının hasar görmesine yol açtı.
CENTCOM, eylül ayı ortasında Kongre’ye yaptığı bildirimde çatışmanın Amerikan bütçesine maliyetinin 43,6 milyar dolara ulaştığını bildirdi.
Murphy’nin temasları, Suudi Arabistan ile Yemen’deki İran destekli Husiler arasındaki çatışmaların tırmandığı bir sürece denk geldi.
Cumartesi günü Husilerin Riyad’daki uluslararası havalimanına düzenlediği saldırıda, aralarında bir Amerikan vatandaşının da yer aldığı 12 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı.
Demokrat Parti içinde 2028 başkanlık seçimleri aday adayları arasında gösterilen kıdemli senatör, sosyal medyadaki etkinliği ve televizyon yayınlarındaki açıklamalarıyla öne çıkıyor.
Merkez sol çizgideki Murphy, Başkan Trump’ın ikinci dönem dış politikasına karşı çıkan Demokratların önde gelen isimleri arasında yer alıyor ve görüşlerini aktarmak amacıyla sık sık dış seyahatler düzenliyor.
“Körfez’deki üslerimiz açık hedef konumunda”
Perşembe günü yaptığı açıklamada Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmeye değinen Murphy, daha önce insan hakları ihlalleri gerekçesiyle eleştirdiği veliaht prens ile “Trump’ın dış politikasındaki yozlaşmayı” konuştuklarını aktardı.
Trump’ın bölgedeki ticari anlaşmaları güvence altına almak uğruna dış politikayı şekillendirdiğini öne süren Murphy, ABD Başkanı’nın Suudi Arabistan’a F-35 savaş uçakları satma istekliliğini ve yeni Air Force One başkanlık uçağı olarak Katar’dan bir Boeing 747 uçağını kabul etmesini örnek gösterdi.
Murphy, görüşmeye ilişkin yorumunda, “Zor konuşmalardı ancak son derece önemliydi; zira Ortadoğu’daki liderlerimizin yürüttüğü temasların büyük bölümü, Amerikan dış politikasını paraya dönüştürmek amacıyla ellerini açıp bekleyen yozlaşmış Trump yönetimi üyeleriyle gerçekleşiyor” dedi.
İran savaşının ABD açısından bölgedeki askeri varlığını yeniden gözden geçirmesi gereken bir dönüm noktası olduğunu kaydeden Murphy, Amerikan üslerinin “İranlılar için kolay birer açık hedef haline geldiğini” belirtti.
Murphy gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu üsler bizi korumuyor çünkü bir savaş patlak verdiği anda derhal devre dışı kalıyorlar. Bir hasımla girilen savaşın ilk birkaç gününden daha uzun süre korunamayan bir üs ne işe yarar? Bölgede bir miktar personel tutma ihtiyacımız olabilir ancak bu üsleri geçmişte oldukları büyüklükte yeniden inşa etmenin çıkarlarımıza uygun olup olmadığı belirsiz” dedi.
Önümüzdeki günlerde Pentagon’un her şart altında milletvekillerine denizaşırı askeri üslere erişim hakkı tanımasını zorunlu kılacak yasal düzenleme metnini hazırlayacağını belirten Murphy, bu hükmün gelecek yılın bütçe tahsisatları ve ulusal savunma yetkilendirme yasalarına eklenmesini isteyeceğini bildirdi.
Yasanın yıl sonuna kadar geçmesi konusunda bir yanılsama içinde olmadığını söyleyen Murphy, İran savaşının gelecek yılın başlarına kadar sona ermemesi durumunda, milletvekilleri çatışmayı sonlandıracak bir hükmü yıllık ulusal savunma yetkilendirme yasasına dahil etmedikçe Kongre’nin Pentagon’a fon sağlamaması gerektiğini kaydetti.
