Bizi Takip Edin

Avrupa

İsrail silah şirketleri Almanya’da yayılıyor

Yayınlanma

İsrail bağlantılı savunma sanayi şirketleri Almanya’da faaliyetlerini giderek genişletiyor ve bu ülkede hızla artan sayıda silah fabrikası kurmayı planlıyor.

German Foreign Policy’deki analize göre yeni silah fabrikaları, bir yandan Alman Silahlı Kuvvetleri’nin (Bundeswehr) hızlı bir şekilde yeniden silahlanmasına katkıda bulunurken; diğer yandan, Yakın ve Orta Doğu’da savaşın daha da tırmanması durumunda İsrailli şirketlerin, İsrail silahlı kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu silahları güvenli bir mesafeden üretmelerine imkân tanıyor.

Bu, örneğin İran’a karşı bir başka saldırı savaşı durumunda bir güvenlik ağı sağlıyor.

Almanya ile İsrail arasındaki bu yeni savunma işbirliği biçimi, 1950’lerin ortalarından beri gelişen iki ülkenin silah üreticileri arasındaki ortaklığa dayanıyor.

Almanya için bu işbirliği, en azından İsrail’in güçlü ve savaş tecrübesi olan askeri-sanayi kompleksinin yüksek teknoloji kapasitelerine erişim imkânı sunuyor.

İsrail savunma sanayiinin ihracat bağımlılığı

2020’lerin başında uzmanlar, İsrail’de tamamen veya en azından kısmen savunma teçhizatı üretimi yapan şirket sayısını 600 ila 700 olarak tahmin ediyordu.

O dönemde bu şirketler toplamda yaklaşık 100.000 işçi istihdam ediyordu; bu rakam, İsrail sanayisindeki tüm çalışanların dörtte birinden biraz azını oluşturuyordu.

Bunların en büyük üçü, yıllık cirosu yaklaşık 8 milyar dolar olan özel şirket Elbit ile 7,4 milyar dolar cirolu devlet şirketi Israel Aerospace Industries (IAI) ve 6,8 milyar dolar cirolu Rafael (2025 rakamları).

Karşılaştırma amacıyla belirtmek gerekirse: Almanya’nın en büyük savunma sanayi şirketi Rheinmetall, 2025 yılında yaklaşık 10 milyar avro gelir kaydetmişti.

Cazip kârlar elde etmek için, İsrail savunma sanayii genel olarak, İsrail silahlı kuvvetlerinin savaş nedeniyle maruz kaldığı sürekli yıpranmaya rağmen, ihracata büyük ölçüde bağımlı.

Hatta son yıllarda ihracat, gelirinin düzenli olarak yüzde 75’ini oluşturdu; toplamda, tüm İsrail ihracatının yaklaşık yüzde 7,5’i savunma sanayisinden geliyor.

Uzmanlara göre bu durum, İsrail’in sektörünü küresel ortalamanın sekiz katına çıkarmış durumda.

İsrail’e adanmış bir devlet: Almanya

İsrail silah sistemlerinin “cazibesi”

Sektörün içinden gelenler, İsrail savunma sanayisinin başarısını ve dünya çapındaki silah alıcıları için cazibesini çeşitli faktörlere bağlıyor.

İsrail’in bölgedeki Arap devletleri, İran ve Türkiye’den sürekli olarak daha iyi donanımlı ve teknolojik açıdan daha gelişmiş olma arzusu sık sık dile getiriliyor.

Ayrıca, savunma şirketleri ile İsrail silahlı kuvvetleri arasındaki yakın bağların, İsrail silah sistemlerinin optimizasyonuna katkıda bulunduğu yaygın olarak savunuluyor.

Sık sık son derece gelişmiş bir teknolojik inovasyon kültürüne atıfta bulunuluyor. Bunun en iyi örneği, askeri istihbarat servisine bağlı, her türlü elektronik keşif ve siber operasyonlarda uzmanlaşmış “Unit 8200.”

Üç ila beş yıllık hizmetin ardından birimden ayrılan askerler son derece nitelikli kabul edilir; bu askerler, bazılarının Silikon Vadisi’ne bile benzettiği İsrail teknoloji girişimleri dünyasına katılırlar.

Ayrıca, İsrail silah sistemleri genellikle savaş koşullarında test ediliyor. Örneğin, 2025 yılının sonlarında, Almanya da dahil olmak üzere çeşitli ülkelerden gelen hükümet yetkililerine, İsrail Savunma Bakanlığı’nın sponsorluğunda düzenlenen bir konferansta, Gazze Şeridi’ndeki bir binayı vuran insansız hava araçlarını gösteren videolar izletildi.

