Bizi Takip Edin

Amerika

ICE’ın favori şirketleri ara seçimler öncesinde 12 milyon dolardan fazla bağış topladı

Yayınlanma

ICE’ın faaliyetlerinden en çok kâr eden şirketlerden bazıları olan CoreCivic, Palantir, GEO Group, NANA Regional ve CSI Aviation ile bağlantılı toplam 12 milyon dolarlık bağış tespit edildi.

Emancipator tarafından yürütülen bir araştırma, Başkan Donald Trump’ın Oval Ofis’e geri dönmesinden bu yana yapılan harcamaları kapsıyor.

Bu şirketler, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza’nın (ICE) göçmenleri hedef almak için kullandığı yazılımı geliştiren şirketler.

Göçmenleri diğer ülkelere sınır dışı etmek için kullanılan uçakları ayarlayan da, göçmenlerin tutulduğu büyük gözaltı merkezlerini işleten de bu şirketler.

Burada belirtilen bağışlar yasal görünüyor. Yasa gereği, federal yükleniciler siyasi kampanyalara doğrudan bağış yapamazlar. 

Fakat kendileri için çalışan kişiler ve bağlı siyasi eylem komiteleri (PAC’ler) aracılığıyla seçim kampanyalarını yine de etkileyebilirler.

Daha önceki haberlerde, bu şirketlerin birçoğunun ICE harcamalarını destekleyen yasa tasarıları için lobi faaliyetlerinde bulunduğu belirtilmişti.

Emancipator, bu şirketlerin büyük ölçüde Cumhuriyetçileri desteklemek için bağışta bulunurken, Demokratlara da para aktardığını ortaya çıkardı.

Bazı durumlarda, bu para akışı, Kongre ve Senato seçimlerinin çekişmeli geçtiği ve şirketlerin gözaltı merkezlerine sahip olduğu ya da faaliyet gösterdiği eyaletlerde gerçekleşti.

Emancipator siyasi para akışını izlemek için, The Project on Government Oversight’ın önceki haberlerine dayanan bir şirket listesi kullandı.

Ardından, şirket yöneticilerine ait bağlı PAC’leri ve federal seçim bağış verilerini bağımsız olarak inceledi.

Emancipator’ın bulgularına göre, ICE ile bağlantılı şirketlere bağlı en az 10 yönetici (aralarında bazı eski yöneticiler de bulunuyor) 2025 yılından bu yana 9,7 milyon dolardan fazla siyasi bağış yönlendirdi.

Örneğin, CSI Aviation’ın CEO’su Allen Weh, 250.000 dolardan fazla bağışta bulundu. Bu şirket, ICE’ın sınır dışı etme uçuşlarının çoğunun arkasındaki özne.

Weh’in bağışları, Cumhuriyetçi Ulusal Komite ve Cumhuriyetçilere yakın süper PAC “Our Values” gibi kuruluşlara aktarıldı.

Ayrıca Weh, Ohio’daki Jon Husted ve Arkansas’taki Thomas Cotton gibi Cumhuriyetçi Senato adaylarının kampanyalarına da bağışta bulundu.

ABD’nin en büyük özel gözaltı şirketlerinden biri olan ve 23 ICE tesisini işleten CoreCivic’ten son iki yılda 2,5 milyon dolardan fazla paranın aktarıldığı ortaya çıktı.

Bu para, bir siyasi eylem komitesi (PAC) ve şirkete bağlı yöneticiler adına kampanya finansmanı makbuzlarında ve 527 bildirimlerinde belirtilen siyasi harcamaları temsil ediyor.

Bir 527 beyanına göre, CoreCivic son iki yıl içinde Cumhuriyetçi Valiler Derneği’ne 675.000 dolar aktardı. Aynı yıllarda CoreCivic, Demokrat Valiler Derneği’ne de 330.000 dolar aktardı.

Valiler, gözaltı merkezleri ve eyalet yasaları üzerinde önemli bir yetkiye sahip ve bu gruplar, kendi partileriyle aynı çizgide olan valilere destek gönderiyor.

CoreCivic, ülke çapında eyalet düzeyindeki Cumhuriyetçi politikacıları destekleyen en büyük kuruluş olan Cumhuriyetçi Eyalet Liderlik Komitesi’ne 135.000 dolar aktardı.