Bölgeye yaptığı ziyaretten memnuniyet duyduğunu ifade eden Murphy, değerlendirmelerini şu sözlerle tamamladı:
“Bu seyahati yaptığım için memnunum, çünkü başka türlü görme imkanı bulamayacağım gelişmeleri ve hasarı bizzat görme fırsatım oldu. Ancak yönetimin, tamamen önemsizmişiz gibi davranarak Kongre’ye meydan okuduğu son derece tehlikeli bir andayız. Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi liderlerin denizaşırı ülkelerde meydana gelen hasarı kendi gözlerimizle görmemizi zorunlu kılacak bir sınır çizmeyecek olması nedeniyle, yönetim önümüzdeki birkaç ay boyunca bu tavrını cezasız şekilde sürdürebilir.”
Amerika
El Salvador, Haiti’yi işgal etmeye başladı

El Salvador lideri Nayib Bukele, adadaki çete sorununu ortadan kaldırma çabalarına destek olmak iddiasıyla Haiti’ye binlerce asker göndermeye başladı.
Axios’ta yer alan habere göre Bukele, salı günü ABD Başkanı Donald Trump’ı arayarak, Haiti hükümetinin de kabul ettiği bu büyük çaplı askeri tırmanışa ilişkin herhangi bir sakıncası olup olmadığını teyit etti.
Görüşmeyle ilgili bilgi sahibi kaynaklara göre, Trump ona “Ne yapman gerekiyorsa yap,” dedi.
Haiti, Bukele ve kötü şöhretli güvenlik şirketi Blackwater’ın eski sahibi Erik Prince için, bu yarımkürede ABD’nin gücünün kamu-özel sektör vekilleri olarak hareket etmeleri açısından bir “deneme alanı” olabilir.
Irak’ta yaptığı katliamlarla bilinen Blackwater’ın kurucusu Prince, hem Trump’ın hem de Bukele’nin müttefiki olan ve aynı zamanda Haiti’de faaliyet gösteren bir isim.
Blackwater kurucusu Prince Haiti’de gizli operasyon yürütüyor
CNN muhabiri Caitlin Stephen Hu’nun aktardığına göre iki bin asker, buraya yapılan önemli bir sevkiyat.
Çünkü bu sayı, Haiti’nin tüm ordusundan daha fazla ve Haiti Ulusal Polisi’nin kentsel faaliyet alanının yaklaşık dörtte birine denk geliyor.
Salvador işgal gücü, BM destekli çok uluslu Çete Bastırma Gücü’nün (GSF) mevcut personel sayısına yaklaşık olarak eşit ve Haiti hükümetinin gizli “görev gücü”ndeki özel askeri müteahhitlerin sayısını bir hayli aşıyor.
CNN’e konuşan konuya yakın bir kaynağa göre, Salvadorlu güçlerin komuta yapısı şimdilik belirlenmiş durumda değil.
Eril Prince ayrıca Haiti’ye insansız hava aracı (drone) savaşını da getirmiş durumda. Görev Gücü’nün geçen Mart ayında operasyonlara başlamasından bu yana 2.000’den fazla saldırı gerçekleştirildi.
CNN’in görüntülediği bir videoda, minik bir insansız hava aracının bir çatının üzerindeki su deposuna benzeyen bir yapıya doğru uçtuğu görülüyor. Aracın çarpmasıyla yapı patlıyor ve aniden bina alevler içinde kalıyor.
Görev Gücü’nden bir kaynak, buranın bir çetenin Molotof kokteyli üretim tesisi olduğunu söylüyor.
Prince, geçen ay Port-au-Prince’de CNN’e verdiği özel röportajda şunları söyledi:
“İsyancılar sadece liderlerini ortadan kaldırarak yenilmez. “Amerika Birleşik Devletleri’nde bu konuda bir takıntı olduğunu biliyorum, fakat savaşlar, önemli sayıda düşman askerini savaş alanından uzaklaştırarak kazanılır. Onlar kötü suçlular ve onlar için en iyi yer toprağın altı.”
Prince’in yeni şirketi Vectus Global, geçen yıl Haiti’nin geçici hükümeti tarafından görevlendirildi. Görev Gücü şu anda, Haiti Ulusal Polisi, BM tarafından yetkilendirilen yeni Çete Bastırma Gücü, Haiti’nin uzun süredir ihmal edilmiş ordusu ve silahlı milis gruplarından oluşan bir ağın yer aldığı parçalanmış bir güvenlik ortamında faaliyet gösteriyor.
