Dünya Basını
Gazeteci Hedges: ABD, İran ve İsrail’in karşısında askeri bir çıkmaza girdi
Pulitzer ödüllü gazeteci Chris Hedges, katıldığı programda ABD’nin İran ile girdiği 40 günlük çatışmanın Washington ve Tel Aviv açısından askeri bir başarısızlıkla sonuçlandığını belirtti. Hedges, Tahran’ın asimetrik harp kabiliyeti ve füze kapasitesiyle bölgedeki ABD hegemonyasına meydan okuyarak “dördüncü süper güç” konumuna yükseldiğini vurguladı.
Pulitzer ödüllü gazeteci ve New York Times’ın eski Ortadoğu büro şefi Chris Hedges, “The Mother of All Talk Shows” programında George Galloway’in konuğu olarak bölgedeki son gelişmeleri ve ABD iç siyasetindeki kırılmaları değerlendirdi.
Hedges, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın narsisistik kişiliği ve İran ile girilen çatışma sürecindeki askeri başarısızlıklar üzerinde durdu.
Galloway’in, Trump’ın kendisini “Mesih” gibi sunduğu paylaşımlara dair sorusunu yanıtlayan Hedges, “Resmedilen illüstrasyona bakıldığında, kendisini Mesih olarak konumlandırdığı oldukça net” dedi.
Trump’ın megalomanisinin sınır tanımadığını belirten Hedges, “Kendisini kraliyet mensubu gibi gösteriyor; yüzü federal binalardaki devasa pankartları süslüyor. Kennedy Merkezi’ni ‘Donald J. Trump ve John F. Kennedy Merkezi’ olarak yeniden adlandırdı. Çevresinde onun bu sınırsız kendini tanıtma arzusunu dizginleyecek kimse yok” ifadelerini kullandı.
“Trump herkesle bir cihat halinde”
Hedges, Trump’ın yalnızca dini kurumlara değil, tüm dünyaya karşı bir çatışma içinde olduğunu belirtti. İtalya Başbakanı ve Papa ile girdiği tartışmalara değinen Hedges, “Sadece Avrupa’daki eski müttefiklerimizle değil, herkesle bir tür cihat halinde. Suudi Arabistan’ı dışladı, Muhammed bin Selman’a Mar-a-Lago’da yüzüne karşı hakaret etti” dedi.
ABD’nin İsrail ile birlikte “parya” statüsüne ulaştığını belirten Hedges, Trump’ın bu statüyü, kendisinden önceki Biden yönetiminin özellikle Ortadoğu’daki beceriksizliğinin bile ötesine taşıdığını vurguladı.
Hedges, Trump’ın narsisizmine ve askeri gücü kullanma biçimine yönelik eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:
“Kendi narsisizmiyle sarhoş olmuş, kaba, bayağı ve pek zeki olmayan bir figürden bahsediyoruz. Ne yazık ki Amerikan askeri gücünü kullanma kabiliyeti, Amerika Birleşik Devletleri için felaketle sonuçlanan geri tepmelere yol açıyor. Bunu İran ile olan savaşta gördük, Venezuela’da gördük. Küba’ya petrol ablukası uyguluyor ve orayı ele geçirmekle tehdit ediyor; hatta Grönland’a el koymaktan bahsediyor. Onun için sınır yok.”
“İran asimetrik harpte üstünlük sağladı”
İran ile yaşanan 40 günlük çatışma sürecini analiz eden Hedges, Beyaz Saray’ın bu sürecin ABD için iyi gitmediğini nihayet anladığını belirtti.
Hedges, “İran, asimetrik harp yoluyla muazzam bir zarar verme kapasitesine sahip olduğunu kanıtladı. Hedeflemeleri oldukça isabetliydi; radar istasyonlarını devre dışı bırakarak İsraillileri ve Amerikalıları gelecek saldırılara karşı kör ettiler. Kuveyt ve Körfez’deki diğer ülkelerin petrol tesislerini vurdular” dedi.
