Amerika
Elon Musk: Özelleştirilmesi makul olan her şeyi özelleştirmeliyiz

Elon Musk, Devlet Verimliliği Departmanı’nın (DOGE) öncülüğünde “bürokrasiyi küçültme” çabasının bir parçası olarak federal hükümetin işlevlerini de özel sektöre devretmek istiyor.
Musk yakın zamanda hafta Morgan Stanley tarafından düzenlenen bir teknoloji konferansında Posta İdaresi’nin özelleştirilmesi gerektiğini söyledi ve “Özelleştirilmesi makul olan her şeyi özelleştirmeliyiz,” demişti.
Trump da zaman zaman Posta İdaresi’ni özelleştirmeyi ve Ticaret Bakanlığı ile birleştirmeyi öneriyor.
Sendika yetkilileri ve Demokrat Kongre üyeleri ise özelleştirme tartışmalarından endişe duyuyor ve böyle bir hamlenin çalışanlara zarar vereceğini, fiyatları yükselteceğini ve kırsal bölgelerdeki hizmetlere orantısız bir şekilde zarar vereceğini savunuyorlar.
ABD Posta İdaresi’nin müdürü de geçen ay milletvekillerine gönderdiği mektupta Elon Musk’ın DOGE ekibiyle “daha fazla verimliliğin belirlenmesi ve elde edilmesine” yardımcı olmasına izin veren bir anlaşmaya vardığını söylemişti.
Trump’ın ilk başkanlığı sırasında göreve gelen ve Biden yönetimi sırasında kurumun kadrolarını küçültmek için harekete geçen Posta İdaresi Genel Müdürü Louis DeJoy, geçen ay Musk’ın grubuyla bir anlaşma imzaladığını söylemişti.
ABD’de federal kurumların bazı işlevlerinin özel sektöre devri elbette yeni değil ve Musk’ın şirketleri de bu furyadan faydalanıyor. Örneğin NASA’nın SpaceX’e artan bağımlılığı gibi.
Şu ana kadar muhafazakârların uzun süredir hedefinde olan üç kuruluş Trump yönetiminin hedefinde: Demiryolu operatörü Amtrak, Posta Hizmetleri ve mortgage devleri Fannie Mae ve Freddie Mac.
Fannie Mae ve Freddie Mac, bir zamanlar hayati bir kamu hizmeti yürüten özel sektör şirketleriydi. Bu şirketler 2008 mali krizinde büyük bir sıkıntıya düştüler ve ABD hükümeti bu şirketleri devraldı.
Postane de zaten yarı özel bir kurum, çünkü çoğunlukla kendi kendini finanse ediyor, sadece federal hükümetten gelen çok küçük bir sübvansiyona dayanıyor.
Amtrak da özel sektöre ait raylar üzerinde çalışıyor.
Amerika
Trump’a destek yüzde 32’ye düştü: “Senato’nun el değiştirmesi gayet gerçekçi”

ABD’li seçim uzmanı Charlie Cook, kasım ayındaki ara seçimlerde Demokratların Temsilciler Meclisi’ni geri almasının kesinleştiğini ve Senato’yu kazanma ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi. Trump’a kamuoyu desteği yüzde 32 ile rekor seviyede gerilerken, yükselen benzin fiyatları Cumhuriyetçi tabanda İran savaşına dönük hoşnutsuzluğu artırıyor.
ABD’de seçim analizleriyle tanınan bağımsız araştırma kuruluşu Cook Political Report’un kurucusu Charlie Cook, kasım ayındaki ara seçimlerde Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu geri almasının “kesinleştiğini”, Senato’yu kazanma ihtimallerinin de “gayet gerçekçi” hale geldiğini söyledi.
ABC News televizyonunda Martha Raddatz’ın sunduğu “This Week” programına katılan Cook, Demokratların Temsilciler Meclisi’nde yaklaşık 20, Senato’da ise dört veya beş sandalye kazanmasını beklediğini açıkladı.
Cook, “Temsilciler Meclisi’nin uzun zamandır zaten kesinleşmiş bir sonuç olduğu görüşüne tamamen katılıyorum. Senato içinse bir yıl önce bir el değiştirme ihtimali gerçekçi görünmüyordu; fakat şu anda gayet gerçekçi” değerlendirmesini yaptı.
