Bizi Takip Edin

Avrupa

İngiltere, okullarda cep telefonunu yasaklamaya hazırlanıyor

Yayınlanma

İngiltere hükümeti okullarda akıllı telefonların kullanımına yasal bir yasak getireceğini açıkladı.

Eğitim Bakanı Jacqui Smith, pazartesi günü Lordlar Kamarası’nda yaptığı açıklamada, hükümetin bu konuyla ilgili “okullar için net bir yasal zorunluluk getirecek” bir değişiklik önergesini, “Çocukların Refahı ve Okullar Yasası”na sunacağını belirtti.

Eğitim Bakanlığı (DfE), bu adımın “okulların halihazırda uygulamada yaptıklarına yasal bir dayanak sağlayacağını” ifade etti.

Eğitim Bakanı Bridget Phillipson, bu yılın başlarında okullara bir mektup yazarak, okulların gün boyu telefonlardan arındırılmış olması yönündeki yeni kılavuzu uygulamalarını teşvik etmişti.

Hükümet, bu kılavuzu yasal bir temele oturtacağını açıkladı; bu da okulların bu konuya dikkat etmesi gerektiği anlamına geliyor.

Hükümet, bunun Muhafazakârların savunduğu, yani tam anlamıyla yasal bir yasaktan farklı olduğunu savunuyor.

Muhafazakâr Parti’nin gölge eğitim bakanı Laura Trott, önümüzdeki günlerde meclise sunulacak olan bu yasa değişikliğinin “ülke çapındaki okul müdürleri, veliler ve öğrenciler için harika bir haber” olduğunu söyledi.

Trott şunları söyledi:

“Bir yılı aşkın bir süredir İşçi Partisi bunu gereksiz bir aldatmaca olarak görmezden gelmiş ve daha geçen hafta eğitim bakanı sorunun çoktan çözüldüğünü iddia etmişti. Artık bizi dinliyor olmalarına sevindim, bu, sınıflarımızdaki davranışları iyileştirmek ve başarıyı artırmak için doğru adım.”

Hükümet adına Baroness Smith, Lordlar Kamarası’nda, okullar için bir seçenek olarak kılavuzdan “görmemek, duymamak” ilkesini (yani telefonların kapalı ve çanta içinde olması gerektiğini) çıkardıklarını ve “bu konuda daha sert önlemler almamız gerekip gerekmediğini” değerlendirmeye hazır olduklarını söyledi.

Bazı okullar, telefonlar için kilitli dolaplar veya manyetik kapaklı poşetler kullanmayı tercih etti. Hükümetin değişiklik önerisinin ayrıntıları henüz yayınlanmadı.

Liberal Demokratlar, bakanların artık “tüm okulların bu geçişi yönetmek için gerekli desteğe ve fonlara sahip olmasını sağlamaları” gerektiğini söyledi.

Partinin okullar sözcüsü Caroline Voaden, hükümeti yasağın getirilmesine “zorlayarak” öğrenciler, öğretmenler ve aileler için “büyük bir zafer elde ettiklerini” söyledi.

Eğitim Bakanlığı, “cep telefonlarının okullarda yeri olmadığı konusunda her zaman net olduklarını” ve çoğunluğun zaten bunları yasakladığını belirtti.

Bir sözcü, değişiklik önergesinin “uygulamayı güçlendirmek için zaten attığımız adımların üzerine inşa edildiğini” söyledi.

Okullardaki cep telefonu politikaları, nisan ayından itibaren Ofsted denetimlerinin bir parçası olarak izlenecek:

“Çocukların çıkarlarını her zaman ön planda tutacağız; bu, son on yılların en büyük çocuk koruma yasası olarak kabul edilen bu yasa tasarısı aracılığıyla da geçerli olacak.”

Yasa tasarısı, şubat ayında telefonların yasaklanmasını talep eden bir Muhafazakâr Parti değişiklik önergesinin kabul edilmesinin ardından Avam Kamarası ile Lordlar Kamarası arasında takılıp kalmıştı.