CoreCivic’in PAC’ı aracılığıyla 200.000 dolardan biraz fazla bir meblağ aktarıldı.

PAC, en fazla bağışı, izleme verilerinin gösterdiği üzere bir ICE tesisini işlettikleri Georgia, yedi tesisi işlettikleri Teksas ve şirketin genel merkezinin bulunduğu Tennessee gibi yerlere gönderdi.

CoreCivic’in PAC’ı, Montana, Virginia ve Arizona’daki hem ABD Senatosu hem de ABD Temsilciler Meclisi seçim kampanyalarına izin verilen en yüksek tutar olan 5.000 dolarlık bağışlarda bulundu.

PAC’ın bağış aldığılar arasında Kuzey Carolina’daki Michael Whatley’in Senato kampanyasının yanı sıra, Ulusal Cumhuriyetçi Senato Komitesi, Fund for America’s Future ve Texas First gibi Cumhuriyetçi eğilimli PAC’ler de yer aldı.

CoreCivic, Maine eyaletinden Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins’in kampanyasına 5.000 dolar bağışladı.

Maine eyaleti kısa süre önce eyalet düzeyinde “ICE Out of Maine” yasasını yürürlüğe koymuş olsa da Collins göçmenlik konusunda sert eleştirilere maruz kaldı.

CoreCivic yöneticileri de adaylara bağışta bulundu.

CoreCivic’in şu anki CEO’su Lucibeth Mayberry, yeniden seçilmeye aday olan Alaska Cumhuriyetçi Senatörü Dan Sullivan’ı desteklemek amacıyla 500 dolarlık küçük bir bağış gönderdi.

Öte yandan, şirketin eski CEO’su Damon Hininger, 1 milyon dolardan fazla bağışta bulundu. Hininger, son iki yıl içinde Cumhuriyetçi Ulusal Komite’ye yaklaşık 660.000 dolar ve Ulusal Cumhuriyetçi Senatörler Komitesi’ne 100.000 dolardan fazla bağış gönderdi.

ICE’nin ülke genelinde kullandığı bir veri platformu sağlayıcısı olan Palantir, yönetici harcamaları ve siyasi eylem komitesi (PAC) aracılığıyla, siyasi yelpazenin her kesiminden ve ülkenin dört bir yanından milletvekillerine yaklaşık 8,3 milyon dolarlık bir kaynak aktardı.

Bu siyasi harcamaların büyük bir kısmı (8 milyon dolardan fazla) şirketin yöneticilerinden geldi.

Federal seçim kayıtlarına göre, son birkaç yıl içinde Palantir’in kurucu ortağı ve yönetim kurulu başkanı Peter Thiel, Cumhuriyetçi eğilimli seçim kampanyalarına, adaylara ve siyasi eylem komitelerine 3,2 milyon dolardan biraz fazla bir miktar bağışta bulunmuş.

CEO Karp da çoğunlukla Cumhuriyetçi adayları desteklemek amacıyla toplamda 1,9 milyon dolardan fazla bağışta bulunsa da Demokratların seçim fonlarına da katkıda bulunmuş.

Abigail Spanberger’in Virginia valiliğine seçilmesinden birkaç hafta önce, Palantir’in CEO’su Karp, Virginia Demokrat Partisi’ne 10.000 dolar bağışlamış.

Özel hapishaneler ve gözaltı merkezlerini işleten GEO Group, Teksas, Georgia ve Kaliforniya gibi eyaletlerde 28 ICE tesisi işletiyor.

Bu tesislerden en az ikisi, Michigan ve Pensilvanya’daki çekişmeli eyaletlerde bulunuyor.

Şirketin üst düzey yöneticileri ve şirkete bağlı bir siyasi eylem komitesi (PAC), Trump’ın ikinci görev süresi boyunca şu ana kadar ülke genelinde yaklaşık 1,5 milyon dolarlık para transferi gerçekleştirdi.

Bu tutarın yarısından fazlası şirketin siyasi eylem komitesi (PAC) aracılığıyla, yaklaşık çeyrek milyonu ise yöneticiler aracılığıyla aktarıldı.

GEO Group’un CEO’su ve kurucusu George Zoley’in elinde, çeşitli Cumhuriyetçi seçim kampanyalarına toplam 210.000 dolar bağışladığını gösteren birkaç düzine seçim makbuzu bulunuyor.

