Dünya Basını

Eski CIA yetkilileri: ABD ordusu İran’a yönelik muharip hava unsurlarını 2003 seviyesinin üzerine çıkardı

Yayınlanma

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski yetkilileri, Washington yönetiminin İran’a yönelik askeri harekat hazırlıkları kapsamında bölgedeki muharip hava unsurlarını 2003 Irak işgalinden bu yana en yüksek seviyeye çıkardığını bildirdi.

ABD’de yayın yapan bağımsız medya organlarında yer alan değerlendirmelere göre, Washington yönetimi İran’a yönelik olası askeri harekat için hazırlıklarını tamamladı.

Yargıç Andrew Napolitano’nun sunduğu programa katılan eski CIA yetkilileri Larry Johnson, Ray McGovern ve John Kiriakou, sahadaki askeri hareketliliğe ve istihbarat raporlarının siyasallaşmasına ilişkin verileri paylaştı.

Eski CIA yetkilisi Larry Johnson, Başkan Donald Trump’ın İran’a saldırması yönünde üzerinde çok büyük baskı bulunduğunu belirtti.

Johnson, sürece karşı çıkan ve bu yönde açıklama yapan tek iki ismin Başkan Yardımcısı JD Vance ve Tulsi Gabbard olduğunu ifade etti.

Askeri komuta kademesinin müdahale için baskı yaptığını belirten Johnson, “Bölgede 2003 Irak işgalinden bu yana en büyük muharip hava unsuru sevkiyatı gerçekleştirildi” dedi.

Johnson, binlerce hedefin belirlendiğini ve muharip uçakların saldırı pozisyonu alarak nihai uygulama emrini beklediğini kaydetti.

Olası harekat için şu an geri dönüş yolunun bulunmadığını vurgulayan Johnson, Trump’ın bugüne kadar üç kez son anda geri adım attığını, bu ertelemelerin ilkinin 13 Ocak tarihinde yaşandığını paylaştı.

Kriz eylem ekibi faaliyete geçti

Bölgedeki askeri hareketliliğin ulaştığı boyutu anlatan Johnson, planlama ve askeri yapının tam kapasiteyle çalışmaya başladığını bildirdi.

Johnson, “Savunma Bakanlığı bünyesinde ve Florida’daki MacDill Hava Üssü’nde bulunan Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) karargahında kriz eylem ekibi faaliyete geçirildi” dedi.

Kriz eylem ekibinin ortak harekat merkezi üzerinden 24 saat esasına göre çalıştığını belirten Johnson, tüm birliklerin konuşlanma ve üs statülerine ilişkin emirlerin devrede olduğunu ifade etti.

Johnson ayrıca, Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın 22 Şubat Pazar günü başlatmayı planladığı bölgesel faaliyetin, ordunun farklı görevlere odaklanacağı gerekçesiyle iptal edildiğini aktardı.

Johnson’a göre, Hava Kuvvetleri Komutanı başta olmak üzere üst düzey askeri yetkililer, fırsatın kaçırılmaması için Trump’a acil müdahale çağrısında bulunuyor.

Eski CIA görevlisi John Kiriakou, ABD’nin İran içindeki istihbarat kapasitesini değerlendirirken, Washington’ın onlarca yıldır sahadaki ajanlardan bilgi sağlamak için İsrail istihbarat teşkilatı Mossad’a bağımlı olduğunu kaydetti.

Mevcut planlama sürecinin 2003 Irak harekatı öncesindeki döneme benzediğini vurgulayan Kiriakou, “Hedefler CIA tarafından belirleniyor. Teşkilat, ek hedefleme verileri toplamak ve İran liderliğinin olası saldırıya nasıl tepki vereceğini ölçmek için dünya genelindeki tüm İran varlıklarıyla temasa geçiyor” diye konuştu.

Kiriakou, Körfez ülkelerinde temaslarda bulunduğunu belirterek, bölge liderlerinin ABD’nin niyetini tam olarak bilmediğini ve askeri müdahaleye karşı çıktıklarını bildirdi.

Bölge ülkelerinin Trump’a harekatı durdurması yönünde oybirliğiyle çağrı yaptığını ifade eden Kiriakou, müdahale talebinin doğrudan İsrail’den geldiğinin altını çizdi.

Netanyahu’nun Washington ziyareti beklentileri karşılamadı

Eski CIA analisti Ray McGovern, sürecin tamamen İsrail’in taleplerine hizmet ettiğini belirtti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Washington’a yaptığı ani ziyaretin Trump tarafından beklenen karşılığı görmediğini aktaran McGovern, “Netanyahu ile Trump arasındaki görüşme gergin geçti. Trump, müzakerelere gidilmesinde ısrarcı olduğunu ve herhangi bir taahhütte bulunmadığını bildirdi. Görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlenmedi ve Netanyahu ülkesine döndü” dedi.

McGovern, New York Times gazetesinden David Sanger’in analizine atıfta bulunarak, eski Başkan George W. Bush’un Irak işgali öncesinde kamuoyunu hazırlamak için yoğun çaba harcadığını, Trump’ın ise İran’a yönelik olası saldırı için henüz net gerekçe sunmadığını kaydetti.