CNN’e göre “yüz yüze konuşurken yumuşak başlı ama sosyal medyada oldukça aktif” olan Prince, Haiti’deki çalışmalarını, kendi çözümsüz güvenlik sorunlarıyla boğuşan diğer çökmekte olan devletler için bir model olarak tanıtıyor.
Bukele: Sizi işgal etmeye gelmedik
El Salvador çarşamba günü, Haiti’ye 2.000 kadar asker gönderdiğini duyurdu. Kaynaklara göre bu sayı ikiye ya da üçe katlanabilir.
Bukele, perşembe günü X’te yaptığı paylaşımda, “Haiti’ye para kazanmak için gelmedik, çünkü kimse bize bunun için para ödemiyor. Haiti’ye kötülere karşı savaşmak için geldik,” dedi.
El Salvador, diğer ülkelerle birlikte, BM tarafından kurulan ve Haiti’nin başkenti Port-au-Prince’te faaliyet gösteren “Çete Bastırma Gücü” (GSF) adlı girişimin bir parçası.
Miami Herald’a göre, 18 Ekim’de dört Salvadorlu havacılık teknisyeni pusuya düşürüldü ve akıbetleri hâlâ bilinmiyor.
Üç gün sonra Bukele, X’te bir uyarı yayınlayarak şunları söyledi:
“Siz çete liderlerinin bir şeyi çok net bir şekilde anlamanızı istiyorum: Dört rehineyi de sağ salim geri alamazsak, bugünkü saldırı gelecekte olacakların yanında hiçbir şey kalmayacak. El Salvador’daki çetelerin işini çoktan bitirdik, sizinkini de bitirebiliriz.”
Haiti halkından kendisine güvenmelerini isteyen Bukele, Karayip ülkesini işgal etmediğini, tek istediğinin askerlerini geri almak olduğunu ve Haiti’deki çetelere bir ders vermek olduğunu ileri sürdü.
El Salvador lideri şöyle devam etti:
“Bu, Haiti halkına yönelik bir operasyon değil, ne de Haiti ülkesine yönelik bir işgal. Biz bir süper güç değiliz. Haiti halkını egemenliğimiz altına almak ya da Haiti’nin zenginliklerine el koymak gibi bir niyetimiz yok. Biz gelişmekte olan mütevazı bir ülkeyiz. Tek istediğimiz, dört havacılık teknisyenimizin evlerine dönmesi.”
Bukele’nin ifadesine göre, çeteler Haitililere acı çektiriyor, sevdiklerini öldürüyor ve halkın “korkusuz, normal ve özgür bir hayat sürmesini” engelliyor.
Bukele, “bu operasyonun masraflarını karşılayanın” El Salvador olduğunu söyledi. “Giderlerin %90’ını kendi mütevazı kaynaklarımızla karşılıyoruz,” diyen Bukele, birliklerin konuşlandırılmasının neredeyse tamamlandığını da duyurdu.
Bukele, “Bize pahalıya mal oluyor ama kendi acılarımızdan ders aldık: Adalet ve barışın bedeli yoktur,” dedi.
Haitililerden kendisine güvenmelerini ve şifa için Tanrı’ya dua etmelerini isteyen bu güçlü lider, ardından Eski Ahit’ten 2. Tarihler 7:14 ayetini alıntıladı.
Haiti Seçim Kurulu, çete şiddeti gerekçesiyle seçimleri erteledi
2019’da ilk kez seçilen Bukele, El Salvador’da MS-13 çetesini acımasız bir askeri güç kullanımı ve kitlesel tutuklamalardan oluşan bir kampanya ile ortadan kaldırmasıyla dikkatleri üzerine çekti.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile güçlü bir ilişkisi olan Bukele, ABD’den toplu olarak sınır dışı edilen ve ardından Bukele’nin kötü şöhretli CECOT hapishanesine hapsedilen üçüncü ülke göçmenlerini kabul etmeyi kabul ederek yeni Trump yönetiminin gönlünü kazandı.
Bukele’nin birimleri, Salvadorlu özel kuvvetler ve askeri teçhizatın adaya akın etmeye başlamasıyla birlikte, çarşamba günü onaylanan Haiti ile yapılan ikili anlaşma kapsamında adada operasyon yürütme yetkisi aldı.
