Ortadoğu
İran ve Umman transit hat üzerinde anlaştı: Hürmüz Boğazı’nda kontrol Tahran’a geçebilir
İran ile Umman arasında olası bir anlaşmanın Hürmüz Boğazı’nı yeniden trafiğe açabileceği ve boğaz trafiğinin ortak kontrolünü iki ülkeye vererek Tahran’a önemli bir imtiyaz sağlayabileceği bildirildi.
İran ile Umman arasında taslak aşamasındaki anlaşma, Hürmüz Boğazı’nı yeniden trafiğe açabilir ve Boğaz’daki gemi trafiğinin kontrolünü bu iki ülkeye devrederek Tahran’a önemli bir yetki alanı tanıyabilir.
Detayları henüz netleşmeyen plana göre Tahran’ın Boğaz üzerinden Basra Körfezi’ne giren gemilerin denetimini üstleneceği iddia edilirken, çıkış yönündeki trafiği kimin yöneteceği ve İran’ın bu süreçteki nihai rolünün ne olacağı belirsizliğini koruyor.
İki ülkenin çarşamba günü Boğaz’dan geçecek gemiler için yeni bir rota üzerinde uzlaştığı bildirildi.
Anlaşmanın yürürlüğe girmesi halinde durum, Trump yönetimi yetkililerinin İran’ın bu hayati denizyoluna erişimi tek başına kontrol edemeyeceğine dair defaatle dile getirdiği beyanlarla çelişecek.
Altıncı ayına giren ve kamuoyunda destek bulmayan savaş ortamından çıkış arayan ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran-Umman görüşmelerinin yarattığı ivmeyi Tahran ile daha kapsamlı bir nükleer anlaşma müzakeresine dönüştürmeyi amaçladığı ifade ediliyor.
İran’ın Boğaz’a erişimi denetlemesine imkan tanıyacak bir mutabakat, Washington’ın başlangıçta koşulsuz teslim olacağını öngördüğü Tahran yönetiminin, ABD-İsrail savaşı neticesinde bölgesel nüfuzunu artırdığına işaret ediyor.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) Ortadoğu Programı Direktörü Mona Yacoubian konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bence temel mesele şu ki, eğer bir anlaşma sağlanırsa bu, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen trafiği denetleme kabiliyetini koruduğu bir anlaşma olacak” ifadesini kullandı.
Yacoubian, ABD’nin bu şartları kabul etmesi halinde, Washington ve Tahran arasında haziran ayında imzalanan ancak çatışmaların yeniden başlamasıyla çöken ilk mutabakat zaptında öngörüldüğü gibi 60 günlük yeni bir barış müzakeresi sürecinin başlayabileceğini ekledi.
Yacoubian, The Hill gazetesine verdiği demeçte, “İran nihayetinde Boğaz’ı kontrol etme yetkisinde ısrarcı olmayı sürdürecek. Mesele bir tavizden ziyade bunun nasıl uygulanacağı ve ABD için bu anlaşmaya onay verirken itibarını koruyabileceği bir yolun bulunup bulunmayacağıdır. Asıl büyük soru işareti budur” dedi.
Görüşmelere ilişkin haberlerin bu hafta hız kazandığı ve cuma gününe kadar bir uzlaşıya varılabileceği kaydedilirken, bu durum Boğaz’ın derhal açılacağı anlamına gelmiyor.
Küresel petrol ve doğalgaz arzının beşte birinin geçtiği nakliye rotasının kapalı kalması, akaryakıt ve diğer tüketim maddelerinin fiyatlarını artırmış durumda.
İran ve Umman’ın Boğaz’ı nasıl sevk ve idare edeceğine dair teknik detaylar henüz netleşmedi. Reuters’ın aktardığına göre İran, Boğaz’ı kullanan gemilerden taşıdıkları yükün değerinin yüzde 5’i ile yüzde 7’si arasında değişen oranlarda geçiş ücreti talep etmeyi hedefliyor.
Umman ise yüzde 3 civarında daha düşük bir ücret öngörüyor. Savaş öncesi durumda herhangi bir geçiş ücreti alınmadığını belirten ABD tarafı ise ücret alınmamasını talep ediyor.
Trump, salı günü Kaliforniya’da gazetecilere yaptığı açıklamada Tahran ile ilişkilerin “gayet iyi ilerlediğini” iddia etse de İran yönetiminin ABD ile doğrudan görüşme yürüttüğünü reddetmesi tablonun karmaşıklığını koruyor.
Trump bir anlaşmanın imzalanması ihtimaliyle ilgili olarak, “Bu yarın da olabilir, sonraki gün de. Çok ciddi mesafe katedildi” dedi.
Fox News kanalına da konuşan Trump, İranlı yetkililerle “gün boyu süren müzakereleri” de kapsayan “çok olumlu temaslar” gerçekleştirdiklerini söyledi. Trump, “Eğer tekrar masadan kalkarlarsa çok ağır şekilde vurulacaklar” değerlendirmesinde bulundu.
