Diplomasi
Alman ordusu, İsrail’in “Gazze deneyiminden” yararlanacak

Alman ordusu, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ile işbirliğini genişletiyor, ortak tatbikatlar planlıyor ve İsrail’in “Gazze Savaşı’ndaki deneyimlerinden” yararlanmak istiyor.
German Foreign Policy’de yer alan habere göre geçen hafta sonunda Ordu Müfettişi Christian Freuding, İsrail’e bir gezi düzenledi. Daha önce, İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, sivil-askeri “gri” alanlarda, özellikle Almanya’yı siber saldırılardan korumak için bir “siber kubbe” geliştirilmesinde daha yakın işbirliği yapma konusunda anlaşmışlardı.
Ayrıca, İsrail silahlı kuvvetlerinin Gazze’de hedef tanımlama için kullandığı yapay zeka uygulamalarında da işbirliği hazırlanıyor.
Yıllar önce, IDF’nin Gazze Şeridindeki “kapsamlı operasyonel deneyimine dayanarak” Alman ordusu askerlerine evden eve ve tünel savaşı eğitimi verdiği bildirilmişti.
Almanya-İsrail askeri işbirliği 1950’lere kadar uzanıyor
Federal Almanya Cumhuriyeti’nin İsrail ile silah ve askeri işbirliği 1950’lere kadar uzanıyor.
O dönemde Alman yetkililer, devriye botları gibi ilk askeri teçhizatı sağladı ve İsrailli askerler bunların kullanımı konusunda eğitildi.
İşbirliği, özellikle 1990’lardan bu yana dahada yoğunlaştı. Berlin tarafından sübvanse edilen pahalı Alman denizaltılarının ihracatı, Almanya’nın 2019 ile 2023 yılları arasında İsrail’in en büyük ikinci büyük silah tedarikçisi haline gelmesini ve ihracat değerinde yüzde 30’luk bir paya sahip olmasını sağladı.
Almanya ayrıca, Gazze’de de kullanılan İsrail Merkava 4 tankları için motorlar (MTU) ve şanzımanlar (Renk) tedarik ediyor.
Alman Silahlı Kuvvetleri ile İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) arasındaki pratik işbirliği, özellikle İsrail birliklerinin somut operasyonel deneyimlerine odaklanıyor ve Alman tarafı bu deneyimleri askerlerinin eğitimi için kullanıyor.
Örneğin, on yıldan fazla bir süre önce, yaklaşık 110 Alman askeri personelin, ev ve tünel savaşının eğitim programının bir parçası olduğu Tse’elim Kentsel Savaş Eğitim Merkezine gönderildiği bildirilmişti.
Bundeswehr’e göre, İsrail silahlı kuvvetlerinin Gazze Şeridinde “tam olarak bu becerilere sahip olması gerekiyordu.”
Alman Hava Kuvvetleri, İsrail ile ortak tatbikatlara katılıyor
Silahlı kuvvetlerin çeşitli kolları, uzun bir yoğun işbirliği geçmişine sahip. Ev ve tünel savaşı eğitimi kara kuvvetlerinin tekelindeyken, 2017’den bu yana Alman Hava Kuvvetleri, ABD, İngiltere, Yunanistan ve Hindistan gibi diğer hava kuvvetlerinin de katıldığı, iki yılda bir İsrail’de düzenlenen Blue Flag (Mavi Bayrak) hava kuvvetleri tatbikatına düzenli olarak katılıyor.
2020 yılında İsrail Hava Kuvvetleri (IAF), Almanya’da ilk kez hava savaşı tatbikatlarına (Federal Cumhuriyet’in NATO çerçevesinde kurduğu Çokuluslu Hava Grubu’nun Blue Wings ve Magdays tatbikatları) katıldı.
NATO’nun Brunssum (Hollanda) Müttefik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nın şu anki komutanı General Ingo Gerhartz, Hava Kuvvetleri Müfettişi olarak ilk yurt dışı gezisini 2018 yılında İsrail’e ve bu görevdeki son yurt dışı gezisini 2025 yılında yine İsrail’e yapmıştı.
Bu, Alman Hava Kuvvetleri’nin işbirliğine verdiği büyük önemin bir kanıtı olarak görülüyor.
Alman insansız hava aracı pilotları, 2019 yılından bu yana İsrail’in Tel Nof hava üssünde, Kızıl Baron filosunda eğitim görüyor.
Bu filo adını Birinci Dünya Savaşı’ndaki Alman savaş pilotu Manfred von Richthofen’den (“Kızıl Baron”) alıyor ve 1939 yılından bu yana Alman Hava Kuvvetleri’nin birimleri tarafından kullanılıyor.
Silah alışverişi hız kesmiyor
Almanya-İsrail silah işbirliği, Gazze işgalinin başlamasından bu yana daha da yoğunlaştı.
Örneğin aralık ayında, Dünya atmosferi dışında gelen balistik füzeleri önleme kabiliyetine sahip İsrail Arrow 3 hava savunma sisteminin ilk birimi, Almanya’nın doğusundaki Annaburger Heide’de hizmete girdi.