Alaska yerlisi bir şirket olan NANA Regional Corporation, ICE’a güvenlik hizmetleri satarak kâr elde ediyor.

Bu grup en az para harcayan şirket. Son birkaç yıl içinde, NANA’nın siyasi eylem komitesi (PAC) politikacılara ve siyasi gruplara sadece 50.000 doların biraz üzerinde bir miktar gönderdi.

Şirket yöneticilerinin ve 527 numaralı hesapların kayıtlarında ise kayda değer bir harcama görülmedi.

Amerika

Bolsonaro’ya Brezilya’dan kaçısında Mossad eşlik etmiş

Yayınlanma

CNN Brasil, Brezilya’daki devlet başkanlığı seçimini kaybeden Flávio Bolsonaro’nun ABD vatandaşı eski bir Mossad ajanı eşliğinde Arjantin’e geçerek ülkeden ayrıldığını duyurdu. İki minibüsle 27 Ekim’de sınırı geçen Bolsonaro ve ailesi, ertesi sabah Arjantin’den kalkan uçakla Miami’ye indi.

Brezilya’da devlet başkanlığı seçimini kaybeden Flávio Bolsonaro’nun, İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın eski bir ajanı eşliğinde ülkeden ayrılarak Arjantin’e geçtiği ortaya çıktı.

CNN Brasil’in Brezilya makamlarının yürüttüğü soruşturmaya dayandırdığı haberine göre, sonradan ABD vatandaşlığı alan eski İsrail ajanı 19 Ekim’de Brezilya’ya giriş yaptı ve seçim yenilgisinin ardından ülkeden ayrılan Bolsonaro’ya eşlik etti.

Kayıtlara göre eski ajan, 27 Ekim’de Arjantin sınırını geçerken Brezilyalı siyasetçiyle aynı araçta yer alıyordu.

Brezilya makamları, Bolsonaro’nun ülkeden ayrılışının Buenos Aires ve Washington’ın desteğiyle organize edildiği görüşünde.

CNN Brasil’in aktardığına göre Bolsonaro, eşi ve iki kızıyla birlikte iki minibüsle Brezilya’dan Arjantin’e çıkış yaptı.

Siyasetçinin ülkeden ayrılışını soruşturan kurumlar, araçların iki ülke sınırındaki Tancredo Neves Köprüsü’nden geçişinin güvenlik kameralarına yansıdığını tespit etti.

Televizyon kanalı, sürücülerin Arjantin’e girişte pasaportlarını ibraz etmeleri sayesinde kimliklerinin belirlendiğine dikkat çekti.

Bolsonaro’yu taşıyan minibüsün direksiyonunda Brezilya’nın Foz do Iguaçu kenti belediye meclisinin eski bir üyesi otururken, eski devlet başkanı adayının ailesini ise bu eski meclis üyesinin oğlu taşıyordu.

Bolsonaro, eşi ve kızlarıyla birlikte Arjantin’in sınır kenti Puerto Iguazú’da Arjantinli havayolu şirketi Baires Fly’a ait uçağa bindi.

Yol üzerinde Ekvador’da yakıt ikmali yapan uçak, 28 Ekim sabahı Miami’ye indi.

Brezilya makamlarının verilerine göre bu operasyon en az iki ülkenin yardımıyla yürütüldü.

Soruşturmayı yürüten yetkililer, Bolsonaro’nun seçimin ikinci turunun son aşamasında destek aldığı kanaatinde.

Brezilya hükümeti temsilcileri, söz konusu desteğin “Arjantin ve ABD hükümetlerinin yardımı” olduğunu söyledi.

Soruşturma makamları, Bolsonaro’nun ülkeden ayrılışının son dakikada organize edilmediğini, bunun “Alba Operasyonu” kod adlı geniş çaplı uluslararası bir operasyon olduğunu düşünüyor.

Brezilya’da yeniden Lula zaferi

Seçim yenilgisi, iptal edilen pasaportlar ve ABD’ye giriş izni

Brezilya’da 25 Ekim’de düzenlenen devlet başkanlığı seçiminin ikinci turunda Bolsonaro, mevcut Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva karşısında yenilgiye uğradı.

Sonuçların açıklanmasının ardından oylama neticesini tanımadığını ilan eden Bolsonaro, Brezilya’yı terk etti.

