Dünya Basını

Eski ABD Gizli Servis görevlisi Cunningham: Eğitim ciddiye alınmıyor, hesap verilebilirlik yok

Yayınlanma

ABD Gizli Servisi bünyesinde 20 yıl görev yapan kıdemli denetçi ve güvenlik uzmanı J. Lawrence Cunningham, Başkan Trump’a yönelik koruma faaliyetlerindeki fahiş hataları ve kurumsal gerilemeyi tüm ayrıntılarıyla deşifre etti. Yargıç Andrew Napolitano’nun programına konuk olan Cunningham; Hilton Oteli, Butler ve Mar-a-Lago olaylarını analiz ederek, koruma protokollerinin nasıl çöktüğünü ve yaklaşan koordineli terör saldırısı risklerine karşı servisin yetersizliğini verilerle ortaya koydu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Gizli Servisi’nde 20 yıl boyunca özel ajanlık ve denetçilik yapan, eski Başkan Ronald Reagan ile Papa 2. Ioannes Paulus gibi isimlerin baş öncü koruma ajanlığını yürüten kıdemli güvenlik uzmanı J. Lawrence Cunningham, Başkan Donald Trump’ın korunmasına yönelik operasyonel süreçlerini ele aldı.

Kıdemli Yargıç Andrew Napolitano’nun “Özgürlüğü Yargılamak” programına katılan Cunningham, son dönemde yaşanan güvenlik ihlallerinin münferit hatalar değil, kurumsal bir çöküşün belirtisi olduğunu ifade etti.

Programın başında hükümetin meşru olmayan güç kullanımı ve ilan edilmemiş savaşlar üzerine felsefi bir giriş yapan Yargıç Napolitano, Jefferson’ın “en az yöneten hükümet en iyisidir” ilkesine atıfta bulunarak, özgür bir toplumda güce başvurmanın reddedilmesi gerektiğini belirtti.

Napolitano, “Bazen ülkenizi sevmek için hükümeti değiştirmeniz veya ortadan kaldırmanız gerekirse ne olur?” sorusunu sorarak, özgürlüğün en tehlikeli anının “şimdi” olabileceği uyarısında bulundu. Bu bağlamda, siyasi figürlerin güvenliğinin sadece fiziksel bir koruma değil, aynı zamanda demokratik işleyişin bir parçası olduğu vurgulandı.

“Dış çeper zayıf ve gözetleme araçları yetersizdi”

Yargıç Napolitano’nun, Donald Trump’ın Hilton Oteli’ndeki Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeğinde yeterince korunup korunmadığına dair sorusuna yanıt veren Cunningham, koruma planının bütününde ciddi eksiklikler olduğunu kaydetti.

Cunningham, “Toplamda hayır demem gerekiyor. Dış çeperlerde bazı yanlış adımlar ve açıkçası fahiş hatalar yapıldı; bu da Allen isimli şahsın yaklaşmasına imkan tanıdı” ifadelerini kullandı.

Gizli Servis’in bazı alanlarda protokollere uyduğunu ancak temel sorunun dış güvenlik katmanındaki zafiyet olduğunu belirten Cunningham, “Gözetleme araçları yeterli düzeyde yerleştirilmemişti. Giriş ile metal dedektörleri arasındaki alan sınırlıydı; bu kısıtlı alanı telafi etmek için daha fazla tampon bölge kurulmalıydı” dedi.

Güvenlik mimarisinin “iç içe geçmiş halkalar” prensibiyle çalışması gerektiğini hatırlatan Cunningham, dış halkanın ya yeterince güçlü olmadığını ya da yeterince uzağa yayılmadığını vurguladı.

Trump’ın günlük olarak aldığı tehdit sayısının devasa boyutlarda olduğunu belirten Cunningham, “Dış, orta ve iç çeper yaklaşımının, bilinen ve bilinmeyen tüm tehditlerle başa çıkabilmek için çok daha sağlam olması gerekir. Ben, geçirgen olan dış ve orta çeperi kusurlu buluyorum. Bu şahıs, metal dedektörüne kadar adeta serbest bir koridora ve hareket alanına sahipti” açıklamasında bulundu.

