Dünya Basını

Eski istihbarat yetkilileri Trump yönetiminin İran ve Rusya politikasını değerlendirdi

Yayınlanma

Eski CIA yetkilileri Larry Johnson ve Ray McGovern, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri hamlelerini ve Ortadoğu’daki diplomatik dengeleri analiz etti. Ürdün’e ulaşan F-35 filosu ve bölgeye sevk edilen ikinci uçak gemisinin gölgesinde, uzmanlar olası bir askeri harekatın teknik risklerini ve “derin devlet” mekanizmalarının politika üzerindeki etkilerini tartıştı.

Judging Freedom programında Andrew Napolitano’nun sorularını yanıtlayan eski istihbarat görevlileri Larry Johnson ve Ray McGovern, ABD’nin İran’a karşı askeri kapasitesini artırdığına dair somut verileri paylaştı.

Larry Johnson, son iki gün içinde New Hampshire Ulusal Muhafız Birliği’ne ait yarım filoluk F-35 savaş uçağının Ürdün’deki hava üssüne ulaştığını belirtti.

Johnson, “Daha fazla uçağın yolda olduğuna dair haberler var. Ayrıca Trump, ikinci bir uçak gemisinin konuşlanma için hazırlanması talimatını verdi” bilgisini paylaştı.

Askeri sevkiyatın niteliğini değerlendiren Johnson, hazırlık emri ile operasyon emri arasında fark olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Henüz net bir operasyon emri görmedik ancak Trump müzakereler için yaklaşık bir aylık süre tanıdı. İran tarafı, nükleer silah üretmeme ve zenginleştirme konularında güvence vermeye hazır görünüyor. Fakat Trump’ın balistik füzelerden vazgeçilmesi ve Hamas ile Hizbullah’a desteğin kesilmesi konusundaki ısrarı anlaşmayı imkansız kılabilir.”

Askeri harekatın teknik riskleri

Olası bir harekatın teknik zorluklarına dikkat çeken Johnson, ABD’nin bölgedeki muhrip kapasitesini ve İran’ın savunma imkanlarını sayısal verilerle analiz etti.

Bir uçak gemisi taarruz grubunda yaklaşık 10 adet F-35C uçağı bulunduğunu belirten Johnson, “Stealth modunda uçtuklarında taşıyabilecekleri mühimmat kapasitesi oldukça sınırlı” dedi.

Muhriplerin mühimmat dengesine de değinen Johnson, şu detayları aktardı:

“Her muhrip 96 adet Aegis hava savunma füzesi veya Tomahawk seyir füzesi taşıma kapasitesine sahip. Karaya yönelik bir saldırıda genellikle tüplerin 50 adedi Tomahawk füzelerine ayrılır. Bu da geriye hava savunması için sadece 46 tüp bırakır. Matematiksel olarak, yaklaşan her bir İran füzesini düşürmek için iki savunma füzesi kullanmanız gerekir. Eğer İranlılar gemilere 50 füzeyle saldırırsa muhribin mühimmatı biter ve yeniden yükleme yapmak için limana dönmesi gerekir.”

Johnson ayrıca, Ürdün’deki üslerden kalkacak uçakların İran’a ulaşması için 1500 kilometreden fazla mesafe katetmesi gerektiğini, F-35’lerin 1000 kilometrelik harekat yarıçapı nedeniyle havada yakıt ikmaline ihtiyaç duyacağını belirtti.

Çin’in İran’a en az 400 kilometre menzilli üç boyutlu radarlar verdiğine dair haberlere atıfta bulunan Johnson, “Gelen her türlü uçağı tespit edebilirler. Kendi ellerimizle hazırladığımız bir tuzağa yürüyor gibiyiz” uyarısında bulundu.

Netanyahu’nun Washington ziyareti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği Washington ziyareti, uzmanlar tarafından diplomasi açısından bir başarısızlık olarak nitelendirildi.

Ray McGovern, ziyaretin sonunda ortak bir basın toplantısı veya bildiri yayımlanmamasının alışılmadık bir durum olduğunu vurguladı.

McGovern, “Daha önce hiç basın toplantısı veya nihai bildiri yayımlanmayan bir ziyaret görmemiştim. Netanyahu geri çevrildi” diye konuştu.