Bolsonaro, 28 Ekim’de sosyal medya platformu X üzerinden yayımladığı açık mektupta kendisini “seçilmiş devlet başkanı” diye nitelendirdi, ancak daha sonra metnin bu versiyonunu silerek kendisini ülkenin “lideri” ilan ettiği yeni bir metin paylaştı.

Diğer yandan medyada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Bolsonaro’yu Brezilya lideri olarak tanımaya sıcak bakmadığına ve Brezilyalı siyasetçiye hızlandırılmış yeşil kart (Green Card) verilmesi ihtimaline ilişkin haberler de yer aldı.

Reuters ajansı ise Bolsonaro’nun ABD’ye gitme kararını, Brezilya Yüksek Mahkemesi yargıcının bütün pasaportlarını iptal etmesinin ardından son anda aldığını yazdı.

Emniyet birimleri, Bolsonaro’nun iki ayrı kara para aklama planıyla olası bağlantısını soruşturuyor.

Reuters’a konuşan bir kaynak, Arjantin’den yapılan uçuşun organize edilmesine Trump’ın danışmanı ve Bolsonaro ailesine yakın bir isim olan Jason Miller’ın yardım ettiğini öne sürdü.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Başkan Donald Trump’a Brezilyalı siyasetçinin ülkeye girişine izin verilmesini tavsiye etti ve Trump bu öneriyi kabul etti.

Böylece Bolsonaro ve ailesine insani gerekçelerle geçici giriş izni verildi.

Marco Rubio ise ABD hükümetinin Bolsonaro’nun Brezilya’dan ayrılışında doğrudan rol aldığı iddiasını reddetti.

Brezilyalı siyasetçinin vizesi olduğunu ve Trump’ın ülkeye girişine izin verme kararı aldığını belirten Rubio, ABD makamlarının seyahatin organizasyonunda yer almadığını savundu.

Flávio Bolsonaro’nun babası olan eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, 2022 seçimlerinde aldığı yenilginin ardından girişilen darbe teşebbüsü davası kapsamında Brezilya’da cezaevinde tutuluyor.

Oğul Bolsonaro, seçimi kazanırsa ilk iş olarak babasını cezaevinden çıkarma sözü vermişti.

Jair Bolsonaro, devlet başkanlığı döneminde “Tropikal Trump” lakabıyla anılıyordu.

Bolsonaro, uyuşturucu skandalına adı karışan bir ismin uçağı ile kaçtı iddiası

Okumaya Devam Et

Amerika

Rodríguez, millileştirilmiş varlıkları eski sahiplerine iade etme sözü verdi

Yayınlanma

Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez, perşembe günü devlet varlıklarını özelleştirme ve millileştirilmiş şirketleri eski sahiplerine iade etme yönündeki planı savundu.

Rodríguez, televizyonda yayınlanan ulusa sesleniş konuşmasında, “Gerekli olmayan devlet varlıklarının değerlendirilmesini ve bu varlıkların özel sektöre sunulmasını ya da önceki sahiplerine iade edilmesini emrettim,” dedi ve şöyle devam etti:

“Bu süreç halihazırda devam ediyor. Özel mülkiyet hakkı Anayasamız tarafından güvence altına alınmıştır.”

Nisan ayında, geçici devlet başkanı, devlet şirketlerinin, arazilerin ve diğer varlıkların “stratejik” değerini değerlendirmek ve bunların elinde tutulması, özelleştirilmesi veya tasfiye edilmesi gerektiğini belirlemek üzere bir komisyon kurmuştu.

Eski Devlet Başkanı Hugo Chávez, 2000’li yıllarda elektrik, telekomünikasyon ve ağır sanayi gibi stratejik sektörler üzerinde devletin kontrolünü sağlamlaştırmak amacıyla bir millileştirme programı uygulamıştı.

Bu yılın başlarında hidrokarbon ve madencilik mevzuatında iş dünyası lehine kapsamlı bir reformu yürürlüğe koyan Venezuela parlamentosu, elektrik sektörünün kısmi özelleştirilmesini onaylamanın eşiğinde.

Yabancı şirketler de ülkenin en büyük alüminyum eritme tesisini satın almak için görüşmeler yürütürken, Sunergon Oil’in başını çektiği bir konsorsiyumun petrol endüstrisiyle bağlantılı birkaç sanayi tesisinin devralınması için baskı yaptığı bildiriliyor.

