Dünya Basını
Eski BM diplomatı von der Schulenburg: Ukrayna’yı Avrupa kurtaramaz
Eski BM Genel Sekter Yardımcısı Michael von der Schulenburg, Trump-Putin görüşmesinin, yıkıcı bir askeri yenilgiye yaklaşan Ukrayna için barış umudunu artırdığını belirtti. Schulenburg’a göre, ABD’nin savaştan askeri olarak çekilmesi muhtemel ve bu durumda AB, savaşı tek başına sürdüremeyecek.
Eski Birleşmiş Milletler (BM) diplomatı Michael von der Schulenburg, Emma dergisinde kaleme aldığı makalede, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Alaska’daki görüşmesinin, Ukrayna’nın “ek silah sevkiyatları veya mali destekle artık önlenemeyecek yıkıcı bir askeri yenilgiyle” karşı karşıya olduğu bir zamanda gerçekleştiğini belirtti.
Bunun, özellikle Avrupalı NATO ülkeleri arasında yenilgiyi tehlikeli bir tırmanışla ve NATO’nun savaşa daha doğrudan müdahalesiyle önleme isteğini artırdığını ifade eden von der Schulenburg, “Böyle bir tırmanışın getireceği tehlikeler karşısında Trump-Putin görüşmesi hepimiz için büyük önem taşıyor,” değerlendirmesini yaptı.
Von der Schulenburg, görüşmenin sonuçlarını tam olarak değerlendirmek için erken olsa da barışçıl bir çözüm lehine savaşın seyrini etkileyecek dört önemli gelişmenin ortaya çıktığını kaydetti.
Deneyimli diplomat, bu gelişmeleri şöyle sıraladı:
“Birincisi, ABD’nin geçmişte Putin’i uluslararası bir parya olarak göstermesi ve Ukrayna savaşında Rusya’yı küçük bir bölgesel güce indirgeme hedefi gütmesinin ardından, Putin şimdi büyük bir gücün devlet başkanı olarak Alaska’da Amerikan başkanıyla eşit düzeyde görüşmelere kabul ediliyor. Bu, belki de Ukrayna savaşının en belirleyici sonucunu simgeliyor. İkincisi, ABD ve Rusya liderlerinin doğrudan görüşmesiyle Ukrayna savaşını diplomatik yollarla çözme şansı kayda değer ölçüde arttı. Üçüncüsü, bu görüşmeden sonra ABD’nin savaştan askeri olarak çekileceği neredeyse kesin. ABD olmadan AB ülkeleri ve Birleşik Krallık savaşı sürdüremeyecek, tırmandırmaları ise söz konusu bile olamaz. Dördüncüsü, ABD ateşkes talebinden vazgeçmemiş olsa da öncelikle bu savaşa yol açan nedenlere temel bir çözüm bulunması gerektiğini anladığını gösteriyor.”
“Temel endişeleri müzakere etme niyeti var”
Von der Schulenburg, dördüncü noktanın özellikle sorunlu olduğuna dikkat çekerek, savaşın nedenleri konusunda ABD ve Rusya ile Ukrayna ve çoğu AB ülkesi arasında fikir birliği olmadığını belirtti.
Bu nedenle Alaska’da somut bir ateşkes veya müzakere önerisi yapılmadığını ifade eden von der Schulenburg, “Ancak Trump’ın derhal koşulsuz bir ateşkeste ısrar ettiğine dair bir işaret olmadığı için, her iki tarafın da Rusların temel endişeleri üzerinde müzakere etmeye istekli olduğu görülüyor,” diye yazdı.
Bu ön kararların Devlet Başkanı Putin için büyük bir kazanım olacağını söyleyen Schulenburg, “Rusya’nın NATO’nun Ukrayna’ya genişlemesi ve ABD’nin Karadeniz bölgesine ilerlemesine ilişkin güvenlik endişeleri, henüz çözülmemiş olsa da büyük ölçüde tanınmış olacak. Aynı zamanda Rusya yanlısı nüfusun büyük bir kısmı Rusya’nın egemenliği altına girecek,” değerlendirmesini yaptı.
“ABD, askeri yenilginin sonuçlarından kaçıyor”
Schulenburg’a göre bu durum, Başkan Trump için de ABD’nin Ukrayna’nın yaklaşan askeri yenilgisinin sonuçlarından kaçabileceği anlamına geliyor.
ABD’nin Vietnam, Afganistan, Irak ve Libya gibi önceki çatışmalarda da benzer şekilde hareket ettiğini hatırlatan diplomat, Trump’ın bu adımla “Amerikalıların, ülkelerinin artık uzak savaşlara karışmaması gerektiği yönündeki arzusunu” yerine getireceğini kaydetti.
Avrupalılar için ise durumun tamamen farklı olduğunu belirten von der Schulenburg, Friedrich Merz, Emmanuel Macron ve Keir Starmer liderliğinde hazırlanan beş maddelik karşı öneride bu ülkelerin kendi savaş propagandalarına takılıp kaldıklarını ifade etti.
Von der Schulenburg, “Bu tutumla Ukrayna savaşı artık bu Avrupa ülkelerinin sorumluluğu haline geliyor. Ancak ne askeri ne de mali olarak savaşı yürütebilecekler,” dedi.
“Ukrayna’nın devletini korumak için barışa ihtiyacı var”
Schulenburg, Ukraynalıların artık Avrupa’nın kendilerini kurtarmayacağını ve kurtaramayacağını anlaması gerektiğini vurguladı.
Avrupalı liderlerin Ukrayna’ya savaşı sürdürme telkininde bulunduğunu ancak dökülen kanın kendi kanları olmadığını unuttuklarını belirten diplomat, şu ifadeleri kullandı:
“Daha iyi bir müzakere pozisyonu elde etmek için Ukrayna’yı askeri olarak desteklemeye devam etmek gerektiği iddiası tamamen saçmalıktır. Ukrayna’nın müzakere pozisyonu bunca zaman içinde sadece sürekli olarak kötüleşti. Ukrayna, ordusunun çökmesine izin vermemeli ve daha fazla toprak kaybetmeyi önlemelidir. Bu nedenle Ukrayna’nın, Ukrayna devletini korumak için barışa ihtiyacı var.”
Von der Schulenburg, ABD ve Rusya başkanları arasındaki müzakerelerin Ukrayna’ya inisiyatif alıp bu görüşmelere katılması için bir şans sunduğunu belirtti.
Ancak bunun, Ukrayna’nın “savaştan kaynaklanan gerçekleri kabul etmeye ve geleceğine odaklanmaya” hazır olmasıyla mümkün olacağını ekledi.
Rusya’nın bugün hak iddia ettiği doğu oblastlarının 1922’de, Kırım’ın ise 1954’te Ukrayna’ya bağlandığını hatırlatan Schulenburg, bu toprakların kaybının Ukrayna’yı yok etmeyeceğini, aksine daha “tutarlı bir devlet” haline getirebileceğini savundu.
Von der Schulenburg, “Bu doğu bölgeleri için genç nesilleri feda etmeye veya ülkenin daha fazla yıkımını riske atmaya değmez,” diye yazdı.