Amerika

Díaz-Canel: Küba’nın liderliğini Küba halkı seçer, ABD hükümeti değil

Yayınlanma

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, Küba’daki yöneticilerin Amerikalılar tarafından değil Kübalılar tarafından seçildiğini vurguladı.

NBC News’in “Meet the Press” programına verdiği ve bir kısmı perşembe günü (9 Nisan) yayınlanan ilk ABD televizyon röportajında, bir soru üzerine istifa etmeyeceğini söyledi.

Pazar günü yayınlanması planlanan daha uzun röportajın bir parçası olan yaklaşık beş dakikalık bir videoda, gazeteci Kristen Welker, Díaz-Canel’e “Küba’yı kurtarmak anlamına geliyorsa istifa etmeye hazır olup olmadığını” sordu.

Cevap vermeden önce Díaz-Canel, bu soruyu dünyadaki başka bir devlet başkanına hiç yöneltip yöneltmediğini merak etti ve “Bu soru sizden mi geliyor, yoksa ABD hükümetinin Dışişleri Bakanlığı’ndan mı?” diye sordu.

Díaz-Canel şunları ekledi:

“Küba’da liderlik pozisyonunda bulunan kişiler ABD hükümeti tarafından seçilmez ve ABD hükümetinden bir yetki almazlar. Biz özgür ve egemen bir devlete sahibiz.”

Başkanlık görevine “kişisel hırs, kurumsal hırs ya da parti hırsı” nedeniyle değil, halkın verdiği yetki sayesinde geldiğini kaydeden Díaz-Canel şöyle devam etti:

“Küba halkı benim bu göreve uygun olmadığımı, burada olmam için bir nedenim olmadığını anlarsa, o zaman başkanlık görevini sürdürmemeliyim; onlara karşılık veririm.”

“Küba halkı, kapitalizmin köleliğine dönmek istemediğini açıkça ortaya koyuyor”

Díaz-Canel, ABD hükümetini Küba’ya karşı “düşmanca bir politika” uygulamakla suçladı ve ABD’nin “Küba’dan herhangi bir şey talep etme ahlakına sahip olmadığını” söyledi.

Küba lideri, ABD’nin, bu politikaların Küba halkına ne kadar pahalıya mal olduğunu ve “Amerikan halkını Küba halkıyla normal bir ilişkiden ne kadar mahrum bıraktığını” kabul etmesi gerektiğini söyledi.

Díaz-Canel, Küba’nın diyalog kurmaya ve herhangi bir konuyu koşulsuz olarak tartışmaya istekli olduğunu, “tıpkı bizim de bir dizi şüphemiz bulunan Amerikan sisteminden değişiklik talep etmediğimiz gibi, bizim siyasi sistemimizden de değişiklik talep edilmemesi” gerektiğini belirtti.

Küba, derinleşen sıkıntılarının sorumlusu olarak ABD’nin enerji ablukasını gösteriyor; petrol eksikliği adanın sağlık sistemini, toplu taşımayı ve mal ve hizmet üretimini etkiliyor.

Mart ayı sonlarında, 730.000 varil ham petrol taşıyan bir Rus tankeri Küba’ya ulaştı; bu, adaya üç aydır gelen ilk petrol sevkiyatı oldu. Rusya, ikinci bir tanker göndereceğine söz verdi.

Díaz-Canel: ABD, Devrimci Küba’yı ele geçiremediği için öfke duyuyor

Ocak ayı başında Küba’ya petrol satan veya sağlayan ülkelere gümrük vergisi uygulamakla tehdit etmesine rağmen, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi tankerin geçişine izin verdi.

Trump o sırada, “Küba bitti. Kötü bir rejimleri var. Çok kötü ve yozlaşmış bir liderlikleri var ve bir gemi dolusu petrol alsalar da almasalar da, bunun bir önemi olmayacak,” demişti.

Küba, tükettiği yakıtın yalnızca %40’ını üretiyor ve ABD’nin ocak ayı başında Nicolas Maduro’yu kaçırmasının ardından, Venezuela’dan gelen önemli petrol sevkiyatlarından mahrum kaldı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version