Tahran’ın askeri caydırıcılığının ABD donanmasını bile geri çekilmeye zorladığını ifade eden Hedges, şunları kaydetti:
“Unutmayın, ABD taşıma grubu, İran İHA’ları ve saldırı korkusu nedeniyle kendisini 1000 mil uzakta tutmak zorunda kaldı. İslamabad’daki görüşmeler başladığında, Amerikan heyetinin durumun ciddiyetini kavradığından emin değilim. Jared Kushner ve Steve Witkoff gibi Ortadoğu hakkında hiçbir bilgisi olmayan ‘Siyonist varlıklar’ ve golf partnerleri ile bu iş yürütülemez. Orada çok net görüldü ki; bu sürecin nereye evrileceğine dair karar mercii İran’dır.”
“Tahran hegemonyanın kalbine toll booth kurdu”
Hedges, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü ekonomik bir silaha dönüştürdüğünü ve “toll booth” (ücret toplama noktası) sistemi kurduğunu belirtti.
Bu ödemelerin dolar yerine Çin para birimiyle talep edilmesinin ABD dolarının hegemonyasına ve dünya finans piyasalarındaki “dolar tiranlığına” vurulmuş bir darbe olduğunu dile getiren Hedges, “İran; Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi ekonomileri, boğaz üzerindeki kontrolünü silahlandırarak etkili bir şekilde vurdu” dedi.
İran’ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzuna dair yürütülen müzakerelere de değinen Hedges, gelinen noktayı İran için “kapsamlı bir zafer” olarak nitelendirdi.
Hedges, “İran’ın nükleer programından vazgeçeceği fikri çoktan geride kaldı; artık ABD bile bunu talep etmiyor. Füze menzili üzerindeki kısıtlama talepleri ve İran’ın bölgesel ittifaklarını terk etmesi yönündeki baskılar da ortadan kalktı. Bu, Tahran için tam bir zaferdir” diye konuştu.
“İsrail’in Lübnan için planı Gazze modelidir”
İsrail’in İran ile yapılan anlaşmaları sabote etmek için Lübnan’a yönelik saldırılarını artırdığını belirten Hedges, bölgedeki insani felakete dikkat çekti. Hedges, “Güney Lübnan için planlanan şey Gazze modelidir. 5 milyon nüfuslu Lübnan’da şimdiden 1 milyon mülteci var. Tıpkı Gazze’de olduğu gibi bütün köyler haritadan siliniyor” dedi.
Netanyahu’nun 40 yıldır bir İran savaşı “satmaya” çalıştığını ancak Pentagon’un İran’ın ABD için varoluşsal bir tehdit olmaması ve savaşın sonunun iyi bitmeyeceği endişesiyle buna hiçbir zaman yanaşmadığını belirten Hedges, şu ifadeleri kullandı:
“Netanyahu, Trump’ı bu savaşa sürükleyerek onu kandırdı. Ancak Trump, küresel ekonomiye verilecek felaket boyutundaki zararı ve Netanyahu tarafından kullanıldığını fark edince ürktü. Şu an gördüğümüz şey, İran’ın 47 yıldır içinde tutulduğu kafesi kırmasıdır. 1979 devriminden bu yana uygulanan yaptırımlar ve dayatılan bariyerler yerle bir oluyor. Fransızlar bile Hürmüz’den geçmek için İran’a ücret ödüyor. Bu, bölgedeki ABD üslerinin aslında birer koruma değil, saldırı mıknatısı olduğunu kanıtladı.”
“İran artık dördüncü süper güçtür”
İran’ın askeri kabiliyetlerinin küresel güçler tarafından hafife alındığını itiraf eden Hedges, Tahran’ın artık Rusya, Çin ve ABD ile aynı ligde anılması gerektiğini kaydetti.
Hedges, “İran’ın askeri becerileri, ABD imparatorluğunu ve onun yardımcısı İsrail’i bir çıkmaza sürükleyecek kadar muazzam. Çin ve Rusya ile kurulan ittifak, özellikle uydu sistemleri aracılığıyla sağlanan veri paylaşımı, İran’ın vuruşlarını cerrahi bir kesinliğe ulaştırdı” dedi.
Haberin sonunda ABD iç siyasetine dair öngörülerini paylaşan Hedges, Trump’ın ara seçimleri geçersiz kılma veya üçüncü dönem arayışına girme ihtimalinin “diktatoryal eğilimleri” göz önüne alındığında dışlanamayacağını belirtti.
Hedges, “Süreç bizi başka bir kirli, diktatörce imparatorluk rejimine dönüştürüyor” diyerek sözlerini tamamladı.