Dünya Basını

Emekli büyükelçi Freeman: Savaşın net bir hedefi ve bitiş planı yok

Yayınlanma

Emekli büyükelçi Chas W. Freeman, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik yürüttüğü askeri harekatın stratejik bir temelden yoksun olduğunu ve bölgesel bir çatışmaya evrildiğini belirtti. Freeman, Washington’ın anayasal süreçleri göz ardı ederek yürüttüğü bu politikaların uluslararası hukuk normlarını ihlal ettiğini ve ABD’nin diplomatik kredibilitesini ciddi şekilde zedelediğini vurguladı.

Emekli büyükelçi Chas W. Freeman, Yargıç Andrew Napolitano’nun sunduğu “Judging Freedom” programına katılarak, ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü askeri operasyonun mevcut durumunu ve stratejik arka planını değerlendirdi.

Freeman, çatışmanın henüz dördüncü gününde olmasına rağmen, Washington’ın uzun vadeli bir planlamadan yoksun hareket ettiğini ifade etti.

ABD askeri yetkililerinin Başkan Donald Trump’ı operasyonun seyri konusunda uyardığını belirten Freeman, mühimmat tüketimi ve olası ağır kayıplar konusunda güvence bulunmadığını kaydetti.

Freeman, çatışmanın niteliğine dair şu ifadeleri kullandı:

“İran, İsrail ve bizim tarafımızdan varoluşsal bir tehditle karşı karşıya bırakıldı. Bir fare bile köşeye sıkıştırıldığında dişiyle tırnağıyla savaşır. Sonuç olarak, sınırlı olmayan ve şu an itibarıyla genişlemeye devam eden bir savaşın içerisindeyiz.”

“İran’ı köşeye sıkıştırdık, fare bile köşeye sıkışınca ısırır”

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, on yıllardır süren İran’ı yok etme hedefinin nihayet hayata geçirildiğine dair açıklamalarını anımsatan Freeman, bu durumun iki taraf arasındaki çatışma dinamiklerini değiştirdiğini vurguladı.

Freeman, her iki tarafın da uluslararası hukuk normlarına ve angajman kurallarına riayet etmediğini belirterek, “Bu durum, barbarlığın gayet iyi bir tanımıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Freeman, “Savaşın karakteristiği insan yaşamına saygı duymaktır. Ancak biz, çatışmanın başında Minab’da bir kız okuluna yapılan ve 160 kız çocuğunun hayatını kaybettiği saldırı gibi, tesadüfi olmayan ve pişmanlık belirtisi gösterilmeyen sivil kayıp örnekleriyle karşı karşıyayız” diye konuştu.

ABD’nin bir “harekat planı” bulunduğunu ancak bir “savaş stratejisi” olmadığını belirten Freeman, hedeflerin sürekli değiştiğini, savaşın nasıl sonlandırılacağına dair bir planın mevcut olmadığını vurguladı.

Freeman, İran tarafının ise net bir stratejiye sahip olduğunu ve bu stratejinin, İsrail’in İran’a yönelik amaçladığı yıkımı aynı şekilde İsrail’e yaşatmak olduğunu belirtti.

“Diplomasiyi aldatmaca için maske olarak kullanıyoruz”

İran’ın stratejisinin sadece İsrail ile sınırlı olmadığını kaydeden Freeman, Tahran’ın Amerikan askeri varlığına ev sahipliği yapan bölge ülkelerini hedef alarak, bu ülkelerin Amerikan üslerine izin vermesinin maliyetini artırmayı amaçladığını kaydetti.

Freeman, “İran, bu ülkeleri savaşın bir parçası olmanın maliyetini karşılayamayacaklarına ikna etmeye çalışıyor” dedi.

Yargıç Napolitano’nun, ABD’nin Avrupa üzerinden yürüttüğü ateşkes girişimlerini sorması üzerine Freeman, yönetim içerisinde bazı aklı selim kişilerin büyük bir hata yapıldığının farkında olduğunu ancak İran’ın artık bu tür tekliflere güvenmediğini belirtti.

Freeman, “İran, ABD ile yapılan geçmiş iki müzakere sürecinin sürpriz saldırılara kılıf olarak kullanıldığını düşünüyor. Dolayısıyla, Amerika ile artık görüşmeyecekler ve kesinlikle bir ateşkes istemiyorlar. İran, ABD’nin saldırmayı durdurması halinde dahi, İsrail’e yönelik saldırılarını durdurmayacaktır çünkü artık varlığı söz konusudur” ifadelerini kullandı.