Sürecin siyasi dinamiklerini açıklayan Cook, “Bu da aslında çok olağan. Ara seçimlerde her partinin başına gelen bir tablo: Kendi seçmeniniz hayal kırıklığına uğrar ve sandığa düşük katılım gösterir. Karşı taraf ise son derece heyecanlıdır, yüksek katılımla oy verir ve ortadaki kararsız bağımsız seçmenler de aleyhinize dönmeye başlar” dedi.
Cook, Senato’da dengeleri değiştirebilecek yarışların Michigan, Kuzey Carolina, Alaska, Iowa, New Hampshire, Minnesota ve “belki” Kansas’ta düğümleneceğini ifade etti.
Michigan’daki yarışın özel bir nitelik taşıdığına dikkat çeken Cook, Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi eski milletvekili Mike Rogers arasındaki rekabete işaret etti.
Michigan’da odağın doğrudan Başkan Donald Trump üzerinde olduğunu belirten Cook, bu durumun Cumhuriyetçilere ciddi zarar verdiğini söyledi.
Cook, buna karşılık Demokrat adayın kısmen kutuplaştırıcı ve tartışmalı bir profil çizmesi halinde ilginin Trump’tan uzaklaşıp Demokrat adaya yönelebileceği uyarısını yaptı.
Mevcut atmosferi genel bir “mavi dalga” (Demokratların yükselişi) olarak nitelendirmeyen analist, yaşananları bir “kızıl dip dalgası” (Cumhuriyetçilerin gerilemesi) şeklinde tarif etti.
Cook, bir dalganın her yerde daha tekdüze ilerleyeceğini, oysa Cumhuriyetçileri aşağı çeken baskının bazı eyaletleri diğerlerinden çok daha sert vurduğunu vurguladı.
The Hill gazetesinin veri ortağı Decision Desk HQ’nun projeksiyonları da bu öngörüleri destekliyor. Kurumun tahmin modeline göre Demokratların Temsilciler Meclisi’ni geri alma ihtimali yüzde 72, Senato’da kontrolü yeniden kazanma şansı ise yüzde 54 seviyesinde hesaplanıyor.
Anket uzmanları, Kongre’nin her iki kanadında da Demokratların öne geçeceği yönündeki beklentileri birkaç temel gelişmeyle açıklıyor.
Bunlar arasında Trump’ın hızla gerileyen onay oranları, ön seçimlerde Demokrat seçmende görülen yüksek motivasyon ve artan akaryakıt fiyatları nedeniyle bazı Cumhuriyetçi adayların İran savaşı konusunda başkanla aralarına kamuoyu önünde mesafe koyması yer alıyor.
Reuters/Ipsos tarafından yapılan son kamuoyu araştırması, Trump’a yönelik kamuoyu desteğinin tüm zamanların en düşük seviyesi olan yüzde 32’ye kadar gerilediğini ortaya koyuyor.
Kendi partisi içindeki destek de aşınıyor; Cumhuriyetçilerin yüzde 72’si başkanın performansını onayladığını belirtiyor.
Bu oran bir hafta önce yüzde 82 seviyesindeydi. Trump’ın ikinci kez göreve başladığı günlerde ise Cumhuriyetçiler arasındaki onay oranı yüzde 91 düzeyindeydi.
Şubat ayının son gününde başlayan savaşın ardından benzin fiyatlarının tırmanışa geçmesiyle birlikte, Cumhuriyetçi tabanda da İran savaşına verilen destek azalıyor.
Nitekim Michigan’da yarışan eski milletvekili Rogers da dahil olmak üzere bazı Cumhuriyetçi adaylar, çatışmaların “bir an önce ve derhal sona ermesi” çağrısında bulunuyor.
Amerika
Beyaz Saray basın yasağını kaldırdı: CNN ve Politico yerleşkede

ABD’de federal mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı üzerine, Donald Trump’ın erişimini engellediği CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri Beyaz Saray’a yeniden kabul edildi. Yargıç Timothy Kelly, gazetecilerin savunma hakkı verilmeden kartlarının iptal edildiğine hükmetti. Kararın hemen ardından yaşanan kısa süreli giriş krizini avukatların acil başvurusu çözdü.
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Beyaz Saray’a girişlerini yasakladığı CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri, federal mahkeme kararının ardından perşembe günü yerleşkeye yeniden girdi.
