Diplomasi

İran ve ABD nükleer görüşmelerde ‘ilerleme’ kaydedildiğini bildirdi

Yayınlanma

İran ve ABD, salı günü Cenevre’de, Donald Trump’ın, Tahran’ın bir anlaşmaya varmaması halinde bunun “sonuçlar” doğacağı yönündeki tehdidini yinelemesinin ardından nükleer görüşmeler için bir kez daha bir araya geldi.

Umman’ın kolaylaştırıcılığında gerçekleşen müzakereler, bu ayın başlarında Maskat’ta yapılan bir tur dolaylı görüşmenin devamı niteliğindeydi ve ABD’nin bölgedeki askeri yığınağını sürdürdüğü bir döneme denk geldi.

ABD özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner Washington’ı temsil ederken, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi Tahran’ı temsil etti.

Geçtiğimiz hafta Ortadoğu’ya ikinci bir uçak gemisi grubu göndereceğini açıklayan Trump, pazartesi akşamı görüşmelere “dolaylı olarak” dahil olacağını ve bu görüşmelerin “çok önemli” olduğunu söylemişti.

Trump, Air Force One’da gazetecilere verdiği demeçte, “Bence bir anlaşma yapmak istiyorlar. Anlaşma yapmamanın sonuçlarını istediklerini sanmıyorum” ifadelerini kullanmıştı.

ABD, geçtiğimiz ay içinde Ortadoğu’ya ek savaş gemileri, savaş uçakları ve hava savunma sistemleri sevk etti.

İranlı yetkililer ise bir anlaşma istediklerini bancak savaşa da hazır olduklarını söylediler.

Arakçi: İkinci tur, ilkinden daha ciddi geçti

İran Dışişleri Bakanı, müzakerelerde henüz bir atılım olmadığını ve bir anlaşma için ‘belirli bir yol haritası’ bulunmadığını söylese de “Önceki tura kıyasla daha yapıcı bir şekilde yürütüldü” dedi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran ile Washington arasında İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılan ikinci tur dolaylı nükleer müzakerelerin ardından yaptığı açıklamada, “yol gösterici ilkeler” konusunda “genel bir anlayışa” varıldığını söyledi. Arakçi, bunun kısa süre içinde bir anlaşmaya varılacağı anlamına gelmediğini ancak sürecin başladığını belirtti.

“Görüşmeler ciddi bir atmosferde ve önceki tura kıyasla daha yapıcı bir şekilde yürütüldü” diyen Arakçi, “Teknik meselelere ilişkin istişareler bir gün önce başlamıştı ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Rafael Grossi ile de verimli görüşmeler yapıldı” dedi.

Arakçi, “Metin taslağı hazırlamaya yönelik çabalar kapsamında görüşmeler sırasında çeşitli fikirler önerildi ve incelendi. Yol gösterici ilkeler konusunda genel bir anlayışa vardık ve bundan sonra metni yazma aşamasına geçmek için bu ilkeleri tartışacağız” derken, “Yol daha yeni başladı” vurgusu yaptı.

“Metnin taslağını hazırlamak daha zor olacak ve ayrıntılı çalışma gerektirecek. Önceki tura kıyasla daha iyi ilerleme kaydedildi” diyen Arakçi, “Bu aşamada belirli bir yol haritası yok, ancak ilerleme yolu daha net ve umut verici görünüyor. Bir sonraki görüşme turunun zamanlaması henüz belirlenmedi” ifadelerini kullandı.

Vance: İlerleme var ama Trump’ın kırmızı çizgileri kabul edilmedi

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise Arakçi gibi “dolaylı nükleer görüşmelerin ikinci turunda bazı ilerlemeler sağlandığını” söylese de, “Tahran’ın Donald Trump yönetiminin belirlediği kırmızı çizgileri henüz kabul etmediğini” belirterek dayatma politikasından geri adım atmadı.

Fox News’e konuşan Vance, “Bazı açılardan iyi geçti, yeniden görüşme konusunda mutabık kalındı. Ancak başkanın belirlediği ve İran’ın henüz kabul etmeye hazır olmadığı kırmızı çizgiler var” dedi.

Vance bu kırmızı çizgilerin başında “İran’ın nükleer silah edinmemesinin geldiğini” belirtti. ABD Başkan Yardımcısı, Tahran’ın nükleer silah istemediğini söylemesine rağmen “bu yönde niyet taşıdığına işaret eden unsurlar bulunduğunu” iddia etti. ABD’nin diplomasi yoluyla çözüm aradığını savunan Vance, “Diplomasi bir noktada tükenirse başkanın başka seçeneklere yönelme yetkisi var” dedi.

Pezeşkiyan: Nükleer silah istemediğimizi hangi dilde söylemeliyiz?

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise müzakerelerin ardından yaptığı açıklamada, İran’ın nükleer silah arayışısında olmadığını ama uluslararası anlaşmalarla garanti edilen barışçı nükleer enerji hakkından vazgeçmeyeceğini yineledi.