Amaç, bu ülkeleri insansız hava araçlarını satın almaya teşvik etmekti.

Bundeswehr için yüksek teknolojili silah arayışı

Alman savunma şirketleri, on yıllardır İsrailli silah üreticileriyle işbirliği yapıyor.

1950’lerin ortalarından itibaren ivme kazanan düzenli ikili silah ticaretine ek olarak, en azından 1970’lerden beri yüksek teknolojili silah sistemleri konusunda özel bir işbirliği sürüyor.

O dönemde, Federal Almanya Cumhuriyeti, Tornado avcı uçağı için bir radar bozucu geliştirmesi amacıyla İsrail’e sipariş vermişti.

Bu cihaz, 1982 Lübnan işgalinde İsrail Hava Kuvvetleri tarafından test edildi ve son derece başarılı oldu.

Alman-İsrail savunma işbirliğine ilişkin bir araştırmaya göre, “elektronik savaş”, “Almanya ile İsrail arasında özellikle yakın bağların olduğu bir sektör” olarak kaldı.

Daha sonraki yıllarda bile Bundeswehr, İsrailli şirketlerden defalarca yüksek teknolojili silahlar satın aldı.

Örneğin, Bundeswehr’in Afganistan’da görevlendirilen ilk büyük insansız hava araçları olan Heron 1’ler IAI’dan temin edildi. İsrailli şirket, teslimat ve işletim konusunda Rheinmetall ile yakın işbirliği içindeydi.

Almanya’nın şu anda tedarik aşamasında olduğu modern Arrow 3 hava savunma sistemi de İsrail menşeli.

Bu sistem, IAI tarafından ABD’li Boeing şirketi ile işbirliği içinde üretiliyor.

Alman ordusu, İsrail’in “Gazze deneyiminden” yararlanacak

Alman-İsrail ortak savunma girişimleri

Özellikle 1990’lardan bu yana, Alman ve İsrailli şirketler askeri teçhizat üretiminde de doğrudan işbirliği yapıyor.

Örneğin, 1996 yılında Rheinmetall ve Israel Military Industries (bu şirket daha sonra Elbit tarafından satın alındı) mühimmat geliştirmek amacıyla bir ortak girişim kurmuştu.

Diğer ortak girişimler ise öncelikle İsrail silah sistemlerinin Avrupa’da pazarlanmasına hizmet etti.

Örneğin, 1998 yılında Almanya’da Rheinmetall (yüzde 40), Diehl Defence (yüzde 40) ve Rafael (yüzde 20) tarafından kurulan EuroSpike, Rafael tarafından üretilen tanksavar silahlarının Avrupa’da satışını kolaylaştırmıştı.

IAI tarafından üretilen EL/M-2084 radar sistemleri, İsrailli holding tarafından Rheinmetall Canada ile ortaklaşa satılıyor. 2015 yılında Kanada silahlı kuvvetlerine ve 2020 yılında Macaristan silahlı kuvvetlerine satış gerçekleştirilmişti.

Rheinmetall Italia ise İsrailli UVision şirketi ile ortaklaşa Hero kamikaze insansız hava araçlarını üretiyor.

2025 yılının sonunda, her iki şirket de bir NATO üye devleti için önemli sayıda Hero insansız hava aracı üretmek üzere yüz milyonlarca avroluk bir sözleşme imzaladı.

Almanya’da sekiz yeni İsrail tesisi

Şu anda İsrailli savunma şirketleri bir sonraki adımı atıyor ve Almanya’ya silah sistemleri ihraç etmenin ve Alman silah üreticileriyle ortak üretim yapmanın ötesinde, Almanya’daki kendi üretimlerini de genişletiyorlar.

Bunun arka planında, sadece İsrail’de değil, özellikle Avrupa ülkelerinde hızla artan askeri teçhizat talebi yatıyor.

Sınırlı iç üretim kapasitesine rağmen bu talebi karşılamak için İsrailli savunma şirketleri artık başta Almanya olmak üzere fabrikalar kuruyor.

Örneğin Osnabrück’teki eski Volkswagen fabrikasında Rafael, hava savunma sistemlerine yönelik bileşenler ve sistemler üretecek.

Volkswagen bu amaçla fabrikayı yatırımcı Aurelius Capital ve Aşağı Saksonya eyaletine satacak.