CNN televizyonunun haberine göre Yargıç Timothy Kelly, medya kuruluşlarının açtığı davada çarşamba gecesi acil duruşma düzenledi.
Trump’ın göreve getirdiği Yargıç Kelly, yönetimin yasak kararını kaldırmasına ve gazetecilerin basın kartlarının derhal iade edilmesine hükmetti.
Medya kuruluşları, Trump yönetiminin getirdiği yasağın anayasal güvence altındaki adil yargılanma ve ifade özgürlüğü haklarını ihlal ettiğini savundu.
Kararında davacıların iddialarına değinen Kelly, “Davalı taraf, davacıların kalıcı basın kartları iptal edilmeden önce kendilerine herhangi bir bildirim yapılmadığını ve dinlenme fırsatı tanınmadığını inkar etmiyor” dedi.
Yargıç kararına rağmen muhabirler ve foto muhabirleri perşembe sabahının ilk saatlerinde içeri alınmadı.
Üç medya kuruluşunun avukatı Theodore Boutrous, yönetimin mahkeme kararını açıkça ihlal ettiğini belirterek Yargıç Kelly’ye acil dilekçe verdi.
Boutrous başvurusunda, “Zaman daralıyor. CNN bu akşam Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Beyaz Saray ziyaretinde televizyon havuzunu yönetmek üzere görevlendirilmiş durumda” ifadesini kullandı.
Hukuki temasların ardından Beyaz Saray basın operasyonları direktörü mahkemeye resmi bir bilgilendirme sundu.
Bilgilendirme yazısında, erişimin yeniden sağlanmasına ilişkin talimatın yerel saatle 07.10’da ulaştığı, işlemlerin 07.25’te başladığı ve Gizli Servis’in saat 09.07’de kartları sisteme tanımladığı aktarıldı. Basın ekibi el konulan kartları saat 09.55’te Gizli Servis’e teslim etti; kartlar öğleden hemen sonra ilgili muhabirlere dağıtıldı.
Donald Trump, geçen hafta bu kuruluşları “yalan haber” üretmekle suçlayarak yerleşkeye girişlerini durdurmuştu.
ABD Adalet Bakanlığı ise söz konusu haberlerin ulusal güvenliği tehlikeye attığını öne sürdü. Basın özgürlüğü örgütleri ve siyasi analistler karara tepki gösterdi.
Yargıç Kelly’nin verdiği geçici karar 14 gün boyunca geçerliliğini koruyor. Trump yönetiminin karara itiraz edip etmeyeceği henüz netlik kazanmadı. Beyaz Saray ve Trump mahkeme kararı hakkında resmi bir açıklama yapmadı.
Trump bu haftanın başlarında sosyal medyada paylaştığı mesajda, temyize gitme olasılığına değinerek şu ifadelere yer vermişti:
“Neredeyse kesinlikle, her zaman olduğu gibi temyize gideceğiz. Çünkü sadece olumsuz yazan, kaynağı belirsiz sahte ve karalayıcı haberlerle ulusal güvenliğimizi ihlal eden yalan haber çalışanları ve yayınları, dünyanın en önemli makamına girme hakkına sahip olmamalıdır.”
Medya kuruluşları, Pentagon’un yeni kurallarını imzalamayı reddediyor
Amerika
ABD, büyümede G7 ülkelerinin çok önünde

ABD ekonomisinin, iç politikalarının dünyanın büyük bir kısmında sıkıntılara yol açması nedeniyle, bu yıl diğer tüm büyük gelişmiş ekonomilerden çok daha hızlı büyümesi bekleniyor.
Axios’a göre küresel ekonomi, arka arkaya gelen şoklara karşı şaşırtıcı derecede dirençli olduğunu kanıtladı.
ABD, bu genel tablo içinde öne çıkıyor. Yapay zeka yatırımlarındaki patlama, ülkenin diğer ekonomilere kıyasla çok daha hızlı büyümesine yardımcı oluyor.
Fakat bu istisnai durumun bir bedeli var: Daha kalıcı bir enflasyon ve bunu dizginlemek için faiz oranlarının daha uzun süre yüksek seviyelerde kalması gerekebilir.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), ABD ekonomisinin bu yıl %2,2 oranında büyüyeceğini öngörüyor.
Bu oran, Avro bölgesi, Almanya ve Birleşik Krallık için tahmin edilen büyüme hızının yaklaşık iki katı. Japonya’da (%0,8) ve Kanada’da (%0,9) büyümenin daha da zayıf olması bekleniyor.