Yine çarşamba günü, Haiti Seçim Kurulu, çete şiddeti nedeniyle cumhurbaşkanlığı seçimlerini gelecek yıla erteledi.
Bukele’nin işgal güçleri, şu anda üyesi olduğu GSF ile ve Prince’in Blackwater’ın halefi olan özel güvenlik şirketi Vectus Global ile paralel olarak faaliyet gösteriyor gibi görünüyor.
Haiti, “çete şiddetini bastırma” misyonundaki ilk Kenyalı subayları bekliyor
ABD, BM gücünü “bürokratik ve çekingen” buluyor
Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi Başkanı, Cumhuriyetçi Florida Kongre üyesi Brian Mast, BM destekli GSF’nin fazla bürokratik ve çekingen olduğunu söyledi.
Mast, Kenya’nın liderlik ettiği GSF’nin öncülünün çok beceriksiz ve 1 milyar dolarlık maliyeti nedeniyle çok pahalı olduğunu savundu.
Mast, “Her Kenyalı için 1 milyon dolarlık bir harcama yaptık ve sonuçta durum daha da kötüleşti,” dedi.
Haiti çetelerinin işlediği katliamları göstermek amacıyla Mast, GSF’ye yardım ettiği için palalarla parçalanarak öldürülen bir Haitili erkeğin videosunu Axios ile paylaştı.
Adada tecavüz, kundaklama, haraç ve adam kaçırma olayları yaygın bir şekilde yaşanıyor.
Mast, El Salvador’un kayıp dört personelini bulmasının ötesinde şunları da yapmasını istedi:
“Umarım bu görevin amacı intikam almak, cezalandırmak ve çeteleri yok etmektir. Orada bir amaç ve motivasyonla hareket eden birinin olması gerekiyor. Artık bu mücadele onlar için kişisel bir mesele haline geldi ve mücadele çetelerin kalesine taşınacak. ABD bu işten çıkmak ve milyonları boşa harcamamak istiyor.”
Kolombiya, gayri resmi işgal aracısı olarak işlev görebilir
Bukele, Trump yönetiminin El Salvador’un ABD adına bir vekil güç olarak Haiti’yi sakinleştirmesine izin vermesini önermişti.
Fakat Axios’a konuşan bir kaynak, “Rubio bu konudan uzak durmak istedi. Haiti’yi gündemden uzak tutmak istiyor,” diye konuştu.
Bukele, insansız hava araçları ve nakliye uçakları da dahil olmak üzere ABD’den askeri teçhizat talep etmişti; fakat bu talep resmi olarak reddedildi.
Başka bir kaynağa göre, Kolombiya nihayetinde, görevde ABD’nin izi kalmayacak şekilde Bukele’nin güçlerine teçhizat sağlamak üzere gayri resmi bir aracı olarak hareket edebilir.
Bir Beyaz Saray yetkilisinin verdiği bilgiye göre, Bukele salı günü Trump’ı aradığında, başkan, Bukele’nin kayıp askeri personelinin içinde bulunduğu zor durum nedeniyle üzüntülerini dile getirdi.
Görüşmeyle ilgili bilgi sahibi bir kaynak, “Bukele, oraya gittiği için ABD’nin aniden ona darbe vurmasını istemiyor,” dedi.
Trump’ın Haiti’ye yönelik ilgisi, büyük ölçüde, Trump’ın geçen yıl sonlandırdığı geçici koruma statüsü kapsamında ABD’de bulunan vatandaşlarını geri almasını sağlamaya sınırlı.
Görüşmeyle ilgili bilgi sahibi bir kaynak, “Bukele, başkana bu işi halledebileceğinden emin olduğunu söyledi. Fakat işler karışabilir. Çeteler yanlış adama bulaştı. Bukele’nin kanıtlaması gereken bir şey var,” dedi.
El Salvador’a “sivillere saldırı” suçlaması
Öte yandan bir Haiti hak savunuculuğu grubu, Salvadorlu güçleri Port-au-Prince yakınlarında sivilleri bombalamakla suçladı.
