Diplomasi

Eski CIA yetkilileri: ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesi yakın

Yayınlanma

Eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) görevlileri Larry Johnson ve Ray McGovern, 30 Ocak 2026 tarihinde katıldıkları bir yayında ABD’nin İran’a yönelik olası bir askeri saldırısının zamanlamasını, lojistik engellerini ve muhtemel bölgesel sonuçlarını analiz etti.

Eski CIA analisti Larry Johnson, Andrew Napolitano’nun podcast yayınında ABD yönetiminin İran’a yönelik bir askeri operasyon hazırlığı içinde olduğunu ve bu saldırının çok yakın bir tarihte gerçekleşebileceğini belirtti.

Johnson, “Gözlemlerime ve kaynaklarıma dayanarak, saldırının bu hafta sonu veya önümüzdeki hafta içinde gerçekleşebileceğine inanıyorum. Trump bu karardan vazgeçirilmediği sürece saldırı yakındır” ifadelerini kullandı.

İran’ın bu olasılığa karşı tutumunun net olduğunu vurgulayan Johnson, Tahran yönetiminin bölgedeki ABD üslerine saldıracağını, Hürmüz Boğazı’nı kapatacağını ve İsrail’i hedef alacağını açıkça beyan ettiğini kaydetti.

Johnson, operasyonun önündeki en büyük engellerden birinin bölge ülkelerinin hava sahası kısıtlamaları olduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan, Umman, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Trump yönetimine hava sahalarının İran’a saldırı amacıyla kullanılmasına izin vermeyeceklerini bildirdiklerini söyleyen Johnson, “Aynı durum Irak için de geçerli. ABD ya bu ülkeleri görmezden gelerek hava sahalarını ihlal edecek ya da içeri girmek için başka bir yol bulmak zorunda kalacak” dedi.

Bölgedeki askeri yığınağın geçen yılın haziran ayına kıyasla çok daha büyük olduğunu belirten Johnson, durumun ciddiyetini koruduğunu vurguladı.

Askeri operasyonun teknik detaylarına değinen Larry Johnson, uçak gemilerinin kapasitesinin sınırlı olduğunu ve İran’ın kıyı savunma füzelerinin menzilinden uzak durmak zorunda kalacaklarını belirtti.

Johnson, “Uçak gemileri F-35 ve F-18 uçaklarını taşıyabiliyor ancak bu uçakların fırlattığı füzelerin menzili yaklaşık bin kilometre ile sınırlı. İran’ın elinde gemilere karşı kullanabileceği çok sayıda insansız hava aracı ve füze bulunuyor” şeklinde konuştu.

ABD muhriplerinin hava savunma füzelerinin sınırlı sayıda olduğunu hatırlatan Johnson, mühimmat ikmali için Bahreyn gibi limanların kullanılması gerektiğini ancak bu limanların İran tarafından kapatılma riski altında olduğunu ifade etti.

Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının küresel bir ekonomik krize yol açabileceğini kaydeden Johnson, İranlı generallerin ve dışişleri bakanının bu konuda kararlı olduklarını belirtti.

Johnson, “İranlılar bu konuda oyun oynamıyor. Batı, İran’ı sürekli zayıf olarak nitelendirdiği için bu süreç devam ediyor. Eğer ABD bu saldırıyı başlatırsa, İran nükleer silah üretmeme kararını gözden geçirebilir. Kuzey Kore örneğinde olduğu gibi, nükleer silaha sahip olanlara kimsenin dokunmadığını görüyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya-Ukrayna savaşında enerji altyapısına yönelik geçici ateşkes

Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmalarda, aşırı soğuk hava koşulları nedeniyle enerji tesislerine yönelik saldırılarda geçici bir duraklamaya gidildiği bildirildi.

Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den Kiev ve diğer şehirlerdeki enerji sistemlerine bir hafta boyunca ateş etmemesini talep ettiği, Putin’in de bu talebi kabul ettiği belirtildi.

Larry Johnson, Rusya’nın enerji sahalarına yönelik saldırıları 1 Şubat tarihine kadar durdurmayı kabul ettiğini ancak diğer askeri hedeflere yönelik insansız hava aracı saldırılarının devam ettiğini kaydetti.

Ray McGovern ise Rusya’nın ABD ile daha iyi bir ilişki kurmaya öncelik verdiğini ancak İran’a yönelik olası bir saldırının bu süreci tamamen durdurabileceğini ifade etti.

McGovern, “Eğer ABD, İsrail ile birlikte veya tek başına İran’a saldırırsa, Rusya ile olan tüm diyalog zeminleri ortadan kalkar. Rusların böyle bir saldırıya tahammül edebileceğini sanmıyorum” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in ABD’den yüzde 100 güvenlik garantisi aldığı yönündeki açıklamalarını “saçmalık” olarak nitelendiren McGovern, ABD’nin Ukrayna’nın geri kalanı için böyle bir garanti vermeyeceğini, ancak müzakerelerde Zelenskiy’in bu tür iddialarda bulunmasına göz yumulduğunu belirtti.

Yeni START Antlaşması ve nükleer silahsızlanma krizi

Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması’nın (Yeni START) süresinin 5 Şubat tarihinde dolacak olması, uluslararası güvenlik gündeminin en kritik maddelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Ray McGovern, Putin’in antlaşmayı bir yıl daha uzatma teklifine Trump yönetiminin henüz resmi bir yanıt vermediğini hatırlattı.