Orijinal plan, Arrow 3 birimlerini yaklaşık 3,5 milyar ABD doları karşılığında satın almaktı. Aralık ayında, Federal Meclis projenin ek bir uzatmasını onayladı; Arrow 3 üniteleri şimdi 3,1 milyar ABD doları daha satın alınacak ve toplam maliyet 6,5 milyar ABD dolarının üzerine çıkacak.
Satın almaya yönelik eleştiriler, uzmanların Arrow 3’ün şu anda Almanya için en büyük tehditlerden biri olarak görülen Rus hipersonik füzelerini önleyebileceğinden şüphe duymaları nedeniyle dile getirildi. Bu füzeler Dünya atmosferi içinde uçuyor.
Ekim ayında, Alman Silahlı Kuvvetleri, İsrailli IAI Elta şirketinin bir modeline dayanan ve IAI Elta’nın Alman FFG (Flensburger Fahrzeugbau GmbH) şirketi ile işbirliği içinde ürettiği 200 adet TAHR hafif hava aracının teslimatı için bir çerçeve anlaşması imzaladı.
Bu araçların “İsrail Özel Kuvvetleri tarafından kendini kanıtladığı” bildiriliyor ve şimdi Alman özel kuvvetleri tarafından kullanılacak.
“Siber Kubbe” ve AI işbirliği
Doğrudan silah işbirliğinin yanı sıra, Alman hükümeti, sivil-askeri “gri” alanlarda, yani çift kullanımlı alanlarda da işbirliğini genişletiyor.
Bu amaçla, İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, ocak ayının ikinci hafta sonu İsrail’i ziyaret etti ve Başbakan Binyamin Netanyahu ile siber güvenlik gibi alanlarda işbirliğinin yoğunlaştırılmasına ilişkin ortak bir bildiri imzaladı.
Federal İçişleri Bakanlığına göre, bu alandaki işbirliği geçmişte de “mükemmel”di. İsrail, bu konuda NATO ve AB dışında “Almanya’nın en önemli ortağı” olarak nitelendirildi.
Şimdi İsrail, Almanya’ya bir “siber kubbe” kurmasında da yardımcı olacak. Bu, “siber saldırıları tespit etmek, analiz etmek ve bunlara yanıt vermek için yarı otomatik bir sistem.”
Spesifik olarak, amaç “siber saldırılara karşı savunma konusunda uzmanlık ve deneyim alışverişinde bulunmak”, yepyeni “siber savunma teknolojileri”ni ortaklaşa geliştirmek ve “siber alanda araştırmayı” teşvik etmek.
Bu hedef, diğer şeylerin yanı sıra, “ortak bir yapay zeka ve siber inovasyon merkezi kurarak” gerçekleştirilecek.
İsrail, siber saldırılar konusunda değil, aynı zamanda Gazze’de hedef belirleme için kullandığı yapay zeka uygulamaları konusunda da geniş deneyime sahip.
Alman ordu müfettişi İsrail’de: “Türünün ilk örneği” anlaşma
Tüm bunlara şimdi Alman ve İsrail kara kuvvetleri arasında sistematik bir işbirliği de eklendi.
Alman Ordusu Müfettişi Korgeneral Christian Freuding’in geçen hafta sonu İsrail’e yaptığı ziyaret sırasında açıkladığı gibi, her iki taraf da bu konuda “türünün ilk örneği” olan bir anlaşma imzaladı.
Anlaşmaya göre, IDF, Bundeswehr’in kadınları birliklerine entegre etmesine yardımcı olacak.
Bundeswehr’de düzenli olarak şiddet içeren cinsel saldırılar işleniyor ve bu durum kısa süre önce bir başka kamu skandalına neden oldu.
Ayrıca, Bundeswehr, yedek askerlerin entegrasyonu konusunda deneyim alışverişinde bulunmak istiyor. IDF, Gazze için yüz binlerce yedek askeri seferber etmişti.
Fakat anlaşma, özellikle eğitim ve manevralarda daha yakın işbirliğini hedefliyor. IDF, İsrailli askeri yetkililerin Freuding’e Gazze’den aldıkları dersler hakkında bilgi verdiklerini açıkladı.
Ayrıntılar açıklanmadı. IDF, sivilleri insan kalkanı olarak kullanmaktan tıbbi personeli keyfi olarak öldürmeye ve Gazze Şeridi halkını aç bırakmaya kadar uzanan ciddi savaş suçları nedeniyle eleştiriliyor.
Diplomasi
G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.
“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.
Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.
Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.
Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.
Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.
Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.
Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.
On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.
Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.
Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.
Greer şöyle konuştu:
“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”
AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.
Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.
ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.
Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya.
Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.
Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.
Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.
Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.
Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.
Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).
Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor.
Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.
CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.
Diplomasi
Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.
Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.
Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.
İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.
Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.
Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.
Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.
Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.
Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.
Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.
Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.
İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.
17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.
Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.
Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.
Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.
Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.
South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.
14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.
Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.
Diplomasi
NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.
POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.
Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.
Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.
Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.
Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.
Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.
Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.
Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.
NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”
Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.
Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.
Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.
Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:
“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”
NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.
Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.
Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.
Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.
Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.
“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.
Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak












