Ortadoğu

Hizbullah’tan Lübnan hükümetine doğrudan müzakere uyarısı

Yayınlanma

Hizbullah milletvekili İbrahim el-Musevi, Beyrut yönetiminin İsrail ile yürüttüğü doğrudan müzakerelerin Lübnan Anayasası’nı ihlal ettiğini belirterek görüşmelerden çekilme çağrısı yaptı. Hükümetin ulusal mutabakat olmadan attığı bu adımların iç barışı zedelediğini vurgulayan Musevi, hiçbir kazanım elde edilmeden taviz verildiğini ifade etti.

Hizbullah’ın Lübnan meclisindeki grubu Direnişe Vefa Bloku Milletvekili İbrahim el-Musevi, Lübnan hükümetinin tüm siyasi ve toplumsal kesimlerin tam mutabakatını almadan İsrail ile doğrudan müzakerelere başlama kararını değerlendirdi.

The Cradle’a verdiği özel mülakatta Musevi, söz konusu adımın Lübnan Anayasası’ndaki birlikte yaşam ilkesini ihlal ettiğini belirterek, “Bu tek taraflı karar ulusal birliğimizi olumsuz etkilemektedir” ifadesine yer verdi.

Musevi, konuşmasında Lübnan Anayasası’nın “birlikte yaşam ilkesine aykırı hiçbir otoritenin meşruiyeti yoktur” ibaresini içeren J fıkrasına atıfta bulunarak, bu hamlenin 1943 Ulusal Paktı’na ve ülkenin istikrarına da darbe vurduğunu kaydetti.

İbrahim el-Musevi, Beyrut yönetimine doğrudan müzakerelerden çekilme çağrısını yineleyerek, siyasi tavizler vermeden de aynı sonuçlara ulaşılabilmesini sağlayacak dolaylı yöntemlerin mevcut olduğunu hatırlattı.

Hükümetin daha önceki söylemlerini eleştiren Musevi, “Hükümet, daha önce ‘ateş altında’ müzakere masasına oturmayacağını ve temel talepler karşılanmadan hiçbir barış sürecine dahil olmayacağını açıklamıştı. Ancak gelinen noktada, karşılığında hiçbir şey almadan müzakerelere başladılar” dedi.

Musevi, ulusal birliğe öncelik vermenin egemenliği sağlamanın tek yolu olduğunu vurgulayarak; İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilmesinin, saldırıların ve savaşın sona ermesinin, tüm esirlerin serbest bırakılmasının ve ülkenin yeniden imar edilmesinin ancak bu şekilde mümkün olacağını belirtti.

Direniş seçeneğinin Taif Anlaşması ve Lübnan Anayasası tarafından tanınan meşru bir hak olduğunu kaydeden Musevi, Lübnan devletinin savunma ve koruma görevini tam olarak yerine getiremediğine dikkat çekti.

Lübnan hükümeti, Washington’ın talebi doğrultusunda, Lübnan yasalarını ihlal ederek geçen yıl İsrail ile doğrudan görüşmelere başlamıştı. ABD öncülüğünde kurulan “ateşkes izleme mekanizması”, Tel Aviv yönetiminin Kasım 2024’teki ateşkes anlaşmasını bir yılı aşkın bir süre boyunca ihlal etmesine zemin hazırlamıştı.

İsrail’in Lübnan’a yönelik başlattığı yeni saldırıların ardından, Lübnan makamları Hizbullah’ın askeri kanadını yasadışı ilan etmiş ve ABD’nin ev sahipliğinde İsrailli yetkililerle daha üst düzey doğrudan görüşmelere katılmıştı.

Askeri heyetlerin de yer alacağı müzakerelerin bir sonraki turunun bu ayın sonunda yapılması planlanıyor. Sahada Lübnan’ın güneyi İsrail hava saldırılarıyla tahrip edilmeye devam ederken, Hizbullah, sınırda bir “tampon bölge” oluşturmak amacıyla onlarca köyü işgal eden İsrail birliklerine ağır kayıplar verdiriyor.

Müzakerelerin bir diğer ayağında ise Washington yönetiminin, doğrudan Hizbullah’ı hedef alacak ve güneydeki sivil evlerde silah araması yapacak özel bir Lübnan Silahlı Kuvvetleri tugayı kurma planı üzerinde çalıştığı belirtiliyor.

Ancak Lübnan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rudolf Heykel, ABD ve İsrail’in, orduyu Hizbullah ile karşı karşıya getirme ve direnişi silahsızlandırma taleplerini kesin bir dille reddediyor.

Orgeneral Heykel, direnişin silahı konusunun iç kamuoyunda gündeme gelmesinden önce İsrail’in tamamen geri çekilmesi ve ateşkes şartlarına uyması gerektiğinde ısrar ediyor.

Hizbullah Milletvekili Hasan Fadlullah da konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail tarafından Hizbullah’ı hedef almak üzere kurulacak her türlü güce karşı koyacaklarını ilan etti.

Fadlullah, “Eğer İsrail bir milis gücü ya da ordu kurarsa, ya da Amerikalılar görevi Hizbullah ile savaşmak olan bir ordu devşirirse, İsrail ordusuyla nasıl savaşıyorsak onlarla da öyle savaşırız. Bu konu bizim için kapanmıştır” ifadesini kullandı.

Lübnan ordusu ile Hizbullah arasındaki ilişkilerin “mükemmel” düzeyde olduğunu belirten Fadlallah, ordunun direnişe karşı bir araç olarak kullanılmayı reddedeceğine olan güvenini dile getirdi.

Heykel’in, savaştan birkaç hafta önce Washington’da Amerikalı yetkililerle yaptığı görüşmede Hizbullah’ı terör örgütü olarak tanımlamayı reddettiği, bunun üzerine İsrail yanlısı Senatör Lindsey Graham’ın toplantıyı terk ettiği bildirilmişti.

Çok Okunanlar

Exit mobile version