Ortadoğu
İsrail meclisi, Filistinlilere idam cezası öngören yasayı kabul etti
İsrail meclisi Knesset, İsraillilere yönelik saldırılardan hüküm giyen Batı Şerialı Filistinliler için idam cezasını zorunlu hale getiren tartışmalı yasa tasarısını yasalaştırdı. Başbakan Netanyahu’nun desteğiyle geçen düzenleme, yalnızca askeri mahkemelerde yargılanan Filistinlileri kapsarken, benzer suçları işleyen Yahudi İsraillileri dışarıda bırakıyor.
İsrail meclisi Knesset, İsraillilere yönelik saldırılardan hüküm giyen Batı Şerialı Filistinliler için idam cezasını zorunlu hale getiren tartışmalı yasayı kabul etti.
Yeni düzenleme, askeri mahkemelerde yargılanan Filistinlilere idam cezası verilmesini öngörüyor. Buna karşın, Filistinlileri öldüren Yahudi İsrailliler aynı kapsamda değerlendirilmiyor.
30 gün içinde yürürlüğe girecek yasa, pazartesi günü Knesset’te 62 kabul, 48 ret ve 1 çekimser oyla geçti. Başbakan Binyamin Netanyahu da yasaya destek verdi.
Aşırı sağın siyasi kazanımı: Ben-Gvir’in seçim vaadi yasalaştı
Yasanın kabulü, İsrail aşırı sağı açısından önemli bir siyasi kazanım olarak nitelendirildi. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, düzenlemeyi uzun süredir savunuyordu ve bu başlığı, partisi Otzma Yehudit ile Netanyahu arasındaki koalisyon mutabakatının temel maddelerinden biri haline getirmişti.
Filistin Yönetimi ise yasayı “Filistin halkına karşı işlenmiş bir savaş suçu” olarak tanımladı. Yapılan açıklamada, düzenlemenin özellikle adil yargılanma hakkı ve bireylere tanınan hukuki güvenceler bakımından Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı olduğu vurgulandı.
Yasa yalnızca askeri mahkemeleri ve Filistinlileri kapsıyor
Gazze’de İsrail saldırıları sürerken gündeme getirilen yasa, yalnızca İsrail vatandaşı olmayan Batı Şeria’daki Filistinlileri yargılayan askeri mahkemelere idam cezası verme yetkisi tanıyor. İsrail Demokrasi Enstitüsü’nden Amichai Cohen, Associated Press’e yaptığı açıklamada, “Yahudiler bu yasa kapsamında yargılanmayacak” dedi. Cohen ayrıca, uluslararası hukuka göre İsrail Meclisi’nin, egemenlik alanı dışında kalan Batı Şeria’da yasama yetkisine sahip olmadığını hatırlattı.
Knesset Ulusal Güvenlik Komitesi’nin hukuk danışmanı da daha önceki görüşmelerde, tasarının af ya da ceza indirimi imkanı tanımadığına dikkat çekerek bunun uluslararası sözleşmelerle çeliştiğini belirtmişti.
İnsan hakları örgütlerinden “yüzde 96 mahkumiyet” uyarısı
İnsan hakları örgütü B’Tselem, yasa kabul edilmeden önce yaptığı açıklamada, askeri mahkemelerde yargılanan Filistinliler için mahkumiyet oranının yaklaşık yüzde 96 olduğunu bildirdi. Örgüt, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Birçok durumda bu mahkumiyetler, sorgu sırasında baskı ve işkenceyle alınan ‘itiraflara’ dayanıyor” ifadelerini kullandı.
Açıklamada ayrıca, yasanın yalnızca Filistinlileri hedef alacak şekilde hazırlandığı ve Filistinlilerin öldürülmesini olağanlaştıran bir cezalandırma mekanizmasına dönüştürebileceği savunuldu. Filistinli tutuklular üzerine çalışan Addameer’e göre, 11 Mart itibarıyla İsrail tarafından tutulan 9 bin 500’den fazla Filistinlinin üçte birinden fazlası, herhangi bir yargılama olmaksızın idari tutukluluk altında bulunuyordu.
Yasanın kabul edilmesinden kısa süre sonra İsrail Sivil Haklar Derneği, düzenlemeye karşı İsrail Yüksek Mahkemesi’ne başvurduğunu açıkladı. Dernek, yasayı “yapısı gereği ayrımcı” ve Batı Şeria’daki Filistinliler üzerinde “hukuki yetki olmaksızın çıkarılmış” bir düzenleme olarak nitelendirdi. Dernek ayrıca, yeni yasayla birlikte idam cezası verilmesi için gereken eşiğin düşürüldüğünü, mahkemelerin artık oybirliği yerine basit çoğunlukla karar verebileceğini kaydetti.
İsrail hukukunda teknik olarak soykırım ve savaş dönemi casusluk gibi suçlar için idam cezası mümkün olsa da, ülkede 1962’de Adolf Eichmann’ın idamından bu yana bu ceza uygulanmadı. Oylama öncesinde yakasında idam ilmeği şeklinde bir rozetle konuşan Ben-Gvir, “Bugünden itibaren her terörist ve bütün dünya şunu bilecek: Kim bir can alırsa, İsrail Devleti de onun canını alır” dedi.
İşgal altındaki Batı Şeria’da şiddetin arttığı bir dönemde kabul edilen yasa; Fransa, Almanya, İtalya ve Birleşik Krallık tarafından kınandı. Uluslararası Af Örgütü ise düzenlemenin “İsrail’in apartheid sistemine eklenen yeni bir ayrımcı araç” olacağı uyarısında bulundu.