Görüş

Düşse de ayağa kalkabilecek başka bir ‘güvenli liman’ yoksa…

Yayınlanma

Kimine göre, altın çoğu zaman kötü bir enflasyon koruma aracı ve aynı zamanda kötü bir yatırım aracı; yaklaşık 30 yılda bir büyük balonlar ve patlamalar yaşaması da bunun kanıtı… Bu görüşü ileri sürenler, tarihsel süreçte altının uzun vadeli bir enflasyon koruması sağlamadığını iddia ederler. Altının kağıt dolar cinsinden fiyatının önce hızla yükseldiğini, sonra da uzun dönemler boyunca değerinde derin düşüşler yaşadığını, çılgın patlamalardan sonra büyük dalgalanmalar geçirdiğini anımsatırlar. Örnekleri de sıralarlar: Altın 1865 yılında zirvesinden yüzde 55 düştü. Bu düşüş oranları 1902’de yüzde 69, 1942’de yüzde 64, 1980’de yüzde 85 ve 2011’de yüzde 47 oldu. Altın için bu fiyat artışları hisse senedi piyasasına göre daha yüksek ve abartılı, dip noktaları ise hisse senedi piyasasına göre daha derin ve uzun süreli oluyor. Değerlerdeki bu büyük dalgalanmalar nedeniyle, zamanlama her şey, hatta hisse senedi piyasasından bile daha önemli, çünkü altındaki fiyat düşüşleri hisse senedi piyasasından daha derin ve uzun… Yanlışlanması zor bir tez, ancak mesele sadece enflasyon karşısında değer koruma aracı olarak görülürse… Oysaki, ‘güvenli liman’ demek, sadece enflasyona karşı korunmak demek değil!

Son dönemde altın fiyatlarındaki hızlı yükselişin pek çok gerekçesi var ve herbiri enflasyona karşı koruma kadar önemli…

BELİRSİZ BİR TARİHSEL DÖNEMEÇTEYKEN…

Şöyle bir geriye dönelim… 2025 yılının başında ons başına 4,000 ABD Doları çok uçuk bir hedef gibi görünüyordu. Ancak yaklaşık yüzde 60’lik bir yükselişin ardından, işte buradayız! Ve geçtiğimiz haftaki dramatik düşüşe rağmen ons altının fiyatının orta vadede yukarı yönlü hareketini sürdürmesi bekleniyor. Kısa bir süre öncesine kadar, birkaç yatırımcı dışında, ons altının 4,000 dolar seviyelerini test edeceğini öngören yoktu. Peki ama küresel ekononominin ve küresel siyasetin böylesine dalgalanacağını, bu kadar yüksek gerilim olacağını, belirsizliklerin ve akıldışılıkların zirve yapacağını bekleyen var mıydı? Belki yine birkaç kişi vardı ama o kadar! Ve işte bölgesel savaşların ortasında, karşılıklı tehditlerin havada uçuştuğu, yeni bir dünya düzenine gebe, ancak doğum sancıları bitmeyen, doğumun ise bir türlü gerçekleşmediği tarihsel bir dönüm noktasındayız. Galiba ‘noktası’ndan demek de doğru değil, ‘belirsiz bir tarihsel dönüşüm süreci’ demek doğru olacak.

SADECE TRUMP FAKTÖRÜ MÜ?

Altın, ABD Başkanı Donald Trump’ın küresel ticareti altüst eden gümrük vergilerini açıkladığı nisan ayından bu yana yaklaşık üçte bir oranında değer kazanarak 1970’lerden bu yana en büyük yükselişini kaydetti. Analistler, yatırımcıları endişelendiren bir diğer meselenin de ABD’de hükûmetin kapanmasının ikinci haftasına girmesiyle birlikte önemli ekonomik verilerin açıklanmasındaki gecikmeler olduğunu söylüyor. Bölgesel savaşlar sürüyor ve yeni savaşların başlama ihtimali de var. Hemen herkes 2030’ların başında büyük bir hesaplaşma bekliyor. Bu hesaplaşmanın ardından ‘tek kutuplu’ mu yoksa ‘ço kutuplu’ mu bir dünyada yaşayacağız ya da yaşanacak bir dünya bulabilecek miyiz bilemiyoruz!

E malum, altın, piyasa türbülansları veya ekonomik durgunluk dönemlerinde değerini koruması veya artırması beklenen, ‘güvenli liman’ yatırımıdır. Yani böyle bir tabloda altının fiyatı artmayacak da neyin fiyatı artacak?

2026’DA 5,055 DOLAR OLUR MU? OLUR!..

