Bizi Takip Edin

Avrupa

AB üyeleri İtalya’nın kararsızlığı nedeniyle savunma fonuna erişemiyor

Yayınlanma

İtalya, Avrupa Birliği’nin 14,9 milyar avroluk SAFE savunma kredisine ilişkin anlaşmayı imzalamayı geciktiriyor. Roma yönetiminin enerji krizi ve iç siyasi tartışmalar nedeniyle net bir tutum takınmaması, fondan yararlanmak isteyen diğer üye ülkelerin kaynağa erişimini engelliyor. Euronews, bu gecikme nedeniyle İtalya’nın Avrupa ülkelerini adeta “rehin aldığı” değerlendirmesinde bulundu.

İtalya, Avrupa Birliği’nin SAFE adlı savunma programı kapsamında tahsis edilen 14,9 milyar avroluk kredi sözleşmesini imzalamayı geciktiriyor.

Roma yönetiminin enerji krizi ve iç siyasette süregelen tartışmalar yüzünden talep edeceği nihai miktarı netleştirmemesi, diğer üye ülkelerin kullanılmayan kaynaklara erişmesini engelliyor.

Yeniden dağıtım için belirlenen sürenin yıl sonunda dolacağını aktaran Euronews, İtalya’nın bu tutumuyla Avrupa ülkelerini “rehin tuttuğunu” yazdı.

İtalya hükümeti daha önce 14,9 milyar avroluk kredi talebinde bulunmuş, bu başvuru Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği Konseyi tarafından hızla onaylanmıştı. Ancak Roma yönetimi, çekilecek net miktar konusunda henüz nihai kararını vermedi.

İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani bu hafta yaptığı açıklamada, ülkesinin olası en yüksek miktar olarak 14,9 milyar avronun tamamını “rezerve ettiğini” ifade etti.

Tajani, hükümetin gerçek kredi hacmini ancak yıl sonuna doğru belirleyeceğini kaydetti. Dışişleri Bakanı’nın değerlendirmesine göre bu miktarın 6 ila 9 milyar avro arasında şekillenmesi bekleniyor.

Doğu bloğu ülkeleri kararsızlıktan rahatsız

Euronews’un haberine göre Roma’nın sergilediği bu kararsızlık Avrupa’da giderek büyüyen bir rahatsızlığa yol açıyor. Avrupa Birliği üyesi 17 ülke Avrupa Komisyonu ile anlaşmalarını tamamlamış durumda.

Ancak İtalya’nın pozisyonu nedeniyle, talep edilmeyen fona erişim sağlayamıyorlar. Başlangıçta aldıklarından daha fazla kaynak talep etmiş olan Polonya ve Litvanya’nın da aralarında bulunduğu doğu kanadı ülkelerinin bu fonlara özellikle ihtiyaç duyduğu kaydedildi.

SAFE kurallarına göre, harcanmayan tüm kaynakların yıl sonuna kadar yeniden dağıtılması gerekiyor. Euronews, İtalya’nın adım atmakta gecikmesi halinde Avrupa Komisyonu’nun eylül ayında İtalyan başvurusunu resmen kısıtlayabileceğini ve kalan yaklaşık 10 milyar avro için diğer ülkelerden başvuru almaya başlayabileceğini bildirdi.

Avrupa’nın Güvenlik Eylemi (SAFE), Avrupa hükümetlerinin askeri kapasitelerindeki eksikleri gidermeleri ve Ukrayna’ya verilen desteği sürdürebilmeleri için düşük faizli kredi sağlayan bir AB finansman mekanizması olarak işlev görüyor.

Toplam 150 milyar avro hacme sahip olan SAFE kredi mekanizması, birliğin yeniden silahlanması amacıyla geçen yılın mayıs ayında AB büyükelçileri tarafından onaylanmıştı.

Program, Avrupa Komisyonu’nun mart ayında duyurduğu 800 milyar avroluk “ReArm Europe” (Avrupa’yı Yeniden Silahlandırma) planının bir parçası niteliğini taşıyor.