“Nükleer silah istemediğimizi hangi dilde söylemeliyiz? Bu konuda her türlü doğrulamaya hazırız” diyen Pezeşkiyan, “Dini liderin fetvasına dayanarak, ideolojik açıdan kesinlikle nükleer silah peşinde değiliz ve bunu nasıl doğrulamak isterlerse istesinler, biz hazırız” ifadelerini kullandı.

Pezeşkiyan, İran’ın tıbbi, tarımsal ve endüstriyel amaçlarla kullanılan barışçıl nükleer programından vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Hürmüz’de tatbikat

Devrim Muhafızları bu hafta, dünyadaki deniz yoluyla taşınan ham petrolün yaklaşık üçte birinin geçtiği kritik bir deniz ticaret yolu olan Hürmüz Boğazı’nda bir deniz tatbikatına başladı.

Devlet televizyonu dalı günü, muhafızların deniz kuvvetlerinin, gemi savar seyir füzelerini test etmek ve stratejik su yolunun olası kapatılmasını prova etmek için boğazın bazı kısımlarını birkaç saatliğine trafiğe kapatacağını bildirdi.

Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Ali Rıza Tengsiri, kuvvetlerinin, İran liderleri ne zaman emrederse, su yolunu kapatmaya hazır olduğunu söyledi.

Hamaney’den Trump’a yanıt: Öyle bir darbe alırsınız ki…

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, salı günü yaptığı bir konuşmada ABD’nin askeri tehditlerini reddederek, İslam Cumhuriyeti silahlı kuvvetlerinin güçlü misilleme saldırıları düzenleme kapasitesine sahip olduğunu ima etti.

Hamaney, “Dünyanın en güçlü orduları bile öyle bir darbe alabilir ki bir daha ayağa kalkamazlar” dedi.

Hamaney, tıpkı önceki ABD yönetimlerinin İran’da rejim değişikliği sağlayamaması gibi, Trump’ın da bunu başarma girişiminin başarısız olacağını ekledi. “Ona söylüyorum: Sen de bunu yapamayacaksın” dedi.

Anlaşmanın önündeki engeller

Bu ayki görüşmeler, ABD’nin haziran ayında İsrail’in İran’ın ana nükleer tesislerini hedef aldığı 12 günlük savaşa katılmasından bu yana yapılan ilk görüşmeler.

Trump, saldırıların İran’ın nükleer programını “paramparça ettiğini” söyledi ancak son haftalarda İran’ın nükleer silaha sahip olmamasını garanti altına alacak bir anlaşma istediğini yineledi.

Diplomatlar, hasımlar arasındaki derin güvensizlik ve tarafların görüşmelerden beklentileri arasındaki uçurum göz önüne alındığında, bir anlaşmaya varılmasının önünde büyük zorluklar olduğu uyarısında bulundu.

Kritik bir engel, ABD’nin İran’ın hem nükleer yakıt hem de silah yapımında kullanılabilecek malzeme üretebilen bir süreç olan uranyum zenginleştirme kabiliyetinden kalıcı olarak vazgeçmesi yönündeki uzun süredir devam eden talebi oldu.

Tahran bu talebi reddederek, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi anlaşmasına imza atan bir ülke olarak zenginleştirme hakkına sahip olduğunda ısrar ediyor ve nükleer silah geliştirmeye çalıştığını reddediyor.

Hamaney, İran’ın nükleer enerjiden tamamen vazgeçmesi yönündeki taleplerin kabul edilemez olduğunu söyledi. “Müzakerelerin sonucunu önceden belirlemek aptallıktır” dedi.

Arabuluculuk çabalarında yer alan Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, geçen hafta FT’ye verdiği demeçte, “Amerikalılar, İran’ın belirlenen sınırlar içinde zenginleştirme yapmasına tolerans göstermeye istekli görünüyor” dedi.

Washington ayrıca görüşmelerde İran’ın balistik füze programına ve bölgesel militanlara verdiği desteğe yönelik kısıtlamaların da yer almasını isterken, Tahran yalnızca nükleer konuya odaklanılmasında ısrar ediyor.

Ancak Trump’ın mesajları karmaşıktı; başkan yalnızca İran’ın nükleer programını kapsayan bir anlaşmanın “kabul edilebilir” olabileceğini öne sürdü.

Arakçi pazartesi günü, haziran ayında ABD ve İsrail tarafından bombalanan üç tesise erişim sağlamaya çalışan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi ile görüşmelerde bulundu.

Geçen hafta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran’ın nükleer silah yapmaya çalışmadığını kanıtlamak için nükleer tesislerini “her türlü doğrulamaya” açmaya hazır olduğunu söylemişti.

Arakçi pazartesi günü, “Adil ve hakkaniyetli bir anlaşmaya varmak için gerçekçi fikirlerle Cenevre’deyim” dedi.

X’teki bir paylaşımında ise “Masada olmayan şey: tehditler karşısında boyun eğmektir” ifadelerini kullandı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version