Komisyon başkanlığını yürüten iş dünyası temsilcisi Luigi Pisella, geçtiğimiz günlerde bir yasa teklifi sundu.

Bu yasa, özelleştirilen kamu kuruluşlarında yerel sermayenin yanı sıra çok uluslu şirketlerin katılımını da güvence altına almayı amaçlıyor.

Banca y Negocios dergisine verdiği röportajda Pisella şunları söyledi:

“Bu fikre karşı herhangi bir dirençle karşılaşmadım. Çoğu yatırımcı, karmaşık Venezuela ortamında yolunu bulmak için deneyimi hayati önem taşıyan yerel ortaklara sahip olmanın vazgeçilmez olduğu konusunda hemfikir.”

Pisella, “farklı özel sektör katılım modelleri”nin değerlendirildiğini ekledi ama devletin mülkiyet hakkını elinde tutarken varlıkları imtiyaz türü bir anlaşma yoluyla devrettiği “stratejik ittifaklar”ı reddetti.

İş dünyası sözcüsü, mülkiyetin tam olarak devredilmediği sürece “kimsenin yatırım yapmayacağını” savundu.

Perşembe günkü konuşmasında, Başkan Vekili Rodríguez ayrıca, gelecek yıl işçi gelirlerinin üç ayda bir artırılacağını ve bu artışın en azından GSYİH büyümesiyle aynı seviyede olacağını vaat etti:

“2027 için, işçi gelirlerinde dört farklı dönemde artışlar planlıyoruz; bu artışların tutarı, önceki üç aylık dönemlerdeki iktisadi büyümenin asla altında kalmayacak.”

Rodríguez, 2022’den beri dondurulmuş olan ve şu anda yaklaşık 0,15 ABD doları değerinde olan asgari ücretin ayarlanmasından bahsetmedi.

Bunun yerine, Venezuela yetkilileri, tatil ücreti, kıdem tazminatı ve diğer işçi haklarına dahil edilmeyen, işverenlere fiili bir sübvansiyon niteliğinde olan ücret dışı ikramiyelere ağırlık verdiler.

Kamu sektörü çalışanlarının şu anda aylık asgari geliri 240 dolar.

Venezuela’nın GSYİH’sinin 2026’da yüzde 5-10 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor olsa da, maaş dışı ikramiyelerin bu oranda artırılması bile enflasyonu karşılayamıyor.

Finans sitesi Ecoanalitica, ABD doları cinsinden ölçülen fiyatların 2026’da yüzde 20-30 artacağını tahmin ediyor.

Bu da GSYİH büyümesine bağlı bir gelir ayarlamasının satın alma gücünde bir kayba yol açacağı anlamına geliyor.

Rodríguez, mesajında iş dünyası lobi grupları ve seçilmiş sendikaların katıldığı devam eden iş reformu görüşmelerini övmeye devam etti.

FEDECÁMARAS ve FEDEINDUSTRIA gibi özel sektör dernekleri, işverenler için işgücü maliyetlerini düşürmek, sosyal güvenlik primlerini daha da azaltmak ve kıdem tazminatı ile diğer sosyal hakların geriye dönük uygulamasını ortadan kaldırarak gelecekteki herhangi bir ücret artışının buna paralel artışları tetiklememesini istiyor.

Son olarak, geçici lider, son dönemde yapılan yargı reformlarını ve ABD’nin desteklediği, yeni bir Yüksek Mahkeme ve Ulusal Seçim Konseyi’ni atayacak olan Venezuela muhalefetinin bir kesimiyle devam eden görüşmeleri savundu.

ABD Dışişleri Bakanlığı, 2027 yılında yeni devlet başkanlığı seçimlerinin yapılacağını iddia etmişti.

Rodríguez, seçim takvimi konusunda herhangi bir ayrıntıya girmedi ve yalnızca “Yenilenmiş bir seçim otoritesi eşliğinde ve dünyanın şahitliğinde seçimler yapılacak,” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

El Salvador, Haiti’yi işgal etmeye başladı

Yayınlanma

El Salvador lideri Nayib Bukele, adadaki çete sorununu ortadan kaldırma çabalarına destek olmak iddiasıyla Haiti’ye binlerce asker göndermeye başladı.

