Amerika
Trump ve ‘Kurtuluş Günü’: Gümrük vergilerinden ötesi

ABD Başkanı Donald Trump küresel ticaret düzenine karşı bir saldırı başlattı ve ABD’ye ithal edilen mallara gümrük vergisi getirdi.
Başkan çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD ekonomisini “özgürleştirmenin” bir yolu olarak nitelendirdiği önlemlerle, 5 Nisan’dan itibaren neredeyse ABD’ye gelen tüm ithalata yüzde 10’luk bir vergi uygulanacağını söyledi.
Beyaz Saray ayrıca, Trump’ın ABD’yi on yıllardır “kazıkladığını” söylediği küresel ticaret sistemini hedef alırken, Amerika’nın en büyük ticaret ortaklarının mallarına yönelik kapsamlı “karşılıklı” tarifeleri de açıkladı.
“Karşılıklı” terimi ticaret bağlamında kullanıldığında, tarihsel olarak iki taraflı ticarette adaleti sağlamak için her iki tarafça alınan önlemlere atıfta bulunur. Son 90 yılın büyük bir bölümünde bu, genellikle ticaret engellerinin azaltılması anlamına geliyordu. ABD’de 1934 tarihli Karşılıklı Ticaret Anlaşmaları Yasası, Amerikan korumacılığı döneminin sonunu getirmiş ve ABD ile ortak ülkelerin birbirlerinin malları için daha düşük gümrük tarifeleri müzakere etmelerine olanak tanımıştı.
Dünyanın en büyük mal ihracatçısı olan Çin’e uygulanan gümrük vergileri, Trump’ın bu yıl Asya ülkesine uyguladığı yüzde 20’lik vergiye ek olarak yüzde 34 daha vergi koymasının ardından yüzde 54’ün üzerine çıkacak.
AB toplamda yüzde 20’ye varan gümrük vergileriyle karşı karşıya kalırken, Washington’un en yakın müttefiklerinden biri olan Japonya’dan yapılan ithalat yüzde 24’lük gümrük vergisiyle karşı karşıya kalacak. Birleşik Krallık’ın ihracatında yüzde 10’luk bir gümrük vergisi var.
Asya ülkelerine sert yaptırımlar
Tüm ülkelerden yapılan ithalat için yüzde 10 temel tarife olarak görülüyor. Bunun ötesinde, ABD’nin en büyük ticaret açığı verdiğini söylediği 60 “en kötü niyetli” ülke için ise “bireyselleştirilmiş karşılıklı daha yüksek tarife” gündemde. Karşılıklı tarifeler yüzde 10 ila yüzde 50 arasında değişecek.
Kesin vergi, Beyaz Saray Ekonomik Danışmanlar Konseyi’nin ABD malları üzerindeki gümrük vergileri ve tarife dışı engellerin toplamı olduğunu düşündüğü miktara dayanıyor. Bu seviyenin yarısı 60 ülkeden yapılacak ithalata uygulanacak.
Güneydoğu Asya’nın ihracat merkezlerinden bazıları neredeyse yüzde 50’lik gümrük vergileriyle karşı karşıya. Kamboçya’ya yüzde 49’luk bir karşılık oranı verilirken, onu yüzde 48 ile Laos ve yüzde 46 ile Vietnam takip etti.
Tarifeleri yüzde 40’ın üzerinde olan diğer ülkeler arasında yüzde 44 ile Sri Lanka, yüzde 47 ile Madagaskar ve yüzde 44 ile Myanmar yer alıyor. Kanada’nın Newfoundland kıyısındaki küçük Fransız bölgesi Saint Pierre ve Miquelon’a yüzde 50 vergi uygulandı.
Asya’daki ülkelere yönelik bu sert tepkinin, Çin’in üretimi buralara kaydırarak bu ülkeler aracılığıyla ABD’ye ithalata devam etmesinin payı var.
Son haftalarda sık sık Trump’ın saldırılarına hedef olan Meksika ve Kanada, karşılıklı gümrük vergilerinden kaçınacak. ABD ile 2020’de imzaladıkları ticaret anlaşmasının şartlarına uymayan mallar için yüzde 25’lik gümrük vergisi yürürlükte kalacak.
Beyaz Saray, geçen hafta açıklanan yüzde 25’lik gümrük vergilerinden etkilenen otomobil ve otomobil parçalarının karşılıklı ek gümrük vergilerinden muaf tutulacağını söyledi.
