Dünya Basını

Hollandalı aktivist Rambags: Batı medyası bilişsel savaşın ana üssü haline geldi

Yayınlanma

Hollandalı veri analisti ve barış aktivisti Pieter Rambags, SaltCubeAnalytics kanalında Thomas Karat ile gerçekleştirdiği kapsamlı mülakatta, Batı’nın modern çatışma bölgelerindeki tutumunu ve medyanın algı yönetimindeki rolünü ele aldı.

Davranış analisti Thomas Karat’ın YouTube kanalı SaltCubeAnalytics’e konuk olan Hollandalı veri analisti, girişimci ve Yeni Barış Hareketi (Nieuwe Vredesbeweging) kurucusu Pieter Rambags, küresel ölçekte yürütülen enformasyon savaşlarının teknik ve psikolojik boyutlarını masaya yatırdı.

Rambags, modern savaşların artık sadece cephede değil, dijital mecralarda ve insanların zihinlerinde kazanılmaya çalışıldığını belirtti.

Veri bilimi ve yapay zeka teknolojilerinin dezenformasyon süreçlerini hızlandırdığını kaydeden Rambags, “Bilişsel savaşın hedefi artık sadece toprak kazanmak değil, doğrudan insan zihnini ele geçirmek ve onu belirli bir anlatıya hapsetmektir” dedi.

Rambags, algoritmaların bireyleri kendi dünya görüşlerini sürekli onaylayan “yankı odalarına” hapsettiğini ve bu durumun toplumsal kutuplaşmayı geri dönülemez bir noktaya taşıdığını ifade etti.

“Uluslararası hukuk seçici bir cezalandırma mekanizmasına dönüştü”

Küresel sistemin işleyişine dair karamsar bir tablo çizen Pieter Rambags, uluslararası hukukun evrensel niteliğini kaybettiğini dile getirdi. Rambags, Batılı güçlerin hukuku sadece kendi çıkarları doğrultusunda, rakiplerini dizginlemek için kullandığını belirtti.

Rambags, “Uluslararası hukuk artık herkes için geçerli bir standart olmaktan çıktı; sadece rakipleri cezalandırmak ve izole etmek için kullanılan seçici bir mekanizma haline dönüştü” şeklinde konuştu.

Özellikle Gazze ve Ukrayna krizleri üzerinden Batı’nın sergilediği tutumu eleştiren Rambags, “İnsan hakları ve demokrasi söylemleri, jeopolitik hedeflere ulaşmak için birer kılıf olarak kullanılıyor. Bu durum, küresel güvenliğin zeminini oluşturan güven ilişkisini tamamen tahrip etti” değerlendirmesinde bulundu. Rambags, bu çifte standartlı yaklaşımın Batı dışındaki dünyada büyük bir öfke biriktirdiğini ve bunun uzun vadeli sonuçlarının ağır olacağını kaydetti.

“Batı medyasında gazetecilik yerini rıza imalatına bıraktı”

Batı medyasının çatışma süreçlerindeki editoryal tercihlerini sert bir dille eleştiren Rambags, ana akım medyanın bağımsızlığını yitirdiğini ifade etti. Rambags, medyanın olayları tarafsız bir şekilde aktarmak yerine hükümetlerin askeri politikalarını meşrulaştıran bir “propaganda aygıtı” gibi çalıştığını belirtti.

Rambags, “Gazetecilik, yerini Noam Chomsky’nin de belirttiği gibi rıza imalatına bıraktı. Bugün Batı medyasında resmi anlatının dışına çıkan, alternatif perspektif sunan seslere yer bulmak neredeyse imkansız hale geldi” dedi.

Thomas Karat’ın, medyanın kitleleri nasıl yönlendirdiğine dair sorusu üzerine Rambags, “Medya artık neyi düşüneceğimizi değil, ne hakkında düşüneceğimizi ve bunu hangi duygusal tonla yapacağımızı belirliyor. Korku ve öfke, bu süreçte en çok kullanılan duygusal tetikleyicilerdir” yanıtını verdi.

Rambags, enformasyonun bu denli merkezileşmesinin demokratik toplumlar için varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.

“Diplomasi masadan kalktı, yerini mutlak militarizasyon aldı”

Avrupa’nın mevcut siyasi ikliminde diplomatik çözüm arayışlarının tamamen dışlandığını savunan Rambags, barış dilinin “suç” haline getirilmeye çalışıldığını ifade etti.

Rambags, “Diplomasi masadan tamamen kalktı, yerini hiçbir tartışmaya kapı aralamayan mutlak bir militarizasyon aldı” dedi. Hollanda dahil birçok Avrupa ülkesinde savunma bütçelerinin rekor düzeyde artırılmasını eleştiren Rambags, bu durumun halkın refahından çalınarak askeri-endüstriyel komplekse aktarılan bir kaynak olduğunu belirtti.