Axios’ta yer alan habere göre Bukele, salı günü ABD Başkanı Donald Trump’ı arayarak, Haiti hükümetinin de kabul ettiği bu büyük çaplı askeri tırmanışa ilişkin herhangi bir sakıncası olup olmadığını teyit etti.

Görüşmeyle ilgili bilgi sahibi kaynaklara göre, Trump ona “Ne yapman gerekiyorsa yap,” dedi.

Haiti, Bukele ve kötü şöhretli güvenlik şirketi Blackwater’ın eski sahibi Erik Prince için, bu yarımkürede ABD’nin gücünün kamu-özel sektör vekilleri olarak hareket etmeleri açısından bir “deneme alanı” olabilir.

Irak’ta yaptığı katliamlarla bilinen Blackwater’ın kurucusu Prince, hem Trump’ın hem de Bukele’nin müttefiki olan ve aynı zamanda Haiti’de faaliyet gösteren bir isim.

Blackwater kurucusu Prince Haiti’de gizli operasyon yürütüyor

CNN muhabiri Caitlin Stephen Hu’nun aktardığına göre iki bin asker, buraya yapılan önemli bir sevkiyat.

Çünkü bu sayı, Haiti’nin tüm ordusundan daha fazla ve Haiti Ulusal Polisi’nin kentsel faaliyet alanının yaklaşık dörtte birine denk geliyor. 

Salvador işgal gücü, BM destekli çok uluslu Çete Bastırma Gücü’nün (GSF) mevcut personel sayısına yaklaşık olarak eşit ve Haiti hükümetinin gizli “görev gücü”ndeki özel askeri müteahhitlerin sayısını bir hayli aşıyor.

CNN’e konuşan konuya yakın bir kaynağa göre, Salvadorlu güçlerin komuta yapısı şimdilik belirlenmiş durumda değil.

Eril Prince ayrıca Haiti’ye insansız hava aracı (drone) savaşını da getirmiş durumda. Görev Gücü’nün geçen Mart ayında operasyonlara başlamasından bu yana 2.000’den fazla saldırı gerçekleştirildi.

CNN’in görüntülediği bir videoda, minik bir insansız hava aracının bir çatının üzerindeki su deposuna benzeyen bir yapıya doğru uçtuğu görülüyor. Aracın çarpmasıyla yapı patlıyor ve aniden bina alevler içinde kalıyor.

Görev Gücü’nden bir kaynak, buranın bir çetenin Molotof kokteyli üretim tesisi olduğunu söylüyor.

Haiti’de tekerrür eden tarih: Yine ‘barış gücü’ gidiyor

Prince, geçen ay Port-au-Prince’de CNN’e verdiği özel röportajda şunları söyledi:

“İsyancılar sadece liderlerini ortadan kaldırarak yenilmez. “Amerika Birleşik Devletleri’nde bu konuda bir takıntı olduğunu biliyorum, fakat savaşlar, önemli sayıda düşman askerini savaş alanından uzaklaştırarak kazanılır. Onlar kötü suçlular ve onlar için en iyi yer toprağın altı.”

Prince’in yeni şirketi Vectus Global, geçen yıl Haiti’nin geçici hükümeti tarafından görevlendirildi. Görev Gücü şu anda, Haiti Ulusal Polisi, BM tarafından yetkilendirilen yeni Çete Bastırma Gücü, Haiti’nin uzun süredir ihmal edilmiş ordusu ve silahlı milis gruplarından oluşan bir ağın yer aldığı parçalanmış bir güvenlik ortamında faaliyet gösteriyor.

CNN’e göre “yüz yüze konuşurken yumuşak başlı ama sosyal medyada oldukça aktif” olan Prince, Haiti’deki çalışmalarını, kendi çözümsüz güvenlik sorunlarıyla boğuşan diğer çökmekte olan devletler için bir model olarak tanıtıyor.

Bukele: Sizi işgal etmeye gelmedik

El Salvador çarşamba günü, Haiti’ye 2.000 kadar asker gönderdiğini duyurdu. Kaynaklara göre bu sayı ikiye ya da üçe katlanabilir.

Bukele, perşembe günü X’te yaptığı paylaşımda, “Haiti’ye para kazanmak için gelmedik, çünkü kimse bize bunun için para ödemiyor. Haiti’ye kötülere karşı savaşmak için geldik,” dedi.

