Avrupa
Eski İsrail istihbarat subayı tarafından yönetilen şirket İngiliz gazetecilere para teklif etmiş

Unit 8200’de eski bir İsrail istihbarat görevlisi olan Assaf Kaplan’ın yöneticisi olduğu bir şirket, İngiltere’de gazetecilere para teklif ediyor.
Declassified’da yer alan habere göre bu yazın başlarında, Amun Bains adlı bir gazeteci TikTok’ta alışılmadık bir mesaj aldı.
Mesaj, Good News Britain adlı bir hesaptan gelmişti ve bu hesap, The Amplifiers adlı bir grupla birlikte “çevrimiçi aşırı sağa karşı koyan dijital yapımcıların ağı”nı kurmak için çalıştığını söylüyordu.
Bains’e, The Amplifiers’ın “ilerici içerikleriyle gürültüyü kesip aşırı sağın yaydığı bölünme ve dezenformasyona karşı koyabilecek yapımcılarla çalışmak” istediği söylendi.
Sosyal medya hesaplarında en az beş “ilerici” video paylaşması karşılığında haftada 50 sterlin ve potansiyel bonuslar alacaktı.
Bains, Good News Britain’e e-posta adresini verdi ve kısa süre sonra The Amplifiers tarafından bir görüşme ayarlamak için arandı.
Fakat görüşmeden sonra Bains, The Amplifiers’ın 411 adlı, pek tanınmayan bir dijital iletişim ajansı tarafından yönetildiğini fark etti.
Unit 8200’de eski bir İsrail istihbarat görevlisi olan Assaf Kaplan’ın şirketin yöneticilerinden biri olarak kendisiyle görüşmede yer aldığını öğrenince daha da endişelendi.
411, kendilerini “tarihi 2024 genel seçim zaferinin arkasındaki ekip” olarak tanımlayan eski İşçi Partisi yetkilileri tarafından geçen eylül ayında kuruldu. Adını Keir Starmer’ın partisinin kazandığı sandalye sayısından alıyor.
Declassified tarafından elde edilen belgeler, 411’in Reform UK’i eleştiren ve İşçi Partisi’nin siyasi hedeflerini destekleyen içerikler yayınlamak için gazetecileri ve influencer’ları nasıl devşirdiğini gösteriyor.
411, içeriğin sponsorunun kim olduğunu kamuoyunun bilmesini istemiyor ve katılımcılardan The Amplifiers’a katılmadan önce gizlilik anlaşması imzalamalarını istiyor.
Bu bilgiler, İşçi Partisi ile bağlantılı bir dijital iletişim şirketinin, İngiliz halkının bilgisi veya rızası olmadan kamuoyunun görüşlerini şekillendirmeye çalışıyor olabileceği endişesini doğuruyor.
411, bu çalışmanın İşçi Partisi ile bağlantılı olmadığını iddia ediyor, fakat The Amplifiers projesini kimin ve ne amaçla finanse ettiğini açıklamayı reddediyor.
İşçi Partisi sözcüsü Declassified’a yaptığı açıklamada, “Herhangi bir yükleniciyle yapılan gizli anlaşmalar hakkında yorum yapmıyoruz,” dedi.
Görüşmeleri sırasında Kaplan ve 411’in üst düzey yöneticisi Caitlin Otway, Bains’e The Amplifiers ile gelecekteki işbirliğini özetleyen bir “Çalışma Beyanı” göndereceklerine söz verdiler.
Fakat 411 ekibi yanlışlıkla Bains’e yeni çalışanlar için hazırladıkları oryantasyon metnini gönderdi. Metinde, “Yeni içerik yaratıcıları ağımıza katılmakla ilgilendiğiniz için çok heyecanlıyız. Genel amacımız, interneti akıllı, ilgi çekici ve ilerici kısa içeriklerle doldurmak,” deniyordu.
Metin, işin neyi kapsayacağını açıklayarak devam ediyor: The Amplifiers, influencer’lara odaklanacakları konular hakkında haftalık bir özet gönderecekti.
Bains’e verilen brifingde “önerilen anlatılar, haberlerden önemli anlar, üzerinde çalışılacak kısa makaleler veya klipler ya da sadece keşfedilecek bir ton veya tema” yer alacaktı.
Bu temalar arasında, “Nigel Farage sizin tarafınızda değil, Göç, NHS’deki iyileştirmeler vb.” gibi, İşçi Partisi’ne faydalı olacak konular yer alacaktı.
Gazeteciler, haftada en az beş video üretmeleri karşılığında 50 sterlin alacaklardı, fakat “bir süre çalıştıktan sonra öne çıkan katkıları da ödüllendirecekleri” söyleniyordu.
Proje büyüdükçe, senaryoda, yüksek performans gösteren yaratıcıların “gelecek aşamalarda daha geniş roller ve daha yüksek ücretler için fırsatlara sahip olacakları” eklenmişti.
Kısa bir süre sonra, Bains’e gizliliğin önemini vurgulayan doğru İş Tanımı belgesi gönderildi.
Belgede, “Freelancer, NDA [Gizlilik Anlaşması] Yüklenici Anlaşması uyarınca 411 tarafından paylaşılan tüm hassas bilgilerin gizliliğini korumayı kabul eder. Bu anlaşma kapsamında oluşturulan tüm çalışmalar, aksi yazılı olarak kararlaştırılmadıkça 411’in fikri mülkiyeti olacaktır,” deniyor.
Bains’e ayrıca, The Amplifiers ile ilgili tüm gizli bilgileri “talep üzerine” imha etme talimatını içeren Gizlilik Anlaşması da gönderildi.
Şirketin stratejik direktörü Caitlin Chalmers, 2022 ile 2024 yılları arasında İşçi Partisi’nin Dijital Reklamcılık Müdürü olarak görev yaparken, Kaplan ise Ocak 2021’de partinin Sosyal Dinleme ve Organizasyon Müdürü olarak işe alındı.
Kaplan, Filistinlilere karşı yasadışı gözetleme ve şantaj operasyonlarına karışmış olan IDF’nin tartışmalı casus yazılım kolu olan İsrail’in Unit 8200’ün eski bir üyesi.
Electronic Intifada tarafından keşfedilen ama daha sonra silinen LinkedIn sayfasına göre, Kaplan Mayıs 2009’dan Kasım 2013’e kadar İsrail ordusunun askeri istihbarat bölümünde görev yaptı.
Avrupa
Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.
Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.
The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.
Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.
Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.
Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.
“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.
Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.
Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.
Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.
Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.
17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.
BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.
Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.
Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.
Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.
Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.
Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.
Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.
Bu kapsamda iki soru sorulacak:
- Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
- Beklentileriniz nelerdir?
Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.
Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.
Avrupa
Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.
Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.
Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.
Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.
Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.
İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).
Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.
BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.
Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.
Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.
Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.
Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.
Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.
Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.
Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.
Avrupa
AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.
Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.
Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.
Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.
Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.
Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.
Diplomasi6 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Rusya1 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri
Ortadoğu2 hafta önceKörfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin “resetlenmesini” istiyor