Çarşamba öğleden sonra Las Vegas’ta konuşan Trump, anlaşmanın son durumuna dair somut bir detay vermezken, “İnsanların ölmesini istemediğim için bir anlaşma yapmayı tercih ederim” diyerek temasların sürdüğünü ifade etti.
Buna karşın ABD’nin izlediği askeri stratejinin şu ana kadar netice vermediği değerlendiriliyor.
ABD’nin İran’a yönelik aylardır sürdürdüğü hava bombardımanları ve son olarak temmuz ayında gerçekleştirilen iki haftalık yoğun saldırılar Boğaz’ı trafiğe açmaya yetmediği gibi Washington’ın kritik mühimmat stoklarının eksilmesine yol açtı.
Hudson Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Bryan Clark, İran’ın tutumuna ilişkin olarak, “Bu kozun ellerinde olduğunu biliyorlar. ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı güç kullanarak açmak ve İran’ın kontrolünü engellemek için gereken daha geniş kapsamlı bir harekatı göze alamayacağını, dolayısıyla bu kontrolü geri almasının mümkün olmadığını düşünüyorlar” dedi.
ABD’nin kritik mühimmat stoklarının ciddi seviyede azalması üzerine Körfez ülkelerinin endişelerini dile getirdiği ve bu durumun Trump’ın hafta sonu İran’a yönelik saldırıları artırma tehdidinden vazgeçmesinde etkili olduğu aktarıldı.
Trump’ın İran’ı şiddetli askeri eylemlerle tehdit ettikten sonra geri adım atarak müzakerelere alan açtığı ve nisandan bu yana en az beş kez tekrarlanan bir döngüye girdiği belirtiliyor.
Mona Yacoubian, “ABD’nin önleme füzelerinin önemli bir bölümünü tükettiğine dair haberler, yaklaşan ara seçimler ve ABD içindeki yaşam maliyetleri ile akaryakıt fiyatları üzerindeki sürekli baskı göz önüne alındığında, bu döngüyü daha kaç kez tekrarlayabileceğimiz belirsizdir” dedi.
Öte yandan Bryan Clark, ne kadar iyi planlanmış olursa olsun, algılanan bir zayıflık durumunda askeri seçeneğe yönelme eğilimi gösteren Trump’ın kararları nedeniyle olası bir anlaşmanın hızla bozulabileceğini belirtti.
Clark, The Hill’e yaptığı açıklamada, “Risk şu ki, bir anlaşma sağlandığında herkes buna bakıp ‘İran istediğini aldı, ABD ise elinde hiçbir şey olmadan kaldı’ diyebilir. Trump’ın bu yorumlardan hoşlanmayacağını ve gücünü kanıtlamak için yeniden harekete geçmek zorunda hissedeceğini düşünüyorum. Ardından İran ticareti tekrar durduracak ve aynı noktaya geri döneceğiz” dedi.
Anlaşmanın önündeki bir diğer engeli ise ABD’nin Basra Körfezi’nde sürdürdüğü deniz ablukası oluşturuyor. Tahran yönetimi, Boğaz’ın yeniden trafiğe açılması için ablukanın kaldırılmasını şart koşuyor.
İran Dışişleri Bakanlığı iç basına yaptığı açıklamada, “Hürmüz Boğazı’nı güvensiz kılan unsurlar, özellikle ABD’nin deniz ablukası ile İran’a ve çıkarlarına yönelik diğer saldırgan ve tehditkar eylemleri nedeniyle varlığını sürdürmektedir” ifadelerini kullandı.
Trump yönetiminin hareket alanının sınırlı olduğuna dikkat çekilse de bazı şahin isimler ablukanın kaldırılmasının hata olacağını savunuyor.
Demokrasileri Savunma Vakfı’ndan (FDD) Richard Goldberg, çarşamba günü sosyal medyada paylaştığı mesajda, “Abluka kalktığı an Başkan kozunu kaybeder. Petrol satışına emanet hesap şartı olmaksızın izin verildiği saniye daha fazlasını kaybeder. İran dondurulan hesaplarını borçlarını ödemek için kullandığı an kaybı daha da büyür” değerlendirmesini yaptı.
Buna karşın bazı ABD’li milletvekilleri yönetimin diplomasi yürüütme kabiliyetine güven duyduğunu ifade ediyor. Cumhuriyetçi Senatör Roger Wicker çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Diğer tüm anlaşmalarda olduğu gibi bu süreçte de yönetime olan güvenim tamdır” dedi.
Gündemdeki anlaşmayı değerlendiren Bryan Clark ise, “Kimsenin bu durumdan memnun olmadığını biliyorum. Bölge ülkeleri memnun değil, oradan petrol tedarik eden Asyalı müttefikler memnun değil ama şu aşamada elde edilebilecek en iyi anlaşma muhtemelen budur” ifadelerini kullandı.