Külçe, enerji ve ABD’de bulunmayan mineraller de karşılıklı tarifelerden muaf tutulacak. Yarı iletkenler, eczacılık ürünleri, bakır ve kereste karşılıklı tarifelerden etkilenmeyecek.
Fakat Trump daha önce bakır ve keresteye gümrük vergisi getirilebileceğini açıklamış ve aynı şeyi ilaç ve bilgisayar çipleri için de yapacağının sinyalini vermişti.
Trump ulusal acil durum ilan etti
ABD Başkanı yeni gümrük vergilerini uygulamak için acil durum yetkilerini kullandı. Yönetim, “büyük ve kalıcı yıllık ABD mal ticareti açıklarının yansıttığı koşullardan kaynaklanan ulusal güvenlik ve ekonomik güvenlik endişeleri nedeniyle” ulusal acil durum ilan etti.
İlk tarifeler birkaç gün içinde uygulamaya konulacak. ABD’li yetkililer, yüzde 10’luk temel tarifenin 5 Nisan Cumartesi günü saat 00:01’den itibaren yürürlüğe gireceğini, daha yüksek karşılıklı tarifelerin ise 9 Nisan Perşembe günü saat 00:01’den itibaren uygulanacağını söyledi.
ABD ile anlaşmalar mümkün olabilir fakat bu Trump’a bağlı olacak. Yeni gümrük vergilerini açıklayan kararnamede, “herhangi bir ticaret ortağının karşılıklı olmayan ticaret düzenlemelerini düzeltmek ve ekonomik ve ulusal güvenlik konularında ABD ile yeterince uyum sağlamak için önemli adımlar atması” halinde başkanın vergileri “azaltabileceği veya kapsamını sınırlayabileceği” belirtiliyor.
Fakat ABD’li yetkililer şu anda yalnızca gümrük vergilerini uygulamaya odaklandıklarının sinyalini veriyor. Üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi FT’ye verdiği demeçte, “Elbette ülkeler daha fazla karşılıklı ticaret için neler yapabileceklerini görmek istiyorlar. Şu an için gümrük tarifesi rejimini yürürlüğe koymaya odaklanmış durumdayız,” dedi.
Gümrük vergilerinin amacı nedir?
Trump’ın uzun süredir hedefi ABD’nin ticaret açığını azaltmak. Başkan, Rose Garden’da yaptığı konuşmada 40 yılı aşkın süredir bunu savunduğunu da söyledi.
Yetkililer, ABD’nin “devasa” ve “kronik” ticaret açıklarını üretim kabiliyetlerini aşındırmak, ücretleri baskılamak ve “varlıkları yabancı ellere aktarmakla” suçluyor.
Bir diğer hedef şirketleri üretimi ABD’ye taşımaya zorlamak. Trump, işletmelerin gümrük vergilerinden kaçınmak için ülkede tesis açacağını ve daha fazla istihdam yaratacağını umuyor.
ABD’li bir yetkili, “Amaç, Amerikan büyüklüğünü ve refahını kendi toplumlarındaki gündelik Amerikalı işçiler için yeniden tesis etmek,” dedi.
Bir diğer hedef, “adil olmayan ticaret uygulamalarını düzeltmek.” Beyaz Saray yetkilileri, Trump’ın “hem dost hem de düşman yabancı ticaret ortaklarının haksız ticaret uygulamalarını düzeltme taahhüdü konusunda onlarca yıldır açık olduğunu” söyledi.
Sert vergi indirimleri için ABD’nin gelirlerini artırmak. ABD’li yetkililer gümrük vergilerinin gerekçesi olarak bunu göstermezken, vergilerin “herhangi bir yılda yüz milyarlarca dolar” ya da “10 yıllık bir dönemde trilyonlarca” gelir getireceğini söylediler.
Tarife ve ötesi: Sistemik bir değişim
Trump’ın kritik konuşmasında tüm dikkatler gümrük tarifelerine ve olası ticaret savaşlarına çevrilse de, ilk Trump döneminde başlayan ve Joe Biden yönetiminde de kısmen devam eden bir eğilimin kuvvetlendiği görülüyor.
Esas olarak “Washington Konsensüsü” olarak bilinen ve serbest pazarlar ve küreselleşme ile tanımlanan dönemin artık ABD’nin zararına işlediğine yönelik inanç, Trump’ın “korumacı” iktisadi politikalarına damga vuruyor.