Rafael, IAI ile işbirliği içinde geliştirdiği ve ürettiği İsrail’in Çelik Kubbe hava savunma sistemiyle tanınıyor.

Elbit ise, eski bir Airbus yöneticisi olan Elbit Almanya Başkanı Marian Rachow’un da doğruladığı üzere, önümüzdeki birkaç yıl içinde Almanya’da “1.000’in çok üzerinde” çalışanı barındıracak “sekiz adede kadar yeni tesis” kurmayı planlıyor.

Halle’nin batısındaki Sangerhausen’da kurulacak bu tesislerden birine karşı protestolar şimdiden artmaya başladı.

Volkswagen, İsrail’e hava savunma sistemi üretecek

İkili işbirliği genişliyor

İsrail savunma şirketlerinin neden şu anda Almanya’daki yatırımlara öncelik verdikleri sorulduğunda, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin eski bir finans direktörü yakın zamanda şöyle dediği aktarıldı:

“Almanya, Avrupa’nın en önemli sanayi merkezidir ve İsrail ile yakın bağlar sürdürmektedir. Bu da onu, uzun vadeli planlar yapabileceğimiz bir ortak haline getirir.”

Ayrıca, Alman hükümeti askeri güçlenmeye muazzam meblağlar ayırıyor.

2025’te parlamentoya girmeden önce önce Rheinmetall’da, ardından da şu anda Rafael’in sahibi olduğu Dynamit Nobel Defense’da çalışan ve Federal Meclis Savunma Komitesi üyesi olan CDU milletvekili Bastian Ernst, İsrailli savunma holdinglerinin Almanya’da fabrika kurmasını “iki yönlü bir güvenlik ağı” olarak tanımlıyor:

“İsrail için bu, bir çatışmaya karışmaları durumunda tedarik sağlayabilecekleri bir üretim tesisine sahip olmanın getirdiği güvenliği sağlıyor.”

Bundeswehr’in ise “bu teknolojiye Almanya’da sahip olunursa ve bundan yararlanabilirse” fayda sağlayacağına inanıyor.

Dolayısıyla bu, her iki tarafın da muharebe yeteneklerini artırmaya hizmet eden yakın bir işbirliği gibi görünüyor.

Avrupa

“Kararları sağ alıyor, Sol Parti de onlara uyuyor”

Yayınlanma

Berlin’de yapılan seçimlerden zaferle ayrılan Sol Parti, “ana akım” partilerden ve sağdan gelen salvolar karşısında uyumlu bir çizgi izlemeye çalışıyor.

En azından junge Welt (jW) için yazan Max Grigutsch böyle düşünüyor. Berlin seçimlerinin ardından siyasi yelpazenin neredeyse tamamından gelen Sol Parti karşıtı kampanyaya değinen Grigutsch, “Kararları Sağcılar Alıyor, Solcular Onları Takip Ediyor” diye yazıyor.

Yazar, seçimlerin ardından gelen saldırıların bir özetini yapıyor: Sol Parti, “kamulaştırma fantezileri” beslemekle (CSU Genel Sekreteri Martin Huber’e göre bir “sosyalist intihar görevi”) ve “İsrail’e ve Yahudilere karşı sistematik bir nefret” yaymakla (İsrail’in Berlin Büyükelçisi’ne göre), aynı zamanda “aşiret suçlarıyla” da yakından bağlantılı olmakla suçlanıyor.

Seçim gecesi, organize suçla ilişkilendirilen Lübnan kökenli Issa Remmo’nun Sol Parti’nin seçim partisinde çekilmiş görüntüleri, sanki önceden ayarlanmış gibi tüm medya kanallarında yayıldı.

jW yazarı, “Halka açık bir etkinlikti; adam davet edilmemişti ve muhtemelen hemen dışarı atılmıştı; iddialar zaten tamamen saçmaydı, ama kimin umurunda: Kanaat önderleri böyle bir fırsatı kaçırmaya niyetli değildi,” diye yazıyor.

Sol Parti’de “çete lideri” krizi

Remmo’nun oğullarından biri olan Firas ile Federal Meclis Üyesi Ferat Koçak arasındaki sohbet kayıtları kamuoyuna açıklandığında ve tüm medya ve siyaset dünyası “çılgına döndüğünde”, Grigutsch’a göre “normalde daha aklı başında olan Sol Parti üyeleri” bile saklanmaya çalıştı.