Enerji krizi ve iç siyaset kararı zorlaştırıyor

İtalya’nın tereddütlü tutumunun arkasında bir dizi iç siyasi ve ekonomik gerekçe yatıyor. Ülke, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması nedeniyle yükselen enerji fiyatlarından olumsuz etkileniyor.

Bunun karşısında İtalyan hükümeti, enerji harcamalarını karşılayabilmek için AB’den bütçe esnekliği talep ediyor.

Diğer yandan, İtalya Fratelli d’Italia (İtalya’nın Kardeşleri), Lega (Lig) ve Forza Italia (Haydi İtalya) partilerinden oluşan iktidar koalisyonu içinde, yaklaşan seçimler öncesinde savunma harcamalarının artırılmasını eleştiren aşırı sağ kanadın baskısı artıyor. İtalya’da bir sonraki parlamento seçimlerinin en geç 22 Aralık 2027 tarihine kadar yapılması gerekiyor.

Euronews, mayıs ayında yayımladığı haberde İtalya’nın SAFE programında 14,9 milyar avro rezerve etmesine rağmen, daha sonra yalnızca imzalanmış sözleşmeleri kapsayacak şekilde 4 ila 5 milyar avro talep etme kararı aldığını duyurmuştu.

Başbakan Giorgia Meloni ve Dışişleri Bakanı Tajani, bu durumu enerji krizine öncelik verilmesi gereğiyle açıklamıştı. Roma’nın enerji harcamaları konusunda Brüksel’den bütçe esnekliği istediği ve bu nedenle SAFE projelerini sunma son tarihini kaçırdığı aktarılmıştı.

Meloni konuya ilişkin olarak, “Vatandaşlarımıza sadece savunma için para olduğunu söyleyemeyiz” ifadelerini kullanmıştı.

La Repubblica gazetesi de Meloni ile AB liderleri arasında Ukrayna konusunda görüş ayrılıkları yaşandığını yazmıştı. Haziran ayı sonunda Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi, NATO müttefiklerinin Ankara Zirvesi’nde üzerinde uzlaşmayı planladığı metinde, Kiev’e 2026 yılında sağlanması öngörülen 70 milyar avroluk desteğin 2027 yılında da aynı seviyede korunmasının yer aldığını aktarmıştı.

Ancak İtalya, Kiev’e yönelik bu uzun vadeli finansman taahhüdüne karşı çıkarak ilgili taslak metne onay vermemişti.

Avrupa

Macron ve Sánchez direndi: AB zirvesinde göç bildirgesi tıkandı

Yayınlanma

AB liderler zirvesinde Danimarka, İtalya ve Polonya’nın göç kurallarını sertleştirme girişimi, 12’den fazla ülkenin desteğine rağmen Fransa, İspanya ve Lüksemburg’un vetosuna takıldı. Fransa ve İtalya’da hayat pahalılığına karşı yüz binlerce kişinin sokağa çıktığı bir dönemde gerçekleşen toplantıda diplomatlar, liderler arasındaki diyaloğu “korkunç ve çirkin” olarak nitelendirdi.

Avrupa Birliği (AB) liderlerinin zirvesinde göç politikası üzerine yaşanan tartışmalar, diplomatların aktardığına göre sertleşerek kriz boyutuna ulaştı.

Politico‘ya konuşan Avrupalı diplomatlar, liderlerin göç konusunda “Avrupa Konseyi oturumuna yakışmayacak” nitelikte “korkunç”, “çirkin” ve “fazlasıyla doğrudan” bir tartışma yürüttüğünü bildirdi.

Gerilim, Danimarka, İtalya ve Polonya’nın zirve sonuç bildirgesindeki göç ifadelerini sertleştirme girişimiyle tetiklendi.

Üç diplomatik kaynağın aktardığına göre bu girişimi 12’den fazla ülke destekledi; ancak Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ve Lüksemburg Başbakanı Luc Frieden metne imza atmayı reddedince uzlaşma sağlanamadı.