JP Morgan analistleri, yatırımcıların altına ilgisinin devam edeceğini ve merkez bankalarının istikrarlı alım yapacağı beklentilerini gerekçe göstererek, altın fiyatlarının 2026’nın dördüncü çeyreğine kadar ons başına ortalama 5,055 dolara ulaşacağını öngörüyor. Banka, notunda, “Yapışkan enflasyon endişesi, Fed’in bağımsızlığı konusundaki endişeler ve daha geniş çaplı değer kaybı riskinden korunma önlemleriyle birlikte bir faiz indirimi döngüsüne girdiğimiz şu günlerde altının daha da yükseleceğine inanıyoruz” ifadelerine yer veriyor. JP Morgan analistleri, ABD varlıklarının yabancı sahiplerinin ABD Dolarından altına doğru yöneldiğini öne sürüyor. JP Morgan Küresel Emtia Stratejisi Başkanı Natasha Kaneva, ABD varlıklarının ‘portföylerinin merkezi’nde yer almaya devam ettiğini, ancak şirketlerin tahsislerini tedrici olarak azalttığını belirtiyor.

EŞİ BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ YÜKSELİŞİN SEBEPLERİ VAR

Altındaki yükselişin aynı zamanda ABD Dolarının zayıflaması ve perakende yatırımcı olarak bilinen daha fazla profesyonel olmayan alıcının altın satın almasıyla da bağlantılı olduğunu dile getirenlerin sayısı artıyor. Altın fiyatlarındaki mevcut yükseliş kısa vadeli belirsizliklerden kaynaklansa da, altının genel gücü büyük ölçüde merkez bankalarının ABD hazine bonolarından stratejik bir uzaklaşma hamlesi olarak altın satın almalarının sonucu. Merkez bankaları 2022’den bu yana her yıl ortalama 1,000 tonun üzerinde altın satın alıyor. Bu rakam, 2010 ile 2021 yılları arasında yıllık ortalama 481 tondan biraz fazlaydı. Polonya, Türkiye, Hindistan, Azerbaycan ve Çin geçen yıl önde gelen alıcılar arasındaydı.

ETF ALIMLARINDA REKOR

Altına yatırım yapan herkes fiziksel değerli metal satın almıyor. Bazı yatırımcılar paralarını, altına dayalı borsa yatırım fonları (ETF) gibi finansal ürünlere yatırıyor. Dünya Altın Konseyi’ne göre, bu yıl şimdiye kadar altın ETF’lerine rekor seviyede 64 milyar dolar yatırım yapıldı. Altın vadeli işlemleri, 2025’in başından bu yana yaklaşık yüzde 60 değer kazandı. Gümüş ise yılbaşından bu yana daha da büyük bir yüzdelik artış kaydetti. Gümüş vadeli işlemleri yaklaşık yüzde 70 artış gösterdi. Benzer bir eğilim diğer bir yatırım aracı olarak görülen değerli metal platin için de geçerli. Doğal olarak nadir olan değerli oluyor. Hele ki arzı da fiziki olarak sınırlıysa…

BEKLENMEKTE OLAN SERT DÜZELTME BU MU?

Peki ne oldu da geçtiğimiz hafta, hem altının hem de gümüşün fiyatları sert bir düşüş kaydetti. Hem de öyle böyle bir düşüş değil; 21 Ekim’de altın, 12 yılı aşkın süredir tek bir günde en sert düşüşünü yaşadı ve yüzde 6’dan fazla değer kaybederek ons ​​başına yaklaşık 300 dolar eridi. Gümüşteki düşüş daha da fazlaydı; yaklaşık yüzde 9… Bu ani satış dalgası, özellikle altının destansı yükselişine tanık olduktan sonra birçok yatırımcıyı hazırlıksız yakaladı. Altın o günden bu yana dalgalı seyirle düşmeye devam etti ve ons başına 4,100 doların biraz üzerinde seyrediyor.

Şu anda, altın fiyatını neden baskı altında olduğunu açıklamaya yardımcı olan birkaç önemli faktör bir araya geliyor: Altın fiyatları, yatırımcıların yaygın ekonomik belirsizlik nedeniyle sığınacak yer aramasıyla bu yıl yükseldi. Ancak bir varlık sert bir şekilde değer kaybettiğinde, kâr realizasyonu riski artar ve görünen o ki tam da bu yaşandı geçtiğimiz hafta… Son dönemdeki sert düşüşün kısmen altın yatırımcılarının kazançlarını nakde çevirmelerine bir tepki olduğunu belirtiliyor. Yatırımcıların kâr realizasyonuna gitmesi, altın gibi bir varlıklarda ivmeyi hızla tersine döndürebiliyor.

DÜZELTME, DALGALI SEYİR VE SONRA TEKRAR YUKARI YÖNLE HAREKET Mİ?

