Dünya Basını

Eski CIA yetklisi Johnson: Rusya ve Çin, İran’a muazzam bir destek sağlıyor

Yayınlanma

Eski CIA yetkilisi Larry Johnson, ABD Hava Kuvvetleri’ne ait tanker uçaklarının ve stratejik kapasitenin büyük bölümünün Ortadoğu’ya kaydırıldığını, İran’a yönelik askeri müdahalenin iki hafta içinde başlayabileceğini bildirdi. Johnson ayrıca Rusya’nın Ukrayna’daki toprak taleplerinin, diplomatik kanalların tıkanması sonucu Karadeniz kıyılarını da kapsayan Novo Rossiya hattına evrildiğini kaydetti.

Hukukçu Andrew Napolitano, “Judging Freedom” programının açılışında, ABD hükümetinin uyarılmamış savaşlara ve önleyici saldırılara başvurmasının Amerikan halkı tarafından kanıksandığını belirtti.

Hükümetin meşru olmayan güç kullanımının özgür bir toplum inşa edilmesinin önündeki en büyük engel olduğunu vurgulayan Napolitano, Thomas Jefferson’ın “En az yöneten hükümet en iyi hükümettir” ilkesine atıfta bulundu. Napolitano, “Özgürlük için savaşırken yok olmak, köle olarak yaşamaktan daha evladır” ifadesini kullanarak, mevcut siyasi atmosferin özgürlükler için en tehlikeli dönemi temsil ettiğini kaydetti.

Küresel belirsizlik altın ve gümüş fiyatlarını rekor seviyeye taşıdı

Jeopolitik kaosun ve yaşam maliyeti krizinin etkisiyle altın ve gümüş fiyatlarının tarihi zirvelere ulaştığı aktarıldı. Para basımı ve enflasyonun doları zayıflattığını belirten Napolitano, merkez bankalarının altın rezervlerini artırma eğiliminde olduğunu bildirdi. Finans kuruluşlarının yatırım stratejilerini değiştirdiğine dikkat çekilirken, altının ons fiyatının 6 bin dolara, gümüşün ise 200 dolara ulaşabileceği yönündeki uzman öngörüleri paylaşıldı. Küresel belirsizliklerin yatırımcıları kıymetli metallere yönlendirdiği ifade edildi.

Lavrov, 2022 İstanbul müzakerelerinin sabote edildiğini bildirdi

Eski CIA yetkilisi Larry Johnson, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı görüşmelere dayanarak, Nisan 2022’de Ukrayna ile imzalanma aşamasına gelen taslak anlaşmanın detaylarını açıkladı.

Johnson, söz konusu taslakta Ukrayna ordusunun 80 bin askerin altına düşürülmesinin öngörüldüğünü, ancak Donbass bölgesindeki cumhuriyetlerin Ukrayna’nın bir parçası olarak kalmasının kararlaştırıldığını belirtti. Johnson, bu sürecin ABD Başkanı Joe Biden, Savunma Bakanı Lloyd Austin ve dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson tarafından sabote edildiğini kaydetti.

Anlaşmanın engellenmesinin ardından Rusya’nın taktik değiştirdiğini ifade eden Johnson, Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerinde yapılan plebisitler sonucunda halkın ezici çoğunlukla Rusya’ya katılma yönünde oy kullandığını hatırlattı.

Johnson, “Vladimir Putin, 2024 yılının nisan ayında yaptığı konuşmada bu dört bölgenin Rusya’nın kalıcı parçası olarak tanınması şartıyla ek toprak talebinde bulunmamıştı. Ancak Rusya’nın müzakere tekliflerinin sürekli reddedilmesi bu durumu değiştirdi” dedi.

Rusya’nın yeni hedefi Novo Rossiya topraklarının kontrolü oldu

Müzakerelerin sonuçsuz kalmasıyla birlikte Rusya’nın stratejik hedeflerini “Novo Rossiya” (Yeni Rusya) kavramı çerçevesinde genişlettiği belirtildi.

18. yüzyılda Çariçe Katerina dönemine dayanan bu tarihi konseptin, Karadeniz kıyısındaki Odessa, Nikolayev, Zaporojye ve Dinyeper Nehri’nin doğusundaki Harkov ile Sumi gibi bölgeleri kapsadığı bildirildi.

Johnson, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik “şanslarını kaybettikleri” mesajını verdiğini ve Cenevre’de yapılması planlanan görüşmelerde bu bölgelerin kontrolünün ana talep olarak sunulacağını ifade etti.

