Dünya Basını

Gazeteci John Helmer: Trump İran savaşında akli melekelerini yitiriyor

Yayınlanma

Gazeteci John Helmer, ABD Başkanı Trump’ın İran ile yürütülen savaşta stratejik ve bilişsel bir çözülme yaşadığını, Pentagon ve İsrail’in ise bölgedeki hava savunma kapasitesi konusunda devasa bir hesap hatası yaptığını belirtti. Helmer, Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimin tamamen İran’ın eline geçtiğini ve küresel enerji ticaretinde doların yerini Yuan’ın aldığı yeni bir dönemin başladığını kaydetti.

Gazeteci John Helmer, Dialogue Works kanalına verdiği mülakatta, ABD Başkanı Donald Trump’ın son günlerde sergilediği tutumun psikopatolojik bir boyuta ulaştığını ifade etti. Helmer, “İzleyicilerimize Trump’ın son dönemdeki açıklamalarını kronolojik olarak incelemelerini öneriyorum. 28 Mart’tan bugüne kadar geçen sürede adamın zihinsel olarak çökmekte (cracking up) olduğunu görebilirsiniz” dedi.

Trump’ın her gün bir önceki gün söylediğiyle çeliştiğini ve söyledikleri arasında herhangi bir disiplin veya tutarlılık kalmadığını belirten Helmer, ABD Başkanı’nın Financial Times (FT) gazetesine verdiği mülakatın Avrupa kamuoyuna ve para piyasalarına yönelik bir volatilite mesajı taşıdığını dile getirdi.

Helmer, Trump’ın FT mülakatındaki “En sevdiğim şey İran’daki petrolü almak. Bazı aptal insanlar neden bunu yaptığımı soruyor ama onlar aptal. Belki Hark Adası’nı alırız, belki almayız. Çok seçeneğimiz var” ifadelerinin piyasalarda derhal hisse senetlerinin düşmesine, petrol ve metal fiyatlarının ise yükselmesine yol açtığını kaydetti.

ABD Başkanı’nın stratejik bir körlük içinde olduğunu savunan Helmer, Trump’ın aynı cümle içinde vurulacak hedef sayısını bir kez 3 bin, bir kez 2 bin olarak telaffuz etmesinin bellek sorunlarına işaret ettiğini vurguladı.

“Pakistan, İran ile ABD arasında gizli arabulucu rolünde”

Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğine ilişkin Trump’ın açıklamalarını değerlendiren Helmer, İran’ın Pakistan üzerinden yürüttüğü dolaylı müzakerelerin önemine dikkat çekti.

Trump’ın “Bize 10 tanker verdiler, şimdi 20 veriyorlar. Bu bana bir hediye” şeklindeki sözlerinin gerçeği tam tersinden yansıttığını belirten Helmer, “Aslında bu tanker grubu, İran’ın izniyle ve bir müttefik olarak Pakistan için boğazdan çıkarıldı. Trump bunu kendisine verilmiş bir hediye olarak iddia ediyor; bu durum her şeyin baş aşağı olduğunu gösteriyor” dedi.

Helmer, Wall Street Journal gazetesine sızdırılan bilgilerin de bu tabloyu desteklediğini ifade etti. Yönetim yetkililerinin gazeteye, Trump’ın Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapalı kalsa bile askeri harekatı sonlandırmaya hazır olduğunu sızdırdığını aktaran Helmer, “Bu, yönetimin artık Trump’ın ağzı üzerinden piyasalara mesaj göndermeye başladığının bir göstergesi. Trump bilişsel kontrolünü kaybederken, diğerleri piyasaların daha fazla sarsılmaması için mesaj veriyor” şeklinde konuştu.

“ABD tarihinin en büyük stratejik hesap hatası”

John Helmer, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik hava harekatındaki başarısızlıklarını sert bir dille eleştirdi. ABD’nin bu savaşta yaptığı hesap hatasının stratejik büyüklük açısından Vietnam Savaşı veya Kore’deki MacArthur dönemiyle kıyaslanamayacak kadar büyük olduğunu dile getiren Helmer, “Daha önce hiçbir başkan ve genelkurmay heyetinin, 3 ila 7 gün içinde İran liderliğini yok edebileceğini, rejimin hava savunma ve misilleme kapasitesini bitirebileceğini hayal edecek kadar yanıldığını hatırlamıyorum” dedi.

