Avrupa
Polonya, silah harcamalarını altınlarını satarak finansa edebilir

Polonya Maliye Bakanı Andrzej Domanski, Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin ordunun finansmanı için altın rezervlerinin satılması yönündeki önerisini “serap” olarak nitelendirdi. Bakan Domanski, Varşova’nın savunma harcamaları için Avrupa Birliği’nin 150 milyar avroluk savunma fonuna erişim sağlama konusunda kararlı olduğunu belirtti.
Polonya Maliye Bakanı Andrzej Domanski, Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’nin ordunun modernizasyonunu finanse etmek amacıyla Merkez Bankası’nın altın rezervlerini satma planını “serap” olarak nitelendirdi.
Financial Times’a (FT) mülakat veren Domanski, bu amaçla Avrupa Birliği’nin sunduğu düşük faizli krediler yerine altın satışına odaklanılmasını eleştirdi.
Bakan Domanski, Polonya’nın Avrupa Birliği’nin 150 milyar avro tutarındaki savunma fonuna erişim sağlamak için çalışacağını ifade etti. Domanski, kredilerin askeri olmayan amaçlarla kullanımı konusundaki “esneklik” payının azalması ihtimaline rağmen bu fonun peşinde olacaklarını vurguladı.
Domanski, ordunun modernizasyonunun Merkez Bankası’nın gelecekteki olası kârlarına ilişkin seraplar üzerine inşa edilmesini kabul etmeyeceğini belirtti.
Polonya, geçtiğimiz yıl yaklaşık 550 tonluk rezervle dünyanın en büyük altın alıcılarından biri haline gelmişti.
Bu miktar, ülkenin toplam rezervlerinin dörtte birinden fazlasına tekabül ediyor. Polonya Merkez Bankası Başkanı Adam Glapinski ise Ocak ayında 700 tonluk yeni bir hedef belirlemişti.
Glapinski, Başbakan Donald Tusk ile AB’nin SAFE programı üzerinden yaşanan anlaşmazlıkta Nawrocki’nin tarafında yer almıştı. Nawrocki, Polonya’nın en büyük faydalanıcısı olduğu ve AB tarafından 43,7 milyar avro tahsis edilen bu programa ilişkin yasa tasarısını veto etmişti.
Glapinski, finansman ihtiyacı için altının satılmasını ve ardından muhtemelen geri alınmasını önermişti. Ancak Bakan Domanski, rezerv satışından elde edilecek her türlü kârın kur dalgalanmalarıyla silinebileceğine işaret ederek Merkez Bankası’nın son dönemde halihazırda zarar ettiğini kaydetti.
SAFE programı, Avrupa Birliği’nin savunmayı güçlendirmek amacıyla oluşturduğu 150 ila 200 milyar avro hacmindeki bir girişimi temsil ediyor. Başbakan Tusk, altın rezervlerinin kullanılması planına karşı çıkıyor.
Tusk’ın ekibi, SAFE kredilerini Polonya ordusunun mevcut fonuna yönlendirmek için Avrupa Komisyonu ile müzakereler yürütüyor. Bu yöntemin bazı kısıtlamaları olsa da Cumhurbaşkanı onayı gerektirmediği belirtiliyor.
Domanski ayrıca, savunma finansmanı için “çok taraflı savunma mekanizması” (MDM) adı verilen başka bir teklif üzerinde de çalıştıklarını açıkladı.
MDM teklifi, üye ülkelerin garantileriyle desteklenen borç senetleri ihraç edilmesini ve elde edilen kaynağın savunma tedariki için kullanılmasını öngörüyor.
Avrupa
İngiliz futbolunda “siyasetten uzak durma” tartışması

İngiltere Futbol Federasyonu, Thomas Tuchel ve gelecekteki İngiltere milli takım teknik direktörlerinin siyaset ve toplumsal meselelerden uzak durup sadece futbola odaklanmalarını istiyor.
The Telegraph’a göre kuruluş, Gareth Southgate’in 2024 Avrupa Şampiyonası finali sonrasında istifa etme kararı ve Thomas Tuchel’in atanmasından önce tercihlerini gözden geçirmiş görünüyor.
2016’da görevi devraldıktan sonra Southgate, kültürü yeniden inşa etmenin bir parçası olarak, Brexit hakkındaki görüşlerinden Black Lives Matter hareketine ve diz çökme eylemine kadar İngiltere milli takımı dışındaki çok çeşitli konulara da dahil oldu.
Ayrıca İngiliz kimliği hakkındaki görüşleri de vardı ve sürekli olarak futbolun çok ötesinde bir rol üstlendi, bu da onun “woke” olduğu ve yetki alanının dışına çıktığı yönündeki suçlamalara yol açtı.
