Bizi Takip Edin

Avrupa

Alman otomotivinde Çin kaynaklı büyük daralma başladı

Yayınlanma

Çinli üreticilerin Avrupa pazarındaki hızlı yükselişi, Alman otomotiv devlerini benzeri görülmemiş bir kemer sıkma ve istihdamı azaltma dalgasına sürüklüyor. Financial Times gazetesinin aktardığı verilere göre Volkswagen, Mercedes-Benz ve BMW, maliyetleri düşürmek amacıyla on binlerce çalışanın işine son vermeye ve ek ödemeleri iptal etmeye hazırlanıyor.

Avrupa otomotiv pazarının Çinli markalar tarafından hızlı bir biçimde ele geçirilmesi, Alman otomotiv devlerini maliyetlerini düşürmek amacıyla eşi benzeri görülmemiş bir istihdam kısıntısına gitmeye zorluyor.

Financial Times gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, sektörün öncü üreticileri yapısal önlemleri devreye sokuyor.

Kaynakların aktardığı bilgilere göre Volkswagen, 2030 yılına kadar toplam istihdamının altıda birine tekabül eden yaklaşık 100 bin çalışanın işine son vermeyi planlıyor.

Benzer şekilde Mercedes-Benz, çalışanlarına ödediği yaz ikramiyelerini iptal etme kararı alırken, teşvikli gönüllü işten ayrılma programlarını devreye sokuyor.

Şirket bünyesinde çalışan yaklaşık 5 bin 500 kişinin bu programdan yararlanarak işten ayrıldığı belirtiliyor.

Mercedes-Benz yönetimi ayrıca, 30 yılı aşkın süredir yürürlükte olan haftalık 35 saatlik çalışma süresinin yeniden 40 saate çıkarılması durumunda, üretim hacminin anında yüzde 15 oranında artacağını öngörüyor.

BMW de Çin pazarındaki daralma ve İran ile yaşanan gerilimin yansımalarını gerekçe göstererek kâr beklentilerini aşağı yönlü güncelledi. Şirketin bu doğrultuda yaklaşık 10 bin çalışanını işten çıkarmaya hazırlandığı kaydediliyor.

Haziran ortasından bu yana hisseleri yüzde 13 oranında değer kaybeden BMW’nin ardından yatırımcılar, diğer Avrupalı otomotiv üreticilerinin de benzer şekilde kâr beklentilerini düşürmesini bekliyor.

Financial Times gazetesinin analizine göre, Avrupa’da yeni otomobil satışlarının yıllık bazda yüzde 4 oranında artış kaydettiği mayıs ayında; Volkswagen, Mercedes-Benz, Stellantis ve Renault pazar payı kaybetti.

Buna karşılık, BYD ve Chery başta olmak üzere Çinli otomotiv üreticilerinin Avrupa’daki toplam pazar payı ilk kez yüzde 10 barajını aşmış durumda yer alıyor.

Sektördeki gelişmeleri değerlendiren Kepler Cheuvreux Otomotiv Araştırmaları Bölüm Başkanı Thomas Besson, Avrupalı üreticilerin karşı karşıya kaldığı zorluklara işaret etti.

Besson, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Bugün her Avrupalı oyuncu kaybediyor. Avrupalı otomotiv üreticileri için durum son derece karmaşık; zira Çinli firmalar Avrupa pazarında beklenenden çok daha hızlı bir ilerleme kaydediyor. Avrupalılar Çin pazarında hacim kaybetmeye devam ederken, ABD pazarında da özellikle gümrük tarifeleri nedeniyle oldukça elverişsiz koşullarla karşı karşıya kalıyor.”

Alman ekonomi yayını Manager Magazin de konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde, Volkswagen’in önümüzdeki birkaç yıl içinde dünya genelinde yaklaşık 100 bin çalışanı işten çıkarmayı ve Almanya’daki dört fabrikasında üretimi tamamen durdurmayı planladığını duyurdu.