Hava savunma sistemlerinin çöktüğünü ve stokların tükendiğini belirten Helmer, Trump’ın Polonya’dan Patriot füzeleri istemesine karşın Polonya’nın bu talebi reddettiğini kaydetti.

Güney Kore’nin olumlu yanıt verdiğini ancak Polonya’nın kendi savunma ihtiyaçlarını öne sürerek çekilmesinin diğer ülkeler için de örnek teşkil edeceğini ifade eden Helmer, “İsrail’in hava savunma sistemleri iflas etmiş durumda ve artık saldırı değil, sadece savunma bile yapamıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

“Vatandaşın sabrı taştı, Trump anketlerde çakılıyor”

ABD iç siyasetindeki gelişmelere değinen Helmer, Trump’ın görev onay oranlarının savaşla birlikte hızla düştüğünü saptadı. Savaşın ilk üç gününde yaşanan küçük artışın ardından durumun tersine döndüğünü belirten Helmer, “Şu an onaylamayanlar ile onaylayanlar arasındaki fark eksi 16 puana kadar çıktı. İstatistiksel hata payının çok ötesindeyiz” dedi.

Helmer, halkın özellikle enflasyon ve İran savaşının yönetiliş biçimi konusunda öfkeli olduğunu, enflasyon konusundaki memnuniyetsizliğin eksi 30 puana ulaştığını vurguladı.

Helmer, ABD seçmeninin 13 bin hedefin vurulduğu yönündeki askeri iddialara inanmadığını ve dört hafta gibi kısa bir sürede “savaş yorgunluğunun” baş gösterdiğini belirtti.

“Dört haftada hem yenilgi hem de savaş yorgunluğu yaşanması olağanüstü bir hızdır” diyen Helmer, Trump’ın bu durumdan kaçmak için daha şiddetli ve agresif görünmeye çalıştığını ancak bunun aslında bir geri çekilme stratejisi olduğunu ifade etti.

“Avrupalı müttefikler batan bir imparatorluğun parçası olmak istemiyor”

Avrupa ülkelerinin savaşa karşı tutumunu analiz eden Helmer, her ülkenin farklı motivasyonları olsa da temel noktanın ABD imparatorluğunun yenilgisinden pay almamak olduğunu söyledi.

İtalya ve İspanya gibi ülkelerin üslerini saldırı amaçlı kullandırmayı reddettiğini hatırlatan Helmer, “Avrupalılar stratejik olarak ABD imparatorluğunun müttefikidir ancak kaybeden bir imparatorluğun parçası olmak istemiyorlar” dedi.

İran’ın veya Hürmüz Boğazı’nın enerji arzı için taşıdığı hayati önemin Avrupalıları ikili müzakerelere ittiğini belirten Helmer, “Trump’ın savaşı kaybederek bölgedeki ekonomik ve finansal ilişkilerini mahvetmesinden korkuyorlar. Eğer bedeli İran ile bir anlaşma yapmaksa, bunu bir an önce ödemek istiyorlar” diye konuştu.

Helmer buna rağmen, İtalya veya Yunanistan ve İskandinavya’daki diğer üslerin operasyonel olarak hâlâ ABD ile tam bir ortaklık içinde olduğunu ve imparatorluktan tam bir kopuşun söz konusu olmadığını da sözlerine ekledi.

“Lavrov’un ‘İncilvari zalimlik’ çıkışı İsrail’e bir mesajdır”

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un son açıklamalarını değerlendiren Helmer, Lavrov’un “İncilvari zalimlik” (biblical cruelty) ifadesini kullanarak sadece İsrail’i değil, aynı zamanda Eski Ahit’teki Amelik kavminin yok edilmesine yönelik hükümlere atıfta bulunduğunu belirtti.

“Bu ifade çok ince kurgulanmış bir eleştiridir” diyen Helmer, Lavrov’un bu konuşmasının aynı zamanda Rusya iç siyasetine ve Kremlin’deki gruplara bir mesaj taşıdığını savundu.