Liderler “Avrupa medeniyetini koruma” söylemiyle karşı karşıya geldi

Kaynaklar, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ile Çekya Başbakanı Andrej Babiš’in tartışmada sert ifadeler kullandığını ve göç politikasını “Avrupa medeniyetinin korunmasıyla” doğrudan ilişkilendirdiğini kaydetti.

Görüşmeyi aktaran diplomatlardan biri, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın müdahale ederek bu tartışmayı sonlandırması gerektiğini dile getirdi.

Bir başka kaynak ise tartışmanın hararetli geçmesine rağmen “siyasi nitelik taşıdığını” ve “seçmenlerin gerçek sorunlarına odaklanmak açısından zorunlu olduğunu” savundu.

Zirve sonrası liderlerden Fransa’daki olaylara gönderme

Zirvenin ardından Macaristan Başbakanı Péter Magyar, X hesabından yaptığı açıklamada Fransa’daki şehirleri saran sokak olaylarının “Macaristan’ın göç konusunda neden en katı yaklaşımı benimsediğini herkes için anlaşılır kıldığını” öne sürdü.

Polonya Başbakanı Donald Tusk ise Fransa’daki gelişmelere doğrudan değinmeden, “Polonya diğer Avrupa ülkelerinin hatalarını tekrarlamayacak ve bunların bedelini ödemeyecektir” açıklamasını yaptı.

Politico, Magyar ve Tusk’ın çıkışlarının AB içindeki görüş ayrılıklarını derinleştirdiğine dikkat çekti.

Bu gerilimin, üye ülkelerin birliğin uzun vadeli bütçesi ile Ukrayna’ya sağlanacak mali kaynakları karara bağlaması gereken bir süreçte öne çıktığı belirtildi.

Fransa’da ekim ayında hayat pahalılığı ve hükümetin sosyal politikalarına karşı başlayan kitlesel gösteriler geniş çaplı sokak olaylarına dönüştü.

İçişleri Bakanlığı eylemlere yaklaşık 550 bin kişinin katıldığını duyururken, sendikalar katılımcı sayısını 800 bin olarak açıkladı; Paris, Lyon ve Marsilya gibi kentlerde polisle çatışmalar, yağma ve kundaklama olayları kaydedildi.

Fransa’nın ardından İtalya’da da hayat pahalılığı, akaryakıt zamları ve vergiler nedeniyle protestolar düzenlendi.

Milano, Torino, Bologna ve Bergamo’da göstericiler polise taş ve patlayıcı maddeler fırlattı; eş zamanlı olarak Arnavutluk’ta da yolsuzluk karşıtı gruplar Başbakan Edi Rama’nın istifasını talep eden gösteriler yaptı.

Sokak eylemleri üzerine açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, Fransa hükümetine sınırlarını kapatma çağrısında bulundu.

Trump, “Tamamen farklı bir dünyadan gelen, yüreklerinde nefret taşıyan insanların göçü bu bir zamanların büyük ülkesini mahvetti. Sınırları kapatın ve çok geç olmadan durumu kontrol altına alın” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Fransa’da protestolar devam ediyor: Kentlerde sokağa çıkma yasağı adımı

Yayınlanma

Fransa’da hayat pahalılığı ve eğitim şartlarına karşı başlayan protestolar devam ederken hükümet bazı kentlerde sokağa çıkma yasağı getirilmesini istedi. İçişleri Bakanlığı olaylarda yarım milyondan fazla kişinin sokağa çıktığını, yaklaşık 2 bin 400 kişinin gözaltına alındığını ve 1000’e yakın güvenlik görevlisinin yaralandığını bildirdi.

Fransa’da hayat pahalılığı ve eğitim koşullarına tepki olarak başlayan eylemler, hafta sonu ülke genelinde sokak çatışmalarına dönüştü.

Yaşananları son yılların en ağır şiddet dalgası olarak niteleyen yetkililer, büyük kentlerde kontrolü kaybettiklerini itiraf etti.