BM Genel Sekreteri António Guterres’e açık mektubunda “Birleşmiş Milletler Derneği-Haiti” isimli grup, “Çocuklar çeteler tarafından değil, yabancı bombalar tarafından öldürülüyor,” dedi.
Adından farklı olarak, Birleşmiş Milletler Derneği-Haiti, BM’nin bir parçası değil, diasporaya ait bir savunma grubu.
Croix-des-Bouquets doğumlu kurucu Harvey Dupiton, 22 Ekim’den bu yana Salvadorlu askerlerin buradaki ve yakınlardaki Canaan’daki sivil mahalleleri hava saldırıları, helikopterler ve ağır silahlarla vurduğunu yazdı.
Dupiton, “Ailelerimiz bize yatakların altına saklandıklarını söylüyor,” diye ekledi.
Grup, Salvador’un “saldırı amaçlı bombalama operasyonlarının” derhal durdurulmasını, sivil ölümlerine ilişkin bir BM soruşturması açılmasını ve BM Güvenlik Konseyi’nin El Salvador’un “Haiti’de tek taraflı savaş yürütme hakkı olmadığına” dair bir açıklama yapmasını talep etti.
Amerika
ABD’de Rus dizeli krizi: Demokratlar sevkiyatın yasa dışı olduğunu savunuyor

ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım merkezine ev sahipliği yapan New Jersey’nin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan gelen dizel yakıtın limanlara girişini engelleme tehdidinde bulundu. ABD Hazine Bakanlığının verdiği geçici lisansla 140 bin tonluk ilk yakıt sevkiyatı yola çıkarken, üç tankerin ara seçimlerden sonra ülkeye ulaşması bekleniyor.
ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım ve ithalat merkezine ev sahipliği yapan New Jersey eyaletinin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan yapılan dizel yakıt ithalatını engelleme tehdidinde bulundu.
Financial Times gazetesine konuşan Sherrill, Rusya ile varılan dizel anlaşmasını yasa dışı olarak nitelendirdi.
Sherrill, “ABD Başkanı Donald Trump benzin, dizel yakıt fiyatlarını veya maliyetleri düşürmek için hiçbir adım atmıyor. Şu anda dizelin New Jersey limanına ulaşmasını nasıl engelleyebileceğimize dair seçenekleri değerlendiriyorum” dedi.
New York ve New Jersey Limanı, ABD’nin doğu kıyısında petrol ürünlerinin ithalatı, depolanması ve dağıtımı açısından ana merkez konumunda.
Altyapının büyük kısmı ise New Jersey eyaleti sınırlarında yer alıyor. Boru hatları ve dağıtım ağının yanı sıra Bayonne ve Linden’deki büyük yakıt depolama terminalleri başlıca tesisleri oluşturuyor.
Gazetenin aktardığına göre dizel taşıyan tankerler yüklerini genellikle Bayonne, Linden, Carteret, Perth Amboy, Port Reading ve Sewaren’deki özel petrol terminallerine boşaltıyor.
Financial Times, üç tankerin ara seçimlerin ardından ABD’ye ulaşmasının beklendiğini yazdı. 140 bin tonluk bu yakıt sevkiyatı, ABD makamlarının anlaşma kapsamında izin verdiği ilk parti oldu.
Buna karşın Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler, Trump’a anlaşmayı iptal etme çağrısı yaptı.
ABD Hazine Bakanlığı, Rus yakıtıyla işlem yapılmasına geçici izin veren genel bir lisans yayımlamıştı.
Demokratlar ise Kongre’nin 2022 yılında Rus petrolü ithalatını sonlandıran ve Rus enerji kaynaklarının ülkeye girişine tam yasak getiren yasayı kabul ettiğini hatırlatarak, bakanlığın verdiği belgenin hukuki geçerliliği olmadığını savunuyor.
Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Jamie Raskin, bu hafta petrol şirketlerini Rus dizel yakıtı ithal etmeleri halinde 1 milyon dolara varan para cezaları ve 20 yıla kadar hapis dahil çeşitli yaptırımlarla tehdit etti.