Alman teknik adam Tuchel’in çok daha dar kapsamlı yaklaşımının federasyon için işleri kolaylaştırıp kolaylaştırmadığı sorulduğunda, genel müdür Mark Bullingham şöyle dedi:
“Şöyle ki, bence Gareth, teknik direktörlük kariyerinin oldukça erken dönemlerinde politikadan bahsetmeye başladı ve sonrasında bundan vazgeçmek zor oluyor. Durumu değerlendirdiğimizde, koçun da bizim de, onların sadece futbola odaklanmalarını tercih ettiğimiz ve bunun daha iyi olacağı görüşündeydik. Ve şu anda da bu noktadayız.”
Nitekim, Mart 2025’teki ilk milli takım kampında Tuchel, ayrımın ve sorumluluklarının net bir şekilde anlaşılmasını sağlamak için “menajer” yerine “baş antrenör” unvanında ısrar ettiğini söylemişti:
“Bence baş antrenörün futbola odaklanmasına izin verdiğinizde en iyi şansa sahip olurum. Belki de İngiliz olmamamın arkasına biraz saklanabilir ve saygıdan dolayı ülkenizde olan her şeye değinmeyebilirim. Ve futbola biraz daha odaklanabilirim.”
Bu arada Southgate, bu Dünya Kupası’nda yorumcu olma fırsatlarını reddederek, genç erkeklerin karşı karşıya olduğu kriz hakkında bir BBC belgeseliyle yeniden gündeme geldi.
İngiltere’nin Dallas’ta Hırvatistan’a karşı başlayacak Dünya Kupası serüveninin arifesinde Bullingham, Tuchel’in yeni sözleşmesinin fesih maddeleri açısından federasyon lehine olduğunu da açıkladı.
52 yaşındaki teknik adam, Şubat 2026’da sözleşme uzatımı imzalayarak, 2028’deki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın sonuna kadar görevde kalacak.
Bullingham, sözleşmede Tuchel’in Dünya Kupası’ndan sonra büyük bir kulüp tarafından transfer teklifi alması durumunda, federasyona önemli bir tazminat ödemeden ayrılmasına izin veren herhangi bir madde bulunmadığını söyledi.
Avrupa
Alman savunma şirketi Renk, ilk tankını üretti

Tank şanzıman uzmanı Renk, faaliyet alanını genişletierek pazartesi günü ilk insansız tankını tanıttı.
Renk, söz konusu UGV’yi (İnsansız Kara Aracı) Finli savunma şirketi Patria ile işbirliği içinde geliştirdi.
Handelsblatt’ın haberine göre Renk, her tür tank için şanzıman tedarik eden önde gelen firmalardan biri.
Haziran başında şirket, Augsburg’daki ana üretim tesisinde Leopard 2 ana muharebe tankı için 4.000’inci şanzımanını üretti.
Renk yaklaşık iki yıl önce halka arz edilmişti. O zamandan bu yana hisse senedi yaklaşık yüzde 115 değer kazandı ve geçen yıl MDax endeksine dahil edildi.
2026 yılının ilk çeyreğinde, Augsburg merkezli şirket 6,9 milyar avroluk rekor bir sipariş birikimi elde etti.
Paris’teki Eurosatory savunma fuarında tanıtılan paletli UGV, Patria’nın bir platformunu temel alıyor.
Renk, şanzımanın yanı sıra, direksiyon komutlarının kablo yerine radyo yoluyla iletildiği “drive-by-wire” mimarisini de tedarik ediyor.
Şanzıman, direksiyon, fren ve tahrik fonksiyonlarını dijital olarak kontrol edilen bir güç aktarma sistemi mimarisinde bir araya getiriyor.
Renk’e göre, bu sistem iki yıldan kısa bir sürede askeri standartlara uygun olarak geliştirildi ve onaylandı.
Avrupa
Alman hükümeti artık vicdani retçilerin sayısını açıklamayacak

Alman hükümeti, ülkede kaç kişinin askerlik hizmetini reddediyor olduğunu bundan böyle açıklamamayı düşünüyor.
Alman Barış Derneği – Birleşik Savaş Karşıtları (DFG-VK) tarafından pazartesi günü duyurulduğu üzere, bu durum Sol Parti’den (Die Linke) birkaç milletvekilinin sunduğu bir soru önergesine verilen yanıtlardan anlaşılıyor.
junge Welt’te (jW) yer alan habere göre bu ayın başlarında milletvekilleri, federal hükümete, 1 Ocak 2026’dan bu yana kendileriyle iletişime geçilen kişilerin kaçının vicdani ret başvurusunda bulunduğunu ve bu yıl içinde toplam kaç vicdani retçi tanıma başvurusu yapıldığını sordu.
Hükümetin ise bu bilgiyi güvenlik seviyesi “VS—Sadece Resmi Kullanım İçin” olan gizli belge olarak sınıflandırıldı. Bu gizlilik, “kamu yararı” gereği zorunlu.