Bu haftanın başlarında, Lordlar Kamarası, gölge eğitim bakanı Baroness Barran’ın, tasarıda lise son sınıf öğrencileri, yatılı okul öğrencileri ve telefonları tıbbi cihaz olarak kullananlar için potansiyel istisnalar sağlanması yönündeki önerisini kabul etti.

Okul ve Kolej Liderleri Derneği başkanı, çoğu okulun zaten kendi yasaklarını uyguladığı için kılavuza yönelik yasal desteğin “aslında pek bir şeyi değiştirmediğini” söyledi.

Birliğin genel sekreteri Pepe Di’Iasio, “Gerçekten yararlı olacak olan, hükümetin okullara cep telefonlarının güvenli ve emniyetli bir şekilde saklanması için, örneğin saklama dolapları veya kilitli çantalar gibi, finansman sağlaması,” dedi.

Ayrıca, genellikle okul saatleri dışında meydana gelen “sosyal medyanın ve akıllı telefonların aşırı kullanımının yol açtığı zararla mücadele etmek için çok daha sert düzenleyici önlemler alınması” çağrısında bulundu.

Eğitim yetkisi devredildiğinden, okullarda telefonlara yönelik yaklaşım Birleşik Krallık genelinde değişiklik göstermektedir.

İskoç hükümeti, okul müdürlerinin 2024 yılında okullarda telefon yasağı uygulamasına izin veren bir kılavuz yayınladı.

Galler’de ulusal bir yasak bulunmamakla birlikte, okul müdürleri kendi okullarında cihazların kullanımını yasaklama veya kısıtlama yetkisine sahiptir.

Kuzey İrlanda’da ise dokuz okulda uygulanan telefonsuz pilot program kısa süre önce sona erdi ve raporun haziran ayında yayınlanması bekleniyor.

Avrupa

Ukrayna’ya bütçe desteği çıkmadı: AB kredileri öne çekmeye yanaşmıyor

Yayınlanma

Avrupa Birliği, artan askeri harcamalar nedeniyle ek bütçe desteği isteyen Ukrayna’nın talebini geri çevirerek Kiev’i diğer müttefiklere yönlendirdi. Ukrayna tarafı 27 milyar euroluk yeni finansman açığı bildirirken Brüksel kredilerin öne çekilmesinin 2027 yılında dengeleri bozacağı görüşünde.

Avrupa Birliği (AB), artan askeri harcamalar nedeniyle bütçesinde 27 milyar euroluk ayeni bir açıkla karşılaşan Ukrayna’nın ek finansman talebini geri çevirdi.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre Brüksel, kredilerin öne çekilerek erken ödenmesinin 2027 yılında mali sorunlar yaratacağını belirterek Kiev yönetimini Kanada, Norveç ve Japonya gibi diğer ortaklara yönlendirdi.

Ukrayna yönetimi, tırmanan savaş maliyetleri sebebiyle 27 milyar euro (yaklaşık 30,4 milyar dolar) düzeyinde ek finansman açığı oluştuğunu bildirmiş ve AB’den kredi dilimlerinin serbest bırakılmasını hızlandırmasını istemişti.

Habere göre AB yetkilileri, 2027 yılı için planlanan kredi paketinden 45 milyar euroluk kısmı süratle tahsis etmeyi planlıyor; fakat bu aktarım en erken gelecek yılın başında yapılabilecek.

Birlik bünyesinde Ukrayna’nın ek bütçe ve savunma ihtiyaçlarının tespitine yönelik çalışmaların da eş zamanlı yürütülmesi öngörülüyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen arasında geçen hafta yapılan görüşmede finansman başlığının gerginliğe yol açtığı aktarıldı.

Von der Leyen, temasın ardından yaptığı açıklamada Ukrayna’ya ek savunma desteği sağlanacağını teyit ederken bütçe yardımlarının devamının Ukrayna Parlamentosu’ndaki reform sürecine bağlı olduğunu kaydetti.

Von der Leyen, AB’nin elinde yıl sonuna kadar kullanılabilecek 37 milyar euro kaldığını dile getirdi.

Ukrayna Başbakanı Sergey Koretskiy eylül ayında yaptığı değerlendirmede kamu maliyesinin durumunu kritik seviyeye yakın olarak nitelendirmişti.