Koçak, yazışmalar sırasında o kişinin kim olduğunu bilmediğini iddia etse de, yine de bir “hata”dan söz etti. Koçak ikinci bir açıklamaya kadar Federal Meclis’teki görevlerinden ayrıldı.

Sol Parti’nin grup başkanı Sören Pellmann’a göre, Koçak bir sonraki duyuruya kadar İçişleri Komisyonu toplantılarına da katılmayacak.

“Ajitatörlerin sahte histerisine kanmamalıyız,” diyen yazar, sağcıların “Sol Parti’ye bir kemik atıldığında ne yapacağını çok iyi bildiklerini” söylüyor ve şöyle devam ediyor:

“Koalisyon şartı olarak kamulaştırma mı? Elif Eralp, konunun görüşmeler sırasında ‘masaya yatırılacağını’ söylüyor. Bir rapçi “Yalla, Yalla Intifada” diye mi bağırıyor? Eralp, ‘bu performansı en sert şekilde kınıyor.’ İsrail büyükelçisi, Sol Parti’nin başarısının ardından Yahudiler için ‘acil bir varoluşsal tehdit’ görüyor mu? Eyalet başkanı Kerstin Wolter bunu reddediyor ama bir kez daha ‘İsrail’in var olma hakkı’nın arkasında durduğunu ve ‘terörün her türlü yüceltilmesine ve şiddet çağrılarına’ karşı olduğunu açıkça ortaya koyuyor; başka bir deyişle, suçlamanın yarısını kabul ediyor.”

Hükümet sorumluluğu hedefleyen bir parti yönetiminin “sürekli boyun eğmemenin kendi çıkarına olduğunu” fark etmesini bekleyen Grigutsch, “Sihirli kelime ‘omurga’dır. Ama mesele şu: Yeşiller, SPD ve CDU’dan toplam 112.000 oy koparmayı başaran ve belki de zaten büyük şehirlerin yeni sosyal demokrat partisi olmak isteyen bir Sol Parti, tam tersi bir sonuca varabilir,” diyerek Sol Parti’nin “yeni SPD-Yeşiller” ekseninde bir rol aradığına işaret ediyor.

Sol Parti’den “antisemitizm” suçlamalarına tepki

Okumaya Devam Et

Avrupa

Peter Thiel, Axel Springer Ödülü’nü alacak

Yayınlanma

ABD’li teknoloji milyarderi Peter Thiel, Alman yayıncılık devi Axel Springer tarafından verilen “Axel Springer Ödülü”nü alacak.

Yaz aylarında Thiel’in 2026 Axel Springer Ödülü’nü alacağını duyururken, CEO Mathias Döpfner, PayPal ve Palantir’in kurucu ortağını, “ilerlemenin cesaret ve aykırılık gerektirdiğini bize hatırlatan” “nadir girişimcilerden biri” olarak övmüştü.

Döpfner, “Girişimcilik faaliyetlerinin yanı sıra Peter Thiel, inovasyon, özgürlük ve Batı toplumlarının geleceği üzerine kamuoyundaki tartışmalara damgasını vurmuştur,” dedi.

Ödül duyurusunun başlığı, “Dijital dönüşüme belirleyici bir katkı sağlayan bir girişimci, yatırımcı ve öncü düşünür için ödül” idi.

Axel Springer grubu Almanya’da Die Zeit ve Bild’in, ABD’de POLITICO ve Business Insider’ın, Britanya’da ise The Telegraph’ın sahibi.

Ödül kararının ardından Business Insider ve Politico’da görev yapan 120’den fazla gazeteci, kararı protesto etti ve bu teknoloji yatırımcısını övmenin, şirketin basın özgürlüğüne yönelik beyan ettiği taahhüdüyle çeliştiğini savundu.

Politico’nun sahibi Döpfner’den JD Vance’e övgü

Çalışanlar, bugün (24 Eylül) Berlin’de Thiel’in şirketin yıllık ödülünü alacağı tören öncesinde, Axel Springer yönetimine yazdıkları bir mektupta itirazlarını dile getirdiler.

Thiel’in basınla olan geçmişi, ABD’nin önde gelen haber kuruluşlarına sahip bir şirket içinde bu kararı özellikle hassas bir hale getirdi.

Gawker’da 2007 yılında Hogan’ın eşcinsel olduğunu ifşa eden bir makale yayınladıktan sonra, Thiel Hulk Hogan’ın bu internet sitesine karşı açtığı davayı gizlice finanse etmişti.