Bunun nedeni, devletin vicdani retçi sayısını, “yetkisiz kişilere ifşa edilmesi Federal Almanya Cumhuriyeti’nin veya eyaletlerinden birinin çıkarlarına zarar verebilecek” hassas bilgi olarak sınıflandırması.
Federal hükümete göre sorgulamaya verilen cevabın kamuya açık olması, talep edilen rakamlara dayalı olarak Bundeswehr’in [Alman Silahlı Kuvvetleri] genişleme kapasitesi ve personel ihtiyacı planlaması hakkında çıkarımlar yapılmasına olanak tanıyabilir.
Yine hükümete göre bunlar diğer bilgilerle birleştirildiğinde, “rakamların tam olarak yayınlanması, silahlı kuvvetlerin belirli yeteneklerinin gelecekteki yapılandırması ve personel hazırlığı, dolayısıyla da Federal Almanya Cumhuriyeti’nin savunma kapasitesi hakkında sonuçlar çıkarılmasına yol açabilir.”
Berlin, şimdiye kadar bu sayıları açıklıyordu. Pazartesi günü, DFG-VK, hükümetin vicdani retle ilgili güncel rakamları kamuoyuna sunmayı reddetmesini eleştirdi.
DFG-VK’nın ulusal sözcüsü Cornelia Mannewitz için bu, “hükümetin şeffaflık konusunda yeni bir dip noktası.”
Sonuçta, onun iddiasına göre, bu “gizli konuşlandırma planları, silah sistemleri veya askeri yetenekler” ile ilgili değil, daha çok “vicdani ret hakkını kullanan insanlar” ile ilgili.
Şimdiye kadar federal hükümet bu bilgileri bu kadar kısıtlayıcı bir şekilde ele almamıştı. Son yıllarda, vicdani ret başvurularının sayısı hakkında hâlâ ayrıntılı rakamlar sunuyordu.
Örneğin 2024 için yaklaşık 3.000, 2025 için ise yaklaşık 7.700 başvuru bildirilmişti. jW’ye göre burada görülen artış eğilimi, muhtemelen hükümetin gizlilik politikasının nedeni.
Bu yıl için hükümet, sadece sağlık muayenesi öncesinde sunulan yaklaşık 110 vicdani ret başvurusunun reddedildiğini belirtmişti.
DFG-VK için, bilgilerin açıklanmamasının “kamu yararına” olduğu gerekçesi son derece sorunlu.
Dernek, vicdani ret hakkının “siyasi olarak marjinalleştirilmemesini” ya da “istatistiksel olarak görünmez hale getirilmemesini” savunuyor.
DFG-VK’ya göre bir “demokrasi”, kaç kişinin askerlik yapmak istemediğinin görünür hale gelmesine dayanabilmelidir.
Mannewitz, bu sayıyı gizli tutanlar için, “Ülkenin güvenliğini korumuyor, aksine militarizasyon ve askerlik hizmetinin toplumsal kabulü hakkında kamuoyunda tartışmaların yapılmasını engelliyorlar,” dedi.
Başka yerlerde de, Bundeswehr’in büyük tanıtım kampanyasının henüz hükümetin istediği gibi ilerlemediğine ve özellikle okullarda önemli bir dirençle karşılaştığına dair işaretler artıyor.
Pazartesi günü, Brandenburg Eğitim ve Gençlik Bakanlığı, ordunun propaganda birimi olan “Bundeswehr Bilgi Merkezi” ile, ordunun gelecekte Brandenburg’daki öğrenci kitlesine “bağlayıcı erişim”ini garanti altına almak için bir işbirliği anlaşması imzaladığını duyurdu.
CDU’lu Eğitim Bakanı Gordon Hoffmann, “Okul, gençlerin siyasi muhakeme yeteneğini geliştirdiği ve barış, güvenlik ve sorumluluk konularıyla uğraştığı merkezi bir yer,” diye vurguladı.
Bakana göre okullar ve Bundeswehr arasındaki işbirliği, bu “muhakeme yeteneğini” güçlendiriyor ve “devletin sorumluluğu hakkında içgörüler” sağlıyor.
Öte yandan bu kadar tartışmalara neden oldu. Eyalet meclisindeki BSW milletvekili grubunun eğitim politikası sözcüsü Falk Peschel, pazartesi günü jW’ye verdiği demeçte, meclisin bu anlaşmanın metni hakkında önceden bilgilendirilmediğini söyledi.
Görüş2 hafta önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Diplomasi2 hafta önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 2
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Michael Hudson: Mevcut savaşın tüm detayları elli yıl önce planlandı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Çin’in yükselişi küresel kapitalizmin tüm dengelerini sarsıyor
Asya2 hafta önceJaponya ve Filipinler’in deniz sınırı görüşmeleri Çin’i neden öfkelendirdi?