Avrupa

Finlandiya nükleer silah yasağını kaldırıyor

Yayınlanma

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, ülkede nükleer silahların ithalatını, depolanmasını, üretilmesini ve kullanılmasını yasaklayan yasa maddesinin kaldırılmasını onayladı. Yasal düzenleme, parlamento tarafından kabul edilecek ve 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, ülkede nükleer silahların ithalatını, üretilmesini, depolanmasını ve kullanılmasını engelleyen nükleer enerji kanunundaki yasağın kaldırılmasına yönelik yasal düzenlemeyi onayladı.

Finlandiya Parlamentosunun resmi internet sitesinde yayımlanan belgeye göre, söz konusu yasal değişiklikler 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.

Helsinki yönetiminin savunma ve güvenlik politikalarında yeni bir döneme işaret eden bu adım, daha önce Finlandiya Parlamentosunda yapılan oylamada 61 hayır oyuna karşı 125 kabul oyuyla destek bulmuştu.

Finlandiya Savunma Bakanı Antti Häkkänen, konuya ilişkin değerlendirmesinde bu yasal değişikliğin ülkenin güvenliği için hayati önem taşıdığını belirtti.

Häkkänen, bu adıma rağmen Finlandiya’nın kendi topraklarında kalıcı olarak nükleer silah konuşlandırmak gibi bir planı olmadığını da sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, geçtiğimiz mart ayında yaptığı açıklamada Finlandiya’nın nükleer silahsızlanma konusundaki taahhütlerine bağlı kalmayı sürdürdüğünü ifade etmiş, ancak nükleer silahlar konusunda karar alma hususunda egemenlik hakkını saklı tuttuğunu kaydetmişti.

Finlandiya nükleer silah yasağını kaldıran yasayı kabul etti

Stubb, barış döneminde ülkesinin nükleer silaha ihtiyaç duymadığını da dile getirmişti.

Yasa değişikliği tasarısının gündeme geldiği ilk dönemde Kremlin yönetimi, bu girişimi doğrudan bir karşı karşıya geliş adımı olarak nitelendirmişti.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, konuya dair açıklamasında bu hamleyi konsantre bir cepheleşme ifadesi olarak tanımlamıştı.

Peskov, Finlandiya topraklarında nükleer silah konuşlandırılmasının Kremlin tarafından doğrudan bir tehdit olarak kabul edileceğini ve Moskova’nın buna karşı yanıt önlemleri almak zorunda kalacağını belirtmişti.

Finlandiya Savunma Bakanı Antti Häkkänen ise Helsinki’nin, nükleer silah ithalatını düzenleyen mevzuat değişikliğine karşı Moskova’dan gelebilecek olası tepkilere hazırlıklı olduğunu vurgulayarak “Buna kesinlikle hazırız” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Sırbistan’da cumhurbaşkanlığı sonrası Vučić senaryoları

Yayınlanma

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in görevdeki son günlerini geçirdiğine dair açıklaması, ülkenin siyasi geleceğine yönelik tartışmaları canlandırdı. Analistler, anayasal sınır nedeniyle 2027 yılında görev süresi dolacak olan Vučić’in siyasi emekliliğe ayrılmak yerine yeniden başbakanlık koltuğuna oturabileceğini öngörüyor.

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in siyasi geleceğine dair son açıklamaları, Belgrad ve uluslararası kamuoyunda geniş şekilde tartışılıyor.

Cumhurbaşkanının görevdeki son günlerini ve haftalarını geçirdiğini duyurmasının ardından, Reuters haber ajansının görüştüğü uzmanlar, Vučić’in siyaset sahnesinden çekilmeyeceğini, aksine gücü elinde tutmak için yeni planı devreye sokacağını belirtiyor.

Varşovalı analist Radivoje Grujić konuya ilişkin değerlendirmesinde “Bu kesinlikle Vučić’in sonu değil. Siyasi emekliliğe ayrılacağı anlamına kesinlikle gelmeyen bir planı var, hatta tam tersi” ifadelerini kullandı.

“Yeni rota başbakanlık koltuğu olabilir”

Uzmanların öngörülerine göre cumhurbaşkanlığı makamından ayrılması Vučić’in siyasi nüfuzunu kaybetmesine yol açmayacak. Aksine bu adım, partisi Sırp İlerleme Partisinin (SNS) parlamento seçimlerinde zafer kazanması durumunda, kendisine yeniden başbakanlık yolunu açabilir.

Sırbistan’da yürütme gücünün büyük kısmının başbakanlık makamında toplanması sebebiyle, Vučić’in bu hamleyle resmi yetkilerini fiili gücüyle uyumlu hale getirmeyi amaçladığı kaydediliyor.

Analistler, Vučić’in cumhurbaşkanlığı makamına kendisine sadık bir isim yerleştirerek yönetim mekanizmalarını kontrol altında tutmaya devam edeceğini tahmin ediyor.

Aleksandar Vučić, 27 Nisan 2014 ile 31 Mayıs 2017 tarihleri arasında üst üste iki dönem Sırbistan Başbakanı olarak görev yaptı.

Bu görevin ardından 2017 yılında cumhurbaşkanı seçilen Vučić, 2022’de ikinci kez bu makama getirildi. Sırbistan Anayasası’na göre bir kişi en fazla iki dönem, toplamda 10 yıl cumhurbaşkanlığı yapabiliyor.

Bu çerçevede Vučić’in resmi görev süresi normal şartlarda Mayıs 2027’de sona eriyor.

Sırbistan’da cumhurbaşkanlığı makamı anayasal olarak büyük ölçüde sembolik yetkilere sahip olsa da Vučić, güçlü liderliği ve partisi üzerindeki mutlak hakimiyeti sayesinde ülkenin fiili karar mercii konumunu koruyor.

Siyasi müttefiklerinin de Vučić’in başbakanlık görevine dönmesi fikrini kamuoyu önünde açıkça destekledikleri biliniyor.

“Mirasımı korumak katılım gerektirebilir”

Vučić, Şubat ayında Reuters’a verdiği mülakatta siyasi geleceğine değinirken “Siyasetle daha az ilgilenmeyi ya da hiç ilgilenmemeyi isterdim ancak mirasımı koruma kaygısı belirli ölçüde katılım göstermemi gerektirebilir. Göreceğiz” şeklinde konuşmuştu.

Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz günlerde başkent Belgrad’daki Meclis binası önünde düzenlenen mitingde halka seslenirken cumhurbaşkanlığı döneminin sona erdiğini dile getirdi.

Konuşmasında “Muhtemelen size cumhurbaşkanı olarak son kez sesleniyorum. Bana cumhurbaşkanlığı makamını asla bırakmayacağım söylenmişti, bunlar cumhurbaşkanı olarak son günlerim ve haftalarım” ifadelerini kullandı.

Haziran ayı başında da devlet radyosu Radio Belgrade’a verdiği mülakatta erken seçim takvimini değerlendiren Vučić, görevinden erken istifa edebileceğinin sinyalini vermiş ve bu adımın sürpriz olmayacağını belirtmişti.

Cumhurbaşkanı, kendisinden sonra bu makama gelecek adayı ise “devletin ne olduğunu bilen, sorumlu, eğitimli ve enerjik kişi” olarak tanımlamıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İngiltere’de Kral’ın resmi görev tanımı revize edildi

Yayınlanma

İngiltere’de Krallığın rolüne ilişkin saray tarafından yeni yayınlanan bir tanıma göre, Kral’ın resmi görevi “çok dinli bir ulus içinde inancı korumak.”

“İngiltere Kilisesi’nin Yüce Hükümdarı” olan Kral, Buckingham Sarayı tarafından yeniden düzenlenen görev tanımına göre “inanç için ortam koruyacak.”

Kraliyet ailesinin mali durumuna ilişkin yıllık inceleme raporu olan 2025-26 Sovereign Grant raporunda yayınlanan bu değişiklik, geçen yıl “İngiltere Kilisesi’nin Başı ve İnancın Savunucusu” olarak tanımlanan Kral’ın “Ulusun Başı” rolünün tanımını değiştiriyor.

Bu yılki tanımda daha ayrıntılı bir şekilde şöyle belirtiliyor: “Majesteleri, İngiltere Kilisesi’nin Yüce Hükümdarıdır ve çok dinli bir ulus içinde inanç ortamını korur.”

Taç giyme töreninden önce, Kral’ın Hristiyan atalarının yaptığı gibi “İnanç” yerine çoğul olarak “İnançların Savunucusu” olmayı seçip seçmeyeceği konusunda tartışmalar yaşanmıştı. Sonuçta, Kral Charles geleneksel ifadeyi tercih etmişti.

Fakat hem Galler Prensi olarak hem de şu anda Kral olarak, dinler arası diyaloğu çalışma hayatının temel taşlarından biri haline getirmiş durumda.

Düzenli olarak İbrahimî dinlerden bahseden Charles, Birleşik Krallık’ta ve dünyanın dört bir yanındaki Yahudi, Müslüman, Sih, Ortodoks ve diğer dini topluluklarla temaslarda bulunuyor.

Kraliçe II. Elizabeth’in, dönemine ait Sovereign Grant raporlarında tanımlandığı şekliyle görev tanımı basitti: “İngiltere Kilisesi’nin Yüce Hükümdarı” ve aynı zamanda “Silahlı Kuvvetlerin Başkomutanı.”

Bu yılki değerlendirmede ise Kral, “Silahlı Kuvvetlerimize manevi destek sağlıyor” şeklinde değerlendirildi.

Bu yılki raporda, Kral’ın “hayırseverlik faaliyetleri için bir katalizör” olması, “doğanın bozulmasını” kabul etmesi ve “özellikle ulusal yaşamın önemli anlarında, hem kutlama hem de trajedi dönemlerinde Birleşik Krallık’ın sosyal dokusunu ve uyumunu güçlendirirken gurur, süreklilik ve istikrar duygusunu beslemesi” gibi temel amaçlarına ilişkin ayrıntılı açıklamalar da yer alıyor.

Raporda, “Majesteleri ayrıca, Birleşik Krallık’ın çeşitli bölgeleri ve ulusları genelinde toplulukları ve inanç gruplarını bir araya getirme ve onlarla etkileşim kurma konusunda özel bir role sahiptir,” deniliyor.

Metinde ayrıca, Kral’ın 2024-25 döneminde 12,9 milyon sterlin vergi ödediği ve bu tutarla o yıl ülkedeki en çok vergi ödeyen ilk 100 kişi arasına girdiği görüldü.

Ayrıca, 369 milyon sterlinlik yenileme çalışmaları tamamlandığında Kral ve Kraliçe’nin Buckingham Sarayı’na taşınmayacağı duyuruldu.

Cuma günü yayınlanan bir YouGov anketi, İngiliz halkının yüzde 66’sının bu kararı desteklediğini gösterdi.

Buckingham Sarayı’nın hükümdarın görev tanımını değiştirmesi ilk kez olmuyor.

2022 yılında, II. Elizabeth’in hükümdarlığının sonunda, Sovereign Grant monarşinin rolünü yeniden tanımlayarak, onun “yerine getirmesi gereken” görevleri kaldırmış ve daha fazlasını o dönemki Galler Prensi Charles’a devretmişti.

Kraliçe’nin resmi görevleri, en az on yıldır ilk kez sarayın yıllık raporunda revize edildi; bu revizyonla, daha önce “anayasal gelenek” gereği gerekli görülen parlamento açılış töreni gibi belirli etkinlikler listeden çıkarıldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English