Ortadoğu
İsrail, Lübnan’da uzun soluklu bir savaşa hazırlanıyor
Financial Times, İsrail’in İran ile süren çatışmadan bağımsız olarak Lübnan’da uzun soluklu bir harekata hazırlandığını ortaya koydu. Hizbullah’ın yaklaşık bir hafta önce cephe açmasının ardından İsrail saldırılarında 400’den fazla Lübnanlı hayatını kaybederken, Tel Aviv’in Beyrut’un tüm diplomatik girişimlerini reddetmesi kuzey cephesindeki gerilimin kronikleşme riskini artırıyor.
Financial Times’a konuşan kaynaklar, İsrail’in İran ile süren çatışmanın sonucundan bağımsız biçimde Lübnan’da Hizbullah’a karşı uzun soluklu bir harekata hazırlandığını aktardı.
“İsrailli yetkililer, Hizbullah ile savaşın uzayabileceği ve İran ile savaştan daha uzun sürebileceği ihtimaline karşı uluslararası aktörleri hazırlıyor” diyen kaynaklar, Fransa’nın Hizbullah’ın silahsızlandırılması için destek teklif ettiğini ve daha kapsamlı bir İsrail operasyonunu önlemeye yönelik diplomatik girişimlerin sürdüğünü de belirtti.
Konuya aşina bir kaynak ise Tel Aviv’in bu hesabı Hizbullah’ın ilk roket saldırısını düzenlediği 2 Mart’tan bile önce yapmaya başladığını ifade etti. Geçen yıl yayımlanan haberlerde de Lübnan’a yönelik askeri tırmanış planlarının hazır tutulduğu bildirilmişti.
400’ü aşkın ölüm, işgal genişliyor
Hizbullah’ın yaklaşık bir hafta önce cephe açmasının ardından İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 400’ü geçti. Tel Aviv yönetimi, bu ayın başında başlatılan kara operasyonu çerçevesinde Güney Lübnan’da daha geniş bölgelerin işgal edilmesi yönünde çağrıda bulundu. İki taraf arasındaki çatışmalar bölgede yoğun biçimde sürüyor.
İsrail devlet televizyonu KAN, Tel Aviv’in “güvenlik kuşağı” olarak tanımladığı hattı genişletme seçeneğini değerlendirdiğini aktardı. Söz konusu hat, Lübnan tarafındaki bir dizi tepe ve stratejik noktayı kapsıyor; Kasım 2024’te ilan edilen ateşkese karşın bölge, İsrail kuvvetleri tarafından işgal altında tutuluyor.
Beyrut uzlaşmak istiyor, Tel Aviv kapıyı kapatıyor
Lübnan hükümeti, Hizbullah’ın askeri faaliyetlerini yasakladığını, örgütün derhal silahsızlandırılması gerektiğini ve İsrail ile doğrudan görüşme yapılmasını istediğini açıkladı.
Tel Aviv yönetimi ise Beyrut’un tüm diplomatik girişimlerini reddetti. Haberde, Washington’ın da Lübnan hükümetinin önerilerini, Hizbullah’ın son bir yılda silahsızlandırılamamış olması gerekçesiyle kabul etmediği vurgulandı.
Tüm bunlar, İran’ın ABD ve İsrail ile ateşkes görüşmelerini reddettiği ve İran ile Hizbullah’ın koordineli füze saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde yaşanıyor.
Merkava tankları vuruldu, uydu tesisi hasar gördü
Hizbullah’ın pazartesi düzenlediği saldırıda Kudüs yakınlarındaki bir İsrail uydu tesisinin zarar gördüğü bildirildi. Lübnanlı hareket, o tarihten bu yana bir dizi yeni operasyon düzenlediğini ve Güney Lübnan’daki İsrail kara birlikleriyle çatışmaların sürdüğünü duyurdu.
Hizbullah, son günlerde birkaç Merkava tankını hedef aldığını açıklarken Tel Aviv yönetimi iki İsrail askerinin öldüğünü kabul etti. Salı günü sabahın erken saatlerinde yapılan açıklamada ise Hizbullah üyelerinin Hıyam kasabasının güney çevresinde İsrail birliklerini pusuya düşürdüğü ve üç tankı doğrudan vurduğu bildirildi.
İki cepheli savaş, ordunun sınırlarını zorluyor
İsrail basınında yer alan değerlendirmeler, ordunun aynı anda iki cephede savaş yürütme kabiliyetinin sınırlı olduğuna işaret ediyor.
Maariv gazetesi, İsrail ordusunun hem Hizbullah hem de İran’a karşı eş zamanlı savaşa hazır olmadığını savundu. Gazetenin savaş muhabiri Avi Aşkenazi, orduyu “görece küçük ve sınırlı kaynaklara sahip bir güç” olarak nitelendirerek her gün binlerce mühimmat tüketimini gerektiren iki cepheli bir savaşı birden yönetmenin mevcut koşullarda mümkün olmadığını kaydetti.
Haberde ayrıca Hizbullah’ın roket ve insansız hava aracı saldırılarının temposunun giderek arttığı vurgulandı.
Jerusalem Post’a konuşan bir kaynak, İsrail değerlendirmelerine göre Hizbullah operasyonlarının kısa vadeli bir gerilim değil, İsrail güçlerini yıpratmayı ve kuzey cephesindeki askeri dengeyi köklü biçimde değiştirmeyi hedefleyen uzun soluklu bir stratejinin parçası olduğunu söyledi. İsrailli yetkililerin de bu değerlendirmeyi giderek daha sık dile getirdiği aktarıldı.