Ancak bu değer kaybının geçici olduğunu ve yeniden yukarı yönlü hareketin başlayacağını düşünenler çoğunlukta… Ki bu görüşü destekleyen pek çok makroekonomik verinin yanı sıra, küresel siyasetteki belirsizlikler varlığını sürdürüyor. Ve gerilimlerin ve belirsizliklerin azalması bir yana artacağını düşünenlerin sayısı da hiç az değil.

Değerli metaller satıcısı ve depolama sağlayıcısı Silver Bullion’un kurucusu Gregor Gregersen, müşteri sayısının geçen yıl iki katından fazla arttığını anımsatıyor. Perakende yatırımcılar, merkez bankaları, yatırım bankaları, bankalar ve zenginler, küresel ekonomik belirsizliğe karşı bir güvence olarak gördükleri altına giderek daha fazla yöneliyor. Gregersen, “Altın bir noktada düşecek, ancak ekonomik ortam göz önüne alındığında en az beş yıl boyunca yükseliş trendinde olacağına inanıyorum” diyor.

Altın fiyatının düşüş trendine girebilmesi için, faiz oranlarında artış olması veya jeopolitik gerginlikler ve siyasi belirsizliklerin azalması gerek. Ki şu anda böylesi bir gelişme mümkün değil. Altının özellikle 2025’in başından bu yana baş döndürücü yükselişinin temel nedenlerini bir sıralayalım şimdi…

‘ALTIN ÇAĞ’IN SÜRMESİ  İÇİN PEK ÇOK SEBEP VAR

Öncelikle dünya artık eski dünya değil… Küresel ekonomik gelişmelerle küresel siyaset arasında ciddi bir dengesizlik söz konusu… Küresel ekonominin klasik baş rol oyuncuları artık eskisi kadar rakipsiz sayılmaz. Almanya bunun en çarpıcı örneği; bir zamanlar gelişmiş ülkelerin ‘üretici gücü’, ciddi bir bunalım içerisinde… Gelişmiş ekonomilerin lideri ABD’nin reel sektörü artık üretim ve rekabet becerisini kaybetti. Finans ve hizmet sektöründe eskisi gibi rakipsiz değil. Çin öncülüğünde diğer gelişen ekonomilerin küresel ekonomi içindeki payı hızla artıyor, ancak başta ödeme sistemleri olmak üzere, küresel finansta musluğun başını tutanlar hâlâ ABD ve Birleşik Krallık, buna biraz da Avrupa Birliği’ni ekleyin. Yuan, rupi ve rublenin ödeme sistemlerine dahil olması bir ekonomik zorunlulukken, hâlâ dolar hegemonyasında bir küresel ticaret sürmesi en büyük sıkıntılardan biri… Bu durum, küresel ekonominin önündeki en büyük bariyeri oluşturuyor. Ve yine merkez bankası rezervlerinde dolardan altına geçiş de bu gelişmelerin bir yansıması olarak görülmeli.

DOLAR ESKİSİ GİBİ GÜVENİLİR DEĞİLSE

ABD Dolarına eski güven kalmadı ve artık yeni referans para birimlerine ihtiyaç var. ABD’nin piyasaya kağıt sürüp küresel ticarete hegemon olması gelişen ekonomiler tarafından her zamankinden fazla sorgulanıyor. Kripto varlıklara yönelişin sebeplerinden biri bu, yine BRICS üyelerinin ulusal para birimleri üzerinden karşılıklı ticareti geliştiriyor olması bir başka eğilim.

Bunun yanı sıra, dış açığını ve kamu borçlarını kapatmak için gelişmiş ekonomilerin, başta da ABD’nin, doların değerini düşürmesi gerek. Bu da bir ikilem yaratıyor. Düşük dolar dış açığı azaltabilir ama güvenilir para birimi niteliğini törpüler.

Devasa kamu borçları en önemli sorunlardan biri olmaya devam ediyor ve görünen o ki gelişen ekonomilerin ayakta durabilmek için daha da fazla borçlanması gerek. Tahvil piyasalarındaki kırılganlık da ayrı bir mesele… Buna bir de borsalardaki köpüğü eklemek gerek! Öyle ya da böyle bu köpük alınmak zorunda, birkaç seferlik kâr realizasyonlarıyla olması da mümkün, bir anda ciddi bir çöküşle de… Kimilerine göre ABD borsalarındaki balon yüzde 20’lik bir düzeltmeyi zorunlu kılıyor.

İngiltere Merkez Bankası (BoE) yayımladığı raporda, “Fed’in güvenilirliğine ilişkin algılarda ani veya önemli bir değişiklik, ABD egemen borç piyasaları da dahil olmak üzere ABD Doları varlıklarının keskin bir şekilde yeniden fiyatlandırılmasına yol açabilir ve bu durum oynaklığın, risk primlerinin ve küresel yayılmaların artmasına neden olabilir” uyarısında bulundu. Banka, bazı kâr ölçütleri açısından bunun ‘bin yılın başında büyük bir çöküşle sonuçlanan dotcom balonunun zirvesine benzediğini’ vurguladı. Raporda, “Birçok ölçüte göre, özellikle yapay zekâ odaklı teknoloji şirketleri için hisse senedi piyasası değerlemeleri gergin görünüyor” ifadelerine yer verildi.