El Salvador, diğer ülkelerle birlikte, BM tarafından kurulan ve Haiti’nin başkenti Port-au-Prince’te faaliyet gösteren “Çete Bastırma Gücü” (GSF) adlı girişimin bir parçası.

Miami Herald’a göre, 18 Ekim’de dört Salvadorlu havacılık teknisyeni pusuya düşürüldü ve akıbetleri hâlâ bilinmiyor.

Üç gün sonra Bukele, X’te bir uyarı yayınlayarak şunları söyledi:

“Siz çete liderlerinin bir şeyi çok net bir şekilde anlamanızı istiyorum: Dört rehineyi de sağ salim geri alamazsak, bugünkü saldırı gelecekte olacakların yanında hiçbir şey kalmayacak. El Salvador’daki çetelerin işini çoktan bitirdik, sizinkini de bitirebiliriz.”

Haiti halkından kendisine güvenmelerini isteyen Bukele, Karayip ülkesini işgal etmediğini, tek istediğinin askerlerini geri almak olduğunu ve Haiti’deki çetelere bir ders vermek olduğunu ileri sürdü.

El Salvador lideri şöyle devam etti:

“Bu, Haiti halkına yönelik bir operasyon değil, ne de Haiti ülkesine yönelik bir işgal. Biz bir süper güç değiliz. Haiti halkını egemenliğimiz altına almak ya da Haiti’nin zenginliklerine el koymak gibi bir niyetimiz yok. Biz gelişmekte olan mütevazı bir ülkeyiz. Tek istediğimiz, dört havacılık teknisyenimizin evlerine dönmesi.”

Bukele’nin ifadesine göre, çeteler Haitililere acı çektiriyor, sevdiklerini öldürüyor ve halkın “korkusuz, normal ve özgür bir hayat sürmesini” engelliyor.

Bukele, “bu operasyonun masraflarını karşılayanın” El Salvador olduğunu söyledi. “Giderlerin %90’ını kendi mütevazı kaynaklarımızla karşılıyoruz,” diyen Bukele, birliklerin konuşlandırılmasının neredeyse tamamlandığını da duyurdu.

Bukele, “Bize pahalıya mal oluyor ama kendi acılarımızdan ders aldık: Adalet ve barışın bedeli yoktur,” dedi.

Haitililerden kendisine güvenmelerini ve şifa için Tanrı’ya dua etmelerini isteyen bu güçlü lider, ardından Eski Ahit’ten 2. Tarihler 7:14 ayetini alıntıladı.

Haiti Seçim Kurulu, çete şiddeti gerekçesiyle seçimleri erteledi

2019’da ilk kez seçilen Bukele, El Salvador’da MS-13 çetesini acımasız bir askeri güç kullanımı ve kitlesel tutuklamalardan oluşan bir kampanya ile ortadan kaldırmasıyla dikkatleri üzerine çekti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile güçlü bir ilişkisi olan Bukele, ABD’den toplu olarak sınır dışı edilen ve ardından Bukele’nin kötü şöhretli CECOT hapishanesine hapsedilen üçüncü ülke göçmenlerini kabul etmeyi kabul ederek yeni Trump yönetiminin gönlünü kazandı.

Bukele’nin birimleri, Salvadorlu özel kuvvetler ve askeri teçhizatın adaya akın etmeye başlamasıyla birlikte, çarşamba günü onaylanan Haiti ile yapılan ikili anlaşma kapsamında adada operasyon yürütme yetkisi aldı.

Yine çarşamba günü, Haiti Seçim Kurulu, çete şiddeti nedeniyle cumhurbaşkanlığı seçimlerini gelecek yıla erteledi.

Bukele’nin işgal güçleri, şu anda üyesi olduğu GSF ile ve Prince’in Blackwater’ın halefi olan özel güvenlik şirketi Vectus Global ile paralel olarak faaliyet gösteriyor gibi görünüyor.

Haiti, “çete şiddetini bastırma” misyonundaki ilk Kenyalı subayları bekliyor

ABD, BM gücünü “bürokratik ve çekingen” buluyor

Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi Başkanı, Cumhuriyetçi Florida Kongre üyesi Brian Mast, BM destekli GSF’nin fazla bürokratik ve çekingen olduğunu söyledi.

Mast, Kenya’nın liderlik ettiği GSF’nin öncülünün çok beceriksiz ve 1 milyar dolarlık maliyeti nedeniyle çok pahalı olduğunu savundu.