Hükümet kriz toplantısının ardından düzeni yeniden sağlamak amacıyla bazı kentlerde sokağa çıkma yasağı getirilmesini talep ederken, güneydeki liman kenti Marsilya pazartesi günü boyunca kamuya açık toplanmaları yasakladı.

Paris’te eylemcilerin ablukaya alacağını duyurduğu Louvre Müzesi kapılarını kapatırken, pazar günü Cumhuriyet Meydanı’nda polis ile göstericiler arasındaki gerilim sürdü.

Belediye binaları ve kamu kurumları ateşe verildi

Ülke genelindeki tahribat başkentle sınırlı kalmadı. Porseleniyle tanınan Limoges kentinin 19’uncu yüzyıldan kalma tarihi belediye binası alevlere teslim oldu; yapının kulesi çevrede toplananların tezahüratları arasında çöktü ve geriye yalnızca iskeleti kaldı.

Belediye Başkanı Guillaume Guérin, sosyal medya platformu X’teki paylaşımında belediyeye yapılan saldırının doğrudan cumhuriyete yöneldiğini kaydetti.

İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, Marsilya, Lille ve Angers kentlerinde belediye binalarına girildiğini açıkladı.

Bakan istifasını sundu, yarım milyonu aşkın kişi sokağa çıktı

Büyük kentlerde hakimiyetin yitirildiğini kabul eden İçişleri Bakanı Nuñez, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a istifasını sunduğunu ancak Macron’un bu talebi geri çevirdiğini bildirdi.

İçişleri Bakanlığı verilerine göre Fransa genelinde eylemlere yarım milyondan fazla kişi katıldı. Olaylarda yaklaşık 2 bin 400 kişi gözaltına alınırken, 1000’e yakın polis ve itfaiye görevlisi yaralandı.

Nuñez, gözaltına alınanların öğrenci protestolarıyla doğrudan ilgisi bulunmadığını savundu.

Macron solu suçladı, muhalefet iktidara yüklendi

Sağ siyasetçilerin olağanüstü hal ilan edilmesi çağrılarına rağmen Macron bu adımı atmaktan kaçındı. Pazar akşamı televizyondan halka seslenen Cumhurbaşkanı, şiddetten soldaki “marjinal grupları” sorumlu tuttu.

Görüntüleri izlerken yurttaşların bunu kendi ülkelerine nasıl yapabildiğini sorguladıklarını belirten Macron, “Bunu hiçbir şey haklı çıkaramaz, hiçbir şey açıklayamaz, hiçbir şey affettiremez” dedi ve cumhuriyeti yıkmaya çalışanların hesap vereceğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanlığı görevinin son aylarında artan borç yükü, duraklayan ekonomik büyüme ve toplumsal hoşnutsuzlukla yüzleşen Macron yönetimi, nisan seçimleri öncesinde sert eleştirilerin hedefi oldu.

Solun lideri Jean-Luc Mélenchon faturayı iktidara keserken, kamuoyu yoklamalarında önde giden sağcı cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen yönetimi “tükenmiş, yönünü yitirmiş ve kendi acizliğine yorum yapmaktan başka hiçbir şey üretemeyen” bir ekip olarak niteledi.

Fransa’daki protestolar Avrupa borsalarını ve avroyu vurdu

Washington’dan göçmen çıkışı geldi

Fransız yetkililer göstericilerin dile getirdiği hayat pahalılığı gibi kaygıları meşru bulup şiddet için solu işaret ederken, göçmenlere yönelik bir suçlamada yer almadı.

ABD Başkanı Donald Trump ise Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda şiddetin nedenini göç olarak gösterdi ve “Fransa yanıyor!” ifadesini kullandı.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede Fransa’daki görüntülerin Amerikalılar için uyarı niteliğinde olduğunu belirterek, “Kongre’deki Demokratların ülkeniz için istediği gelecek tam olarak bu” sözleriyle Amerikan iç siyasetine atıf yaptı.