Bu büyüme farkının önümüzdeki yıl da devam etmesi bekleniyor. 2027’de ABD’nin büyüme oranının %2,1 olarak gerçekleşirken, dünyanın geri kalanındaki diğer büyük gelişmiş ekonomilerin çoğunda büyüme oranının yaklaşık %1 seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor.
OECD, Haziran ayından bu yana ABD konusunda daha iyimser bir tavır sergilemeye başladı ve 2026 yılı için büyüme tahminini 0,2 puan, 2027 yılı için ise 0,3 puan yukarı çekti.
Bu durum, genel olarak küresel ekonomi, Avro bölgesi, Kanada, Birleşik Krallık ve Japonya için gelecek yılın büyüme tahminlerinin aşağıya doğru revize edilmesiyle tezat oluşturuyor.
OECD baş ekonomisti Stefano Scarpetta bu sabah gazetecilere şunları söyledi:
“En büyük risk hâlâ Orta Doğu’daki çatışmanın gidişatı ve bunun enerji piyasası üzerindeki etkisidir. Fakat bir dizi başka risk de bulunuyor, bunlardan bazıları Haziran ayı tahminlerine kıyasla biraz daha belirgin hale gelmiş görünüyor.”
Scarpetta, devlet tahvili getirilerindeki artışa, yapay zeka yatırım patlamasının beraberinde getirdiği risklere ve aşırı hava koşullarının gıda fiyatlarını yukarı çekme olasılığına dikkat çekti.
OECD’ye göre, yapay zeka (AI) alanındaki patlama, ABD ekonomisine diğer birçok ekonomide bulunmayan güçlü bir şok emici sağladı.
Yapay zeka yatırımları ve üretimindeki hızlı büyüme, Orta Doğu’daki çatışmanın yol açtığı iktisadi darbeyi “kısmen dengeledi.”
Veri merkezi ve teknoloji harcamaları, ABD’nin büyümesini doğrudan destekledi.
Enflasyon görünümü ise birkaç ay öncesine kıyasla daha inatçı bir hal alıyor.
OECD, ABD’deki genel enflasyonun bu yılki %3,6 seviyesinden gelecek yıl %2,6’ya düşmesini bekliyor.
Fakat 2027 yılına ilişkin bu tahmin, Haziran ayında öngördüğü rakamdan yarım puan daha yüksek.
ABD’de çekirdek enflasyonun bu yıl %3,3 olacağı tahmin ediliyor. Bu oran, önde gelen gelişmiş ekonomiler arasında en yüksek oranlardan biri ve gelecek yıl %2,5’e gerileyeceği öngörülüyor.
Bu inatçı seyir, OECD’nin bu yıl Federal Rezerv’in bir faiz artışı daha yapmasını ve faiz oranlarının 2027 sonuna kadar %4–%4,25 aralığında kalmasını beklemesinin nedenini açıklıyor.
Öte yandan ABD’deki büyümeyi hızlandıran yapay zeka patlaması, kendi makroekonomik olumsuz etkilerini de beraberinde getirmeye başlıyor.
OECD’ye göre, uzun vadeli borçlanma maliyetleri çoğu büyük bu ekonomide en az 15 yılın en yüksek seviyesinde.
Örgüt, yapay zeka şirketlerinin yoğun borçlanmasının getiri oranlarını yukarı çekmeye katkıda bulunduğunu, bunun da ekonomi genelinde maliyetleri artırabileceğini ve yapay zeka kârlarının beklentileri karşılayamaması durumunda piyasaları savunmasız bırakabileceğini savunuyor.
Amerika, küresel iktisadi ortamın daha zorlu hale gelmesine katkıda bulundu.
Kendi ekonomisi şu ana kadar diğer ülkelerin neredeyse tamamından daha iyi bir performans sergilese de bu dayanıklılık, ortadan kaldırılması hâlâ zor olan bir enflasyon sorunuyla birlikte geliyor.
Asya2 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Rusya2 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Amerika2 hafta önceBannon ile Sanders, yapay zekaya karşı bir araya geliyor
Avrupa2 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Rusya2 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor
Asya2 hafta önceSingapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor
Asya2 hafta önce“İran ABD üssünü vurmadan önce Çin’den uydu görüntüsü aldı”