Mast, “Her Kenyalı için 1 milyon dolarlık bir harcama yaptık ve sonuçta durum daha da kötüleşti,” dedi.

Haiti çetelerinin işlediği katliamları göstermek amacıyla Mast, GSF’ye yardım ettiği için palalarla parçalanarak öldürülen bir Haitili erkeğin videosunu Axios ile paylaştı.

Adada tecavüz, kundaklama, haraç ve adam kaçırma olayları yaygın bir şekilde yaşanıyor.

Mast, El Salvador’un kayıp dört personelini bulmasının ötesinde şunları da yapmasını istedi:

“Umarım bu görevin amacı intikam almak, cezalandırmak ve çeteleri yok etmektir. Orada bir amaç ve motivasyonla hareket eden birinin olması gerekiyor. Artık bu mücadele onlar için kişisel bir mesele haline geldi ve mücadele çetelerin kalesine taşınacak. ABD bu işten çıkmak ve milyonları boşa harcamamak istiyor.”

Kolombiya, gayri resmi işgal aracısı olarak işlev görebilir

Bukele, Trump yönetiminin El Salvador’un ABD adına bir vekil güç olarak Haiti’yi sakinleştirmesine izin vermesini önermişti.

Fakat Axios’a konuşan bir kaynak, “Rubio bu konudan uzak durmak istedi. Haiti’yi gündemden uzak tutmak istiyor,” diye konuştu.

Bukele, insansız hava araçları ve nakliye uçakları da dahil olmak üzere ABD’den askeri teçhizat talep etmişti; fakat bu talep resmi olarak reddedildi.

Başka bir kaynağa göre, Kolombiya nihayetinde, görevde ABD’nin izi kalmayacak şekilde Bukele’nin güçlerine teçhizat sağlamak üzere gayri resmi bir aracı olarak hareket edebilir.

Bir Beyaz Saray yetkilisinin verdiği bilgiye göre, Bukele salı günü Trump’ı aradığında, başkan, Bukele’nin kayıp askeri personelinin içinde bulunduğu zor durum nedeniyle üzüntülerini dile getirdi.

Görüşmeyle ilgili bilgi sahibi bir kaynak, “Bukele, oraya gittiği için ABD’nin aniden ona darbe vurmasını istemiyor,” dedi.

Trump’ın Haiti’ye yönelik ilgisi, büyük ölçüde, Trump’ın geçen yıl sonlandırdığı geçici koruma statüsü kapsamında ABD’de bulunan vatandaşlarını geri almasını sağlamaya sınırlı.

Görüşmeyle ilgili bilgi sahibi bir kaynak, “Bukele, başkana bu işi halledebileceğinden emin olduğunu söyledi. Fakat işler karışabilir. Çeteler yanlış adama bulaştı. Bukele’nin kanıtlaması gereken bir şey var,” dedi.

Emperyalist müdahale zilleri Haiti için çalıyor

El Salvador’a “sivillere saldırı” suçlaması

Öte yandan bir Haiti hak savunuculuğu grubu, Salvadorlu güçleri Port-au-Prince yakınlarında sivilleri bombalamakla suçladı.

BM Genel Sekreteri António Guterres’e açık mektubunda “Birleşmiş Milletler Derneği-Haiti” isimli grup, “Çocuklar çeteler tarafından değil, yabancı bombalar tarafından öldürülüyor,” dedi.

Adından farklı olarak, Birleşmiş Milletler Derneği-Haiti, BM’nin bir parçası değil, diasporaya ait bir savunma grubu.

Croix-des-Bouquets doğumlu kurucu Harvey Dupiton, 22 Ekim’den bu yana Salvadorlu askerlerin buradaki ve yakınlardaki Canaan’daki sivil mahalleleri hava saldırıları, helikopterler ve ağır silahlarla vurduğunu yazdı.

Dupiton, “Ailelerimiz bize yatakların altına saklandıklarını söylüyor,” diye ekledi.

Grup, Salvador’un “saldırı amaçlı bombalama operasyonlarının” derhal durdurulmasını, sivil ölümlerine ilişkin bir BM soruşturması açılmasını ve BM Güvenlik Konseyi’nin El Salvador’un “Haiti’de tek taraflı savaş yürütme hakkı olmadığına” dair bir açıklama yapmasını talep etti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English