Nitekim Trump da konuşmasında ABD’nin bugünden itibaren “iktisadi bağımsızlığını” elde ettiğini savundu ve “Dış ticaret ve iktisadi uygulamalar ulusal bir acil durum yaratmıştır,” diyerek ABD’nin uluslararası iktisadi pozisyonunu güçlendirmeyi ve Amerikan işçilerini korumayı hedeflediğini söyledi.
Trump’ın başkanlık emri, ABD’nin büyük ve sürekli yıllık ticaret açıklarının imalat sektörünün içini boşalttığını; gelişmiş yerli imalat kapasitesinin artırılması için teşvik eksikliğine neden olduğunu; kritik tedarik zincirlerini zayıflattığını ve savunma sanayiini yabancı düşmanlara bağımlı hale getirdiğini öne sürüyor.
Ticaret dengesizliğinin hem sanayi hem de tarım ürünlerinde büyük ve kalıcı bir ticaret açığını körüklediğini, üretimin denizaşırı ülkelere kaymasına yol açtığını ve Çin gibi “piyasa dışı ekonomileri güçlendirdiğini” savunan Trump, tüm bunların Amerikan orta sınıfına ve küçük kasabalarına zarar verdiğini vurguladı.
Emirde, “Bu tarifeler küresel ticaretteki adaletsizlikleri gidermeyi, üretimi yeniden ülkeye taşımayı ve Amerikan halkı için ekonomik büyümeyi teşvik etmeyi amaçlamaktadır,” deniyor.
2023 yılında ABD imalat çıktısının küresel imalat çıktısı içindeki payının 2001 yılındaki %28,4 seviyesinden %17,4’e düştüğünü hatırlatan Trump, “İmalat üretimindeki düşüş ABD’nin imalat kapasitesini azaltmıştır. Dayanıklı bir yerli imalat kapasitesini sürdürme ihtiyacı, özellikle kapasite kaybının ABD’nin rekabet gücünü kalıcı olarak zayıflatabileceği otomobil, gemi yapımı, ilaç, ulaşım ekipmanları, teknoloji ürünleri, makine aletleri ve temel ve fabrikasyon metaller gibi gelişmiş sektörlerde ciddi boyutlardadır,” dedi.
Bu kapsamda, başkanlık emri “Altın Çağın Altın Kuralları”nı şöyle sıralıyor:
- Amerikan pazarına erişim bir hak değil, bir ayrıcalıktır.
- ABD artık boş vaatler karşılığında uluslararası ticaret konularında kendisini son sıraya koymayacaktır.
- Karşılıklı gümrük vergileri Amerikalıların Başkan Trump’a oy vermelerinin en önemli nedenlerinden biriydi; başından beri kampanyasının temel taşlarından biriydi.
- Göreve gelir gelmez bu konuda bastıracağını herkes biliyordu; tam olarak söz verdiği şey buydu ve seçimi kazanmasının temel nedenlerinden biri de buydu.
- Bu gümrük vergileri, Başkan Trump’ın Başkan Biden’ın bıraktığı ekonomik hasarı tersine çevirme ve Amerika’yı yeni bir altın çağ yoluna sokma planının merkezinde yer alıyor.
- Bu plan, enerji rekabetçiliği, vergi indirimleri, bahşişlerden vergi alınmaması, Sosyal Güvenlik yardımlarından vergi alınmaması ve Amerikan refahını artırmak için deregülasyondan oluşan daha geniş ekonomik gündemine dayanmaktadır.
İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan düzenin iflasının ilanı
Başkan, dokuz dev ABD bayrağı fonunda yaptığı konuşmada, “Ülkemiz onlarca yıldır hem dost hem de düşman, yakın ve uzak uluslar tarafından yağmalandı, talan edildi, tecavüze uğradı ve talan edildi. Yabancı dolandırıcılar fabrikalarımızı yağmaladı ve yabancı leş yiyiciler bir zamanlar güzel olan Amerikan rüyamızı parçaladı,” dedi.
İzleyiciler arasında bulunan Amerikalı çelik işçilerini, araba işçilerini, çiftçileri ve zanaatkârları da selamladı.