Hogan, 2016 yılında 140 milyon dolarlık tazminat kararı kazandı. Bu karar, Gawker’ın iflasına yol açarken, varlıklı kişilerin haber kuruluşlarına karşı dava açma imkânı üzerine daha geniş çaplı bir tartışmayı da alevlendirdi.

Çalışanların tepkisi, Axel Springer’in ABD’deki haber merkezlerinden birinin basın erişimi konusunda ayrı bir mücadele verdiği bir dönemde ortaya çıktı.

Politico, CNN ve MS NOW, Başkan Donald Trump’ın gazetecilerinin Beyaz Saray’a girişini yasaklamasının ardından bu hafta Trump yönetimine dava açtı.

Elon Musk’ın AfD ve Almanya’ya ilgisi büyüyor

Axel Springer, Temmuz ayında Thiel’in ödülün sahibi olduğunu duyururken, bu ödülün iş dünyası, toplum veya teknoloji üzerinde kalıcı bir etki bırakmış kişileri onurlandırdığını belirtti ve bunu, etkili isimlerle etkileşim kurma, “fikirlerini sorgulama ve onların geleceğe dair vizyonlarını kamuoyundaki tartışmalara taşıma” fırsatı olarak tanımladı.

Çarşamba günü çalışanların itirazları hakkında sorulan bir soruya, Axel Springer sözcüsü TheWrap’e söz konusu açıklamaya atıfta bulundu.

Sözcü ayrıca perşembe günkü törenin canlı olarak yayınlanacağını da belirtti.

Törende Thiel ve Döpfner arasında bir söyleşi de olacak. Ayrıca CBS News Genel Yayın Yönetmeni Bari Weiss bir konuşma yapacak ve PayPal’ın kurucu ortağı Max Levchin ile bir sohbet gerçekleştirilecek.

Axel Springer Ödülü’nün önceki sahipleri arasında Jeff Bezos, Mark Zuckerberg, Elon Musk, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Microsoft CEO’su Satya Nadella ve OpenAI CEO’su Sam Altman bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

ASML şu anda Avrupa’da çip üretim makineleri satmıyor

Yayınlanma

Şirketin küresel halkla ilişkiler sorumlusu Frank Heemskerk’e göre, ASML şu anda Avrupa’da hiçbir çip üretim makinesi satmıyor.

Heemskerk, ABD, Çin ve Hindistan’ın kendi yerli yarı iletken endüstrilerini geliştirmek için büyük yatırımlar yaparken Avrupa’nın geride kalma riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Yönetici, “Avrupa’da hiç satış yapmıyoruz. Bunun nedeni, Avrupa’nın yatırım yapmaması ve burada hiçbir çip fabrikasının inşa edilmemesi,” dedi.

ASML yetkilisine göre, ABD, Çin ve Hindistan, şirketi kendi ülkelerinde faaliyetlerini genişletmesi için ikna etmeye çalışıyor.

ASML, küresel yarı iletken tedarik zincirinde kilit bir rol oynuyor. Şirket, en yeni nesil çipleri üretebilen gelişmiş litografi makinelerinin tek üreticisidir.

Avrupa Birliği, COVID-19 pandemisi sırasında yaşanan küresel yarı iletken kıtlığının ardından 2023 yılında yürürlüğe giren Çipler Yasası’nın revizyonu üzerinde çalışıyor.

Bu yasa, Avrupa’nın küresel çip üretimindeki payını artırmayı amaçlıyor.

Fakat şu ana kadar bu yasa, Avrupa’da yeni yarı iletken fabrikalarının inşasını teşvik etme konusunda pek bir etki yaratmadı.

Avrupa Sayıştayı geçen yıl, AB’nin 2030 yılına kadar Avrupa’nın küresel çip pazarındaki payını ikiye katlama hedefine ulaşmasının pek olası olmadığı sonucuna vardı.

Taiwan Semiconductor Manufacturing Company (TSMC) ve Samsung Electronics gibi müşteriler, bu makineleri kullanarak silikon çiplerin üzerine karmaşık transistör desenleri basıyor.

Bu nedenle ASML’nin teknolojisi, yapay zekanın küresel gelişiminde hayati bir rol oynuyor.

ASML ve Brüksel, Avrupa’nın küresel teknoloji sektöründeki konumunu güçlendirmenin, tedarik zincirlerini daha dayanıklı hale getirmenin ve yarı iletkenlere olan talebi artırmanın yollarını arıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English