McGovern, “Eğer Trump bu antlaşmayı yenileyemezse, Ruslar bunu Trump’ın kendi kararlarını verebilen bir lider olmadığı şeklinde yorumlayacaktır. Bu durum askeri-endüstriyel kompleksin kontrolünde olduğunu gösterir ve Ukrayna müzakerelerini de doğrudan etkiler” uyarısında bulundu.

Larry Johnson, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Ukrayna’daki çatışmanın sadece toprak meselesi olmadığını, asıl sorunun NATO’nun genişlemesi ve Batı ile olan kapsamlı hesaplaşma olduğunu vurguladığını belirtti.

Johnson, “Lavrov, bu çatışmanın kök nedeninin NATO olduğunu ve nihayetinde bu meselenin çözülmesi gerektiğini ifade etti” dedi.

Rus yetkililerin antlaşmanın sona ermesine sadece birkaç gün kala yaptıkları açıklamalarda konunun önemine dikkat çektiklerini belirten Johnson, ABD’nin barış konusunda ciddi olduğunu göstermek için yaptırımların kaldırılması gibi somut adımlar atması gerektiğini kaydetti.

ABD iç siyasetinde istihbarat ve kolluk kuvvetleri tartışması

Yayında, ABD Ulusal İstihbarat Direktörü (DNI) Tulsi Gabbard’ın Atlanta yakınlarındaki bir depoda 2020 seçimlerine ait oy pusulalarının arandığı FBI baskınında görülmesi de tartışıldı.

Larry Johnson, bir ulusal istihbarat direktörünün kolluk kuvvetlerinin operasyonunda yer almasının alışılmadık bir durum olduğunu belirtti. Johnson, “Ulusal istihbarat, kolluk kuvvetlerinden uzak durmalıdır. Bu bir delil toplama sürecidir, istihbarat toplama süreci değil. Gabbard’ın orada olması oldukça tuhaf” ifadelerini kullandı.

Ray McGovern ise DNI’nın FBI faaliyetleri üzerinde, özellikle yabancı müdahalesi söz konusu olduğunda belirli bir yetkisi olabileceğini kaydetti.

McGovern, “Eğer arama emrine dayanak teşkil eden yeminli beyanda yabancı bir müdahale şüphesi belirtilmişse, Gabbard’ın orada bulunması hukuki bir zemine oturabilir. Ancak bu beyana ulaşmadan kesin bir şey söylemek mümkün değil” dedi.

Johnson, 2020 seçimlerine ilişkin yabancı müdahale iddialarının çoğunun dezenformasyon olduğunu, asıl odaklanılması gerekenin ülke içindeki usulsüzlük kanıtları olduğunu sözlerine ekledi.

İsrail’in nükleer kapasitesi ve İran’ın nükleer programı arasındaki çifte standartlara değinen Ray McGovern, ABD hükümetinde bu konunun tartışılmasının fiilen yasak olduğunu belirtti.

McGovern, “İsrail bizim en yakın müttefikimiz olarak görülüyor ve her türlü eleştiriden muaf tutuluyor. John F. Kennedy, İsrail’in nükleer silah sahibi olmasını engellemeye çalışan son liderdi” dedi.

ABD’nin yeni yayımlanan ulusal savunma stratejisinde İran’ın nükleer silah çalışmalarına yeniden başlama “olasılığını düşünebileceği” ifadesinin yer aldığını kaydeden McGovern, bunun İran’ın halihazırda böyle bir çalışma yürütmediğinin itirafı olduğunu savundu.

McGovern, İran’ın nükleer silah üretmeme yönünde dini bir fetvası olduğunu ve mevcut caydırıcılık kapasitesinin kendileri için yeterli olduğunu ifade etti.

Ancak olası bir saldırı durumunda bu caydırıcılığın saldırgan bir kapasiteye dönüşebileceği uyarısında bulunan McGovern, “İran’a yapılacak bir saldırı, İsrail’in yıkımına yol açabilecek bir süreci tetikleyebilir. Batı’daki karar vericilerin bunu neden anlamadığını kavramak güç” şeklinde konuştu.

Yayının sonunda, Abu Dabi’de yürütülen müzakerelerin ciddiyeti ve kapsamı ele alındı.

Larry Johnson, bu görüşmelerin savaşı bitirmekten ziyade askeri ve güvenlik meselelerine odaklandığını belirtti.

Rus yetkililerin Avrupa’nın tutumuna karşı sert eleştirilerde bulunduğunu söyleyen Johnson, “Rusya tarafında Trump yönetimine karşı başlangıçta var olan iyimserlik yerini şüpheye bırakmaya başladı. ABD’nin iyi niyet göstergesi olarak bazı üst düzey Rus yetkililer üzerindeki yaptırımları kaldırması gibi somut adımlar atması bekleniyor” dedi.

Uzmanlar, önümüzdeki haftanın hem Ortadoğu hem de Doğu Avrupa’daki krizlerin seyri açısından belirleyici olacağını vurguladı.

Yeni START Antlaşması’nın akıbeti ve İran’a yönelik olası askeri hamlelerin, 2026 yılının küresel güvenlik dengelerini şekillendireceği kaydedildi.

Çok Okunanlar

Exit mobile version