Lavrov’un, ABD ile müzakerelerin kurtarıcı olduğunu savunan Kirill Dmitriev gibi isimlerin tezlerini çürütmeye çalıştığını ifade eden Helmer, “Lavrov, ABD’nin güvenilir bir müzakereci olmadığını ve onlara güvenen Rusların yanıldığını bizzat Devlet Başkanı Putin’e anlatıyor” dedi.

İran’ın savaşta sergilediği savunma kapasitesinin Moskova’nın Tahran’a bakışını değiştirdiğini kaydeden Helmer, İran’ın artık sadece bir müttefik değil, vazgeçilemez bir “stratejik ortak” olarak konumlandığını dile getirdi.

“BRICS Hindistan yüzünden kolektif olarak başarısız oldu”

Helmer, mülakatında BRICS ve küresel düzenin değişimi konusundaki beklentilere dair karamsar bir tablo çizdi. Hindistan’ın bu savaşta sessizce İsrail ve ABD’nin tarafını tuttuğunu belirten Helmer, “Hindistan, uzun süreli tarafsızlık ve bağlantısızlık geleneğini kaybetti.

Başbakan Modi ve Dışişleri Bakanı Jaishankar, BRICS’in İsrail-ABD saldırısını kolektif olarak kınamasını engelliyorlar” dedi.

Şanghay İşbirliği Örgütü’nün (ŞİÖ) ise Rusya ve Çin’in ağırlığı sayesinde net bir kınama yayımladığını hatırlatan Helmer, İran’ın askeri başarısının Küresel Güney için yeni bir ders niteliğinde olduğunu vurguladı.

Helmer, “Rusya ve İran’ın askeri teknolojisiyle Çin’in finansmanı birleştiğinde, görece zayıf devletlerin süper güçlere karşı nasıl etkili savunma yapabileceği tüm dünyaya kanıtlandı” ifadesini kullandı.

“Hürmüz Boğazı’nda yuan dönemi başladı”

Mülakatın en can alıcı noktalarından birini, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda kurduğu yeni geçiş rejimi oluşturdu. Helmer, İran’ın ana kanalları kapatıp gemileri Keşm ve Larak adaları arasındaki dar bir kanaldan geçmeye zorladığını belirtti.

Lloyds of London tarafından da teyit edilen bu sistemde, gemilerin geçiş izni alabilmesi için kargolarını dolar yerine Yuan ile ticaret etme şartının getirildiğini aktaran Helmer, “Hindistan, Pakistan ve Malezya’dan gemilere izin verildi. Bu, küresel enerji paradigmasını temelinden sıfırlayan bir gelişmedir” dedi.

Körfez ülkelerinin gıda ve enerji güvenliği konusunda kapana kısıldığını ifade eden Helmer, BAE gibi ülkelerin sadece 10 günlük gıda rezervi kaldığını ve tüm bu trafiğin İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) mutlak denetimi altında olduğunu kaydetti.

Helmer, “İran, Hürmüz’ü bir geçiş ücreti sistemine bağlayabilir ve bu ücretleri savaşın yarattığı hasarın tazminatı olarak kullanabilir. Gelecekte refah içinde yaşamak isteyenlerin bu bedeli ödemesi gerekecek” şeklinde konuştu.

“Trump için zafer törenleri değil, sabır zamanı”

John Helmer, savaşın gidişatına ilişkin hızlı zafer veya ani çöküş senaryolarına karşı uyarıda bulundu. “Hızlı bir zafer töreni bekleyenlerin yanıldığını göreceğiz. Ne bir tarafın mutlak zaferi ne de diğer tarafın hızlı bir çöküşü söz konusu” diyen Helmer, sürecin daha çok bir sabır savaşına dönüştüğünü belirtti.

Helmer, Donald Trump’ın savaş kapasitesinin sonuna geldiğini ancak İran’ın savaşı sürdürme iradesinin devam ettiğini vurgulayarak, “Gelecek hafta savaş meydanında yeni değişiklikler görebiliriz. Sabrımızın ödüllendirilip ödüllendirilmeyeceğini hep birlikte göreceğiz” dedi.

Mülakatın sonunda İran’da bir okulun hedef alınması sonucu 20 çocuğun ve bir öğretmenin öldürülmesini “trajedi ve çirkinlik” olarak nitelendiren Helmer, mülakatını “Gelecek hafta görüşmek üzere” sözleriyle tamamladı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version