Öğrenci taleplerinden sendika ve çiftçi grevlerine

Ülkedeki dalga, geçen ay lise öğrencilerinin yetersiz derslik koşulları, eskiyen binalar ve öğretmen eksikliğine karşı sokağa çıkmasıyla başladı. Polisin biber gazıyla müdahale ettiği öğrenci eylemlerine ilerleyen haftalarda sendikalar ile çiftçiler de eklendi.

Toplumsal tepkinin odağında yükselen yaşam maliyeti ve İran’daki savaşın etkisiyle artan doğalgaz fiyatları yer alıyor.

Fransız öğrencilerin eğitim şartlarına yönelik talepleri, son günlerde benzer gerekçelerle sokaklara çıkan İspanya, Portekiz ve Arnavutluk’taki akranlarının itirazlarıyla benzerlik gösteriyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Polonya: Hegseth Afganistan’da ölen askerlerin ailelerine hesap versin

Yayınlanma

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in NATO ülkelerinin Afganistan’daki muharebe katkısını sorgulaması Varşova’nın tepkisini çekti. Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, Hegseth’e yanıtında Gazni vilayetinde 44 Polonyalı askerin hayatını kaybettiğini hatırlattı.

Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in NATO müttefiklerinin Afganistan’daki muharebe katkısını sorgulayan sözlerine sert tepki gösterdi.

Sikorski, Amerikalı bakana hitaben, bu ifadeleri Gazni vilayetinde hayatını kaybeden Polonyalı askerlerin ailelerine söylemesi gerektiğini kaydetti.

Tartışma, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in cumartesi günü Knoxville’deki Tennessee Üniversitesinde Yedek Subay Hazırlık Kolordusu (ROTC) öğrencilerine ve yeni ordu mensuplarına hitap etmesiyle başladı.

Yüzbaşı rütbesiyle Afganistan’da yaptığı askeri göreve değinen Hegseth, Kabil’deki NATO karargahını ziyaret ettiği dönemi anlattı.

Karargahta yaklaşık 50 ülkenin bayrağının dalgalandığını hatırlatan Hegseth, o döneme ilişkin izlenimini aktardı. Hegseth, “Bu güzel bir manzaraydı: NATO ittifakına ve bölgedeki ISAF misyonuna katkı sunan 50 farklı ülke” dedi.

Hegseth: Çatışmalara yalnızca birkaç ülke katıldı

Konuşmasında sahadaki askeri operasyonlara değinen Hegseth, bu ülkelerin yalnızca küçük bir bölümünün muharebe faaliyetlerinde yer aldığını öne sürdü.

Hegseth, “Gerçek katkıyı sağlayan belki beş ülke hariçti. Doğrusunu söylemek gerekirse, misyonun sonuna doğru muharebe operasyonlarına katılan ülke sayısı bir veya ikiye inmişti” iddiasını dile getirdi.

Aynı zamanda Başbakan Yardımcısı olan Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, Hegseth’in bu değerlendirmesine pazar günü X platformu üzerinden yanıt verdi.

Sikorski paylaşımında, “Sayın Savunma Bakanı, bunu zorlu Gazni vilayetini emniyete alırken hayatını kaybeden 44 Polonyalı askerin ailelerine söyleyin” ifadesini kullandı.

Afganistan misyonunda 33 binden fazla Polonyalı görev aldı

NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti (ISAF), 11 Eylül’de Dünya Ticaret Merkezine düzenlenen saldırıların ardından 2001 yılında kuruldu.

Gücün mevcudu, en yoğun döneminde 40’tan fazla ülkeden yaklaşık 130 bin askere ulaştı.

Bu uluslararası gücün bünyesinde 2002 ile 2021 yılları arasında Afganistan’daki Polonya Askeri Birliği de görev yaptı.

Bütün görev değişimleri boyunca misyonda 33 binden fazla Polonyalı asker ve askeri personel hizmet verdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English