“Başkanın Netanyahu’ya danışması, Kongre’ye danışmanın yerini tutamaz”

ABD iç siyasetindeki anayasal krize değinen Freeman, Başkan Trump’ın bir dış ülkenin başbakanı olan Netanyahu ile istişarede bulunmasını, Anayasa’nın öngördüğü Kongre ile istişare sürecinin bir alternatifi olarak görmesini eleştirdi.

Freeman, bu durumun anayasal bir kriz teşkil ettiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Başkan, dış ülkenin başbakanının onayını, bu savaşı meşrulaştıran bir belge olarak görüyor. Ayrıca, Başkanın İranlıların özgürlüğü konusunda, kendi vatandaşlarımızın özgürlüğünden daha fazla endişe duyuyor olması da oldukça anomalidir. Evimizdeki özgürlükler bastırılırken, özgürlük adına bir savaşın yürütülüyor olması garip bir tezat oluşturuyor.”

“Putin’in amatör diplomatlara olan sabrı tükeniyor”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, ABD yönetiminin diplomatik temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile olan ilişkisini de değerlendiren Freeman, Putin’in diplomatik kanalları açık tutacağını ancak bu temsilcilerin başarısızlığının ortada olduğunu ifade etti.

Freeman, “Askeri bir özdeyiş vardır: Düşmanla teması asla kesme. Bu, diplomasi için de geçerlidir. Ancak Putin, bu ikilinin bir yılı aşkın süredir operasyon yürüttüğünü ve başarı oranlarının sıfır olduğunu görüyor. Ukrayna’da barış yok, İran’da ise aldatmacadan başka bir şey sunamadılar” değerlendirmesini yaptı.

Freeman, bu tür “aldatmacalı müzakerelerin” sadece İran ile sınırlı olmadığını, Venezuela’daki Nicolas Maduro’nun kaçırılması ve Ukrayna’daki “Operasyon Örümcek Ağı” (Operation Spiderweb) öncesinde de benzer bir model izlendiğini dile getirdi.

Freeman, “Bu, bizim ve İsrail’in diplomasisinde bir norm haline geldi. Eğer buna diplomasi denebilirse, neden kimse bize güvenmek istesin ki?” diye sordu.

“Kennedy’den bu yana İsrail’e ‘hayır’ diyen bir başkan olmadı”

Tucker Carlson’ın, John F. Kennedy’nin 1962’de İsrail’in nükleer programına karşı duruşuna dair yaptığı analizi değerlendiren Freeman, bu iddianın tarihsel olarak tutarlı olduğunu belirtti.

Freeman, “Tucker Carlson tartışmalı bir isim olabilir ancak önemli meselelerde gerçeği dile getiriyor. Son 63 yılda İsrail’in temel hedeflerini sınırlamaya çalışan başka bir başkan olmadı. Başkan Kennedy, nükleer yayılmaya karşı durdu ve denetim talep etti, ancak görev süresi sona erdiğinde Lyndon Johnson İsrail’in nükleer programına yeşil ışık yaktı” şeklinde konuştu.

“Bombalar bitene kadar barış gelmeyecek”

Savaşın nasıl bir seyir izleyeceği sorusuna Freeman, oldukça karamsar bir tablo çizerek yanıt verdi. ABD’nin İran ile doğrudan bir müzakere kapasitesinin kalmadığını ve Tahran’ın her türlü uzlaşmacı sinyali bir “tuzak” olarak algılayacağını vurgulayan Freeman, şu uyarıda bulundu:

“Bizim yaklaşımımız sanki ‘barış sağlanana kadar bombalamaya devam edeceğiz’ gibi. Ancak ben, barış gelmeden önce mühimmatımızın tükeneceği kanaatindeyim. Bizim bir stratejimiz yok, sadece İsrail’in stratejisini uygulamak için geliştirilmiş bir harekat planımız var. Bu savaşta doğrudan Amerikan çıkarları yer almıyor; tek çıkarımız İsrail’e yönelik koruyucu rolümüzdür. Bu da Siyonist bürokratların bağışları ve talepleri doğrultusunda, sorgusuz sualsiz uygulanan bir politikadır.”

Freeman, sözlerini “Hukuksuz, anayasal olmayan ve uluslararası kurumları yok sayan bir süreçle karşı karşıyayız. Başkanın dünkü açıklamalarından çıkarılan mantıksal sonuç, bu savaşın biz mühimmatı tüketene kadar devam edeceği yönündedir” diyerek noktaladı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version