Yani balon endişesi artıyor. Ya patlarsa?.. Yerli ve yabancı yatırımcıların ani bir çıkışının yaratacağı finansal şokun küresel ekonomiye maliyetiniin 35 trilyon doları bulabileceğini iddia edenler bile var. Bir kıyaslama yapmanız için söyleyeyim; 2024 yılında küresel ticaret hacmi 33 trilyon dolardı!

MAGA’CILARIN DERDİ NE?

Mesele konjonktürel olsa neyse, ancak bu kez birçok olumsuz etken bir araya gelmiş durumda… Ve her zamankinden daha tehlikeli bir çıkmazı işaret ediyor. Batı Blokunun bu zorlu durumdan çıkabilmesinin tek yolu kaba kuvvet kullanmak. Bunu topyekûn bir küresel savaş yerine stratejik bölgelerdeki vekalet savaşları stratejisiyle devam ettirmeyi tercih ediyorlar. Ancak, hemen bir not düşelim, şimdilik!..

Gelelim tarife savaşlarına… Bu savaşı Trump başlattı ve MAGA (Make America Great Again) taraftarları ülkenin eski gücüne kavuşması için yeniden sanayide lokomotif olmaları gerektiğini düşünüyorlar. Aslına bakarsanız, bir ölçüde de haklılar… Çünkü finans ve yeni ekonomideki güç, göründüğü üzere ABD’nın dünya liderliğini sürdürmesi için yeterli değil. ‘Amerikan rüyası’nın orta sınıf ABD’liler için bir kabusa dönüşmemesi için ‘dünyanın üretim merkezleri’nden biri olmalarının olmazsa olmaz olduğu fikrindeler.

Bunun için ABD reel sektörünü ayağa kaldırmaları gerekiyor ve bunu ancak koruma duvarları inşa ederek başarabilirler. Yani Trump deli olduğu için başlatmadı bu ticaret savaşını… Ancak görünen o ki biraz geç kalmış! Bu savaşın maliyeti tüm dünyaya olduğu gibi ABD’ye de enflasyonist baskı olarak dönecek. Bu da faiz indirimleri döngüsünü kesintiye uğratabilir. Büyüme bekletileri negatif yönde revize edilebilir. Bu da bir yana, üretimi ayağa kaldırabilmek için bile başta Çin olmak üzere, gelişen ekonomilerin hammadde ve ara mallarına muhtaçlar… İşte bu sebeple Avrupa’ya istediğini yaptırabilen Washington, Çin’e karşı tarifeleri sabitlemede bu kadar git-gelli bir tavır sergilemek zorunda kalıyor. En bariz örneğini nadir toprak elementleri meselesinde görüyoruz zaten.

KUKLA DEVLETLERDEN ‘SALINCAK DEVLETLER’E

Dahası da var, söz gelimi Batı Blokunun eskisi gibi her sözünün emir telakki eden uydu devletleri yok. Bunun en bariz örnekleri Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye gibi ‘salıncak devletler’… Pakistan her zamankinden çok Çin’e yakın ve Hindistan kendi gücünü keşfetmiş görünüyor. Yani ABD’nin borusu eskisi kadar güçlü ötmüyor!

Küresel nüfus ve bu nüfusun dengesiz dağılımının, küresel iklim krizinin sürekli artan maliyetlerinin etkilerini hesaplamak henüz mümkün görünmüyor, ancak sosyal güvenlik harcamaları ve doğal afetlerden kaynaklı harcamaların çok daha yüseleceğini söylemek gerek. Buna bir de yapay zekâ ve robotiğin üretimdeki rolünün hızla artacak olmasından kaynaklanacak küresel işsizliği, yani geniş ‘gereksizler’ sınıfının yaratacağı sorunları ekleyelim.

ALTIN KARANLIKTA PARILDAR

Tünelin ucunda bir ışık görebiliyor musunuz? “Evet” cevabını verebilmek çok güç. Okyanuslarda sürekli kasırgalar olacaksa eğer herkes kendine güvenli bir liman arayacaktır. Aslına bakarsanız, özellikle bu yıl olup biten de bu! İşte bu sebepledir ki, altın bu dönemin düşse de ayağa kalkacak tek yatırım aracı olacak. İşler kötüye gittikçe yükselişini sürdürecek. Hele ki küresel ölçekte bu tehlikeli körebe oyunu devam ederken…

Çok Okunanlar

Exit mobile version