Cunningham, etkinlik alanına girişteki denetim eksikliklerine de dikkat çekti. Etkinliğe girmek için sadece bir biletin yeterli olduğunu, gerçek bir kimlik doğrulaması yapılmadığını belirten uzman, “Herkes o bilete sahip olabilirdi. Kimlikleri doğrulamak için sorun masaları kurulabilir, daha fazla personel istihdam edilebilir ve bu doğrulama süreci iç çeperden mümkün olduğunca uzakta yapılabilirdi. Perimetre yaklaşımı, mevcut şartlara, tehdit seviyesine, coğrafyaya ve altyapıya göre uyarlanmalıdır” dedi.

Saldırganın uzun namlulu bir silahla koridorlarda ve asansörlerde fark edilmemesini de değerlendiren Cunningham, yeni bilgilere göre şahsın arka merdivenlerden siyah bir çantayla indiğini ve silahı bir yerde birleştirdiğini aktardı.

Beyaz Saray’da uygulanan “karşı gözetleme üniteleri” veya “hareketli istihbarat birimleri” gibi varlıkların Hilton’da eksik olduğunu söyleyen Cunningham, “Coğrafi kısıtlar ve yüksek tehdit düzeyi göz önüne alındığında, sadece dış çeperde değil, lobide ve metal dedektörlerinden önce de çok sayıda ekip olmalıydı. Yerel istihbarat birimleriyle eşleşmiş bir ekip, şüpheli durumu fark edebilirdi” ifadelerini kullandı.

“Ajanlar menzili terk etti ve hedefi ıskaladı”

Programda saldırganın metal dedektörlerinden geçiş anına ait görüntüleri analiz eden Cunningham, Gizli Servis ajanlarının ve polisin tepkisini “inanılmaz” olarak nitelendirdi.

Görüntülerde ajanların saldırganı kovalarken mevkilerini terk ettiğini belirten Cunningham, “Bu şahsın sadece bir şaşırtma unsuru olmadığını, arkasından onlarca kişinin gelmeyeceğini nereden biliyorlardı? Görev yerlerini bırakmaları büyük bir risk” dedi. Çatışma anında altı el ateş edildiğini ancak hedefin vurulamadığını belirten uzman, saldırganın metal dedektörüne kadar engelsiz bir koşu yoluna sahip olmasını “fahiş” bir hata olarak tanımladı.

Cunningham, ajanların ve polisin olay anındaki reflekslerine dair şu gözlemi paylaştı:

“Ajanlarda ve poliste, korunan kişiye bakma eğilimi vardır. Öncü çalışmayı yapan her kimse, dış çepere bakılması gerektiğini yeterince vurgulamamış. Metal dedektörlerine bu kadar yakın bir noktada birinin yanınızdan fırlayıp gitmesi ve ardından yapılan atışların ıskalaması kabul edilemez bir hatadır.”

Saldırganın manifestosunu okuduğunu belirten Cunningham, şahsın mermilerin duvarlardan geçmemesi için yivsiz slug mermi yerine saçma atan bir pompalı tüfek seçtiğini, ayrıca yanında bir tabanca ve iki bıçak bulundurduğunu aktardı.

Pennsylvania, Butler’da gerçekleşen suikast girişimi hakkında 17 sayfalık bir rapor hazırladığını belirten Cunningham, bu olayı “en temel koruma prensiplerinin ve öncü çalışma ilkelerinin fahiş bir şekilde terk edilmesi” olarak tanımladı.

Görevlendirilen personelin koruma tecrübesine sahip olmadığını, tehdit seviyesine uygun sayıda ajan atanmadığını ve İç Güvenlik Bakanlığı müfettişlerinin bu alanda uzman olmadıkları halde kullanıldığını belirtti.

Cunningham, “Polis ve istihbarat gruplarıyla koordinasyon sağlayacak tek sesli bir komuta merkezi yoktu. Kendi başlarına, bir vakum içerisinde öncü çalışma yaptılar. Butler’ın evindeyiz, Beyaz Saray’da değiliz; dolayısıyla yerel kaynaklardan, keskin nişancılardan ve eyalet polisinden verimli şekilde yararlanılmalıydı” dedi.