Ukrayna’nın Boris Johnson ve Joe Biden’ın telkinlerine uyarak savaşı sürdürmesinin büyük bir hata olduğunu savunan Johnson, “Zelenskiy yönetimi, kabul edebilecekleri en iyi anlaşmayı reddetti. Şimdi Ukrayna’nın Karadeniz’e erişimi tamamen kesilecek ve ülke bir adaya dönüşecek” diye konuştu.

Ukrayna’nın zengin doğal kaynaklarına rağmen Avrupa’nın en fakir ülkesi olmasını endemik yolsuzluğa bağlayan Johnson, oligarkların ve organize suç örgütlerinin Batı yardımlarını yağmaladığını belirtti.

Ukrayna yönetiminde yolsuzluk operasyonları sürüyor

Ukrayna’da eski adalet ve enerji bakanlarının pazar günü ülkeden kaçmaya çalışırken tren istasyonunda tutuklandığı bildirildi. Johnson, savaşın devam etmesini isteyen asıl gücün Zelenskiy değil, onun arkasındaki güçlü oligarklar olduğunu kaydetti.

Yardımların yağmalanması süreci devam ettiği müddetçe Ukraynalı erkeklerin cepheye gönderilmeye devam edeceğini belirten Johnson, Ukrayna ordusunun artık 60 yaş üzerindeki erkekleri de askere almaya başladığına dikkat çekti.

ABD Hava Kuvvetleri’nin üçte biri Ortadoğu’ya konuşlandırıldı

ABD’nin İran’a yönelik olası bir hava harekatına ilişkin askeri hareketliliğin en üst düzeye ulaştığı aktarıldı. Johnson, ABD Hava Kuvvetleri envanterindeki tanker uçaklarının neredeyse tamamının Ortadoğu’ya sevk edildiğini, bunun tüm hava operasyonu kapasitesinin yaklaşık üçte birinin bölgeye kaydırıldığı anlamına geldiğini belirtti. Bölgede bir uçak gemisinin bulunduğu, iki ek uçak gemisinin ise yolda olduğu bildirildi.

Johnson, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın zayıf olduğu yönündeki değerlendirmelere inandığını ancak bunun büyük bir hesap hatası olabileceğini vurguladı.

İran, Rusya ve Çin arasında ocak ayı sonunda imzalanan üçlü güvenlik anlaşmasının durumu değiştirdiğini kaydeden Johnson, “Rusya ve Çin, İran’a muazzam bir destek sağlıyor. Çin, özellikle F-35 ve B-2 gibi hayalet uçakları tespit etmek için tasarlanmış gelişmiş radar sistemlerini İran’a konuşlandırdı” dedi.

İran’a yönelik harekatın iki hafta içinde başlaması bekleniyor

ABD ve İsrail’in İran’dan talep ettiği şartların İran tarafından egemenlik ihlali olarak görüldüğünü belirten Johnson, diplomatik bir çözümün uzak olduğunu ifade etti.

İran’ın nükleer tesislerin denetlenmesini müzakere edebileceğini ancak balistik füze programından asla vazgeçmeyeceğini kaydeden Johnson, “Bir ev sahibine, suçluların kol gezdiği mahallede tüm silahlarını teslim etmesini söylemek neyse, İran’dan füzelerini bırakmasını istemek de odur” değerlendirmesinde bulundu.

Senatör Lindsey Graham’ın Trump üzerindeki etkisine değinen Johnson, Graham’ın İran hükümetini tamamen ortadan kaldırma ve rejim değişikliği yönünde baskı yaptığını belirtti.

Johnson, İran’daki toplumsal yapının Batı’da sanıldığı gibi kırılgan olmadığını, nüfusun yüzde 82’sini oluşturan Farslar ve Azerilerin rejimle olan bağlarının güçlü kaldığını ifade etti.

Larry Johnson, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü politikayı “temelsiz ve yapay bir nefret” olarak nitelendirdi. ABD’nin Irak ve İran’da 500 binden fazla insanın ölümünden doğrudan veya dolaylı olarak sorumlu olduğunu savunan Johnson, “Eğer İran 500 bin Amerikalıyı öldürmüş olsaydı, biz de sokaklarda ‘İran’a ölüm’ diye bağırırdık” dedi.

Trump’ın İran’a saldırması durumunda, bu eylemin Adolf Hitler’in Polonya’yı işgaliyle aynı kategoride değerlendirileceğini ileri süren Johnson, harekatın dünyayı kontrol etme amacı taşıyan haksız bir girişim olacağını belirterek sözlerini tamamladı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version