“Bu bence Amerikan tarihinin en önemli günlerinden biri. Bu bizim ekonomik bağımsızlık ilanımızdır,” diyen Trump, yıllar boyunca, diğer uluslar zenginleşip güçlenirken, “çalışkan Amerikan vatandaşlarının” bir kenarda oturmak zorunda bırakıldığını, fakat şimdi zenginleşme sırasının ABD’de olduğunu savundu ve “Bugün Amerikan işçisi için ayağa kalkıyoruz ve nihayet Amerika’yı ilk sıraya koyuyoruz,” dedi.
Amerikan rüyası söylemleri ile bezeli konuşmasında Başkan, “2 Nisan 2025, Amerikan sanayisinin yeniden doğduğu, Amerika’nın kaderinin geri kazanıldığı ve Amerika’yı yeniden zenginleştirmeye başladığımız gün olarak sonsuza dek hatırlanacak,” ifadelerini de kullandı.
ABD büyükelçiliklerinden Avrupalı şirketlere ültimatomlar
Trump’ın gümrük tarifelerini açıklamasından önce, ABD’nin başka ülkelerle olan ticaretine yönelik siyasi müdahaleleri başlamıştı.
Geçtiğimiz hafta Trump yönetimi ilk kez Avrupa’da yerleşik şirketleri ABD’nin iç politika yasalarına uyum sağlamaya zorlamaya çalıştı. İşaret fişeği, Fransa’daki ABD büyükelçiliği tarafından buradaki şirketlere gönderilen bir mektupla yakıldı.
ABD’nin Paris Büyükelçiliği tarafından ABD’de ticari faaliyetleri bulunan onlarca büyük Fransız şirketine gönderilen mektup ilk olarak cuma günü Fransız ekonomi gazetesi Les Echos tarafından haberleştirildi.
Mektupta ABD Büyükelçiliği, “yasadışı ayrımcılığa son vermeyi” ve ticari faaliyetleri yeniden “liyakate” dayandırmayı amaçlayan “14.173 sayılı Kararname”nin, Fransa’dan şirketler de dahil olmak üzere, uyruklarına ve nerede çalıştıklarına bakılmaksızın “Amerikan hükümetinin tüm tedarikçileri ve hizmet sağlayıcıları için eşit derecede bağlayıcı” olduğunu ültimatom tonunda ifade etti.
Trump yönetimi “yasadışı ayrımcılık” ile ABD’de sona erdirdiği ve şimdi de diğer kıtalardaki şirketleri sona erdirmeye zorlamak istediği tüm kapsayıcılık programlarını (DEI – Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık) kastediyor.
Mektuba, etkilenen şirketlerden kararnameyi nasıl uygulayacaklarını açıklamalarının istendiği bir form eşlik etti.
Financial Times (FT) da cuma günü Belçika ve doğu Avrupa ülkelerindeki ABD büyükelçiliklerinin de muhtemelen aynı ifadeleri içeren bir mektubu ev sahibi ülkelerdeki şirketlere gönderdiklerini bildirdi.
ABD’nin girişimi şiddetli tepkilere yol açtı. Fransız Ticaret Bakanlığı’ndan geçen hafta sonunda yapılan açıklamada “Fransız şirketlerinin kapsayıcılık politikalarına Amerikan müdahalesi kabul edilemez” denilmişti; kapsayıcılık konuları da dahil olmak üzere Fransa’da Fransız yasaları uygulanmaya devam edecekti.
Pazartesi sabahı Ticaret Bakanı Laurent Saint-Martin “derin şokunu” ifade ederek Fransa’nın yasalarının ve “değerlerinin” ihlal edilmemesi konusunda uyarıda bulundu.
İş dünyası derneği Medef (Mouvement des entreprises de France) Başkanı Patrick Martin de daha önce mevcut kapsayıcılık kurallarından feragat edilmesinin “söz konusu olmadığını” ifade etmişti.
Confédération des petites et moyennes entreprises (CPME) Başkanı Amir Reza-Tofighi, Fransız devletinin “egemenliğine yönelik bir saldırıdan” söz etti ve tüm sorumluları ABD’nin tecavüzüne karşı “birlikte ayağa kalkmaya” çağırdı.
Bu hareket Belçika’da da protestolara neden oldu. Dışişleri Bakanı Maxime Prévot, ABD mektubunda ifade edilen tutumun “derin üzüntü verici” olduğunu belirterek, Belçika’nın toplumsal çeşitlilik ilkesi söz konusu olduğunda “bir milim bile geri adım atmayacağını” açıkladı.