Butler’daki çeperlerin “dışarıya” değil, “içeriye” bakacak şekilde yanlış kurulduğunu ifade eden uzman, “Tehditlerin her yerden, millerle uzaklıktan gelebileceğini unutarak, çitleri keyfi bir sınır olarak belirlediler. Yeterli gözetleme personeli yoktu, bu yüzden saldırgan çatıya fark edilmeden çıkabildi” açıklamasını yaptı.

Benzer bir hatanın Mar-a-Lago’daki golf sahasında da yaşandığını hatırlatan Cunningham, saldırgan Routh’un orada 12 saat boyunca bekleyebilmesini kendi döneminde “imkansız” olarak gördüğünü söyledi.

Cunningham, “Bizim dönemimizde öncü ajan ve denetçi, alanı gece gündüz defalarca yürürdü. Köpekli ekipler çeperi tarar, trafik kesilirdi. Birinin orada 12 saat kamp kurması ve hiçbir denetçinin alanı kontrol etmemesi benim için dehşet verici bir ihmaldir” dedi.

“Eğitim ciddiye alınmıyor ve hesap verilebilirlik yok”

Yargıç Napolitano’nun, iki suikast girişimine rağmen neden hala köklü bir değişiklik yapılmadığına dair sorusuna Cunningham, sorunun temelinde eğitim eksikliği olduğunu belirterek yanıt verdi.

Geçmişte Beyaz Saray ihlalleri sonrası yapılan çalışmaların, güvenlik prosedürlerinde tutarlı ve etkili eğitimin eksik olduğunu gösterdiğini hatırlatan uzman, “Eğitimi ciddiye almadılar. Fon yetersizliği mi yoksa ajanların takvimlendirilmesi mi bilmiyorum ama bu, yanlış strateji uygulamasının ve eğitim noksanlığının net bir sonucudur. Yıllardır düzenli fiziksel eğitim yapılmadığını biliyorum” dedi.

Cunningham, Trump’ın Gizli Servis’i övmesini ise başkanın “çeper yaklaşımını tam olarak anlamamasına” bağladı.

“Bu, yaklaşan bir tehdide karşı şans eseri başarılı olmuş reaksiyonel bir tepkiydi; ancak etkili azaltma önlemleri doğru konfigürasyonda değildi” diyen uzman, hesap verilebilirliğin azaldığını savundu. Eski günlerde alanın “kusana kadar” yürünerek kontrol edildiğini ve “Eğer ben bir suikastçı olsaydım buraya nasıl sızardım?” sorusunun (Kırmızı Takım yaklaşımı) her an sorulduğunu belirtti.

Haber metninin en kritik uyarılarından biri, Cunningham’ın “koordineli saldırı” senaryosu üzerine oldu. 2015 Paris saldırılarını örnek gösteren uzman, IŞİD’in dikkat dağıtma stratejisini hatırlattı.

Paris’te stadyum, tiyatro ve kafelerin aynı anda hedef alındığını, stadyum kapısındaki görevlinin dikkati sayesinde Fransa Cumhurbaşkanı’nın kurtulduğunu anlatan Cunningham, “Biz koordineli saldırılara hazır değiliz. Eğer eğitimli bir terör grubu operasyonlarımızı farklı bağlamlarda izlerse, ne kadar savunmasız olduğumuzu görebilir. Hilton’daki olay bir şaşırtma olabilirdi ve o sırada ikinci bir dalga tüm gruba ulaşabilirdi. Bu ihtimal uykularımı kaçırıyor” dedi.

Programın sonunda, eleştirilerini “kurumu geliştirme ruhuyla” yaptığını vurgulayan Cunningham, “Yüzde yüz vatanseverim ve işlerin yürümesini istiyorum. Ancak bu sorumluluğu üstleniyorsanız, bedelini ödemeli ve gerekli eğitimi almalısınız” diyerek sözlerini noktaladı.

Yargıç Napolitano ise Cunningham’dan konuyla ilgili belgeleri göndermesini isteyerek, ilerleyen günlerde silah türü ve saldırganlar hakkında daha fazla detayla konuyu tekrar ele alacaklarını bildirdi.

Çok Okunanlar

Exit mobile version