Ukrayna Maliye Bakanlığı, 2026 ile 2029 yılları arasında yaklaşık 146 milyar dolarlık dış finansmana ihtiyaç duyulacağını hesaplıyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) ise Ukrayna’nın 2029 yılına kadar 54 milyar dolara varan finansman açığıyla karşı karşıya kalacağını öngörüyor.

Buna karşılık AB Komisyonu’nun Ekonomiden Sorumlu Üyesi Valdis Dombrovskis, Ukrayna’nın 2026 yılı bütçe ihtiyaçlarının büyük ölçüde güvence altına alındığını savundu.

Dombrovskis, sahadaki gereksinimin Kiev’in iddia ettiği kadar acil olmayabileceğini belirterek Avrupa Komisyonu ile IMF’nin 27 milyar dolarlık açık hesabını henüz teyit etmediğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB’ye geri dönüş Londra’ya serbest ticaret anlaşmalarını feda ettirebilir

Yayınlanma

İngiltere’de yeni Başbakan Andy Burnham’ın AB’ye geri dönüş olasılığını gündeme alması, İşçi Partili eski hükümet yetkililerinin maliyet uyarılarına yol açtı. Bloomberg’ün haberinde, Margaret Thatcher döneminde kazanılan bütçe indiriminin kalkması halinde Londra’nın yıllık 5 milyar sterlin ek harcamayla karşılaşacağı ve Brexit sonrası imzalanan üçüncü ülke anlaşmalarının iptal edileceği kaydedildi.

İngiltere’nin Avrupa Birliği’ne (AB) tam üye olarak geri dönmesi durumunda, ülkenin her yıl yaklaşık 5 milyar sterlin (6,6 milyar dolar) ek harcama yapmak zorunda kalabileceği belirtildi.

Bloomberg’in eski Başbakan Keir Starmer yönetiminde görev almış İşçi Partili yetkililere dayandırdığı habere göre, olası bir geri dönüş Londra açısından ciddi bir mali yük ve ticari tavizler getirecek.

Söz konusu maliyet artışının temel nedenlerinden birini, eski Başbakan Margaret Thatcher döneminde elde edilen bütçe indiriminin kaldırılma ihtimali oluşturuyor.

İngiltere’nin ortak AB bütçesine yaptığı net katkıyı yüzde 66 oranında düşüren bu mekanizmanın yürürlükten kalkması, Starmer’ın eski çalışma arkadaşlarına göre İngiliz ekonomisine doğrudan ek yük getirecek.

Yetkililer mali faturaya karşılık Brüksel’in bazı başlıklarda taviz verebileceğini dile getiriyor.

Bu kapsamda AB yönetiminin, İngiltere’yi Schengen Bölgesi’ne katılmaya ya da euro para birimine geçmeye zorlamayabileceği değerlendiriliyor.

Buna karşın üyeliğe dönüş doğrudan mali harcamaların ötesinde kapsamlı ticari zorunlulukları da beraberinde getirecek.

Haberde, Londra’nın AB’den ayrıldıktan sonra üçüncü ülkelerle imzaladığı bütün bağımsız ticaret anlaşmalarını iptal etmek zorunda kalacağına dikkat çekildi.

Temmuz ayı sonunda başbakanlık görevinden ayrıldığını duyuran Keir Starmer’ın yerine geçen yeni Başbakan Andy Burnham, bir sonraki genel seçimlerde İngiltere’nin birliğe geri dönüşü için kampanya başlatabileceğini açıklamıştı.

Yıl sonunda düzenlenmesi planlanan zirvede ele alacağı üç seçeneği paylaşan Burnham; tam üyelik, AB tek pazarına erişim ve gümrük birliğine katılım başlıklarını değerlendireceğini bildirdi.

Starmer da başbakanlığı öncesinde Brexit sürecine destek vermemiş, ayrılık koşullarının yumuşatılmasını savunarak sürecin iptalini de seçenekler arasına alan ikinci bir teyit referandumu düzenlenmesi için çaba göstermişti.