Rambags, NATO’nun genişleme stratejilerinin ve Avrupa’nın “savunma” adı altında yürüttüğü politikaların aslında bir tırmandırma stratejisi olduğunu dile getirdi.

Rambags, “Güvenlik, artık komşunuzu tehdit ederek veya onu yok sayarak değil, ancak onunla asgari müştereklerde buluşarak sağlanabilecek bir kavramdır. Bugün ise tam tersi yapılıyor; daha fazla silahın daha fazla güvenlik getireceği yanılsaması topluma empoze ediliyor” şeklinde konuştu.

“Lobicilik ve savunma sanayii hükümetleri rehin aldı”

Siyasi karar alma süreçlerinin şeffaflığını yitirdiğini ve belirli çıkar gruplarının kontrolüne geçtiğini belirten Rambags, savunma sanayii lobilerinin etkisine dikkat çekti.

Rambags, “Lobicilik faaliyeti, demokratik süreçleri ve halkın iradesini rehin aldı. Hükümetler artık seçmenlerin taleplerine değil, kendilerini finanse eden veya stratejik yönlendirme yapan dar bir çevrenin hedeflerine hizmet ediyor” dedi.

Savaşın ekonomik bir ranta dönüştüğünü ifade eden Rambags, çatışmaların uzamasının belirli çevreler için devasa karlar anlamına geldiğini kaydetti.

Rambags, “Barışı savunmak, aynı zamanda bu ekonomik rant çarkına çomak sokmak demektir. Bu yüzden barış aktivistleri sistematik olarak marjinalize ediliyor ve sesleri kısılmaya çalışılıyor” ifadelerini kullandı.

“Gazze, kurallara dayalı düzen söyleminin çöktüğü yerdir”

Orta Doğu’daki gelişmeleri ve İsrail’in Gazze’ye yönelik operasyonlarını değerlendiren Rambags, Batı’nın bu konudaki sessizliğinin veya desteğinin “tarihi bir kırılma” olduğunu vurguladı.

Rambags, “Gazze’de yaşanan insani trajedi, Batı’nın yıllardır savunduğu ‘kurallara dayalı dünya düzeni’ söyleminin fiilen çöktüğü ve tüm inandırıcılığını yitirdiği yerdir” dedi.

Gazze’deki yıkımın ve sivil kayıpların Batı medyasında veriliş biçimini analiz eden Rambags, “Bir tarafın kayıpları istatistik olarak verilirken, diğer tarafın hikayesi dramatize edilerek sunuluyor. Bu, bilinçli bir duyarsızlaştırma operasyonudur” değerlendirmesinde bulundu. Rambags, bu durumun uluslararası toplumda derin yaralar açtığını ve Batı’nın ahlaki üstünlük iddiasını tamamen bitirdiğini ifade etti.

“Yeni Barış Hareketi ile toplumsal bilinci uyandırmayı hedefliyoruz”

Kurucusu olduğu Yeni Barış Hareketi’nin (Nieuwe Vredesbeweging) amaçlarından bahseden Rambags, toplumun “bilgi savaşına” karşı dayanıklılığını artırmak istediklerini söyledi.

Rambags, “Bizim görevimiz sadece barış istemek değil, barışın önündeki enformasyon bariyerlerini de ifşa etmektir. Vatandaşların kendilerine sunulan her haberi, her anlatıyı sorgulayan bir zihinsel yapıya kavuşmasını istiyoruz” dedi.

Rambags, gerçek barışın ancak samimi bir diyalog ve enformasyon kirliliğinden arındırılmış bir kamusal alanla mümkün olabileceğini belirtti. Rambags, “Gerçek barışa giden yol, etrafımızı saran bu yoğun propaganda duvarlarını yıkmaktan geçiyor. Toplumun gerçeğe erişim hakkını savunmak, bugün barışı savunmakla eşdeğerdir” ifadelerini kullandı.

“Gelecek kuşaklar için diplomasinin dilini yeniden kurmalıyız”

Mülakatın son bölümünde gelecek öngörülerini paylaşan Pieter Rambags, mevcut gidişatın küresel bir felakete yol açabileceği uyarısında bulundu.

Rambags, “Eğer diplomasinin dilini yeniden kurmazsak ve çatışmaları dondurmak yerine çözmeye odaklanmazsak, gelecek kuşaklara yıkılmış bir dünya bırakacağız” dedi.

Rambags, sivil toplumun ve bağımsız araştırmacıların bu süreçte kritik bir rol oynadığını ifade ederek, Thomas Karat’a bu tür alternatif mecraların önemini vurguladığı için teşekkür etti.

Rambags, “Eylemsizlik bir seçenek değildir. Her birimiz, kendi alanımızda gerçeği savunmak ve barış için alan açmak zorundayız” sözleriyle mülakatı tamamladı. Thomas Karat ise Rambags’ın analizlerinin ana akım dışı perspektif arayanlar için hayati önemde olduğunu belirterek yayını sonlandırdı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version