Trump’ın Umman’daki ikili görüşmelerin devam etmesi konusundaki ısrarına değinen McGovern, “İsrailliler bizim saldırmamızı istediği için Netanyahu planlanandan bir hafta önce buraya geldi. Ancak askeri yetkililer, böyle bir girişimin üslerimize ve İsrail’e ağır zarar vereceğini biliyor. Mühimmatımızın yaklaşık iki hafta içinde tükeneceğini kendileri de görüyor. Bu yüzden odak noktası şu an Maskat’taki görüşmeler” dedi.

McGovern ayrıca, Trump’ın dünyayı kaosa sürüklemeden bir saldırı gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını ifade ederek, “Hürmüz Boğazı kapatılırsa bu Trump için kazanılamayacak bir durum olur” değerlendirmesini yaptı.

İstihbarat dünyasında “derin devlet”

Larry Johnson, Trump’ın her ne kadar savaşa girmek istemediğine dair sinyaller verse de, askeri ve istihbarat bürokrasisi içinde farklı bir dinamik olduğunu savundu.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Ermenistan ve Azerbaycan ziyaretlerine dikkat çeken Johnson, şu iddialarda bulundu:

“Trump seçim faaliyeti boyunca Ermenistan ve Azerbaycan’dan hiç bahsetmedi. Bu iki ülke liderinin Washington’a çağrılması ve bir barış anlaşması imzalatılması Trump’tan veya yakın ekibinden çıkan bir fikir değil. Bu, doğrudan CIA gibi istihbarat kurumlarının bir hamlesi. CIA’in dünyadaki en büyük istasyonlarından biri Ermenistan’da bulunuyor. Trump’ın niyetleri ne olursa olsun, askeri bürokrasi içinde savaşa yönelik bir atalet var. Üst düzey görevlerde bulunan bazı kişiler hala İran’ın tüm füzelerini imha edebileceğimize inanıyor. Bu rasyonel bir düşünce değil.”

Husi balistik füze kapasitesine karşı yürütülen “Rough Rider” harekatının başarısız olduğunu hatırlatan Johnson, İran’ın Yemen’den dokuz kat daha büyük bir yüz ölçümüne, gelişmiş hava savunma sistemlerine ve Rusya ile Çin’in desteğine sahip olduğunu vurguladı.

Rusya ve Ukrayna müzakerelerinde kritik dönemeç

Bölgesel gerilimin bir diğer ayağı olan Ukrayna konusunda, önümüzdeki hafta salı ve çarşamba günleri ABD, Rusya ve Ukrayna arasında müzakerelerin yeniden başlaması bekleniyor.

Ray McGovern, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, ABD’nin İran’a saldıracağına dair ciddi bir şüphe duyması halinde bu görüşmelere onay vermeyeceğini savundu.

McGovern, “Rusya savaş meydanında askeri bir zaferin eşiğinde ancak Putin sonrası için kalıcı bir güvenlik mimarisi oluşturmak istiyor. Bu yüzden ABD ile bir çerçeve üzerinde çalışmayı deniyor” dedi.

Ancak Larry Johnson, Kremlin’in Trump yönetimine olan güveninin sarsıldığını belirtti. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un açıklamalarına atıfta bulunan Johnson, “Lavrov ilişkilerin yanlış yöne gittiğini defalarca tekrarladı. Trump yönetiminin Anchorage’da üzerinde anlaşılan konuları yerine getirmediğine dair gerçek bir hayal kırıklığı var. Moskova üzerinde müzakerelerden çekilme yönünde siyasi baskı olsa da bir şans daha vermeye devam ediyorlar” diye konuştu.

Programın son bölümünde, CIA’in yabancı liderlere yönelik faaliyetleri ve suikast iddiaları ele alındı. Larry Johnson, Rusya’nın askeri istihbarat birimindeki iki numaralı isme yönelik suikast girişimi ve Putin’e yönelik iddia edilen planların Rus tarafındaki tutumu sertleştirdiğini ifade etti.

Johnson, “Trump dış politika aygıtının tamamına hakim değil. ‘Derin devlet’ gündemi Trump’ın kontrolü dışında ilerliyor olabilir. Ruslar artık bir sonraki toplantıda masada somut adımlar görmek isteyecektir” dedi.

Ray McGovern ise CIA’in suikast girişimi arkasında olduğuna dair kesin bir kanıt bulunmadığını belirterek daha temkinli bir duruş sergiledi.

McGovern, “Ruslar bu tür provokasyonları göğüsleyebiliyor. Onlar için asıl mesele, 2021 sonunda gündeme getirdikleri güvenlik çıkarlarının tanınmasıdır” dedi.

Çok Okunanlar

Exit mobile version