İngiltere’de 23 Haziran 2016 tarihinde yapılan referandumda seçmenlerin yüzde 51,9’u birlikten ayrılma yönünde oy kullanmıştı.

Ülke, 47 yıllık üyeliğin ardından 31 Ocak 2020’de AB’den resmen ayrıldı. Londra, üyelik sürecinde çeşitli ayrıcalıklar ve istisnalar içeren özel bir statüye sahipti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Hamburg Limanı, NATO askeri lojistiği için modernize edilecek

Yayınlanma

Almanya, Hamburg Limanı’nı hem ekonomik rekabet gücünü artırmak hem de NATO’nun savunma lojistiğine hizmet etmek amacıyla genişletmeye hazırlanıyor. Federal hükümetin 2028 yılından itibaren kaynak aktaracağı projeyle rıhtımlar yenilenecek, gemi dönüş alanı 600 metreye çıkarılacak.

Almanya’nın en büyük limanı konumundaki Hamburg Limanı, hem ülke ekonomisini canlandırma hem de NATO’nun askeri lojistik ihtiyaçlarını karşılama hedefiyle kapsamlı bir yenileme sürecine giriyor.

Bild gazetesinin haberine göre limanın, 2028 yılından itibaren özel bir federal fondan mali destek alması planlanıyor.

Hamburg liman sahalarının devlet teşvik haritasına dahil edilmesine ilişkin resmi kararın bu yılın sonuna kadar çıkması bekleniyor.

Projeyle birlikte rıhtım duvarlarının yenilenmesi, eskiyen vinçlerin modern alternatifleriyle değiştirilmesi ve bağlantı yollarının geliştirilmesi hedefleniyor.

Yatırımların temel amacını, limanın Avrupa’nın önde gelen lojistik merkezleri arasındaki konumunu yeniden güçlendirmek oluşturuyor.

Liman altyapısında sivil ve askeri hedefleri birleştiren “çift kullanım” yaklaşımı öne çıkıyor.

Plan çerçevesinde inşa edilecek altyapı, standart konteyner trafiğini hızlandırmanın yanı sıra olası bir kriz anında NATO’ya ait ağır askeri teçhizat ve zırhlı araçların sevkiyatına da kesintisiz lojistik zemin hazırlayacak.

Gazetenin aktardığı ayrıntılara göre 2030’lu yıllara kadar gemi manevra alanının çapının 600 metreye çıkarılması öngörülüyor. Bu genişletme adımı, yeni nesil mega konteyner gemilerinin limana güvenli şekilde yanaşabilmesini sağlayacak.

Liman idaresi, yılın başında kaydedilen yük trafiğindeki gerileme ve pazar payı kaybının ardından toparlanma işaretleri görüldüğünü bildirdi.

İyileşme sürecinde, liman işletmecisi HHLA şirketinin bir buçuk yıldır kilit hissedarları arasında yer alan dünyanın en büyük deniz taşımacılığı firması MSC belirleyici rol oynuyor.

Şirket, HHLA terminalleri üzerinden gerçekleştirdiği elleçleme hacmini artırma taahhüdünde bulundu.

Hamburg eyalet yönetimi ise büyük taşımacılık şirketlerine bağımlılığı dengelemek adına yük trafiğini çeşitlendirme arayışını sürdürüyor.

Hamburg Ekonomi Senatörü Melanie Leonhard, kentin Avrupa, Güney Amerika ve Hindistan ile ticari bağlarını genişletmeyi hedeflediklerini açıkladı.

Almanya’nın liman hamlesi, savunma harcamalarındaki genel artış eğilimiyle eşzamanlı ilerliyor.

2025 yılında Avrupa’da savunmaya en fazla bütçe ayıran ülke olan Almanya’nın, ordunun imkanlarını geliştirerek 2030’a kadar kıtanın önde gelen askeri gücüne dönüşebileceği belirtiliyor.

ABD merkezli Foreign Affairs dergisi şubat ayındaki değerlendirmesinde, Berlin’in bu askeri yükselişinin Avrupa’yı güçlendirmek yerine kıta içinde yeni bölünmelere yol açabileceği uyarısına yer vermişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English