Rusya’ya yönelik ağır yaptırım tasarılarının ortak hazırlayıcılarından Demokrat Senatör Richard Blumenthal ise deniz taşımacılığı şirketlerinden Rus dizeli taşıyan tankerleri geri çağırmalarını talep etti.
Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis’in “Rusların Başkan Trump’ı istedikleri gibi yönlendirdiği” yönündeki sözlerine ise Başkan Yardımcısı JD Vance yanıt verdi.
Vance, “Sizi temin ederim ki hiç kimse ABD Başkanı’nı istediği gibi yönlendiremez. Kendisi durumu son derece gerçekçi biçimde değerlendiriyor” ifadelerini kullandı.
Kremlin geçen hafta Washington ile varılan mutabakat kapsamındaki sevkiyatların başladığını ve süreceğini duyurmuştu.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak da ülkesinin ihracata ayrılan dizel yakıttan ABD’ye istenilen her miktarda sevkiyat yapmaya hazır olduğunu belirtmişti.
Novak, 27 Ekim’de üç dizel tankerinin Rus limanlarından ayrıldığını, dördüncü tankerin ise 28 Ekim’de yola çıkmasının beklendiğini açıkladı.
Amerika
ABD ekonomisinde beklenmedik büyüme

Yatırımlardaki patlama ve dayanıklı tüketici harcamaları sayesinde ABD ekonomisi, üçüncü çeyrekte yıllık bazda %3,4 oranında büyüdü.
İktisadi büyüme, analistlerin beklentilerinin üzerinde gerçekleşti ve önceki iki çeyrekteki %2,5 ve %2,2’lik büyüme oranlarına kıyasla keskin bir ivme kazandı.
Tüketici harcamalarındaki yıllık büyüme, geçen çeyrekte %3,8’e ulaşarak 2024’ten bu yana en hızlı artışını kaydetti.
İşletme yatırımları %12,7 oranında sıçradı ve GSYİH artışının yarısından fazlasını oluşturdu.
Yapay zeka yatırımları, GSYİH’yi iten başlıca faktörlerden biri oldu: Ekipman alımları, yapay zeka alanında faaliyet gösteren hiper ölçekli şirketlerin veri merkezi teknolojisine yaptığı büyük harcamalar da dahil olmak üzere, %20,9 gibi muazzam bir oranda yükseldi.
Paradoksal olarak, yapay zeka altyapısının geliştirilmesi de bunlardan biriydi. Bunun nedeni, bilgisayar çipleri gibi birçok yapay zeka donanımı alımının yurtdışında gerçekleştirilmiş olmasıydı.
Bu durum, ABD’nin ticaret dengesini ithalata doğru kaydırarak (ithalat, GSYİH’dan düşülür) büyümeyi yavaşlattı.
Ayrıca, artan mortgage faiz oranları konut inşaatını da olumsuz etkiledi.
İşsizlik oranı düşük seviyelerde seyretse de, geçen ay enflasyon gelir artışlarını geride bıraktı.
Federal Rezerv’in tercih ettiği enflasyon göstergesine göre, Eylül ayında fiyat artışları hem aylık hem de yıllık bazda hızlandı.
Bu artış, merkez bankasının %2’lik yıllık enflasyon hedefinin oldukça üzerinde seyretti ve faiz oranlarının yükseltilmesi yönündeki görüşleri güçlendirdi.
Yüksek fiyatların Amerikan hane halkı bütçelerini zorlayabileceğine işaret eden bir gelişme olarak, vergi sonrası tasarruf oranı geçen ay %3,8’e geriledi. Bu, 2022’den bu yana kaydedilen en düşük seviye.
Ayrıca otomobil, mobilya ve elektronik eşya gibi ürünlerin satışlarında durgunluk yaşandı.
Birçok iktisatçı, hisse senedi portföylerindeki kazançlardan (ki bunlar büyük ölçüde yapay zeka patlamasına bağlı) cesaret alan daha varlıklı Amerikalıların tüketimi ayakta tuttuğunu düşünüyor.
Amerika2 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi7 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını1 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Söyleşi1 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Dünya Basını1 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Amerika2 hafta önceMilenyum kuşağı tarihin en büyük nostalji dalgasını başlattı








