Bizi Takip Edin

Avrupa

Alman otomotiv sektörünün Çin korkusu büyüyor

Yayınlanma

Alman otomotiv sektörü, Çinli otomobil üreticilerinden gelen rekabet ve Çin pazarının gitgide ısınması nedeniyle zor günlerden geçiyor.

Çin, Almanya’nın otomobil üreticilerinin küresel devlere dönüşmesine katkıda bulunarak onlarca yıl boyunca güçlü satışlar ve milyarlarca kar elde etmelerini sağlamıştı. Şimdi bu durum, Almanlar için en büyük yük haline geldi.

POLITICO’da yer alan analize göre Çin’in kendi otomobil üreticileri, onlarca yıl boyunca gözlemleyip, öğrenip ve yatırım yaparak, artık Volkswagen, BMW ve Mercedes-Benz’den daha ucuz fiyatlarla daha donanımlı elektrikli otomobiller üretiyor.

Bu arada, dünyanın en büyüğü olan Çin’in aşırı ısınan otomobil pazarı bu yıl beşte bir oranında küçüldü ve bu durum, yerli ve yabancı otomobil üreticilerini hayatta kalmak için acımasız bir mücadeleye zorladı.

Alman otomobil üreticilerinin bu ay açıkladığı yarıyıl sonuçlarında, milyarlarca dolarlık zararlar ve Avrupa genelinde işten çıkarmalar ile fabrika kapanışları duyuruları, bu durumun net sonuçlarını ortaya koydu.

Volkswagen Grubu CEO’su Oliver Blume yatırımcılara yaptığı açıklamada, “Ortam, bugün karşı karşıya olduğumuz kadar zorlu hiç olmamıştı. Geleceğe baktığımızda, karşımızda giderek artan riskler var,” dedi.

Sektörün yaşadığı sıkıntılar, Almanya’nın zaten zor durumda olan ekonomisine bir darbe daha vururken, bu sonbaharda yapılacak önemli eyalet seçimleri Şansölye Friedrich Merz’in kırılgan koalisyonu için giderek büyüyen bir siyasi sorun teşkil ediyor.

Alman otomotivinde Çin kaynaklı büyük daralma başladı

Otomotivde yıkılan hayaller

1980’lerden bu yana Çin, Alman otomobil üreticileri için yüksek kârların anahtarıydı.

Devasa ve hızla büyüyen bir pazara erişim karşılığında, otomobil üreticileri Pekin tarafından yerel ortaklarla ortak girişimler kurmaya zorlandı.

On yıllar boyunca bu anlaşma mantıklıydı ve hissedarlara büyük kazançlar sağladı.

Fakat Çinli şirketler, pandemi sonrasında Çin’de hızla yaygınlaşan elektrikli araç teknolojisi konusunda Alman rakiplerini geride bıraktı.

Alman markaları uzun süre Çinli alıcılar arasında prestijliydi ama alıcılar daha iyi teknolojiye ve daha düşük fiyatlara sahip yerel otomobil üreticilerine hızla yöneldi.

Danışmanlık firması Gartner’da otomotiv analisti olarak görev yapan Pedro Pacheco, “Çin’de büyük kayıplar yaşıyorlar ve artık orada toparlanamayabilirler,” dedi.

Sorun sadece Çin’de değil, Almanya’da da kronikleşiyor

Bu sıkıntı, Çin’de değil, Almanya’daki fabrikalarda giderek daha fazla hissediliyor.

BMW, bu hafta 2027 sonuna kadar Almanya genelinde 8.000 kişiyi işten çıkaracağını ve işten çıkarılan çalışanlara tazminat ödemelerinin ekim ayından itibaren başlayacağını duyurdu.

Mercedes-Benz ise çalışanlarından, aynı ücret karşılığında haftalık çalışma saatlerini 35’ten tam 40 saate çıkarmalarını istiyor.

Öte yandan, sektörün amiral gemisi Volkswagen, 100.000 kişiyi işten çıkarmak ve fabrikaları kapatmak için sendikalarla müzakere halinde.

Bu durum, ulusal anketlerde güç kazanan Almanya için Alternatif (AfD) partisine ivme kazandırıyor.

Parti, otomotiv sektöründeki gerilemeyi ve işten çıkarmaları, hükümeti sert bir şekilde eleştirmek için kullanıyor.

AfD eş başkanı Alice Weidel bu hafta, “Volkswagen, Porsche veya Infineon gibi önemli sanayi şirketleri bile kârlarında tarihi düşüşler kaydediyor ve önümüzdeki yıllarda yüz binlerce işten çıkarmayı planlıyor. Bu, iş merkezimizin sanayisizleşmesinin gerçekte ne kadar ilerlediğini gösteriyor,” diye konuştu.

Merz ve koalisyonu, bu sonbaharda AfD’nin Doğu Almanya’daki kalesi olan Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Batı Pomeranya’da yapılacak eyalet seçimlerinde, bu kesintilerin seçmenler nezdinde nasıl yankı bulduğuna dair ilk ipuçlarını elde edecek.

Otomotiv devlerinin Çin açmazı

Çinli araçlar Avrupa pazarını domine etmeye başladı

Otomobil üreticileri Avrupa ve Kuzey Amerika’da iyi performans gösterirken, Çin’deki satışlardaki çöküş bu kârları silip süpürüyor.

Yurt içinde şiddetli rekabet ve kapasite fazlasıyla karşı karşıya kalan Çinli otomobil üreticileri, rekor sayıda araç ihraç ediyor.

Avrupa başlıca hedef pazar: Çin şu anda Avrupa’da, Almanya’nın Çin’de sattığından daha fazla otomobil satıyor.

Ve Avrupalı müşteriler bu araçları memnuniyetle satın alıyor. Otomobil lobi kuruluşu ACEA’nın en son verilerine göre, AB’deki Çin menşeli otomobil satışları bu yılın ilk yarısında yüzde 63 artış göstererek 2025’teki 338.000 adetten 2026’da yaklaşık 549.000 adete yükseldi.

Bu rakam, toplam otomobil satışlarının neredeyse yüzde 10’unu oluşturuyor.

Alman otomobil şirketleri Çin’e benzersiz bir şekilde bağımlı olsa da, Renault gibi Çin’de varlığı olmayan otomobil üreticileri bile Avrupa’da artan Çin otomobil satışlarının etkisini hissediyor.

Avrupalı otomobil analisti Matthias Schmidt, daha iyi teknolojiye sahip ucuz Çin otomobillerindeki artışın Renault ve düşük fiyatlı Dacia modellerini zor durumda bıraktığını söyledi.

Renault, perşembe günü yaptığı açıklamada, Dacia’nın 2026 yılının ilk yarısında satışlarının bir önceki yıla göre yüzde 8 düştüğünü bildirdi.

Avrupalı şirketler, Çinli rakipleriyle işbirliği yapmak zorunda

Avrupa Komisyonu, bir anti-sübvansiyon soruşturmasının ardından Çin menşeli elektrikli araçlara gümrük vergisi uygulayarak yardımcı olmaya çalışıyor ama bu ek maliyetler akını durdurmada pek etkili olamadı.

Gümrük vergileri şarj edilebilir hibrit araçları kapsamıyor ve bu da Çinli otomobil üreticileri için kârlı bir boşluk bırakıyor.

Bu durumdaki değişim, bazı Avrupalı otomobil üreticilerini Çinli şirketlerle işbirliği yapmaya yönlendiriyor.

Fransız-İtalyan-Amerikan markası Stellantis, Çinli Leapmotor ile ortaklık kurdu. ACEA verilerine göre Leapmotor’un satışları 2025 yılının ilk yarısında sadece 7.701 adetten bu yıl 48.261 adete sıçradı.

Volkswagen’in CEO’su Blume, benzer bir strateji izleyeceklerini ima ederek yatırımcılara, otomobil üreticisinin Avrupa müşterileri için Çin’de üretilen bazı modellerini Avrupa’da üretmeye başlayabileceğini söyledi.

Volkswagen’in önemli hissedarlarından biri olan Aşağı Saksonya Eyalet Başbakanı Olaf Lies, bu yaz yaptığı açıklamada, otomobil üreticisinin Çin’in teknolojik ilerlemelerinin dışında kalmasının bir hata olacağını belirtti.

Lies, “Amacımız, teknolojik gelişmeleri birbirinden izole etmek olmamalı,” dedi.

Fakat analist Schmidt, böyle bir hamlenin Alman markasına zarar verme riski taşıdığı konusunda uyarıyor.

Bu araçların özünde VW logolu Çin menşeli araçlar olacağını belirten Schmidt, bunun tüketicileri daha ucuz olan Çin versiyonunu satın almaya yöneltebileceğini ifade etti.

Yeni pazar arayışı hızlandı

Avrupalı otomobil üreticileri, gelişmekte olan pazarlarda büyüme yoluyla kendilerini kurtarmaya da çalışıyor.

Blume, yatırımcılarla yaptığı görüşmede, “Kuzey Amerika, Hindistan ve küresel güney, bizim için yarının büyüme motorları,” dedi.

Ne var ki Çinliler zaten bu pazarlarda yer almış durumda. Güneydoğu Asya ve Latin Amerika genelinde elektrikli araç satışlarında Çinli markalar hakim durumda.

Ağır darbe alan Avrupalı otomobil üreticileri, seri üretim konusundaki uzmanlıklarını sunarak savunma harcamalarındaki artıştan da kâr elde etmeyi umuyor.

Blume, yatırımcılara Volkswagen’in bir savunma şirketiyle “çok ileri aşamadaki görüşmeler” yürüttüğünü söyledi ve “bu yıl içinde bir karar alınmasını” beklediğini ekledi.

Fakat özellikle Almanya’daki bazı işçiler, silah endüstrisiyle ilişkilendirilmekten hâlâ çekiniyor.

Ayrıca Pekin’den misilleme gelme riski de var. Bu ayın başlarında Çin, Alman savunma devi Rheinmetall dahil 14 savunma ve teknoloji şirketine ihracat kısıtlamaları getirdi.

Bu önlemler, Çinli şirketlere uygulanan ihracat kısıtlamalarına misilleme niteliğinde olsa da, savunma sektörüne adım atan otomotiv şirketleri risk altında olabilir.

Pacheco, “Avrupalı otomobil üreticileri çok, çok dikkatli hareket etmeliler çünkü bu sadece hızlı bir kazanç değil. Öyle görünebilir ama o satranç tahtasına bir kez girdiğinizde, satranç oynamayı bilmeniz gerekir,” dedi.

Avrupa

Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.

Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.

Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.

Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.

Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.

Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.

Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.

Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.

Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.

Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.

Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.

Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor

Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.

Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.

Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.

Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.

Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.

Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.

Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Yayınlanma

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.

Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.

Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.

Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.

Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.

Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.

Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor

Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.

Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.

Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.

Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.

İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.

Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.

Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Yayınlanma

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.

25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.

Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.

Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.

Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.

Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.

Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.

Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.

Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.

Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.

Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.

61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.

Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.

Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.

Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.

Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.

Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English