Washington’un Avrupa ülkelerini belirli düzenlemeleri kabul etmeye zorlamaya çalışması prensipte yeni bir durum değil. ABD yıllardır, üçüncü ülkelerdeki şirketlerin de yaptırımlara maruz kalmak istemedikleri takdirde uymak zorunda oldukları zorlayıcı tedbirler olarak adlandırılan bölge dışı yaptırımları defalarca uygulamıştı.
Fakat yeni olan, bir ABD yönetiminin Avrupa’da, özellikle de ABD’de oldukça tartışmalı olan ve oradaki sosyal bölünmeleri derinleştiren yerel düzenlemelerin kabul edilmesini zorlamak istemesi.
Amerika
ABD Senatosu, dijital dolar yasağını içeren tasarıyı kabul etti

ABD Senatosu, Fed’in 31 Aralık 2030’a kadar merkez bankası dijital para birimi (CBDC) niteliğinde bir dijital dolar çıkarmasını yasaklayan düzenlemeyi kabul etti. 85’e karşı 5 oyla geçen hüküm, 21st Century ROAD to Housing Act tasarısına Cumhuriyetçilerin girişimiyle eklendi. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Temsilciler Meclisi’nin de onayı ve Başkan Trump’ın imzası gerekiyor.
ABD Senatosu, Merkez Bankası’nın (Fed) merkez bankası dijital para birimi (CBDC) olarak dijital dolar veya CBDC’ye “esaslı ölçüde benzer” herhangi bir dijital varlık çıkarmasını 31 Aralık 2030’a kadar yasaklayan 21st Century ROAD to Housing Act tasarısını kabul etti.
Tasarı Senato’da 85’e karşı 5 oyla geçti.
CBDC, nakit ve kaydi paranın yanında ulusal para biriminin üçüncü biçimi olarak tanımlanıyor. Bu tür dijital para birimlerinin ihracı ve kontrolü doğrudan merkez bankaları tarafından yürütülüyor.
Bazı CBDC projelerinde kripto para ve blokzincir teknolojilerinden yararlanılsa ve dijital para birimleri kriptografik tokenlar şeklinde ihraç edilse de, bu varlıklar merkezi bir ihraççıya sahip olmaları nedeniyle kripto para olarak değerlendirilmiyor.
Dünyada birçok ülke kendi CBDC projelerini geliştiriyor veya test ediyor.
Çin, dijital yuanı 2020 yılından bu yana deneme programları kapsamında test ederken, Rusya’da dijital rublenin geniş çaplı kullanımına 1 Eylül’de başlanması planlanıyor.
Esasen emlak piyasasına ilişkin düzenlemeler içeren 21st Century ROAD to Housing Act tasarısındaki CBDC yasağı hükmü, Cumhuriyetçilerin girişimiyle metne eklendi.
Tasarının şimdi Temsilciler Meclisi’nde oylanması, ardından da Başkan Donald Trump’ın imzasına sunulması gerekiyor.
Trump yönetimi daha önce de dijital doların hayata geçirilmesine karşı çıkarken, sabit kripto para birimlerini destekleyen bir çizgi izledi.
ABD’de GENIUS Act adlı sabit kripto para yasasının kabul edilmesinin ardından Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD devlet tahvilleriyle desteklenen sabit kripto para birimlerinin Amerikan kamu borcuna yönelik yeni bir talep kaynağı oluşturacağını ve doların dijital ödemelerdeki konumunu güçlendireceğini söyledi.
Fed de dijital dolar fikrinden bir yıldan uzun süre önce uzaklaşmıştı.
Kurumun eski başkanı Jerome Powell, görev süresi boyunca ABD’de merkez bankası dijital para biriminin hayata geçirilmeyeceğini açıklamıştı. Powell’ın yerine gelen mevcut Fed Başkanı Kevin Warsh da CBDC karşıtı bir tutum sergiliyor.
Avrupa Birliği ise dolar bazlı sabit kripto para birimlerinin yaygınlaşmasına karşılık dijital euro projesini bir CBDC olarak destekliyor. Birlik, pazarını korumaya yönelik adımlar da attı.
Bu yıl yürürlüğe giren MiCA kripto varlık düzenlemeleri, Avrupa’daki kripto para borsalarında işlem gören tüm sabit kripto para birimlerinin, özel lisans almış ve AB içinde faaliyet gösteren ihraççılar tarafından çıkarılmasını şart koşuyor.
Toplam piyasa değeri 317 milyar dolar olan sabit kripto para piyasasının yüzde 90’dan fazlasını dolar bazlı ürünler oluşturuyor.
En büyük sabit kripto para birimleri, 186 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Tether’in USDT’si ile 74 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Circle’ın USDC’si olarak öne çıkıyor.
Trump ailesiyle bağlantılı kripto para projesi World Liberty Financial tarafından yaklaşık bir yıl önce piyasaya sürülen USD1 adlı sabit kripto para birimi ise yaklaşık 4,5 milyar dolarlık piyasa değeriyle kategorisinde dördüncü sırada yer alıyor.
USD1 arzının yaklaşık yüzde 75’i Binance’te tutuluyor.
Amerika
Google yapay zeka için A24 stüdyosuna ortak oluyor

Google, yapay zeka alanında iş birliği geliştirmek amacıyla bağımsız film stüdyosu A24’e yaklaşık 75 milyon dolar yatırım yapmaya hazırlanıyor. The Wall Street Journal gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre ortaklık kapsamında sinema sektörüne yönelik yeni yapay zeka araçlarının geliştirilmesi hedefleniyor.
The Wall Street Journal gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre Google, yapay zeka alanındaki ortaklık kapsamında bağımsız film stüdyosu A24’e yaklaşık 75 milyon dolar yatırım yapacak.
Gazete, bu adımın teknoloji devinin bir sinema stüdyosundan ilk kez hisse satın aldığı örnek olduğunu kaydetti.
Google bünyesindeki yapay zeka birimi DeepMind ile A24, filmlerin üretimi ve dağıtımı için yeni araçlar geliştirmeyi planlıyor.
A24 stüdyosunun teknoloji ve inovasyon alanındaki çalışmalarını yürüten ortağı Scott Belsky, geliştiricilerin yapay zekayı film üretimini hızlandırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla öne çıkardığını, ancak bu durumun sinemacılar arasında memnuniyetsizlik yarattığını ifade etti.
Sürece ilişkin değerlendirmede bulunan Belsky, “Yaratıcı kontrolü koruyan ve risk alma isteğini teşvik eden daha etkili yapay zeka uygulama yöntemlerinin olduğuna inanıyoruz” dedi.
Yeni araçların, kullanıcı taleplerine göre doğrudan içerik üreten üretken yapay zekadan farklı olacağını belirten Belsky, Google’ın A24 stüdyosunun film ve televizyon arşivine erişim hakkı elde etmeyeceğini kaydetti.
DeepMind Başkan Yardımcısı Eli Collins ise ortaklığa ilişkin, “Teknolojinin, alanındaki en iyi uzmanların ellerine ulaştığı anlarda büyük ilerlemelerin kaydedileceğine inanıyoruz.” açıklamasında bulundu.
ABD merkezli bağımsız bir sinema şirketi olan A24 stüdyosu, özellikle yazar ve festival filmleri üzerine odaklanmasıyla tanınıyor. Yakın zamanda “Gerçekliğin Sahne Arkası” (Y2K) ve “Marty Supreme” filmlerini izleyiciyle buluşturan stüdyonun portföyünde, yedi Oscar ödülü kazanan “Her Şey Her Yerde Aynı Anda” (Everything Everywhere All at Once) yapımının yanı sıra “Yeşil Şövalye” (The Green Knight), “Deniz Feneri” (The Lighthouse), “Cadı” (The Witch), “Ritüel” (Midsommar), “Geçmiş Yaşamlar” (Past Lives), “Demir Pençe” (The Iron Claw), “When You Finish Saving the World” ve “İç Savaş” (Civil War) gibi filmler yer alıyor.
Amerika
SpaceX, 6,3 milyar dolarlık bilgi işlem gücü anlaşması imzaladı

SpaceX, açık kaynaklı yapay zeka girişimi Reflection AI ile önemli bir bilgi işlem gücü anlaşması imzaladı.
Anlaşma kapsamında Reflection, gelişmiş modelleri eğitmek ve çalıştırmak için kullanılan en üst düzey yapay zeka çipleri olan Nvidia GB300’lere anında erişim elde edecek.
CNBC’nin incelediği belgelere göre, 1 Temmuz 2026’dan itibaren 2029 yılına kadar SpaceX’e aylık 150 milyon dolar ödeme yapmayı kabul etti.
Anlaşma süresi sonuna kadar devam ederse, ödemelerin toplam tutarı yaklaşık 6,3 milyar dolara ulaşacak.
Her iki şirket de ilk üç ayın ardından 90 gün önceden bildirimde bulunarak sözleşmeyi feshedebilir.
Anlaşma, SpaceX’in rekor kıran halka arzının ardından devasa veri merkezi altyapısını nasıl kullandığını gösteriyor.
Şirket, Colossus’u kısmen ChatGPT’nin rakibi olan Grok’a güç sağlamak amacıyla kurmuştu.
Şimdi ise SpaceX, bu altyapıyı dışardaki yapay zeka şirketlerine hesaplama gücü kapasitesi satmak için de kullanıyor.
SpaceX, daha önce Anthropic, Google ve Cursor ile hesaplama gücü konusunda anlaşmalar imzalamıştı. Musk’ın şirketi şu anda Cursor’u satın alma sürecinde.
Reflection, bu listeye stratejik açıdan farklı bir müşteri daha ekliyor: Hükümetlerin ve işletmelerin kapalı yapay zeka sistemlerine olan bağımlılığını yeniden değerlendirdiği bir dönemde, açık kaynaklı modellere odaklanan bir yapay zeka laboratuvarı.
Zamanlama dikkat çekici. Anthropic’in Fable ve Mythos’a erişimi kesmesinin ardından açık kaynaklı yapay zeka ivme kazandı.
Bu durum, kritik işler için kapalı model sağlayıcılarına güvenmenin riskleri konusunda soru işaretleri yarattı.
Bu olay, açık model şirketlerine, müşterilerin modelleri daha fazla kontrol sahibi olarak inceleyebilmesi, özelleştirebilmesi ve çalıştırabilmesi gerektiği yönünde daha güçlü bir argüman sağladı.
Reflection, son değerlemesi 25 milyar dolar olan bu girişim olarak, OpenAI, Anthropic ve Google’ın öncü sistemleriyle rekabet edebilecek Amerikan açık kaynaklı yapay zeka modelleri geliştirmeye çalışırken, hükümetlere ve işletmelere kapalı sistemlere kıyasla daha fazla esneklik sunma hedefiyle bu yaklaşımı doğrudan benimsedi.
Reflection sözcüsü yaptığı açıklamada, “Son zamanlarda yaşanan olaylar, açık kaynağın yapay zeka ekosistemi için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor; giderek daha fazla ülke ve işletme, yalnızca kapalı modellere bağımlı olmanın getirdiği riskleri ve maliyetleri fark ediyor,” dedi.
Reflection, bu anlaşmanın kendisine “Amerikan açık zekası” olarak adlandırdığı şeyi hızlandırmak için ek hesaplama gücü, yani hesaplama kapasitesi sağladığını belirtti.
Girişim henüz halka açık bir öncü açık kaynaklı model yayınlamadı fakat hükümet ve ulusal güvenlik müşterileriyle ivme kazanmaya devam ediyor.
Şirket, Enerji Bakanlığı’nın Genesis Misyonu ile birlikte çalışıyor ve Pentagon’un daha geniş kapsamlı yapay zeka çabalarının bir parçası.
SpaceX için bu anlaşma, hesaplama gücünün yapay zeka yarışında stratejik bir değer haline geldiğinin bir başka işareti.
Gelişmiş Nvidia çiplerine erişim, öncü modelleri eğitmeye ve kullanmaya çalışan şirketler için hâlâ en büyük kısıtlamalardan biri olmaya devam ediyor.
Colossus’u dış müşterilere açarak şirket, kıt grafik işlem birimi kapasitesini satmak için yarışan bulut sağlayıcıları ve yapay zeka altyapı şirketlerinin yanına konumlanıyor.
Bu aynı zamanda SpaceX’e, büyüyen yapay zeka altyapısı anlatısını haklı çıkarmak için başka bir yol sunuyor.
Yatırımcılar, SpaceX’in roketler ve Starlink’in ötesine geçerek yapay zeka, veri merkezleri ve hesaplama hizmetlerine genişleyip genişleyemeyeceğini izliyor.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4