İstihbarat raporlarının siyasallaşması

Amerika’nın İran politikasının istihbarat verilerinden kopuk ilerlediğini vurgulayan McGovern, ABD istihbarat teşkilatlarının bir yıldan kısa süre önce yayımladığı rapora dikkat çekti.

McGovern, “İstihbarat raporları, İran’ın nükleer silah inşa etmediğini ve 2003 yılında askıya alınan nükleer silah programının yeniden yetkilendirilmediğini değerlendirmeye devam ediyor” dedi.

Kiriakou ise, istihbarat verilerinin siyasi anlatıya uymadığı durumlarda göz ardı edilmesinin 2003 Irak harekatı öncesinde yapılan en kritik hata olduğunu hatırlattı.

Kiriakou, o dönem Ahmed Çelebi’den alınan yanıltıcı bilgilerin kullanıldığını belirterek, günümüzde de benzer siyasi yönlendirmelerin devreye girdiğini ifade etti. McGovern da bu görüşü destekleyerek, 1 Ekim 2002 tarihli istihbarat değerlendirmesinde analistlerin politik hedefler doğrultusunda rapor hazırlamaya zorlandığını hatırlattı.

Cenevre müzakereleri oyalama stratejisi

Cenevre’de ABD ile İran arasında yürütülen diplomatik temaslar, eski yetkililer tarafından ciddiyetten uzak bulundu. Kiriakou, ABD yönetiminin barış niyetinde samimi olmadığını ve müzakerelerin sadece göstermelik yürütüldüğünü ifade etti.

Larry Johnson ise Cenevre sürecini yürüten Steve Witoff ve Jared Kushner’ın diplomatik uzmanlıktan yoksun olduğunu vurguladı.

Müzakerelerin doğrudan İranlı yetkililerle yapılmadığını, Ummanlı yetkililer üzerinden dolaylı yürütüldüğünü belirten Johnson, heyetin aynı binada Rusya ve Ukrayna temsilcileriyle de görüştüğünü, bu durumun sürecin ciddiyetini ortadan kaldırdığını kaydetti.

Temel hedef nükleer silahsızlanma değil rejim değişikliği

Gelişmelerin temelinde nükleer silahların yayılmasını önleme amacından ziyade İran’da rejim değişikliği hedefinin yattığını belirten Johnson, Cumhuriyetçi senatörler Lindsey Graham ve Ted Cruz’un açıklamalarına işaret etti.

Johnson, Ted Cruz’un katıldığı bir programda önümüzdeki altı ay içinde İran, Venezuela ve Küba’da rejimlerin düşebileceğini açıkça dile getirdiğini aktardı.

Trump yönetiminin, İran’ın askeri kapasitesinin yok edildiğini açıklamasına rağmen İran’ı büyük bir tehdit olarak sunmaya devam etmesinin çelişkili olduğunu belirten Johnson, “Eğer gerçek mesele nükleer silahsızlanma olsaydı, bu anlaşma Trump’ın ilk döneminde yıllar önce yapılabilirdi. Ancak mevcut hedef Tahran yönetimini değiştirmek” dedi.

Askeri ve siyasi elitler arasındaki bilgi kirliliğine de değinen Johnson, emekli bir amiralin kendisine İran’ın komşularına saldırdığını ve binlerce Amerikan askerinin ölümüne neden olduğunu söylediğini aktardı.

Johnson, Dışişleri Bakanlığı verilerine ve Fransız düşünce kuruluşu Fund Lab’in raporlarına göre, 1979 yılından 2024 yılına kadar meydana gelen terör olaylarının yüzde 80’inden fazlasının Körfez ülkeleri tarafından desteklenen gruplar kaynaklı olduğunu, İran’ın komşularına saldırmadığını, aksine ABD destekli Irak’ın başlattığı savaşta 500 bin İranlının hayatını kaybettiğini vurguladı.

Johnson, medya kuruluşları ve karar alıcıların bu asılsız anlatılara inandırılarak hareket ettiğini kaydetti.

Nükleer silah politikasındaki uluslararası çifte standart

Yargıç Napolitano’nun, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na taraf olan ve denetimlere izin veren İran’ın nükleer silaha sahip olması engellenirken, antlaşmaya taraf olmayan ve denetimleri reddeden İsrail’in nükleer silah sahibi olmasının neden sorgulanmadığı yönündeki sorusu programda ele alındı.

John Kiriakou bu durumu doğrudan Washington’daki iç siyasi dengelerle ilişkilendirerek yanıtladı. Kiriakou, “İsrail lobisi bu tür sorgulamalara asla izin vermez. Amerika Birleşik Devletleri’nde siyasi açıdan bu iki durumu eşitlemek siyasi intihar anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

Sürecin siyasi bir oyalama olabileceğine dair umudunu koruyan Kiriakou, Trump’ın son anda yüksek askeri baskı kurarak İran’dan tavizler kopardığını iddia edip askeri müdahaleden vazgeçebileceğini, ancak mevcut tablonun harekat yönünde ilerlediğini belirtti.

Çok Okunanlar

Exit mobile version